Faydasızın faydası, yani halihazırda olan bir şeye işaret eder. Bir öncünün peşinden gitmek gibi. Ama faydasız şeyler “asla” diyerek karşılanır. Dikkatinizi buna veriyor ve bu türden bir bilim yapıyorsunuz. Ama eğer öbür türlü yaparsanız yeni şeyler üretirsiniz, gelecekte bir lider olursunuz.
Çeviri: Ali Furkan Arıcıoğlu
2025 Nobel Kimya Ödülü sahibi Susumu Kitagawa ile 6 Aralık 2025 tarihinde, Nobel Haftasında İsveç’in Stockholm kentinde yapılmış olan söyleşiyi dikkatinize sunuyoruz. Başlık tarafımızca konulmuştur.
Bilimle ilgilenmeye nasıl başladınız?
Susumu Kitagawa: Kyoto’da doğdum ve Kyoto Üniversitesinden mezun oldum. Kyoto’daki hayatımdan çok memnundum, çünkü Kyoto 1200 yıllık bir başkent. Burada kültüre dair pek çok şey bulabilirsiniz, özellikle de tarih kitaplarında. Benim dayanağım ise her şeyin değiştiğidir. Bu çok önemli bir şey ve bu anlayış benim malzeme kimyası araştırmalarımı şekillendirdi. Henüz bir ilkokul öğrencisiyken çok sayıda bilim insanı otobiyografisi okudum: Pasteur, Japon fizyolog Hideyo Noguchi, Einstein falan filan. Bu kitaplar benim bilimle ilgilenmemi sağlamış olabilir.
Nasıl bir çocuktunuz?
Susumu Kitagawa: Çocukluğum, özellikle de ilkokul yıllarım çok hareketli, sadece arkadaşlarımla oyunlar ve beyzbol oynayarak geçti. Çok güzel zamanlardı.
Ortaokuldayken matematiği ve bilimi anlamaya başladım. İlgimi çekti çünkü birinci sınıfın ilk gününde iki arkadaş buldum ve biri bütün matematik ders kitaplarını okumuştu. Birinci sınıfın ilk günü! O kadar muhteşem biriydi ki… Ben de ondan öğrendim. Kendim çalıştım, öğretmenlerin söylediklerinden bir şey almadım. Bu ikisinden diğeriyse çok fazla roman okuyordu, özellikle de bilim kurgu romanları. Bana bir sürü kitaptan bahsetti ve ben de onları okudum. Hayalgücüme çok iyi gelmişti: Geleceğin bilimi.
Ve voleybol oynadım. Bir kulüpte oynuyordum. Sabah erken saatlerden akşama kadar, her gün. Gelecekteki sağlığım için o kadar önemliymiş ki… Araştırma yaparken sağlıklı olmak çok önemlidir, özellikle de kimyada.
“Benim dayanağım ise her şeyin değiştiğidir. Bu çok önemli bir şey ve bu anlayış benim malzeme kimyası araştırmalarımı şekillendirdi.”
Sizi etkileyen bir öğretmeniniz oldu mu?
Susumu Kitagawa: Lisede Yunan felsefesi öğrendim. O öğretmen çok hoş biriydi. Örneğin Heraklitos’u anlatmıştı. Heraklitos “panta rehi” demiştir, yani her şey değişir. Aynı nehre iki kez giremeyiz. Başta söylediğim gibi bu benim üstümde çok çok büyük bir iz bıraktı. Şimdi yaptığım kimya çalışmalarında çalıştığım bileşiklere bu konsepti uyguluyorum.
Herhangi bir Nobel Ödülü sahibinden etkilendiğiniz oldu mu?
Susumu Kitagawa: Size Kyoto Üniversitesinin ve ilk Nobel Ödülü’nün sahibi fizikçi Profesör Yukawa’nın hikayesinin anlatmalıyım. Kendisi Zhuang Zhou okumayı severmiş. Zhuang Zhou antik filozoflardan biri ve 2400 yıl önce “faydasızın faydası” diye bir şey söylemiş. Profesör Yukawa’nın kitabını okudum ve çok şey öğrendim. O Kyoto Üniversitesinin ilk Nobel Ödülü’nün sahibiydi. Fakat Kyoto Üniversitesine girdim ve başka bir Nobel Ödülü sahibi de bizim bölümdeydi. Nobel Kimya Ödülü sahibi Profesör Fukui. Mezuniyet dersini ona bağlı laboratuvarlardan birinde geçirdim ve Dr. Yoshino’nun gözetimi altında çalıştım. O da Nobel Ödülü kazandı. Yani aynı laboratuvarda iki Nobel sahibi vardı. Onun bilime karşı tutumundan çok etkilenmiştim. Laboratuvardaki genel atmosfer ve bilimsel atmosfer çok özgürdü. Yani özgürlük aslında çok önemlidir. Profesöre bile “Bence bu iyi oldu” ya da benzeri şeyler söyleyebiliyorduk ve profesör de “Hayır, böyle yapmamalısın” demiyordu. “Tamam, eğer iyiyse öyle yap” diyorlardı. Çok hoş bir bilimsel atmosferdi.
“Faydasızın faydası” anlayışını açıklayabilir misiniz?
Susumu Kitagawa: Kyoto Üniversitesinden mezun olduktan sonra Profesör Munakata’nın bakır (I) kimyası uygulamaları yaptığı Kindai Üniversitesinde yardımcı doçent olarak işe başladım. Etrafınızdaki bakır malzemeler, bakırın yükseltgenmiş formu olan Bakır(II) içerir. Bakır (I)’i nadiren görürüz. Yani bakır (I) faydasız gibi görünür. Fakat Kindai Üniversitesinde bakır (I) kimyası uygulamaları yaptım ve bakır (I) çok güzel bir kristal yapı, bazen de ağsı bir yapı verir. Nobel Ödülünü paylaştığım Richard Robson bakır (I) kimyası uygulamaları yaptı ve elmas benzeri güzel bir yapı elde etti. Omar Yaghi de öyle. Yani bakır (I) faydalı metal bir metal iyonudur. Faydasız görünür, ama nihayetinde faydalıdır.
Yani Zhuang Zhu’nun anlayışı çok çok etkilidir. Faydasızın faydası, yani halihazırda olan bir şeye işaret eder. Bir öncünün peşinden gitmek gibi. Ama faydasız şeyler “asla” diyerek karşılanır. Dikkatinizi buna veriyor ve bu türden bir bilim yapıyorsunuz. Ama eğer öbür türlü yaparsanız yeni şeyler üretirsiniz, gelecekte bir lider olursunuz. Faydasızın faydası işte budur. Bir tür yaratıcılıktır.
“Faydasız görünür, ama nihayetinde faydalıdır.”
Bir bilim insanı için hangi nitelikleri taşımak önemlidir?
Susumu Kitagawa: Eğer bir araştırmacı çok yeni bir fikirle çalışıyorsa araştırma ödeneği bulması çok zordur. Yani bir kere çok sabırlı olmak gerekir. Genç insanlara genellikle bir Japon-Çin karakterinden bahsederim: Un Don Kon. “Un” talih ya da şanstır. Louis Pasteur “Talih, hazır zihinlere iyilik eder” demiştir. Söylediğim gibi ortaokulda ve lisede pek çok tavsiye aldım ve anlayış edindim. Bu bana hazır bir zihin verdi.
“Don” ise bir tür hissizliktir, daha az hassas olmaktır. Bilim insanları çok hoş bir teori ya da malzeme ortaya koyduklarında genç insanlar eğer akıllılarsa bunları hemen kavrarlar. Yani bu kimyanın ya da bilimin peşinden giderler. Ama hissizliğin anlamı, bunu hemen kabul etmemektir. Düşünün. Çok iyi düşünün ve ondan sonra harekete geçin.
Son olarak “Kon” asla vazgeçmemek demektir. Bu üç faktör çok önemlidir. Elbette bu sonuncusu, yani sabır çok önemlidir. Eğer araştırma ödeneği bulamazsanız bu fikrinizle beraber 10 yıl boyunca hayatta kalmanın bir yolunu bulun. Benim hikayem tam olarak böyle.
İyi bir araştırma ortamını ne sağlar?
Susumu Kitagawa: Kendi laboratuvarımda Profesör Fukui’nin laboratuvar ortamının bir takipçisiyim. Doktora sonrası araştırmacılar ya da öğrenciler “Yapabiliriz” derlerse, ama ben “Pek de ilgi çekici değil” diye düşünürsem, yine de “Tamam yapabilirsiniz” diyorum. Örneğin öğrenci biraz veri topluyor ve çok iyi olmuyor. “Tamam” diyorum “yapabilirsin”, “ama sonunda bana sonuçlarını göster”. Bu tür bir özgürlükten bahsediyorum. Çoğu profesör, “Ah, hayır, böyle yapamazsın” der. Bu tutum temel bilimler için çok iyi değildir. Ben kendi laboratuvarımda ne zaman istesem laboratuvarı düzenliyorum. Bu tür bir özgürlük çok önemlidir.
Sizce iyi bir araştırma ekibi lideri olmak için ne gerekir?
Susumu Kitagawa: Ortaokulda voleybol oynadığımı söylemiştim. Voleybol grupla oynanan bir oyundur ve ben de iki sene kaptanlık yaptım. Yani insanları nasıl organize edeceğimi biliyorum. Bu deneyim araştırma grubumu organize etmek için de çok önemli. İyi bir lider grubunun yapabileceklerine saygı duyar. İletişim de çok önemlidir.
Gençlere ders vermekten keyif alıyor musunuz?
Susumu Kitagawa: Gençlerle tartışmaktan gerçekten keyif alıyorum. Ders vermek çoğunlukla tek yönlüdür. Bunu da seviyorum ama çok fazla değil. Ama tartışma iki yönlüdür ve ben böyle olmasını seviyorum.
Genç bilim insanlarına ne tavsiye edersiniz?
Susumu Kitagawa: Yalnızca tek bir şey: Mevcut araştırmaların peşinden gitmeyin. Kendiniz düşünün. Bu çok önemli. Söylemem gereken bir diğer şey ise eğer büyük bir bilim insanı olmak istiyorsanız başkalarını görmek, onlarla tartışmak, büyük bir bilim insanı gördüğünüzde onu tanımak zorunda olduğunuzdur. Benim tavsiyem budur.
“Mevcut araştırmaların peşinden gitmeyin. Kendiniz düşünün. Bu çok önemli.”
Küresel sorunların üstesinden gelmede sizin araştırmalarınız ne derece önem taşıyor?
Susumu Kitagawa: Kendi kimya çalışmalarımda amacımız gaz halindeki maddeler. On dokuzuncu yüzyılda insanlar kömürü enerji kaynağı olarak kullandılar. Yirminci yüzyılda da petrol ve yeraltı kaynaklarını. Ama şimdi, yirmi birinci yüzyılda küresel ısınmayla ve yeraltı kaynakları kıtlığıyla ilgili büyük bir endişe hâkim. O halde endişelenmek yerine gelecek için neyin en iyisi olduğunu düşünmeliyiz ve bu da gaz halindeki maddelerdir. Bu hedef yalnızca benim için değil genç insanlar için de çok önemli. Umarım gelecek için bu tür ileri düzey bilim ve teknolojiyle uğraşırlar.
Boş zamanlarınızda ne yapmayı seversiniz?
Susumu Kitagawa: Kitap okumayı. Detektif ve polis hikayeleri ya da buna benzer şeyler. Ve tabii ki bilimkurgu.
Kendiniz için nasıl zaman yaratıyorsunuz?
Susumu Kitagawa: Her gün trenle yolculuk yapıyorum. Hızlı ve bölgesel trenler var. Ben bölgesel olanı seviyorum. Koltuğuma oturuyorum ve neredeyse 40-45 dakika boyunca makale taslakları okuyorum, beraber çalıştığım birinin makalesini okuyorum ya da başka makaleler okuyorum. Evet bu benim için çok çok mutlu bir zaman aralığı çünkü bu sırada kimse beni rahatsız etmiyor. Laboratuvarda ve ofisimdeyse gelen giden oluyor. Her zaman bir iş çıkıyor.

