GazeteBilim
Destek Ol
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
Okuyorsun: Muammer Sencer: Unutulmuş bir aydın
Paylaş
Aa
GazeteBilimGazeteBilim
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
  • Destek Ol
Bizi Takip Edin
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
Copyright © 2023 Gazete Bilim - Bütün Hakları Saklıdır
GazeteBilim > Blog > Tarih > Bilim Tarihi > Muammer Sencer: Unutulmuş bir aydın
Bilim Tarihi

Muammer Sencer: Unutulmuş bir aydın

Yazar: Remzi Demir Yayın Tarihi: 19 Nisan 2024 11 Dakikalık Okuma
Paylaş

Sencer, geniş bir bilimsel bilgi birikimine ve özgün bir yaklaşım tarzına sahiptir. Bu yüzden, bugüne değin ayrıntılı bir biçimde incelenmemiş ve Türk Düşünce Tarihi’ndeki yerinin belirlenmemiş olması çok ilginçtir.

İçindekiler
TeliflerTercümeler

1960’lı ve 1970’li yılların önde gelen aydınlarından biri de, [bazen meşhur iktisatçılarımızdan ve sosyologlarımızdan Muzaffer Sencer ile karıştırılan][1] Muammer Sencer’dir. Yaşamöyküsü hakkında şimdilik herhangi bir malumata ulaşamadık;[2] ancak telif ve tercüme eserlerinden anlaşıldığı kadarıyla, iktisat, sosyoloji, tarih, felsefe ve psikanaliz alanlarında kendisini yetiştirmiş ve döneminin önde gelen siyasî-sosyal sorunları üzerindeki tartışmalara aktif olarak katılmıştır.

Araştırdığı konular arasında başta gelenleri, Allah’ın varlığı sorunu, İslâm Felsefesi, Bilim Tarihi, Osmanlılar Dönemi’nde Din-Devlet İlişkileri (Laiklik) ve Asya Tipi Üretim Tarzı (ATÜT) ile alakalı olanlardır. Bu konular hakkındaki eserleri incelendiğinde görülmektedir ki Sencer, geniş bir bilimsel bilgi birikimine ve özgün bir yaklaşım tarzına sahiptir. Bu yüzden, bugüne değin ayrıntılı bir biçimde incelenmemiş ve Türk Düşünce Tarihi’ndeki yerinin belirlenmemiş olması çok ilginçtir.

Tespit edebildiğimiz çalışmaları şunlardır:

Telifler

Allah Neden Var, İstanbul 1970.[3]

Bilimsel Kaynak ve Belgelerle Toprak Ağalığının Kökenleri, İstanbul 1971.

Sosyolojik Açıdan İslam Felsefesi Tarihi, İstanbul 1974.[4]

Osmanlılarda Din ve Devlet, İstanbul 1974.

Bilim Tarihinde Dönüm Noktaları, İstanbul 1998.

Mehmet Ali Yalçın, Ezo Suden Gül ve Muammer Sencer, Hitler’in Türk Dostları: İkinci Dünya Savaşı’ndaki Gizli Belgeler ve Yazışmalar, İstanbul 2006.

Tercümeler

Bertolt Brecht, Cesaret Ana ve Çocukları, Çevirenler: İsmet Sait Damgacı ve Muammer Sencer, İstanbul 1967.

Paul Dupont, İkinci Dünya Savaşı’nın Gizli Belgeleri, Çevirenler: Muammer Sencer ve Mehmet Ali Yalçın, İstanbul 1968.

Bertrand Russell, Batı Felsefesi Tarihi, 3 Cilt, İstanbul 1969-1970.

Theodor Nöldeke ve Friedrich Schwally, Kur’an Tarihi, İstanbul 1970.

Herbert Marcuse, Mantık ve İhtilal, İstanbul 1971.

Herbert Marcuse, Dialektik Materyalizm, Devlet ve Faşizm, Ankara 1974.

Bertrand Russell, Yaşantım, Ankara 1974.

J. M. Albertini, Azgelişmişiliğin Mekanizması, Çevirenler: Muammer Sencer ve Meral Kum, İstanbul 1974.

Sigmund Freud, Yasaklar ve Normal Dışı İstekler, İstanbul 1975.

Sigmund Freud, Psikanaliz ve Uygulama, İstanbul 1977.

Parvus Efendi, Türkiye’nin Mali Tutsaklığı, İstanbul 1977.

Bu listeden de anlaşılmaktadır ki Muammer Sencer, 1970’li yılların ilk yarısında Russell’dan ve Marcuse’den yapmış olduğu çevirilerle Türkçe Felsefe Literatürü’nün gelişmesine de katkılarda bulunmuştur. 

Dönemin en önemli iktisadî tartışması, İmparatorluk Dönemi Üretim Biçimi ve bu biçimin Cumhuriyet Dönemi Üretim Biçimi’ne yansıması meselesidir. Muammer Sencer, Bilimsel Kaynak ve Belgelerle Toprak Ağalığının Kökenleri adlı eseriyle bu tartışmaya dâhil olmuş ve kendi savına göre, “arşiv belgelerine ağırlık veren kendine özgü” bir araştırmaya yönelmiştir.[5]

Yapıt, şu bölümlerden oluşmuştur:

Giriş [Bir İşaret; Türk Toplum Yapısı Üzerine Genel Düşünceler: Asya Üretim Biçimi, Feodal Üretim Türü, Kapitalist Öncesi Üretim İlişkileri; Genel Yargıların Sakıncaları].

I. Bölüm: Anadolu Toprağının Elde Edilmesi: Malazgirt’ten Önce; Malazgirt’ten Sonra; Anadolu Beylikleri.

II. Bölüm: Küçük Ağaların Doğuşu: Genel Düşünceler; İslâmlıkta; Batı’da; Selçuklular’da; Bizans’ta; İlhanlılar’da.

III. Bölüm: Osmanlı Küçük Ağalığı ve Avrupa: Toprak Birimi; Avrupa Toprak Birimi; Avrupa Toprak Biriminin Biçimlenmesi; Osmanlı Timarlarının Yapısı; Ağalıkta Bağlılık Kuralları; Feodalleşme Aracı Olarak Vergiler: Avrupa’da, Türk Toplumunda; Üretim İlişkilerinde Vergi Politikasının Payı: İslâmlığın Etkisi.

IV. Bölüm: Resmî, Yarı Resmî Toprak Ağaları: Paşalar, Batı’da Lordların Hukuksal Yetkisi; Beyler; Beylerin Halka Karşı Çıkışı; Ayân; Sipahiler: Babadan Oğula Sipahilik: Batı’da, Osmanlılar’da; Sipahilerin Merkeze Başkaldırması; Mukataacılar; Dinsel Görünüşlü Feodaller: Dinsel Ağalığa Temel Olarak Özel Mülk: Batı’da, Avrupa’da Küçük Topraklara El Konması; Osmanlılar’da Mülkün Doğuşu ve Evlâtlık Vakıflar; Toplumsal Vakıflar.

V. Bölüm: Köylü Sınıfı: Ağalık Aracı Olarak Aşiretler; Toprak Köleliği: Batı’da, Osmanlılar’da.

VI. Bölüm: Türk Toplumu Neden Gelişemedi?

Sencer, Giriş’te yer verdiği “Türk Toplum Yapısı Üzerine Genel Düşünceler” adlı bölümde Marxistlerin bu konudaki yaklaşımlarını üçe ayırmış ve taraftarların isimlerini şöyle bildirmiştir:

  1. Asya Üretim Biçimi

Sencer Divitçioğlu ve Niyazi Berkes.

  • Feodal Üretim Türü

İsmail Hüsrev Tökin, Behice Boran ve Muzaffer Erdost.

  • Kapitalist Öncesi Üretim İlişkisi 

Doğan Avcıoğlu.

Sencer, bu yaklaşım biçimlerinden feodalizme daha yakın duruyor görünmektedir; çünkü ona göre devlet arşivinde Osmanlılar Dönemi’nden kalma yüz milyonu aşkın belge bulunmaktadır ve bilimsel gelenek Türk toplumu ile ilgili araştırmaların bu topluma ilişkin belgeler çerçevesinde yürütülmesini şart koşar. İşte tam da bu nedenle kendisi, bu tartışmayı arşiv belgelerinin ışığı altında yürütmeyi hedeflemiştir.

Burada, söz konusu tartışmayı bütün boyutları ile sergilemek olanaksızdır; lâkin kitabın son bölümü olan “Türk Toplumu Neden Gelişemedi?” kısmından yapılacak bazı alıntılar, Sencer’in bu araştırma sonrasında ulaşmış olduğu sonuç hakkında kabaca da olsa bir fikir verecektir. Ona göre, Asya Tipi Üretim Tarzı’nı (ATÜT) savunanlar bir hususu gözden kaçırmaktadır:

“Asya Üretim Biçimi’ni savunanlar, Türk toplumu için feodal biçimin kabul edilmesi durumunda, kapitalizme geçemeyişimizin nedenini açıklayamayacağımız(ı) ve Batı’da kapitalizme dönen feodallik dikkate alındığında çelişmeye düşeceğimizi ileri sürmektedir.

Kanımca, devletlerin köy politikasıyla kent politikası ayrı ayrı ele alındığı zaman, bu çelişme ortadan kalkacaktır. O zaman Türk toplumunun köysel yapısıyla Avrupa toplumlarının köysel yapıları arasındaki yakınlıklara karşın (rağmen), kentlerde durumun bambaşka olduğu görülecektir.

Vergi politikasıyla ilgili kesimin sonunda belirtmiştik: Yüksek oranlı ve çok çeşitli vergiler, artık-ürün birikimine, dolayısıyla Türk halkının bir ticaret sürecine, bir kent yaşantısına girmesine engel etmenlerden biriydi. Doğal dışı yerleşme biçimiyle, ekonomik sömürü, toplumlaşmaya ve toplumumuzun normal evrimini tamamlamasına karşı el ele iş görmüşlerdir.”[6]   

Devlet, iş yerlerinin sayısı sınırlamak ve meta üretimini koruyacak önlemleri almamak suretiyle ekonomik evrimi engellemiş ve Anadolu’ya egemen olan feodallerin ekmeğine yağ sürmüştür:

“Başbakanlık Arşivi mühimme defterlerinden birinde bulduğumuz bir belge ‘kumaş-kuşak işleyen tezgâhların çoğalması, teftişlerine mani olup hileye mahal verdiğinden’ kumaş dokuyan tezgâh sayısının yüze indirilmesini buyurmaktadır.”[7] 

Loncalar, tacirlerin tekelci eğilimlerine karşı korunmuş ve kentlere tüzel kişilik tanınmadığından tacirlerin bir kapitalist oligarşi kurmaları önlenmiştir. Halbuki aynı dönemde Avrupa’da siyasî ve iktisadî gücü, çoğunlukla bu türden oligarşiler elde bulundurmuştur; hatta bazı kentler birleşmiş ve Kuzey Almanya’da olduğu gibi “Hansa” adı verilen birlikler oluşturmuştur.[8]

Diğer taraftan Türk Toplumu’nun evrimini engelleyen nedenlerden biri de İslâmiyet’in bazı özellikleriyle ilgilidir: “İslâmiyet, insanların kendi içine dönmesine ve öteki-dünya ile uğraşmasına yol açmıştır”. Bu yoldaki eğilim, “Peygamber’den aktarıldığı ileri sürülen sözlerle” de desteklenmiştir:

“Belki Peygamber, bu sözlerle ümmetin birbirine düşmesini önlemek istemiştir, ama aynı zamanda tüm devrimleri engellemiş ve İslâmsal toplumların canlılığını yitirmesine yol açmıştır. Doğu’nun durağan (statik) yapısında dinin payı ihmal edilmeyecek derecede büyüktür.”[9]

Buna karşın, Sencer’e göre Osmanlılar’ın geri kalışını dinsel bir temele oturtmak çok güçtür; çünkü “Halkın koyu sayılabilecek dinciliği karşısında, oldukça laik denebilecek bir saray ve bürokratlar sınıfı vardır”. Bunun en belirgin kanıtı ise, Halk’ın Eş‘arî Okulu’nu ve Saray’ın ise Mâverdî[10] Sistemi’ni benimsemiş olmasıdır; bu nedenle sultanlar meşruluklarını hilafetten almaz ve fetva kurumu da, esasen bir psikolojik tatmin aracı olarak işlev görür:

“Şeyhülislamlar, istendiği zaman azledilebilecek, dahası öldürülebilecek bir bürokrattan başka bir şey değildir.”[11]

Geçmişi feodalizm seçeneği ile açıklama taraftarı olduğu anlaşılan Sencer, toplumsal durağanlık için başka etmenleri de anarak çalışmasını bitirir:

“Bu durumda ‘Osmanlı Durağanlığı’ (Statikliği) için dinden başka etmenler de aramak gerekecektir: Kuşkusuz halkımızı, koşulları değiştirmeğe itecek bir aydınlar hareketinin görülmeyişi bu etmenlerdendir. Öte yandan, katışıksız genel kültür yaratabilecek bir yazı dili yoktur. Sanatçılar ve nadir de yetişse düşünce adamları, çıkar yönünden bağlı bulundukları saray ve asker (genellikle asker) sınıfının zevklerini dile getirmeyi yeğ tutmuşlardır (tercih etmişlerdir). Bilim ve araştırma merakı yönetici sınıflarca desteklenmemiştir. O çok değerli Kâtip Çelebi bile en tarafsız bilimsel alan olarak bibliyografyayı görmüştür.

Böyle bir ortamda tek başına kalan halk kütlelerinin, dini; olayların vuruculuğu (darbesi) karşısında bir kurtuluş aracı, bir umut gibi görmesi doğaldır.”[12]  

Bugünkü bilimsel bilgi birikimi ve bilimsel yöntem yönelimi açısından bakıldığında, Muammer Sencer’in bu yapıtındaki değerlendirmelerin bir kısmı doğruluk değerini yitirmiştir; lâkin burada asıl önemli olan nokta, Türk İktisat Tarihi ve daha genel olarak Türk Düşünce Tarihi bakımından son derece önemli bulduğumuz bir tartışmaya katılmış ve bazı yorumları ile katkıda bulunmuş olmasıdır.

Sencer’in bütün çalışmaları incelenmeli ve tarihimizdeki önemi belirlenmelidir! 


[1] Mesela Süleyman Hayri Bolay’ın bir kitap tanıtma yazısında böyle bir hataya düşülmüştür; bkz., Süleyman Hayri Bolay, “Muzaffer Sencer’in Allah’ın Varlığına Dair Bir Kitabı”, Ankara Üniversitesi, İlâhiyat Fakültesi Dergisi, Cilt XIX, Ankara 1973, s. 237-240.

[2] Bu konuda malumatı olan okuyucularımızın yazarın gmail adresine (remdem63@gmail.com) ulaşması çok yararlı olacaktır.

[3] Bu ilginç denemede Sencer, Tanrı’nın varlığını dönemin bilim ve felsefe birikimine başvurmak suretiyle göstermeye çalışmıştır. Bu açıdan bakıldığında Türkçe Literatür’de rast gelinebilecek nadir eserler arasında bulunmaktadır.

[4] Bu ilginç yapıt, üç cilt olarak tasarlanmış, ancak sadece Kur’ân-ı Kerîm’i tanıtmayı amaçlayan Birinci Cilt yayımlanabilmiştir. Sencer, Sonsöz’ün başında şunları söylemektedir: “İslâm Felsefesi düşüncesini anlamak Kur’an’ı tanımakla olanaklı. Sonraki yüzyılların tartışmaları hep aynı eksen çevresinde dönüp durmuş. Kur’an’ı da onun eksen olduğu yan betiklerle (kitaplarla) birlikte ele almak gerek. İlk bölümümüz bu ereğe (amaca) ayrılmıştır. Ontolojik ve epistemolojik sorunlarda postula görevi gören Kur’an yargılarını böylece daha geniş bir çerçeve içinde tanımak olanaklı olacaktır.”; bkz., Sencer, s. 269.

[5] Muammer Sencer, Bilimsel Kaynak ve Belgelerle Toprak Ağalığının Kökeni, İstanbul 1971, s. 25.

[6] Sencer, s. 289-290.

[7] Sencer, s. 291.

[8] Sencer, s. 292.

[9] Sencer, s. 294.

[10] Ebü’l-Hasen Ali b. Muhammed b. Habîb el-Basrî el-Mâverdî (974-1058), Orta Çağ’ın önde gelen Şafiî fakihi ve siyaset düşünürüdür.

[11] Sencer, s. 295-296.

[12] Sencer, s. 296.

Remzi Demir 19 Nisan 2024
Bu Yazıyı Paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp E-Posta Linki Kopyala Yazdır
Yazar: Remzi Demir
Prof. Dr., Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Bilim Tarihi Ana Bilim Dalı Başkanı
Önceki Yazı gurme Gurme olmak ya da olmamak!
Sonraki Yazı eşeysel seçilim Dişilerin seçme ve erkeklerin seçilme hakları üzerine

Popüler Yazılarımız

krematoryum fırını

Türkiye’de ölü yakma (kremasyon): Hukuken var, fiilen yok

BilimEtik
23 Kasım 2023
cehalet
Felsefe

“Cehalet mutluluktur” inancı üzerine

Eşitleştiren, özgürleştiren, mutlu kılan, bilgi midir yoksa cehalet mi? Mutlu kılan, cehalet mutluluktur sözünde ifade edildiği gibi, bilgisizlik ve cehalet…

12 Ağustos 2023
deontolojik etik
Felsefe

Deontolojik etik nedir?

Bir deontolog için hırsızlık her zaman kötü olabilir nitekim çalma eyleminin özünde bu eylemi (daima) kötü yapan bir şey vardır.

15 Ağustos 2024
Güzel şeyler, özgür seçim süreçlerinin en çirkin şekillerde baskı altına alınmasına rağmen varlığını sürdürmeyi dişiler sayesinde başarır.(Görsel: The Belkin)
Flörtöz Hayvanlar

Ördekler, penisleri ve Amerikan ekonomisi

Yanık türkülerin yeşil başlı gövel ördeklerinden esinlenilen romantizm yalnızca bizim hayallerimizde var; gerçek dünyada bu türlerin aşk hayatları çok daha…

5 Kasım 2024

ÖNERİLEN YAZILAR

Tümevarım-tümdengelim ve bilimde gerikalmışlık sorunu

Tümevarım Yöntemi’ne geçişteki gecikme, modernleşmenin “özgün bir bilimsel üretim” safhasına geçmesini engellemiş ve süreci daha çok bir “takip ve adaptasyon”…

Bilim Tarihi
20 Nisan 2026

Bilim tarihi araştırmalarında yapay zekâ kullanımı[1]

Büyük veri kümeleriyle uğraşan, literatür taraması yapan veya eski metinleri deşifre etmeye çalışan tarihçiler için YZ şu alanlarda devrim niteliğinde…

Bilim Tarihi
15 Nisan 2026

Evrimin Türkiye’deki Öyküsü

Bu yıl yayımlanan Evrim'in Türkiye'deki Öyküsü başlıklı eser Osmanlı'dan günümüze kadar Evrim Kuramının Türkiye tarihindeki serüvenini ele alıyor.

Bilim Tarihi
27 Ekim 2025

Bilim ve sansür

Egemen güçler ve bazen de erkek egemen toplumlar ciddi şekilde bilimsel düşünceye sansür uygulamaktadır.

Bilim Tarihi
30 Eylül 2025
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım İzinleri
  • İletişim
  • Reklam İçin İletişim

Takip Edin: 

GazeteBilim

E-Posta: gazetebilim@gmail.com

Copyright © 2023 GazeteBilim

  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk

Removed from reading list

Undo
Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?