GazeteBilim
Destek Ol
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
Okuyorsun: Öğretmen Akademileri: Kime, ne lazım ya da neme lazım?
Paylaş
Aa
GazeteBilimGazeteBilim
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
  • Destek Ol
Bizi Takip Edin
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
Copyright © 2023 Gazete Bilim - Bütün Hakları Saklıdır
GazeteBilim > Blog > Eğitim > Öğretmen Akademileri: Kime, ne lazım ya da neme lazım?
Eğitim

Öğretmen Akademileri: Kime, ne lazım ya da neme lazım?

Yazar: GazeteBilim Yayın Tarihi: 25 Mart 2025 8 Dakikalık Okuma
Paylaş


Türkiye’de öğretmen yetiştirme işi üniversitelere bağlı olan eğitim fakültelerinin sorumluluğunda. Peki, eğitim fakülteleri varken neden öğretmen akademileri kuruluyor yahut öğretmen akademileri öğretmen yetiştirecekse eğitim fakültelerinin var olması için geçerli bir neden var mı? Yani öğretmen akademileri kime, ne lazım?

Doç. Dr. M. Emir Rüzgar

Dört postulat ile başlayacağım.

1) Günümüzde ülkelerin gelişmişlik düzeyi doğrudan doğruya eğitim sistemlerinin başarısıyla ilişkilidir. Ulusların sosyal, kültürel, ekonomik, teknolojik vb. alanlardaki ilerlemesi okullarında öğrencilerine kazandırabildikleri bilgi ve beceri sayesinde olur. İçinde yaşadığımız Ortadoğu coğrafyası, eğitimin bu gelişmişliği sağlayamaması durumunda yaşanabileceklerin (bir homo sapiens gibi değil de tek hücreli canlı gibi yalnızca hayatta kalma, beslenme ve çoğalma için yaşama) bariz örnekleriyle doludur.

2) Eğitim sistemlerinin gücünü ve etkisini belirleyen birçok maddi ve manevi öge-etken vardır. Örneğin, okulların fiziksel koşulları, derslerde kullanılan materyaller, sistemin mali yeterliliği, eğitime toplumdaki bakış ve biçilen rol vb. Ancak zannımca eğitim sisteminin başarısının etkileyen en önemli ögeler, insan ögelerdir: öğrenci, öğretmen, yönetici, veli vb.

Öğrenci ögesi ne kadar asli öge olsa da sistem öğrenciye yetisine göre muamelede bulunamaz. Eğitim, kendi yetenekleri ve kapasitesi doğrultusunda herkesin eğitilebilir olduğu kabulüyle başlar. Ayrıca eğitim en temel insan haklarından biridir. Bu nedenlerle sistem, hiçbir öğrenciye sırtını dönemez; farklı türlerde olsa da verilecek eğitim ile herkesin daha iyi hale getirebileceğine inanmak zorundadır. Yöneticiler, sistemin sağlıklı işleyişi açısından önem teşkil ederler, ancak günlük bazda ve sınıflar gibi mikro düzeyde eğitim pratiğini gerçekleştirmezler. Veli ile sistem arasındaki sıkı ve etkili iş birliği olmazsa olmazdır, ama yine, her gün öğrencileriyle yüz yüze onların gizil potansiyelini kinetiğe çevirerek daha iyiye olma çabası veren öğretmendir. Şu halde sistemi oluşturan insan ögeleri arasında öğretmenlere ayrı bir parantez açmamız ve hatta baş role koymamız gerekir. Özetle, eğitim sisteminin başarısı, sistemin öğretmenlerinin yeterliliğiyle ve niteliğiyle doğrudan ve yüksek düzeyde ilişkilidir. Eğitime dair birkaç satır bir şeyler olmuş olan herkesin bildiği ütopikliğine karşın bataklıklardan beyaz zambaklar ülkelerini oluşturacak olanlar öğretmenlerdir. Gerçekten de eğitim ile ilgili görgül araştırmaların net bir şekilde belirlediği üzere ülkelerin eğitim sistemlerinin başarısı, öğretmenlerinin niteliği ile eştir. Eğitim ile ilgili Türkiye özelinde yapılan görgül araştırmaların gösterdiği üzere ise Türkiye’deki eğitim sisteminin en temel sorunu, öğretmen niteliğidir. Bu tespit görgül verilerle desteklenen şahsi kanaatimdir.

Ortadoğu coğrafyası, eğitimin bu gelişmişliği sağlayamaması durumunda yaşanabileceklerin (bir homo sapiens gibi değil de tek hücreli canlı gibi yalnızca hayatta kalma, beslenme ve çoğalma için yaşama) bariz örnekleriyle doludur.


3) Toplumsal bilinci oluşturan şeylerden biri de toplumsal bellektir. İnsanlar gibi toplumlarda bir belleğe sahip olmalıdır. Nasıl ki küçük yaşlarından itibaren bir çocuk, aynı şeylere yapıp farklı sonuçlar elde etmeyi beklememeyi öğreniyorsa toplumlar da aynısını yapabilmelidir. Çocuk, er ya da geç, sakız çiğnerken karnının doymasını beklememeyi öğrenecektir.

4) Eğitim işi esasen bir planlama işidir. Hem makro düzeyde hem de mikro düzeyde planlama olmadan ne eğitim sistemleri ne de sınıflarında öğretmenler başarılı olabilir. Kısıtlı kaynaklarla yüksek verim alınmaya çalışılan eğitim kurumlarında gerekli planlamalar yapılmazsa hem zaman hem de kaynak boşa gider. Hep aynı şeyler yapılıp farklı sonuçlar elde etmek beklenir.

Öğretmen akademileri, Türkiye’de öğretmenlerin daha nitelikli bir şekilde yetişmesini sağlamak amacıyla kurulan kurumlardır. Bu minvalde postulat I ve II açısından öğretmen akademileri ilk bakışta hem yararlı hem de gereklidir. Gelgelelim yararlılık ve gereklilik durumu, postulat III ve IV ile tamamen değişiyor çünkü sormamız gereken temel bir soru var: Türkiye’de öğretmen yetiştirme işi üniversitelere bağlı olan eğitim fakültelerinin sorumluluğunda. Peki, eğitim fakülteleri varken neden öğretmen akademileri kuruluyor yahut öğretmen akademileri öğretmen yetiştirecekse eğitim fakültelerinin var olması için geçerli bir neden var mı? Yani öğretmen akademileri kime, ne lazım?

Peki, eğitim fakülteleri varken neden öğretmen akademileri kuruluyor yahut öğretmen akademileri öğretmen yetiştirecekse eğitim fakültelerinin var olması için geçerli bir neden var mı? Yani öğretmen akademileri kime, ne lazım?

Türkiye’de öğretmen yetiştirmenin bir buçuk asrı geçkin bir tarihi vardır. Nitekim 1848 yılında dönemin rüşdiyelerine erkek öğretmen yetiştirmek amacıyla kurulan Darülmuallimin modern öğretmen yetiştirmenin Türk topraklarındaki miladı sayılır. O dönemden bugünlere birçok farklı sistem ve yaklaşımı denemiş bulunuyoruz.

Dârülmuallimîn binası

Eğitim ile ilgili araştırma yapmak ve öğretmen yetiştirmek amacıyla var olan eğitim fakültelerinin resmi var oluş tarihi aslında 1982 yılı. Peki, bu tarihten önce öğretmen nasıl yetişiyordu acaba? Tam da şu anda öğretmen akademileriyle yapılmaya çalışıldığı üzere öğretmenleri, Milli Eğitim Bakanlığı kendisine bağlı kurumlar aracılığıyla yetiştiriyordu. Bu sistemin etkili olmadığı veya sorunlara neden olduğu görülünce üniversiteler bünyesinde eğitim fakülteleri kuruldu, MEB’e bağlı öğretmen yetiştiren kurumlar kapatıldı ve öğretmen yetiştirme işi eğitim fakültelerine (üniversitelere) devredildi. Postulat III’e göre toplumsal belleği olan bir toplumun sorması gerekmez mi? Ne oldu da daha önce denediğimiz ve vazgeçtiğimiz bir yola geri dönüyoruz? O günkü koşullardan bugüne değişen koşullar nelerdir? Neden böylesi bir dönüşüme gereksinim duyuyoruz? 1982’de kendi ellerimizle kapattığımız kurumları şimdi neden tekrar açmaya çalışıyoruz?

O günkü koşullardan bugüne değişen koşullar nelerdir? Neden böylesi bir dönüşüme gereksinim duyuyoruz? 1982’de kendi ellerimizle kapattığımız kurumları şimdi neden tekrar açmaya çalışıyoruz?

Türkiye’de 2005-06 akademik yılında eğitim fakültesi sayısı 69 idi. Günümüzde ise mevcut eğitim fakültesi sayısı 100’e yakın. Yani son 20 yılda eğitim fakültelerinin sayısı %40’a yakın artmış. Eğitim fakültelerinde ortalama 200 bin öğrenci öğretmenlik eğitimi alıyor. Tüm bunların üstüne bir de halihazırda mezun olmuş ama atanmamış 600 bin civarında öğretmeni ekleyelim. Postulat IV’e göre sormak gerekmez mi? Öğretmen akademisi diye bir kurum açıp öğretmen yetiştirme işini eğitim fakültelerinden alacaksaydık eğer, neden yakın geçmişte eğitim fakültelerinin sayısını bu kadar arttırdık? Neden eğitim fakültelerinin kontenjanlarından sürekli artırıma gittik? Bütüncül ve iyi düzenlenmiş bir planı olan bir yapı, kapatacağı kurumlara bu kadar yatırım yapar mı? Öğretmen yetiştirme işi belirli bölümler dışında eğitim fakültelerinden alınıp öğretmen akademilerine verilecekse eğitim fakültelerine yapılan yatırım ve ayrılan kaynaklar boşa gitmiş olmayacak mı?

Postulat III ve IV’e yönelik incelemem net bir şekilde işaret ediyor ki öğretmen akademileri rasyonel bir şekilde düşünülmüş ve planlanmış çözüm önerileri olmak yerine reaksiyoner ve bireysel olarak alınmış kararlarla var edilmeye çalışılan kurumlar. Nitekim akademilerle ilgili yakın geçmişte yapılan bir toplantıya katılan meslektaşlarımdan duyduğuma göre toplantıda sordukları soruların %90’ının yanıtlarını toplantıyı düzenleyen MEB’in kendisi de bilmiyor. Yani öğretmen akademileri var olması gerektiği için doğal olarak var olan kurumlar değil, MEB’deki mevcut yöneticilerin bireysel olarak tutundukları bir öneriyle var etmeye çalıştıkları bir zorlama.

Köküne kibrit suyu dökülmeye çalışılan eğitim fakültesindeki eğitim uzmanları neden bu işle ilgili seslerini çıkarmıyorlar peki?

1848’den bu yana öğretmen yetiştirme ile ilgili hiçbir şey öğrenemedik mi? Görünen o ki öğrenememişiz çünkü hep aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar elde etmeyi beklemeye devam ediyoruz (Einstein’ın konuyla ilişkili sözünü anımsayınız). Son bir soru: Köküne kibrit suyu dökülmeye çalışılan eğitim fakültesindeki eğitim uzmanları neden bu işle ilgili seslerini çıkarmıyorlar peki? Hepsi öğretmen akademilerinin Türkiye’deki öğretmen niteliğini arttıracağını mı düşünüyor acaba?

–Öğretmen akademileri mi?
–Neme Lazım!

Etiketler: eğitim fakülteleri, öğretmen akademileri
GazeteBilim 25 Mart 2025
Bu Yazıyı Paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp E-Posta Linki Kopyala Yazdır
Önceki Yazı Isınan dünya ve eriyen beyin!
Sonraki Yazı CRISPR Down sendromu için yeni bir umut sunuyor!

Popüler Yazılarımız

krematoryum fırını

Türkiye’de ölü yakma (kremasyon): Hukuken var, fiilen yok

BilimEtik
23 Kasım 2023
cehalet
Felsefe

“Cehalet mutluluktur” inancı üzerine

Eşitleştiren, özgürleştiren, mutlu kılan, bilgi midir yoksa cehalet mi? Mutlu kılan, cehalet mutluluktur sözünde ifade edildiği gibi, bilgisizlik ve cehalet…

12 Ağustos 2023
deontolojik etik
Felsefe

Deontolojik etik nedir?

Bir deontolog için hırsızlık her zaman kötü olabilir nitekim çalma eyleminin özünde bu eylemi (daima) kötü yapan bir şey vardır.

15 Ağustos 2024
Güzel şeyler, özgür seçim süreçlerinin en çirkin şekillerde baskı altına alınmasına rağmen varlığını sürdürmeyi dişiler sayesinde başarır.(Görsel: The Belkin)
Flörtöz Hayvanlar

Ördekler, penisleri ve Amerikan ekonomisi

Yanık türkülerin yeşil başlı gövel ördeklerinden esinlenilen romantizm yalnızca bizim hayallerimizde var; gerçek dünyada bu türlerin aşk hayatları çok daha…

5 Kasım 2024

ÖNERİLEN YAZILAR

Üniversitelerin 3 yıla düşürülmesi projesine eleştiriler sürüyor

Konuyu bilimsel araştırma, eğitimin niteliği ve üniversitelerin demokratik işleyişi bakımından akademisyenlere sormaya devam ediyoruz. Prof. Dr. Hüseyin Özel ve Prof.…

Eğitim
19 Ocak 2026

Akademisyenler “3 sömestr” hakkında konuştu

YÖK'ün lisans eğitiminin 3 yıla indirilmesine dair kararı köklü bir değişiklik anlamına geliyor. Konuyu bilimsel araştırma, eğitimin niteliği ve üniversitelerin…

Eğitim
16 Ocak 2026

ABD hükümetinin öğrencilerin ruh sağlığı üzerindeki tehditi

ABD’de gençler arasında anksiyete, depresyon, intihar düşünceleri gibi sorunlar artarken, bu sorunları önlemek ve desteklemek üzere geliştirilen okul temelli ruh…

EğitimHaber
10 Haziran 2025

Avrupa’nın en iyisi: Estonya’nın eğitim sistemi

2022 yılında yapılan PISA sınavları sonucunda, Estonyalı öğrenciler Avrupalı diğer öğrencileri geçerek Avrupa'nın en iyi eğitim sistemine sahip olduklarını gösterdiler.

EğitimHaber
30 Mayıs 2025
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım İzinleri
  • İletişim
  • Reklam İçin İletişim

Takip Edin: 

GazeteBilim

E-Posta: gazetebilim@gmail.com

Copyright © 2023 GazeteBilim

  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk

Removed from reading list

Undo
Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?