Son günlerde Hantavirüs vakaları dünya çapında dikkat çekiyor. Özellikle farklı ülkelerde bildirilen vakalar ve gittikçe yayılan bilgi kirliliği, konuya dair kafa karışıklığını da artırıyor. Bu röportajımızda Dr. Semih Tareen ile konu hakkındaki tüm detayları konuşacağız.
Dr. Semih Tareen
Röportaj: Sedef Çakır
GazeteBilim Yazı İşleri
Hantavirüs nedir? Bu virüsü bizler daha önceden tanıyor muyuz?
Hantavirüs bazı kemirgenlerde bulunabilen ve ara sıra ender de olsa insanlara bulaşabilen zoonotik bir virüs. Kemirgenler hasta olmuyor ama biz insanlar kaptığımız zaman hasta olabiliyoruz. 1950’lerden beri Hantavirüs hastalığını tanıyoruz. 1951’den itibaren Kore Savaşı sırasında, Kore kanamalı ateş hastalığı olarak biliniyordu. Tabii o zaman sebebi henüz bilinmiyordu. Sadece hastalığın kendisi biliniyordu. Sonrasında virüs ilk defa, 1976 senesinde Kore’de bir tarla faresinde tanımlandı ve ondan sonra da ismini orada bulunan yakındaki bir nehirden aldı. Yani 1970’lerden beri virüsü biliyoruz, 1950’lerden beri ise hastalığı biliyoruz.
Hantavirüsün bulaş yolları ve belirtileri nelerdir?
İnsanlara, bu bahsettiğim kemirgenlerin dışkısı ve idrarından bulaşıyor. Fakat genellikle şehir yerine doğada, tarlalarda veya köy, çiftlik yerlerinde daha sık görülüyor. Çünkü tarla farelerinin dışkısı ve idrarı kuruyor ve sonrasında insanlar çiftlik evlerinde yerleri süpürüyorlar ve o şekilde kurumuş, toz haline gelmiş dışkı ve idrarı soluyorlar. Soludukları zaman virüsü kapabiliyorlar. Belirtiler ise şöyle: Kıtalara göre farklı cins Hantavirüsler var. Örneğin, Amerika kıtasındaki, yani Kuzey ve Güney Amerika kıtalarındaki Hantavirüs daha ölümcül olabiliyor. Çünkü solunum yollarını etkiliyor. Asya ve Avrupa’dakiler ise bir tık daha az ölümcül olanlar ve böbrekleri etkileyebiliyor. Bunun dışında tabii ki bütün belirtiler her viral enfeksiyonda olduğu gibi standart. Ateş, kırıklık, halsizlik ve kas ağrısı gibi. Hemen hemen her virüste olduğu gibi o şekilde başlayabiliyor.
Güncel haberler göz önüne alındığında, bu virüsün bulaş/ölüm oranını nasıl değerlendirirsiniz?
Ölüm oranı, Amerika kıtalarındakinde daha fazla ve %50, %60’a çıkabiliyor. Bu özellikle solunum rahatsızlığına sebep olduğu için bu şekilde. Avrupa ve Asya’daki Hantavirüs türlerinde ise %1 ile %15 arasında olabiliyor. Tabii Hantavirüs vakaları var fakat insanlarda ender görülüyor ve Hantavirüsün insandan insana bulaşması şimdilik sadece Amerika kıtasında Hantavirüsün belirli bir alt türü olan Andes virüsünde görüldü. Nitekim güncel haberlerdeki bu gemi haberi ise yine Andes virüsünden. İnsandan insana bulaştığını ise biz 1996 senesinden beri biliyoruz. En son 2018-2019’da Arjantin’de bir salgın çıkmıştı. Hem de bir doğum günü partisinde insanlar birbirine yine aynı bu Hantavirüsü bulaştırmışlar.
Şüphesiz ki bu konuda toplumsal bilinç de çok önemli bir yer kaplıyor. Hantavirüs taşıyıp taşımadığımızı hangi testler sayesinde öğrenebiliriz ve bu testler ne zaman yapılırsa en doğru sonucu verir?
Standart test, pek çok kişinin ulaşabileceği seroloji yani antikor testi. Buna teknik olarak biz ELISA diyoruz. Bu test iyi bir test fakat şöyle bir sıkıntısı var: Yeterli sayıda antikor oluşması gerekiyor. Bunun için en az iki hafta gibi bir süre geçmesi gerekiyor ve çok hassas bir test değil. Yani antikorunuz varsa siz Hantavirüse maruz kalmışsınız ve antikor oluşmuş. Dolayısıyla pozitifsiniz ama bu test vücudunuzda virüsü ölçmüyor, sadece antikoru ölçüyor. Yani vücudunuz virüsü atmış olabilir, bir şekilde yenmiş olabilir fakat siz hala ELISA seroloji testiyle pozitif olacaksınız. En azından antikorlarınız olduğu sürece ve bu yıllar boyu olabilir. Diğer taraftan PCR testi var. Hatırlarsanız COVID salgınında PCR kullanılıyordu. Bu moleküler bir test. Özellikle virüsün DNA veya RNA’sını (Hantavirüs bir RNA virüsü) tespit eden bir test. Bu testte direkt olarak virüs var mı yok mu anlıyorsunuz ve ona göre pozitif oluyorsunuz. Bu tabii daha iyi bir test çünkü daha erken yapılabiliyor. Uzun beklemek gerekmiyor. Kaptıktan sonra bir hafta gibi bir sürede test yapabiliyorsunuz. Şimdi genellikle Hantavirüste şöyle bir sıkıntı var: Semptomlar geç belirebiliyor, fakat semptomlardan önce PCR testiyle kandan numune ile insanlarda var mı yok mu anlayabiliyorsunuz. PCR testi yaptırdığınızda hemen pozitif olmuyor. Yine bir süre geçmesi gerekiyor ama seroloji testinden çok daha iyi.
Hem dünyada hem de ülkemizde insanlar tekrar bir pandemi ve dolayısıyla karantina durumu olması konusunda oldukça endişeli. Bu konu hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Pandemi söz konusu değil. Çünkü bu virüs zaten vardı. Yeni bir virüs değil. İnsanlar ilk kez karşılaşmıyor. Olağanüstü bir durum yok. Sadece süper yayıcı bir etken durum söz konusu. Az önce bahsetmiştim. 2018-2019’da büyük bir salgın olmuştu. Bir doğum günü partisinde 30 vaka ve 10 ölüm olmuştu. Pandemi olmadı. Neden? Çünkü bu virüs insandan insana çok kolay bulaşmıyor. Şimdi de aynı durum söz konusu. Bakın 30 vaka yok bu sefer. Şu an itibariyle sanırım en az sekiz vaka var. Tabii ki de takip yapılıyor ve temas takibi burada çok önemli. Temas takibine göre karantina da önemli. Herkesin karantinaya girmesine gerek yok ama yakın temasta olan kişilerin karantinaya girmeleri ve belli bir süre içerisinde PCR testi olup ona göre anlaşılması çok önemli. Pandemi olmayacak. Bu önceden ne yaptığını bildiğimiz bir virüs. Yeni bir durum değil.
Fakat tabii Covid’den dolayı insanlarda pandemi korkusu var, anlıyorum. Sosyal medyada da özellikle korku pompalama durumu söz konusu. Onu da anlıyorum. İnsanların hatırlaması gereken, bununla defalarca karşılaştık ve şimdi yine karşılaştık. Gelecekte de yine karşılaşacağız. Zaten şunu unutmayın, Türkiye’de Hantavirüs vakaları 2009’dan beri biliniyor ve Türkiye’de de bu zaten var.
– Katkılarınız için çok teşekkür ederiz.
– Ben teşekkür ederim.

