Almanya’da yapılan büyük ve geniş kapsamlı bir ikiz aile çalışmasından elde edilen veriler, narsistik eğilimlerin paylaşılan bir aile ortamından ziyade genetik tarafından daha fazla etkilendiğine işaret ediyor.
Çeviren: Binali Furkan Alper
GazeteBilim Yazı İşleri
Zaman zaman insanın kendisiyle biraz meşgul olması tamamen normal ve sağlıklıdır. Ancak bazı bireylerde bu kendine odaklanma hali aşırı bir boyut kazanarak günlük yaşamı ve ilişkileri patolojik şekillerde etkileyebilir. Narsistik kişilik bozukluklarına nadir rastlanılır ancak bu bozukluğun özellikleri bilim insanlarının uzun süredir ilgisini çekiyor.
Onlarca yıllık araştırmaya rağmen ister aile geçmişi ister erken çocukluk deneyimleri ya da her ikisinin birleşimi olsun, yüceltilmiş bir benlik algısına ve güçlü bir ayrıcalık duygusuna neyin sebep olduğu belirsizliğini koruyor.
Bu, klasik “kalıtıma karşı çevre” tartışmasıdır ve ikiz çalışmaları, etki eden faktörlerin bu karmaşık düğümünü çözmenin en iyi yolları arasında yer alıyor. Şimdi ise, Almanya’da yapılan büyük ve geniş kapsamlı bir ikiz aile çalışmasından elde edilen veriler, narsistik eğilimlerin paylaşılan bir aile ortamından ziyade genetik tarafından daha fazla etkilendiğine işaret ediyor.
Bu bulgular çocukluk dönemindeki “soğuk”, eleştirel ebeveyn tutumlarının veya gerçek dışı beklentiler yaratan övgülerin narsistik kişilik özelliklerinin gelişiminde büyük rol oynadığını ileri süren mevcut psikanalitik açıklamalara karşı çıkıyor. Araştırmacılar durumu “Narsisizm aile içinde aktarılır, ancak bu büyük ölçüde genetiğe bağlıdır” diyerek özetliyor. Araştırmada 1.300’ü aşkın ikiz çiftinin yanı sıra, ebeveynlerinin, partnerlerinin ve ailelerindeki ikiz olmayan diğer kardeşlerin yaşam deneyimleri, kişilik özellikleri ve genetik yapıları incelendi.

Araştırmacılar durumu, “Eklemeli genetik etkiler, tek yumurta ikizlerinin çift yumurta ikizlerine kıyasla birbirlerine daha çok benzemesine yol açar,” diyerek açıklıyor. “Ayrıca hem tek yumurta hem de çift yumurta ikizlerinin ortak maruz kaldığı çevresel faktörlerden kaynaklananlar ve ikizlerin ortak deneyimlemediği faktörlerden kaynaklananlar olmak üzere, iki farklı çevresel etki hesaplanabilmektedir.” Her katılımcıya bir dizi ifadeye ne kadar katılıp katılmadıklarının sorulduğu bir kişilik testi uygulandı.
Yetişkin katılımcılardan, “Başkalarının bana hayranlık duymasını isteme eğilimindeyim”, “Başkalarının bana ilgi göstermesini isteme eğilimindeyim” ve “Prestij ile statü arayışında olma eğilimindeyim” şeklindeki ifadelere ne kadar katıldıklarını 1 ile 9 arasında puanlamaları istendi. Daha genç katılımcılar ise, “Ben gerçekten özel biriyim” ve “İnsanlara işleri kendi istediğim gibi yaptırmakta başarılıyım” gibi ifadelere ne derece katıldıklarını 1 ile 5 arasında puanladı. Sonuç olarak, ebeveynlerin ve çocukların narsisizm skorları benzer çıktı ancak araştırmanın yazarları bu bağlantının “tamamen genetik tarafından yönlendirildiğini” söylüyor. Ebeveynlik tutumları veya sosyoekonomik durum gibi ortak çevresel faktörler ise yalnızca “küçük bir rol” oynadı.
Farklı narsisizm türleri vardır ancak özellikler genellikle aşırı bir öz önem duygusunu, hayranlık ve ilgi ihtiyacını ve başkalarıyla tam olarak bağlantı kurma ve empati yapma yetersizliğini içerir. Psikologlar genellikle bu özellikleri, bunların çocukluk döneminde gelişen güvensizliği veya düşük özsaygıyı örtbas ettiğini savunarak açıklarlar. Tedavi sıklıkla, ‘konuşma terapisini içerir. Ancak bu özelliklerin öğrenilmiş davranışlarla varsayılandan daha az ilgisi olabilir. Münster Üniversitesi’nden psikolog Mitja Back liderliğindeki bu yeni ikiz çalışmasının yazarları, “genetik, ilgili çevresel faktörler ve genler ile çevrelerin etkileşimi bağlamında, narsisizmin kaynaklarına yönelik arayışta köklü bir değişim” olması gerektiğini savunuyor.
Araştırma ekibinin bildiği kadarıyla, bugüne kadar hiçbir genomboyu ilişkilendirme çalışmasında narsisizm ölçümlerine yer verilmedi. Bu da genetik varyantların narsistik özellikleri ne şekilde etkileyebileceğini belirlemek için elimizde pek bir yöntem olmadığı anlamına geliyor. 1993 yılında yapılan bir ikiz araştırması sadece 175 ikiz çiftini kapsıyordu ve bu araştırmada genetik kalıtsallığın yüzde 60 civarında olduğu hesaplanmıştı. Fakat bu yeni çalışma çok daha kapsamlı.
Bulgular genetiğin ve bireysel çevresel faktörlerin (ikizlerin ortak deneyimlemediği durumların) her birinin, narsistik özelliklerdeki değişkenliğin yüzde 50’sini açıkladığını gösteriyor. Örneğin, çocukluk çağında okulda akranlarla kurulan etkileşimler şekillendirici etkilere sahiptir ancak bunlar çoğu zaman kardeşler arasında büyük ölçüde farklılık gösterir.
Bunun aksine ev ortamı gibi ortak çevresel deneyimlerin narsisizm ile ilişkili olduğuna dair herhangi bir kanıt bulunamadı. Bu sonuç, ebeveynlerin çocuklarına eşit yaklaştığı sürece ebeveynlik tutumlarının sanıldığı kadar güçlü bir tetikleyici faktör olmayabileceğine işaret ediyor olabilir. İleride yapılacak araştırmaların bu çeşitli ince ayrıntıları netleştirmesi gerekiyor.
https://www.sciencealert.com/large-twin-study-reveals-a-surprise-about-narcissism

