GazeteBilim
Destek Ol
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
Okuyorsun: Siperin ardı komplo: Çanakkale Muharebeleri sırasında muhalefet
Paylaş
Aa
GazeteBilimGazeteBilim
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
  • Destek Ol
Bizi Takip Edin
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
Copyright © 2023 Gazete Bilim - Bütün Hakları Saklıdır
GazeteBilim > Blog > Tarih > Siperin ardı komplo: Çanakkale Muharebeleri sırasında muhalefet
Tarih

Siperin ardı komplo: Çanakkale Muharebeleri sırasında muhalefet

Yazar: GazeteBilim Yayın Tarihi: 18 Mart 2025 17 Dakikalık Okuma
Paylaş
Türk askeri
Çanakkale siperlerindeki Mehmetçik...

Türkler Çanakkale Savaşı’nda yalnız düşmanla değil İttihat ve Terakki muhaliflerinin komplolarıyla da uğraşmak zorunda kalmışlardı.

İçindekiler
Sömürgecilik yarışı: Dünya hızla savaşa gidiyorTürkiye savaşa nasıl ve neden girdi?Batı dünyası kendinden emin: Hedef İstanbulKaleyi içten çökertmek isteyenler‘Askeri gezinti’ ve ihtilal beklentisiPrens Sabahattin’in ‘barış’ şartları

Uğurcan Yardımoğlu
İnkılap Tarihçisi

110 yıl önce, 18 Mart 1915’te, Çanakkale Boğazı’nı geçmeyi hedefleyen İtilaf Kuvvetleri donanması ağır bir yenilgiye uğrayarak geri çekilmek zorunda kaldı. Türk tarihine Çanakkale Zaferi olarak geçen muharebeler; I. Dünya Savaşı’nın kara, deniz ve hava kuvvetlerinin birlikte kullanıldığı ve Türk ordusunun üstün başarı sağladığı kritik bir dönüm noktası oldu. Çanakkale ve İstanbul boğazlarını ele geçirerek stratejik ikmal yollarını kontrol altına almak isteyen Birleşik Filo, ilk saldırılarını şubat ayında başlattı. Boğaz çevresindeki Türk savunma hatlarının bombalanmasının ardından İngiliz ve Fransız savaş gemileri bir kez daha Boğaz’ı geçmeye çalıştı. Ancak, Nusret mayın gemisinin Karanlık Liman bölgesine döşediği mayınlar, deniz harekâtının seyrini tamamen değiştirdi.

18 Mart 1915 sabahında Boğaz’a girerek Osmanlı tabyalarını bombardımana tutan İngiliz ve Fransız donanması, kıyıdaki Türk mevzilerinden açılan yoğun topçu ateşi ve mayınların etkisiyle büyük kayıplar verdi. İtilaf devletlerine ait Bouvet, Océan ve Irrésistible zırhlıları ile iki muhrip ve yedi mayın tarama gemisi sulara gömüldü. Gaulois ve Inflexible gibi yedi zırhlı savaş gemisi de ağır hasar alarak savaş dışı kaldı. Deniz harekâtının başarısız olmasıyla, İtilaf Devletleri Çanakkale Boğazı’nı geçmenin yalnızca deniz yoluyla mümkün olamayacağını anlayarak kara çıkarması yapmaya karar verdi. General Hamilton’un komutasındaki Avustralya ve Yeni Zelanda askerlerinden oluşan birlikler Arıburnu’na, İngiliz ve Fransız kuvvetleri ise Seddülbahir’e çıkartma yaptı. Osmanlı başkomutanlığı ise Çanakkale’deki birliklerini güçlendirmek amacıyla Beşinci Ordu’yu oluşturdu ve başına Mareşal Liman von Sanders’i getirdi. Bu kritik süreçte Yarbay Mustafa Kemal de cephede önemli görevler üstlendi ve müttefiklerin kara harekatını başarısızlığa uğrattı.

Cemal, Talat ve Enver Paşalar
İttihat ve Terakki’nin liderleri Cemal Paşa, Talat Paşa ve Enver Paşa… (Soldan sağa)

Türkler Çanakkale Savaşı’nda yalnız düşmanla değil İttihat ve Terakki muhaliflerinin komplolarıyla da uğraşmak zorunda kalmışlardı. Yakın bir zamanda kaybettiğimiz tarihçi Prof. Dr. Feroz Ahmad, “Jön Türkler, Osmanlı İmparatorluğu’nu Kurtarma Mücadelesi 1914-1918” adlı eserinde Çanakkale Savaşı öncesinde ve esnasında yurt dışından İttihat ve Terakki aleyhine kurulan komplolara geniş yer ayırır.

Sömürgecilik yarışı: Dünya hızla savaşa gidiyor

Dünya, 20. yüzyıla Büyük Savaş’la girdi. Bir önceki yüzyılda gelişen sömürgecilik yarışı kapitalizmin emperyalizm aşamasına geçişiyle birlikte doruk noktasına ulaşmıştı. Kanlı bir paylaşım kavgasının çanları çalıyordu. İngiltere bugünkü deyişle dönemin süper gücüydü. Deniz aşırı sömürgeleri nedeniyle İngiltere, ‘üzerinde güneş batmayan imparatorluk’ olarak anılıyordu. Sömürge yarışında onu Fransa takip ediyordu. Uzakdoğuda sanayileşmesini tamamlamış, aç gözlü Japonya, askerî gücünü artırıyordu. Rusya ise tarihi yayılmacılığını sürdürmenin yollarını arıyordu.

Sömürgecilik yarışına geç katılan Almanya ve İtalya ise ham madde ve pazar arayışına girişti. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun gözü Balkanlar’da, Balkanlar’ın genç devletlerinin gözüyse birbirlerinin topraklarındaydı.

Sömürgecilik yarışına geç katılan Almanya ve İtalya ise ham madde ve pazar arayışına girişti.

19.yüzyılın başında Rus Çarı tarafından ‘Hasta Adam’ olarak adlandırılan Osmanlı Devleti ise geçmiş görkemli günlerin çok uzağında sürekli toprak kaybeden ve Büyük Güçlerin ekonomik boyunduruğu altına girmiş bir yarı-sömürge konumundaydı. Türkiye’nin modernleşme öyküsü hem bir dirilme mücadelesiydi hem de yabancıların ülkeye daha fazla kement atmasının tarihiydi.

Yeni yüzyıl, Büyük Güçlerin aralarında anlaşmasıyla başladı. İngiltere, Fransa ve Rusya İtilaf Devletleri’ni oluştururken, Almanya, İtalya ve Avusturya-Macaristan İttifak Devlerleri’ni oluşturuyordu. 28 Temmuz 1914’te bir Sırp milliyetçisinin silahından çıkan kurşunlar Avusturya-Macaristan veliahdını öldürünce büyük güçler arasındaki gerilim hızla bir dünya savaşına dönüştü.

Türkiye savaşa nasıl ve neden girdi?

Türkiye bu savaşa bir ittifak arayışıyla dahil oldu. Türkiye’nin hızla savaşa girmesi için neden yoktu çünkü sömürge yarışı içerisinde değildi. Ancak 1908’de devrim yaparak yönetim biçimini değiştiren ve hızla modernleşmeye çalışan Türkiye’nin bağımsızlığa ve toprak bütünlüğünü korumaya ihtiyacı vardı. Bunun için büyük güçler arasından bir gruba dahil olmak sadece Türkiye’yi yönetenler açısından değil genel olarak yurtsever aydın çevreler arasında bir zorunluluk olarak görülüyordu. Önce İngiltere ve Fransa’ya başvuruldu, ancak bunlar Türkiye’ye toprak bütünlüğü garantisi vermiyor, ittifakına almıyor ve sadece ‘tarafsız kalın’ tavsiyesinde bulunuyordu. O hengamede Türkiye, tarihsel düşmanı Rusya’ya bile ittifak için başvurdu ancak sonuç alamadı.[1]

Ancak, Almanya’ya yapılan başvuru sonuç verdi. Alman İmparatoru Kayzer II. Wilhelm kendileri açısından Türkiye’nin önemini kavramıştı.[2] Savaşın geniş bir coğrafyaya yayılmasıyla Almanya’nın Avrupa cephelerinde rahatlayacağını düşünerek ittifaka yeşil ışık yaktı. Türk-Alman İttifakı 2 Ağustos 1914’te Sadrazam Sait Halim Paşa ile Almanya’nın İstanbul nezdindeki büyükelçisi Wangenheim arasında imzalandı. Türkiye seferberlik ilan etti, silahlı tarafsızlık pozisyonunu koruyacağını ilan etti ancak bu uzun sürmedi. İngiltere’ye sipariş edilen, parası ödenen ve yapımı tamamlanan Sultan Osman ve Reşadiye savaş gemilerinin Londra tarafından Türkiye’ye teslim edilmemesi üzerine Almanya Goben ve Breslau adlı iki savaş gemisini İstanbul’a gönderdi. Bu gemiler satın alınarak Türk donanmasına katıldı. Bu gemilerin de dahil olduğu Türk Donanması, Karadeniz’e açılarak 28 Ekim 1914’te Rus limanlarını topa tutunca Türkiye kendisini savaşın içinde buldu.

Türkiye için savaş, Kanal ve Sarıkamış harekatlarıyla başladı. Süveyş Kanalı’na taarruzun amacı Mısır’ı İngiliz işgalinden kurtarmak, Sarıkamış’taki hedef ise Rusları yenerek kırk yıldır işgal altında olan toprakları kurtarmaktı. İki harekat da başarısız oldu.

türkiye
Türkiye için savaş, Kanal ve Sarıkamış harekatlarıyla başladı. Süveyş Kanalı’na taarruzun amacı Mısır’ı İngiliz işgalinden kurtarmak, Sarıkamış’taki hedef ise Rusları yenerek kırk yıldır işgal altında olan toprakları kurtarmaktı.

Rusya, Sarıkamış Harekatı başarısız olmasına rağmen Kafkasya’daki baskının azaltılması için İngiltere ve Fransa’dan Çanakkale’ye yönelik bir operasyon düzenlenmesini istemişti.[3]Mısır’ı hedef alan Türk taarruzları da İngilizleri endişelendirmişti. Çanakkale Boğazı’nı geçerek İstanbul’u işgal etme hedefiyle bir harekat düzenlenmesi fikri böyle doğdu. Aslında Türk hükümeti Süveyş Kanalı’na yönelik harekatın başarısız olmasının ve Sarıkamış hezimetinin ardından İngilizlerle ayrı bir barış için temas aramıştı. Türklerin barış arayışına, Boğazların savaş boyunca İngiltere ve müttefiklerine açık olması talebiyle yanıt veren İngilizler buna son anda İstanbul’un işgali şartını da eklemişti. Ayrıca bu şart gayriresmi Türk temsilcilerine sunulduğu anda müttefik donanma Çanakkale Boğazını bombalamaya da başlamıştı. Türkiye’nin kabul edemeyeceği bu teklif boğazların açılması için başlatılan harekata da hız verdi.

Batı dünyası kendinden emin: Hedef İstanbul

Şubat 1915 itibariyle müttefik güçler Çanakkale Boğazı’nı geçmeye yönelik harekâtı başlattı. Buna göre Boğaz’daki mayınlar temizlenecek ve her iki kıyıda bulunan tabyalar susturulacaktı. Batı dünyası, müttefiklerin Çanakkale Boğazı’nı birkaç hafta içerisinde geçerek İstanbul’a ulaşacağından o kadar emindi ki, Chicago piyasasında buğday fiyatları Rus tahılının Boğazlardan tekrar geçeceği beklentisiyle düşmüştü.[4]

Batı dünyası, müttefiklerin Çanakkale Boğazı’nı birkaç hafta içerisinde geçerek İstanbul’a ulaşacağından o kadar emindi ki, Chicago piyasasında buğday fiyatları Rus tahılının Boğazlardan tekrar geçeceği beklentisiyle düşmüştü.

İngiltere ve Fransa Ruslardan Sivastopol’deki filolarını harekete geçirip İstanbul Boğazı’nın Karadeniz girişine getirmeleri için hazırlanmalarını istemiş, Grandük Nikola ise verdiği karşılıkta İtilaf Devletleri Marmara Denizi’ne girer girmez Rusya’nın Karadeniz donanmasıyla ve 47 bin kişiyi aşkın bir orduyla İstanbul’a saldıracağını bildirmişti.[5] İstanbul gerçek bir ateş çemberi içerisindeydi. Ancak ateş yalnızca İtilaf Devletleri’nin askerî saldırılarından ibaret değildi. İttihat ve Terakki’ye muhalif isimler İngilizlerle birlikte Türk hükümetine karşı çeşitli tertipler hazırlıyordu.

Kaleyi içten çökertmek isteyenler

İngilizlerin bel bağladığı muhalifler Mahmut Şevket Paşa suikastının ardından Türkiye’den kaçmışlardı. Bunlar, 1908 Devrimi’nden bu yana cemiyete muhalefet eden isimlerdi. İttihat Terakki’ye karşı muhalefetin 1902’deki Jön Türk Kongresi’ne dek uzanan kökleri vardı. O kongrede Prens Sabahattin liderliğindeki kanat, II. Abdülhamit’i devirmek için yabancı müdahalesinin şart olduğunu öne sürmüş ve sultanın devrilmesinin ardından da Türkiye’yi yabancıların desteğiyle ve adem-i merkeziyetçi şekilde yönetmek istemişti. Ancak Ahmet Rıza Bey liderliğindeki İttihat ve Terakki kanadı yabancı müdahalesini reddetmiş ve merkeziyetçi bir yönetim biçimini savunmuştu. İttihat ve Terakki sonuna kadar bu çizgide kalacak ve 1908 Devrimi bu doğrultuda yapılacaktır. Devrimden sonra da İttihat ve Terakki’nin bağımsızlıkçı ve merkeziyetçi politikasını desteklemeyen muhalifler daha çok İngiltere yanlısı bir siyasi hattın temsilcileri haline gelmişti. İTC’ye karşı giriştikleri komploların ardında da İngilizler vardır.[6] 31 Mart 1909 karşı devriminde önemli rol oynamışlar, ama başarısız olmuşlardı. Karşı devrim İTC tarafından bastırılmıştı ancak 1912’de İTC’nin elinden iktidarı zorla almayı başarmışlardı. Ocak 1913’te Bab-ı Ali Baskını ile İTC, iktidarı geri almıştı.[7] İktidarı kaybetmelerinin ardından 1913’te İTC destekli Sadrazam Mahmut Şevket Paşa’ya suikast düzenlemiş ancak iktidara gelmek için kurdukları komployu başaramayınca yukarıda da ifade edildiği gibi yurt dışına kaçmışlardı.

Devrimden sonra da İttihat ve Terakki’nin bağımsızlıkçı ve merkeziyetçi politikasını desteklemeyen muhalifler daha çok İngiltere yanlısı bir siyasi hattın temsilcileri haline gelmişti.

Prens Sabahattin ve Mehmed Şerif Paşa Paris’e gitmiş, Kamil Paşa ve Miralay Sadık Kahire’de İngiliz koruması altındaydı. Temmuz 1914’te bir İngiliz raporuna göre Miralay Sadık, Mısır’dan gizlice ayrılıp Şerif Paşa’yla gizli bir toplantıya katılmak üzere Paris’e gitmişti. Paris yolundayken Atina’ya uğrayan Miralay Sadık, Yunanistan ile Osmanlı Devleti arasında bir savaş çıkması halinde İttihat ve Terakki Cemiyeti’ni devirmek amacıyla Yunan hükümetiyle bir tertip yapmaya çalıştı.[8] Miralay Sadık, Rus Çarı’ndan İTC’yi devirmek için yardım isteyecek kadar ileri gitmişti.

Muhaliflerin yurt dışından yürüttüğü İttihat ve Terakki karşıtı girişimleri Türkiye savaşa girdiğinde de son bulmadı. Prens Sabahattin liderliğindeki Hürriyet ve İtilafçılar, İttihatçıları devirmek için İtilaf Devletleri’ne açıkça başvurdular.[9] Faroz Ahmad, Sarıkamış faciasından sonra ve Çanakkale Muharebeleri başlamadan önce hükümeti devirmeye yönelik biri girişim yapılmış olabileceğini belirtir.[10] Bu iddiayı New York Times’ın Ocak ve Şubat 1915 tarihlerindeki bazı haberlerine ve Tanin gazetesinin mayıs ayında yayınladığı bir yazı dizisine dayandırır. Olayları kesin olarak tespit etmenin zor olduğunun altını çizen Ahmad, Tanin’den aktararak ünlü muhalif Miralay Sadık Bey’in girişimlerini anlatır. Miralay Sadık Bey, Ermeni komitacılarla iş birliği halinde İngiltere Savaş Bakanı Lord Kitchener ile görüşür. Kitchener, 20.000 lira karşılığında Talat Bey’in öldürülmesini talep eder. Komplocular İstanbul’da bir isimden de İhtilal Komitesi kurmasını ister. Bu doğrultuda Kahire’den İstanbul’a Ermeni Hınçak örgütü mensubu 4 fedai gönderilir. Bu sırada Prens Sabahattin’in çevresinden Şerif Paşa Atina’ya gelir ve komplonun başarılı olmasını bekler. Ancak Şerif Paşa’nın diktirdiği Sadrazam üniforması elinde kalacaktır çünkü bu komplo da başarısız olacaktı.

Sabahaddin
Prens Sabahaddin

İngilizler yine de muhaliflerin bu girişimlerinden umutludur, İngiliz donanması Marmara Denizi’nde görününce İstanbul’da darbe olmasını bekledikleri istihbarat raporlarını yansımıştır. İttihatçılar da savaşın yenilgiyle sonuçlanmasının ihtilale neden olabileceğini biliyordu. Ancak müttefikler 18 Mart’ta yenilgiye uğradı. 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’yle müttefiklerin donanmayla boğazı geçme girişimi sonuçsuz bırakıldıktan sonra Türk hükümeti İtilaf Devletleri’yle ayrı bir barış yapmak için yine girişimde bulundu ancak İngilizler bunu reddetti. Çünkü İstanbul’da hala İttihatçı karşıtı bir harekete güveniyorlardı.[11] Churchill, Rum ve Ermenilere ve İttihatçı karşıtı Müslüman bir hareketin iktidarı ele geçirebileceğine inanıyordu.

‘Askeri gezinti’ ve ihtilal beklentisi

25 Nisan’da başlayan kara çıkarmalarında asker taşıyan gemilerin üzerinde ‘İstanbul’a ve Haremlere’ yazıyordu. Lord Kitchener bu hareketin ‘askeri bir gezinti’ olacağını öne sürüyordu. İstanbul’da da gerginlik had safhadaydı ve hükümetin Anadolu’ya taşınmasına yönelik hazırlıklar yapılmıştı. İngilizler kendilerinden emindi ve İngiliz Donanması Çanakkale Boğazı’nı geçince İstanbul’da ‘ihtilal’ çıkacağı umudunu beslemeye devam ediyorlardı.

Ancak müttefiklerin kara çıkarması Türk direnişi tarafından boşa çıkarılmış ve Çanakkale’deki çatışmalar siper savaşlarına dönüşmüştü. İngilizler bir sonraki saldırılarını 6 Ağustos’ta başlatacaktı. Bu saldırının sinyalleri veriliyordu. Türk ordusu da müttefiklerin yeniden taarruza geçeceğini tahmin ediyordu.

İngilizler kendilerinden emindi ve İngiliz Donanması Çanakkale Boğazı’nı geçince İstanbul’da ‘ihtilal’ çıkacağı umudunu beslemeye devam ediyorlardı.

Churchill’in 5 Haziran tarihli konuşması bu taarruzun kesinlikle gerçekleşeceğini ortaya koymuştu. Churchill bu konuşmasında “Çanakkale Boğazı’ndan ve Gelibolu Yarımadası’ndaki yamaçlardan, muzaffer bir barışa giden en kısa yollardan bazıları geçiyor.” demişti. Ruslar bu girişime o kadar güveniyordu ki İngiltere’den kömür siparişi vermişlerdi. Kömürün boğazlardan geçerek geleceğine inanıyorlardı.[12]

Prens Sabahattin’in ‘barış’ şartları

Tam bu sırada Prens Sabahaddin grubu yeni bir darbe planı yapıyordu. Prens Sabahattin haziran ayında Martin Sykes ile yaptığı görüşmede partisinin Cemiyet’in ve Almanların yaptıklarıyla büyük sıkıntılar yaşadığını, liderlerinin bir çoğunun hapiste olduğunu, partiye bağlı 29 subayın öldürüldüğünü ve kendisini ilk fırsatta öldürmek üzere İstanbul’dan Atina’ya adamlar yollandığını ileri sürüyordu.[13]

Sykes, konuşmayı gizli bir raporunda şöyle aktarıyor:

“Ne var ki partisinin İzmir garnizonunda güçlü olduğuna, İstanbul’da pek çok taraftarı bulunduğuna ve halk kitleleri arasında tutulduğuna inanıyordu, buna karşılık Gelibolu’da subaylar veya erler arasında kendi davasına taraftar kimse olmadığını kabul ediyordu. Ayrıca Suriye’deki Araplarla yahut Zeytun veya Doğu Anadolu’daki Ermenilerle de hiçbir iletişiminin bulunmadığını belirtiyordu. Kendisinin umudu İtilaf Devletlerinden yardım almak, İzmir’de askeri bir ihtilal çıkartmak, bu ihtilali İstanbul’a kadar yayıp mevcut hükümeti devirerek söz konusu devletlerle ayrı bir barış yapmak. Prense göre, payitahtta ihtilal olursa, Çanakkale’deki Osmanlı-Alman direnişi çöker. Böyle bir gelişme yaşanması halinde Ekselanslarının zihnindeki barış şartları şunlar:

“1. Lübnan Fransa’ya, lrak İngiltere’ ye bırakılacak.

2. İstanbul Boğazı tarafsız hale getirilecek.

3, İstanbul Türklerin elinde kalacak.

4. İmparatorluğun dört bir tarafında yerel özerkliğin ve adem-i merkeziyetin tesisi dahil geniş çaplı reformların hayata geçirilmesi, bölgeler planının milli hedeflerle uyumlu olması…

Eğer İstanbul Osmanlılara bırakılırsa, Ekselansları Gelibolu’nun itilaf Devletlerine verilmesinin, yukarıda belirtilen barış şartlarına ilave edilebileceğini söyledi.”

Türk ordusu Gelibolu’yu İtilaf güçlerine karşı cansiperane savunurken, Prens Sabahattin masa başında burayı müttefiklere ikram ediyordu. Ancak Türk Ordusu, muhtemelen Prens Sabahattin’in de umutlarını bağladığı müttefik taarruzunu 6-7 Ağustos 1915’te boşa çıkardı. Bundan sonra müttefikler Çanakkale seferinin başarısız olduğunu kabul etmeye başlayacak ve Aralık 1915-Ocak 1916 tarihlerinde de yarımadayı boşaltacaklardı. Hürriyet ve İtilafçıların da 30 Ekim 1918’de Türkiye’nin Mondros Mütarekesi’ni imzalayarak savaştan çekilmesini beklemesi gerekiyordu. Mütareke döneminde ülkeye geri dönüp, Mustafa Kemal liderliğinde başlayan Milli Mücadele’ye cephe alacak ve Prens Sabahattin’in Sykes’a söylediklerini bir program halinde ve Sultan Vahdettin ve Damat Ferit Paşa liderliğinde savunacaklardı.


[1] Türkiye’nin I. Dünya Savaşı sırasındaki ittifak arayışları için bknz. Altay Cengizer, Adil Hafızanın Işığında Birinci Dünya Savaşı’na Giden Yol ve Osmanlı İmparatorluğu’nun Sonu, Doğan Kitap, 2014, 732s.

[2] Sina Akşin, Kısa Türkiye Tarihi, s.109

[3] Sina Akşin, Kısa Türkiye Tarihi, s.119

[4] Faroz Ahmad, Jön Türkler İmparatorluğu Kurtarma Mücadelesi 1914-1918, Çev: Tansel Demirel, İstanbul, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2021, s. 115

[5] Ahmad, Jön Türkler…s.116

[6] Doğan Avcıoğlu, 31 Martta Yabancı Parmağı, Ankara, Bilgi Yayınevi, Birinci Basım, Temmuz 1969, 91s.

[7] Tevfik Çavdar, İttihat ve Terakki, İletişim Yayınları, İstanbul, 1991, ss.57-65

[8] Ahmad, Jön Türkler…, s.118

[9] Ahmad, Jön Türkler, s.118

[10] a.g.e, s.118

[11] a.g.e. s.117-118

[12] a.g.e, s.127

[13] Ahmad, Jön Türkler.. s.127

Etiketler: çanakkale, çanakkale muharebeleri, çanakkale zaferi, ittihat ve terakki, mustafa kemal paşa, prens sabahaddin
GazeteBilim 18 Mart 2025
Bu Yazıyı Paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp E-Posta Linki Kopyala Yazdır
Önceki Yazı Burawoy: “Sosyologlar Filistin hakkında neden ve nasıl konuşmalı?”
Sonraki Yazı Uyku ve rüyalar

Popüler Yazılarımız

krematoryum fırını

Türkiye’de ölü yakma (kremasyon): Hukuken var, fiilen yok

BilimEtik
23 Kasım 2023
cehalet
Felsefe

“Cehalet mutluluktur” inancı üzerine

Eşitleştiren, özgürleştiren, mutlu kılan, bilgi midir yoksa cehalet mi? Mutlu kılan, cehalet mutluluktur sözünde ifade edildiği gibi, bilgisizlik ve cehalet…

12 Ağustos 2023
deontolojik etik
Felsefe

Deontolojik etik nedir?

Bir deontolog için hırsızlık her zaman kötü olabilir nitekim çalma eyleminin özünde bu eylemi (daima) kötü yapan bir şey vardır.

15 Ağustos 2024
Güzel şeyler, özgür seçim süreçlerinin en çirkin şekillerde baskı altına alınmasına rağmen varlığını sürdürmeyi dişiler sayesinde başarır.(Görsel: The Belkin)
Flörtöz Hayvanlar

Ördekler, penisleri ve Amerikan ekonomisi

Yanık türkülerin yeşil başlı gövel ördeklerinden esinlenilen romantizm yalnızca bizim hayallerimizde var; gerçek dünyada bu türlerin aşk hayatları çok daha…

5 Kasım 2024

ÖNERİLEN YAZILAR

Tümevarım-tümdengelim ve bilimde gerikalmışlık sorunu

Tümevarım Yöntemi’ne geçişteki gecikme, modernleşmenin “özgün bir bilimsel üretim” safhasına geçmesini engellemiş ve süreci daha çok bir “takip ve adaptasyon”…

Bilim Tarihi
20 Nisan 2026

Bilim tarihi araştırmalarında yapay zekâ kullanımı[1]

Büyük veri kümeleriyle uğraşan, literatür taraması yapan veya eski metinleri deşifre etmeye çalışan tarihçiler için YZ şu alanlarda devrim niteliğinde…

Bilim Tarihi
15 Nisan 2026

Antik Yunan ve Romalı doktorlara göre sağlıklı yaşlanmanın yolları

Antik Yunan ve Romalıların ellerinde mikroskoplar veya genetik testler yoktu. Ancak doğayı muazzam bir keskinlikle gözlemlediler.

TarihTıp
19 Mart 2026

Antik Persler modern dünyayı nasıl şekillendirdi?

Batı merkezli tarih anlayışı, Pers İmparatorluğu'nu genellikle Yunan kaynaklarına dayanarak "barbar ve yozlaşmış" bir düşman olarak tasvir etmiştir.

Tarih
13 Ocak 2026
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım İzinleri
  • İletişim
  • Reklam İçin İletişim

Takip Edin: 

GazeteBilim

E-Posta: gazetebilim@gmail.com

Copyright © 2023 GazeteBilim

  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk

Removed from reading list

Undo
Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?