GazeteBilim
Destek Ol
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
Okuyorsun: Eğitim için okula ara vermek
Paylaş
Aa
GazeteBilimGazeteBilim
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
  • Destek Ol
Bizi Takip Edin
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
Copyright © 2023 Gazete Bilim - Bütün Hakları Saklıdır
GazeteBilim > Blog > Eğitim > Eğitim için okula ara vermek
Eğitim

Eğitim için okula ara vermek

Yazar: GazeteBilim Yayın Tarihi: 6 Mart 2024 16 Dakikalık Okuma
Paylaş
öğrenci
Eğitim nedir sorusuna tarihsel bir boyuttan yaklaşmanın ussal olduğu düşüncesindeyim. (Görsel: Pixabay)

Bilim devrimi ile insanlığın bilgi birikimi önceki dönemlere göre patlama yaşadı. Rönesans, Reform vb. ile gelişen insancıl felsefe, eğitimin her insan için bir hak olduğunu tartışmaya başladı.

Dr. Öğr. Üyesi M. Emir Rüzgar
Aksaray Üniversitesi / Eğitim Fakültesi / Eğitim Bilimleri Bölümü
Röportaj: Okan Nurettin Okur

İyi bir rehber olmanın sırrı; çocuğun zihnini, tohumların ekilip hayal gücünün ışığında büyütüldüğü verimli bir tarla gibi görebilmektir der Maria Montessori. Eğitimin giderek araçsallaştırıldığı; kamusal yararın, bireyin öznelliğinin ve varoluş zemininin yok edildiği günümüz dünyasında okullar nitelikli insanlar yetiştirme misyonunu ne kadar yerine getirebiliyor? Öyle ki Bernard Shaw sistem eleştirisini hepimizin bildiği ”Eğitimime, okul yüzünden uzunca bir süre ara vermek zorunda kaldım” sözüyle zihinlerimize kazıyor. Bugün eğitimin ne olduğunu ya da ne olmadığını Sayın Dr. Öğr. Üyesi M. Emir Rüzgar’ın bakış açısından görmeye çalışacağız ve bu seri birkaç röportajla devam edecek. Öncelikle kendisine bu yoğun takviminde bize zaman ayırdığı için çok teşekkür ediyoruz. Ayrıca söylemem gerekir ki öğrencileri tarafından çok sevilen başarılı bir akademisyen olması da bu röportajın ne kadar doğru bir kişiyle yapıldığını doğrular nitelikte.

Öncelikle biraz eğitim felsefesi yapalım istiyorum. Eğitim Antik Yunan’dan bugüne sürekli tartışılagelen felsefi bir konu. Sizce eğitim nedir?

Öncelikle röportaj teklifiniz için çok teşekkür ederim. Tüm GazeteBilim okuyucularına sevgi ve saygılarımı iletiyorum.

Eğitim nedir sorusu hem eğitim bilimi uzmanları için hem de eğitimin toplumsal etki boyutunu dikkate alınca genel kamuoyu için oldukça önemli ve dikkate alınması gereken, isabetli bir soru. Ancak özellikle de eğitim bilim uzmanları için bir o kadar da zorlayıcı. Nedeni şu: Fizik, evreni ve doğayı açıklayarak hakikatin doğası hakkında daha net bir tasvir yapmayı sağlar. Kimya sayesinde madde ve özelliklerini inceleyerek yine hakikatin doğasına sürekli bir şekilde yaklaşmayı umarız. Fakat bir fizikçinin fiziğin ne olduğuna, bir kimyacının da kimyanın ne olduğuna dair çok ayrıntılı incelemelere girdiği pek de vakıa değildir sanıyorum. Söz konusu eğitim olunca durum pek de fizik, kimya vb.inde olduğu gibi değil. Eğitim de dâhil sosyal bilimlerdeki her bir kavramın o kavram hakkında biraz kafa yormuş insan sayısı kadar kavramlaştırılışı vardır dersem abartmış olmam herhalde. Demem o ki bir kavramı ele alırken ona hangi boyutlardan yaklaştığınız ve içini nasıl mantıklı bir şekilde doldurduğunuz çok ama çok önemli. Tam da bu nedenle eğitim nedir sorusuna tarihsel bir boyuttan yaklaşmanın ussal olduğu düşüncesindeyim.

Evet, katılıyorum. Antik Yunan’da örneğin Homeros metinleri eğitimde neredeyse ana kaynaktı. Anlatılan destanlardaki kahramanlar üzerinden ”arete” yani erdem eğitimi veriliyor, bu erdeme sahip olan bireyin içinde yaşadığı kentin bir parçası olabileceği, bunun da ideal olan devlete giden yolda önemli bir adım olduğu düşünülüyordu. Benzer örnekler Roma’dan, Mezopotamya medeniyetlerinden de verilebilir. Her birinin günümüz eğitim anlayışıyla son derece farklılık göstermesi eğitimin tarihsel, toplumsal, kültürel yönüne işaret ediyor. 

Eğitim, dediğiniz gibi aslında insanlık tarihi kadar eski bir kavram. Avcı-toplayıcı toplumlara baktığımızda yaşamda kalabilmek için besin bulabilme ve avlanabilme, küçük topluluklara katılan yeni bireylerin deneyimlilerin yardımı ve yönlendirmesiyle edinmesi gereken en temel becerilerden. O dönemde eğitimin daha yaşamsal ve işlevsel karakteristiği var. Yerleşik yaşama geçilip uygarlıkların oluşumuyla eğitimin yönetsel ve askeri konumlarda bulunacak kişilere gereksinim duyacakları bilgi ve beceriyi kazandırma işlevinin ortaya çıktığını görüyoruz. Aynı zamanda çok tanrılı dinlerden tek tanrılı dinlere geçiş ve sonrasında dünya yaşamını düzenlemek ve bireylere ölümden sonraki yaşamda sonsuz mükafat kazandırmak amacıyla dinler tarafından eğitim üzerinde özenle durulduğunu da söylemek mümkün. Aydınlanma devrimi ile birlikte platformunuz GazeteBilim’inde mottosu olduğu üzere insanlık Kant’ın ‘Aklını kullanmaya cesaret et’ öğüdüyle tanrı-merkezli bir yaşam anlayışından insan-merkezli bir yaşam anlayışına dönüyor. Bu durumun eğitimi etkilemediğini savlamak pek de olası değil.

yerleşik yaşam
Yerleşik yaşama geçilip uygarlıkların oluşumuyla eğitimin yönetsel ve askeri konumlarda bulunacak kişilere gereksinim duyacakları bilgi ve beceriyi kazandırma işlevinin ortaya çıktığını görüyoruz. (Görsel: Pinterest)

Özellikle o dönemde Jean-Jacques Rousseau’nun ”en iyi ve en önemli kitabım” dediği ”Émile ya da Eğitim Üzerine” kitabı çok önemli bence. Rousseau’nun çocuklarının hiçbiriyle ilgilenmeyip çocuk eğitimi üzerine kitap yazması da başka bir tartışma konusu. Kitapta insanın iyi olarak doğduğunu, bu yüzden doğa üzerinden bir eğitim vurgusu vardır sürekli. Goethe’nin dediği gibi, “Voltaire nasıl bir dünyanın sonuysa, Rousseau da bir dünyanın başlangıcıdır.” Fakat elbette ki tarihsel süreç bunun saf bir iyimserlikten öte bir şey olmadığını göstermiştir. Peki o dönemdeki gelişmelerin bugüne önemli etkileri olmuş mudur?

Bugün eğitimin bir çalışma ve uzmanlık alanı olarak ele alınmasında Aydınlanma ile birlikte Kıta Avrupa’sında gerçekleşen sosyal gelişmelerin devasa bir etkisi olmuştur elbette. Rönesans, Reform, Bilim Devrimi, Fransız Devrimi, Sanayi Devrimi, bir bilim dalı olarak psikolojinin doğuşu bugünkü anladığımız anlamıyla eğitimin ve okulların ortaya çıkmasına öncülük etmiştir. Şöyle ki: Eğitim az önce değindiğim gibi insanlık tarihi kadar eski, okullar da insanın yeryüzündeki serüveninin deneyimli şahitlerinden biri olmakla birlikte geçmiş dönemlerde eğitim dar bir kitlenin ulaşabildiği bir şeydi. Yalnızca soylular, din adamı olacak kişiler ve soylu unvanı yahut yeter miktarda zenginliği olmayan insanların çocuklarından üst düzey yetenek ve başarı gösterenler eğitime ulaşabiliyordu. Ancak bilim devrimi ile insanlığın bilgi birikimi önceki dönemlere göre patlama yaşadı. Rönesans, Reform vb. ile gelişen insancıl felsefe, eğitimin her insan için bir hak olduğunu tartışmaya başladı.

Geçmiş dönemlerde eğitim dar bir kitlenin ulaşabildiği bir şeydi. Yalnızca soylular, din adamı olacak kişiler ve soylu unvanı yahut yeter miktarda zenginliği olmayan insanların çocuklarından üst düzey yetenek ve başarı gösterenler eğitime ulaşabiliyordu.

Fransız Devrimi sonrasında eğitimin üniter yapıdaki bir devlet için ulus yaratma aracı olduğu görüldü. Sanayi Devrimi ile o tarihe kadar evde kalıp çocuklara bakması beklenen kadınlar işgücüne katılmaya başladı ki böylece kadınlar işteyken çocuklara kimin göz kulak olacağı sorunu belirdi. Benzer şekilde Sanayi Devrimi ile yeni yeni kurulan devasa fabrikalara insanların daha önce görmedikleri üretim araç-gereçleri yerleştirildi. Sanayi Devrimi ile gelen üretim tarzı iyi hoş ama okuma ve yazma bilmeyen, temel düzeyde hesaplama yapamayan yeni oluşan işgücü bu makineleri nasıl kullanacaktı? Bu nedenle fabrikalarda çalışacak işçilere temel düzeyde okuma, yazma ve aritmetik (İngilizce’de bu üç alana 3Rs diyorlar: Reading, WRiting, ARithmetic) öğretilmesi gerekiyordu. (Günümüzde hâlâ okullarda sıraların tıpkı bir fabrikanın üretim bantlarında olduğu gibi yan yana ve arka arkaya sıralanması bir tesadüf olmasa gerek). Tüm bu saydığım nedenler ve hatta fazlasının etkileşimiyle bugünkü anladığımız şekliyle örgün eğitim kurumları olan okullar Almanya’da (bu durumun ilk Almanya’da ortaya çıkmasında Luther ve Protestanlığın etkisi vardır) ve diğer Kıta Avrupası ülkelerinde kurulmaya başlandı.

sanayi devrimi
Sanayi Devrimi ile o tarihe kadar evde kalıp çocuklara bakması beklenen kadınlar işgücüne katılmaya başladı ki böylece kadınlar işteyken çocuklara kimin göz kulak olacağı sorunu belirdi. (Görsel: Pixabay)

Modern üniversitenin kurucusu kabul edebileceğimiz Wilhelm von Humboldt’un eğitim reformu çok önemlidir bu noktada. Antik Yunan-Roma klasik metinleri üzerinden hümanist bir eğitimi savunur. ”Bildung” yani kendini gerçekleştirme kavramı bağlamında şekillendirilen bir müfredatı vardır ve Avrupa’ya özellikle Almanya’ya son derece önemli katkılar sağlamış bir reformdur. Sizin ”Okullar Ne Öğretmeli: Liberalizm, Marksizm ve Varoluşçuluktan Yanıtlar” adlı bir bildiriniz var. Okulun misyonu tam olarak nedir?

Eğitimin insanları istenen biçime sokmaktaki etkisini gören yönetim mekanizmaları, insancıl felsefenin de etkisiyle bu okullarda verilen eğitimi hem tüm yurttaşlar için zorunlu hale getirdi hem de finansmanını üzerine aldı. Eğitimin kalkınma ve ilerleme üzerindeki olumlu etkisi görülmeye başlandıkça zorunlu eğitim veren okullar dünyanın farklı coğrafyalarına yayıldı. Gördüğümüz üzere zorunlu eğitim verilen örgün okullar, insanlık tarihini düşününce belki ergenlik döneminde bile değildir. Ben zaten zorunlu eğitim veren okulları tam da bu nedenle insanlığın en genç ve kapsamlı deneylerinden biri olarak görüyorum.

Zorunlu eğitim veren örgün eğitim kurumlarının kuruluşunun ardından günümüze kadar okullar hep bir toplumun yaşamda kalma ve gelişme aracı olarak görülmüştür. Her toplumun ulaşmak istediği sosyal, kültürel, ekonomik vb. amaçları vardır. Toplumlar bu amaçlara erişmek için her şeyden yetişmiş insan gücüne gereksinim duyar. İşte okullar da tam olarak bu noktada devreye girer. Toplumun finanse ettiği okullar, toplumun ön gördüğü türde bireyler yetiştirme misyonunu yerine getirir. Az önce değindiğim gibi genç bir deney olarak gördüğüm eğitim ve verildiği okullar, tam da toplumun ve yönetim kademesindekilerin ön gördüğü şekilde insan yetiştirme misyonu nedeniyle büyük eleştirilere maruz kalmıştır, kalmaya da devam ediyor.

Toplumun finanse ettiği okullar, toplumun ön gördüğü türde bireyler yetiştirme misyonunu yerine getirir.

Eğitime yönelik bu eleştirel bakış açısına göre eğitim esasen bir aşılama (endoktrinasyon), beyin yıkama sürecidir. Tek derdi akşama yeşil fasulye değil de patates kızartması yedikten sonra şekerler ile ziyafet çekmek olan, ardından da bilgisayar oyunlarına dalmak isteyen çocukları okullar aracılığıyla bizim istediğimiz şekilde düşünme ve karar vermeye yönlendiriyoruz. Ankara Üniversitesi’nden çok sevdiğim bir hocamın bir arkadaşının yaşadığı, hocanın da sürekli anlattığı bir anısı vardı. Hocanın arkadaşı okula başlamadan önce bir gün kızına “Kızım gök yüzü ne renk” diye sormuş. Kız çocuğu da yanıtında “Gündüzü mü soruyorsun, geceyi mi” demiş. Hocanın arkadaşı aynı soruyu çocuk ilkokula başladıktan bir süre sonra tekrar sormuş. Kız çocuğu yanıtı bu kadar belirgin bir soruyu bana neden soruyorsun der gibi bir edayla “Tabii ki mavi” demiş. Birçok düşünüre göre okullar aracılığıyla verilen eğitim, aynı şekilde düşünen, hareket eden ve düzene uyan bireyler yetiştirmenin baskıcı aracıdır.

çocuk, yazma
Tek derdi akşama yeşil fasulye değil de patates kızartması yedikten sonra şekerler ile ziyafet çekmek olan, ardından da bilgisayar oyunlarına dalmak isteyen çocukları okullar aracılığıyla bizim istediğimiz şekilde düşünme ve karar vermeye yönlendiriyoruz. (Görsel: Pixabay)

Ben bu eleştirel bakış açısına katılmıyorum. Tüm eksiklik, hata ve yanlışlarına karşın genel halk kitlelerine sunulan bilimsel, laik ve demokratik eğitimi savunuyor, diğer insanlarca da savunulmasını arzu ediyorum. Aziz Sancar Bey, Nobel Bilim Ödülü aldıktan sonra başarısını Cumhuriyet’in kurduğu okullardan aldığı eğitime bağlamıştı. Yani bu okullar olmasaydı Aziz Bey köyünde kalacak, Nobel ödülü bir yana Fiziğin ne işe yaradığını bile bilemeyecekti. Köyde kalmak ve köy işleri yapmakta hiçbir abes yok. Ancak onu bile yaparken belirli bir düzeyde kültüre ve bilgiye gerek var. Eğitim tam da bu nedenle gerekli. Aziz Bey kadar başarılı olmasam da ben de benzer bir süreçten geçtim. Memleketim Elazığ’da ilkokul ve ortaokulu bitirdikten sonra bir meslek lisesinden mezun oldum. İki yıl sınava çalıştıktan sonra ODTÜ’de lisans eğitim alma fırsatı buldum, ardından Cumhuriyet’in ilk üniversitesi olan Ankara Üniversitesinde yüksek lisans eğitimi gördüm ve devletin verdiği bir bursla ABD’de doktora yapabildim. Saydığım okulların hepsinde bittabi yanlış da vardı, hata da. Ancak eğer ben bu okullara devam etmemiş olsaydım büyük olasılıkla sanayide bir dükkanı olan babamın yerini almış, torna ve tesviye işi yapıyor olurdum. Hatta belki de şu anda bulunduğum halden daha mutlu ve finansal olarak da daha rahat bir konumda olurdum. Lakin o halde, siz bu röportajı benimle yapıyor olmazdınız. Bugüne kadar yaşamımda okumakta en çok zorlandığım ama bittikten sonra da en fazla keyif aldığım, gerçek edebiyat nedir sorusuna işte budur diye yanıt verebileceğim kitap, Marcel Proust’un Kayıp Zamanın İzinde kitabıdır. Ben ODTÜ’de öğrenci olana kadar düzenli okuma alışkanlığı olan birisi değildim. ODTÜ’de hazırlık öğrencisi iken 15.30’da dersten çıktıktan sonra yurttaki odama geçer, kendimi okumaya zorlardım. O dönemde başladığım okuma alışkanlığı sayesinde okuya okuya Kayıp Zamanın İzinde’yi kendi çapımda analiz edebilir hale geldim. Bana bu ufku katan aldığım yükseköğretim ve bu yükseköğretimi veren okuldu. Yeterli olduğunu düşünmediğimden ve hiçbir zaman da düşünmeyeceğimden sürekli bir şeyler okuyarak, öğrenerek ve yazarak oluşturduğum ve geliştireceğim entelektüel düzeye bu okulların bana açtığı ufuk sayesinde ulaşabildim. Okulların misyonu tam da bu olmalı.

Tüm eksiklik, hata ve yanlışlarına karşın genel halk kitlelerine sunulan bilimsel, laik ve demokratik eğitimi savunuyor, diğer insanlarca da savunulmasını arzu ediyorum.

Eğitim nedir sorusuna başta değindiğim gibi pek çok pencereden yaklaşılabilir. Bunlar arasında bana en mantıklı gelen Rousseau başta olmak üzere birçok düşünürün savunduğu unfoldment (açığa çıkma-çıkarma?) kuramı. Her bireyin içinde gizli bir evren var. Her bireyin kendine özgü bir potansiyeli var. Eğitimin temel amacı, bu gizil potansiyelin filizlenmesini ve kocaman bir ağaca dönüşmesini sağlayacak bir ortamı bireye sağlayabilmek olmalı. Ancak bu durumda çorak topraklar oksijeni bol ormanlara dönüşebilir. Okullar, düzenli okuma alışkanlığı bile olmayan bireylerin Kayıp Zamanın İzinde’nin değerini bilebilecek düzeye ulaşmasına uygun bir ortam olmalı; bireylere bilgi ve beceri ile birlikte bir dünya görüşü ve vizyon katmalı.

eğitim çocuklar
Her bireyin içinde gizli bir evren var. Her bireyin kendine özgü bir potansiyeli var. Eğitimin temel amacı, bu gizil potansiyelin filizlenmesini ve kocaman bir ağaca dönüşmesini sağlayacak bir ortamı bireye sağlayabilmek olmalı. (Görsel: Pixabay)

İtiraf etmem gerekir ki az önce değindiğim bakış açısı oldukça idealist. Zaten eğitim de esasen bir idealdir bence. Adaletin ne olduğuna yönelik bir açıklamada adaletin ulaşılabilecek bir varlık değil, bir ideal olduğu vurgulanır. Adalete ulaşılamaz ama ona olabildiğince yaklaşılmaya çalışılır. Eğitim de bir idealdir. Daha iyi bir dünyada, daha iyi insanlarla barışla ve huzurla yaşayabilmek için eğitime gereksinimimiz var. Tam eğitimli bir topluma hiçbir yerde ve hiçbir zaman ulaşamayacağız belki ama ona varmaya çalışma idealist olduğu kadar yüce ve gerekli.

Bu keyifli sohbet için çok teşekkür ederim. Bir sonraki söyleşide görüşmek üzere, hoşçakalın.

Ben teşekkür ederim. Hoşçakalın.

Dr. Öğr. Üyesi M. Emir Rüzgar lisans eğitimini ODTÜ Eğitim Fakültesi, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümünde, yüksek lisansını Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Eğitimde Program Geliştirme bölümünde, doktorasını ise University of Illinois at Urbana-Champaign’da tamamlamış olup halen Aksaray Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümünde doktor öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.

Etiketler: çocuk, eğitim, eğitim felsefesi, eğitim tarihi, felsefe, fransız devrimi, öğrenci, sanayi devrimi, tarih, uygarlık
GazeteBilim 6 Mart 2024
Bu Yazıyı Paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp E-Posta Linki Kopyala Yazdır
Önceki Yazı horoz Aşk oyunlarının sürükleyici evrimsel tarihi üzerine bir yazı dizisi!
Sonraki Yazı Jo Willett BBC yapımcısı Jo Willett: “Erkek yazarlara karşı aptal numarası yaptım”

Popüler Yazılarımız

krematoryum fırını

Türkiye’de ölü yakma (kremasyon): Hukuken var, fiilen yok

BilimEtik
23 Kasım 2023
cehalet
Felsefe

“Cehalet mutluluktur” inancı üzerine

Eşitleştiren, özgürleştiren, mutlu kılan, bilgi midir yoksa cehalet mi? Mutlu kılan, cehalet mutluluktur sözünde ifade edildiği gibi, bilgisizlik ve cehalet…

12 Ağustos 2023
deontolojik etik
Felsefe

Deontolojik etik nedir?

Bir deontolog için hırsızlık her zaman kötü olabilir nitekim çalma eyleminin özünde bu eylemi (daima) kötü yapan bir şey vardır.

15 Ağustos 2024
Güzel şeyler, özgür seçim süreçlerinin en çirkin şekillerde baskı altına alınmasına rağmen varlığını sürdürmeyi dişiler sayesinde başarır.(Görsel: The Belkin)
Flörtöz Hayvanlar

Ördekler, penisleri ve Amerikan ekonomisi

Yanık türkülerin yeşil başlı gövel ördeklerinden esinlenilen romantizm yalnızca bizim hayallerimizde var; gerçek dünyada bu türlerin aşk hayatları çok daha…

5 Kasım 2024

ÖNERİLEN YAZILAR

Okullarda ve toplumda şiddet dalga dalga yayılıyor: Çeyrek yüzyıllık politikaların ve mevcut eğitim modelinin kaçınılmaz sonucu

Rekabet savaş demektir. Bu durumda okullarımızın baştan sona şiddet sahneleri ile dolmasına şaşmalı mıyız?

Felsefe
16 Nisan 2026

Matematik bazı çocuklar için neden daha zordur?

MR taramaları, matematiksel öğrenme güçlüğü çeken çocukların beyin aktivite modellerinin farklı olduğunu ortaya koyuyor. Çeviren: Binali Furkan Alper GazeteBilim Yazı…

Matematik
7 Mart 2026

Erken yaşta telefon sahibi olmanın riskleri

Yapılan yeni bir çalışma, erken yaşta telefon sahibi olmanın sağlık problemleriyle bağlantılı olduğunu öne sürüyor.

Sağlık
5 Mart 2026

Üniversitelerin 3 yıla düşürülmesi projesine eleştiriler sürüyor

Konuyu bilimsel araştırma, eğitimin niteliği ve üniversitelerin demokratik işleyişi bakımından akademisyenlere sormaya devam ediyoruz. Prof. Dr. Hüseyin Özel ve Prof.…

Eğitim
19 Ocak 2026
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım İzinleri
  • İletişim
  • Reklam İçin İletişim

Takip Edin: 

GazeteBilim

E-Posta: gazetebilim@gmail.com

Copyright © 2023 GazeteBilim

  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk

Removed from reading list

Undo
Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?