Keşif insanların düşünme biçimini etkilemenin, yaşamlarını iyileştirme ve toplumu o keşiften önce görülmemiş şekilde etkilemenin birimidir. Yani keşif her şeydir. Benim için bir heyecan, buna bağımlıyım.
Çeviri: Ali Furkan Arıcıoğlu
2025 Nobel Kimya Ödülü sahibi Omar Yaghi ile 6 Aralık 2025 tarihinde, Nobel Haftasında Stockholm’de yapılmış olan söyleşi.
Bize çocukluğunuzdan bahseder misiniz?
Omar Yaghi: Ürdün’de, Amman’da büyüdüm. Doğma büyüme Ürdün Ammanlıyım. On çocuk ve anne ve babamızın olduğu bir sığınmacı ailesine doğdum. Mütevazı bir evde yaşadık. Su ya da elektriğe kolayca ulaşamazdık. Bunun yanında yaşadığımız alanı yetiştirdiğimiz hayvanlarımızla da paylaşıyorduk. Kolay bir çocukluk olmadığını söyleyebilirim. Anne ve babamız bizi Ürdün’deki güzel, sağlam okullara gönderebilmek için çok çalıştılar. Çocukken gerçekten çok iyi okullara gittim.
Çocukluğuma dair ilginç olan şey babamın yaşadığımız yerle okul arasında bulunan dükkânıydı. O bir kasaptı. Her sabah evden dükkâna yürürdük. Eğer kahvaltı etmediysek babam dükkânda kahvaltı hazırlardı ve okula öyle giderdik. Geri dönüşte de dükkâna uğrayıp eve ondan sonra giderdik. Dükkândan bahsetmemin sebebi yaşamımda çok önemli bir yere sahip olmasıdır. Babama dükkânda yapılacak farklı farklı işler için yardımcı olurdum. Bir iş yapıyorsam bunu iyi ve eksiksiz bir şekilde yapmayı orada öğrendim. Yaptığım şey temizlik ya da başka herhangi bir şeyse ve iyi bir iş çıkarmadıysam babam olması gerektiği gibi olana kadar işi bana yeniden, yeniden ve yeniden yaptırırdı. Böylece iş ahlakını ve mükemmel bir iş ahlakına sahip olmanın önemini öğrendiğimi düşünüyorum. Bu benim çocukluk çağındaki eğitimimde önemli bir rol oynadı. Her zaman doğruyu söylemek zorunda olduğunuzu, hedefi yüksek tutmanız gerektiğini ve başkalarının yolundan gitmektense kendi yolunuzu açmanız gerektiğini anladım. Yani kendi kendinize nasıl yapacağınızı anlamalısınız. Yani burada biraz özgürlüğü anladım.
Nasıl bir çocuktunuz?
Omar Yaghi: Evde geniş, çok kalabalık ve çok çocuklu, çok fazla erkek çocuğu olan bir ailenin parçasıydım. Ama oyun oynamazdım. Onlarla oynamazdım. İster futbol olsun ister başka bir şey, onların oynadığı oyunları oynamazdım. Bunlara katılmazdım. Öyle görünüyor ki çocukluğumun çoğu bir köşede ödevlerimi yaparak ve etrafımda neler olup bittiğini gözlemleyerek geçti. Çok sessiz bir çocuktum. Aslında büyürken pek kimseyle konuşmayı sevmezdim. Öyle ki üçüncü sınıfta annemden ve babamdan benimle notlarım hakkında hiç konuşmamalarını istemiştim. Aslında okulun her ay benimle eve gönderdiği notlarımı göstermeyi reddediyordum. Bana ve başarılı olduğuma inanmalarının gurur meselesi olduğunu düşünüyordum. Sanırım onlar da bunun sorun olmadığını düşündüler ve bir sorun olmadı.
Çocukluğumun yaşamımın sonraki dönemlerinde büyük önem kazanan başka bir yönü daha var: Kütüphaneye gitmem ve molekül resimlerini görmem. Bunların molekül resimleri olduğunu bilmiyordum, fakat yine de çok etkilenmiştim. Aslına bakarsanız bunu bir süre sır olarak sakladım, çünkü muhtemelen başka kimsenin keşfetmediği bir şey keşfettiğimi düşünmüştüm. Molekül olduklarını ve moleküllerin etrafımızdaki yaşayan ve yaşamayan her şeyi oluşturduğunu öğrendiğimde ise… Yani kendinizi böyle bir maceradan nasıl alıkoyabilirsiniz ki? İşte ben de böylece kimyayla ilgilenmeye başladım.
“Bir iş yapıyorsam bunu iyi ve eksiksiz bir şekilde yapmayı orada öğrendim.”
Okul ve öğretmenleriniz sizin üzerinizde nasıl bir etki yaptılar?
Omar Yaghi: Okulun benim için hoş bir yer olmadığını söylemek zorundayım. Herhangi bir kötü muameleye maruz kaldığım için değil, ama yapılandırılmış bir eğitim bana göre değildi. Öğrendiğim her şeyi kitaplardan öğrendim, ders metinlerini, başka kitapları ve benzeri şeyler okuyarak. Çocukken herhangi bir öğretmenimden herhangi bir şekilde etkilendiğimi söyleyemem. Çok sayıda öğrencinin dersine girdim ve pek çoğu bana daha sonradan lisede ya da bilim yapmaya başladıklarında derslerine giren bir öğretmenden etkilendiklerini söylediler. Ama bence benim öğretmenlerden etkilendiğim yer doktora danışmanımla çalıştığım lisansüstü eğitimimdi. Çocukken bir tür münzeviydim. Tek başıma olmayı severdim. Tek başıma öğrenmeyi severdim. Elbette yaşamımın sonraki dönemlerinde başka insanlarla konuşmanın da oldukça zihin açıcı olduğunu fark ettim. Ama tek başınalık, büyürken çok işime yaradı.
Neden ABD’ye taşındınız?
Omar Yaghi: Babamın dükkanına gittiğim bir seferinde bana “Amerika’ya gidiyorsun” dedi ve ben de “Hayır, Amerika’ya gitmiyorum. Burada kalmak istiyorum. Liseyi ve üniversiteyi burada bitirmek istiyorum” dedim. Ne yapacağım konusunda ısrar etti ve ben de yalnızca bir dokuzuncu sınıf öğrencisiydim. Sonra Amerikan Büyükelçiliğine gittim. İçeri girene dek birkaç hafta boyunca her gün saatlerce sıra bekledim. Bana bir sürü soru sordular ve ben de “Amerika’ya taşınmak ve orada okumak istiyorum” dedim. Onlar da bana “Tamam, peki, ailenin ne kadar birikimi var?” diye sordu. Ben de “Pekala, sanırım ne kadar olduğunu biliyorum, çünkü bunun hesabını ben tutuyorum. 9000 dolar civarı” dedim. Onlar da “Tamam, yarın adına yazılmış 9000 dolarlık bir çekle beraber gel ki çeki Amerika’ya götürüp orada kendine bakabilesin” dedi. “Aman Tanrım”, diye düşündüm, “babam buna ne diyecek?” Dükkâna gittim ve babama söyledim ve o da hiç çekinmeden, “Tamam, bankaya git ve parayı çek” dedi. Sanırım annemin ve babamın ne kadar kararlı olduklarını buradan anlamışsınızdır. Bunun ebeveynin çocuklarının eğitimi konusunda kesin kararlı olduğu pek çok ailede yaşanmış bir hikâye olduğundan eminim, çünkü eğitim daha iyi bir yaşama ve muhtemel bir mutluluğa açılan kapıdır.
“Bunların molekül resimleri olduğunu bilmiyordum, fakat yine de çok etkilenmiştim. Aslına bakarsanız bunu bir süre sır olarak sakladım, çünkü muhtemelen başka kimsenin keşfetmediği bir şey keşfettiğimi düşünmüştüm.”
Bilim sizin için ne anlam ifade ediyor?
Omar Yaghi: Bence bilim, dünyanın en eşitleyici gücüdür; çünkü geldiği yere, cinsiyetine, akademik konumuna, toplumdaki ekonomik konumuna bakılmaksızın herkes laboratuvara girip keşif yapabilir ve bu keşif de dünyayı değiştirebilir. Bildiğim kadarıyla bu dönüşümün bu kadar hızlı olduğu başka bir disiplin yok. Mütevazı bir araştırmacının yaptığı küçük bir keşif sizi gökyüzündeki bir bilinmeyenden kurtarır. Bu bilimin gücüdür. Böyle yaparak kendinizi dönüştürüyorsunuz. Keşfe bağlı olarak etrafınızdaki dünyayı dönüştürüyorsunuz. Sanırım bilimin gerçekten sevdiğim özelliklerinden birisi budur. Bir diğeri ise bilimde daha fazla kaynaşmanın, farklı geçmişlerden gelen insanların daha fazla kaynaşmasının, dünyanın her yerinden gelen yeteneklerin kaynaşmasının yenilikçi bir atmosfer, farklı fikirlerin paylaşıldığı, tartışıldığı ve eleştirildiği bir atmosfer yaratmasıdır. Laboratuvarda bir gözlem yaparsınız ve bu gözlemi sorgularsınız. Ne anlama gelebileceğini diğer insanlarla tartışırsınız. Dünyanın farklı yerlerinden gelen insanlar farklı düşünürler. Bu heterojenleşme bilim yapmanın büyüsüdür. Laboratuvarda devamlı olarak başarısız olduğunuz bir deney, ya da biz buna kendi aramızda başarının artışı deriz, keyifli bir deneyime dönüşür.
Sizi ne motive ediyor?
Omar Yaghi: Keşfin heyecanı. Bence zihnimizi uyarmak istediğimiz için bilim yapıyoruz. Yaptığımız çalışmaların tanınmasını da istiyoruz. Bence bu iki şey çok önemli. Ama bunun da ötesinde başkalarını etkilemek için bilim yapmak istiyorsunuz. Keşif insanların düşünme biçimini etkilemenin, yaşamlarını iyileştirme ve toplumu o keşiften önce görülmemiş şekilde etkilemenin birimidir. Yani keşif her şeydir. Benim için bir heyecan, buna bağımlıyım. Her sabah uyanıp laboratuvara gidiyorum, çünkü bir öğrenci bir keşif ya da büyük bir keşfe yol açabilecek bir gözlem yapmış olabilir. Bu duygu hala içimde ve bunu seviyorum. Hiçbir şeye değişmem.
Keşif heyecanını hala hissediyor musunuz?
Omar Yaghi: Pekala, bugün Nobel Ödülü aldım değil mi? Pek çok insan için bu bir kariyerin son durağıdır. Oysa benim için bu henüz bir başlangıç. Bana şimdiye kadar sahip olduğumdan çok daha fazla enerji verdi. İçimde bu kadar, yoğunlukla, akılalmaz derecede bir yoğunlukla yeni maceralara atılacak kadar enerji olduğunu ben bile bilmiyordum. Tüm bunların sebebi bilim, keşif, keşfin heyecanı. Ben kimyaya bağımlıyım.
“Keşfin heyecanı. Bence zihnimizi uyarmak istediğimiz için bilim yapıyoruz.”
Araştırmacıların topluma karşı sorumlulukları nelerdir?
Omar Yaghi: Toplumla aramızdaki bence karmaşık bir ilişki, çünkü bir araştırmacının sorumluluğu bilimin sınırlarını çevresindeki diğer faktörlerden, özellikle de belli toplumsal sorunları çözmeye yönelik toplum baskısından etkilenmeden genişletmektir. Bence düşünsel sorunları çözmek için yalnız bırakıldığımızda elimizden daha iyi işler geliyor. Çünkü düşünsel bir sorunu çözdüğünüzde toplumu hayal bile edilmeyen şekillerde etkileyecek kadar çok sayıda yolu açmış oluyorsunuz. Araştırmalarınızda bir meydan okumayı, düşünsel bir meydan okumayı aşmanız gerektiğini, düşünsel bir sorunu, bütün alanı ilgilendiren, uzun süredir çözülememiş, büyük bir sorunu çözmeniz gerektiğini ve toplumun sizden yapmanızı bekleyebileceği şeylerden çok etkilenmemeniz gerektiğini her zaman vurgularım. Çünkü bu düşünsel sorunları geliştirme ve çözme işinde iyiyseniz yolunuz daha önceden akla gelmemiş pek çok farklı çözüme çıkacak. Bu bilim insanları olarak topluma karşı sorumluluklarımız olmadığı anlamına gelmez. Bu bilgiyi alıp toplumun faydasına olacak bir şeye çevirme sorumluluğumuz var. Araştırmalarımızın parasını toplum ödüyor. Bunu topluma, toplumun faydasına olacak farklı bir formda geri verme sorumluluğumuz var.
İklim değişikliği gibi sorunları çözmek ne kadar önemlidir?
Omar Yaghi: Kimyaya başladığım ilk zamanlarda, güzel şeyler yapmak için bu yola çıkmıştım. Motivasyonum buydu. Fakat bunları yaptıktan sonra bir akademisyen olarak bu güzel nesnelerin ne işe yaradığını, onları toplumu etkileyecek şekilde nasıl kullanabileceğimi düşünmek zorunda kaldım. Yani iklim sorununu çözmek için yola çıkmadım. Çölde büyüyen bir çocuk olarak söyleyebilirim ki su hasadı yapabilmek harika olurdu. Bunun beni bir şekilde bilim yapmaya teşvik ettiğini düşünmüş olabilirsiniz. Bu doğru değil. Toplumun karşılaştığı sorunlar beni teşvik etmedi. Beni motive eden daha çok moleküllerin güzelliği ve moleküler düzeyde daha güzel nesneler yaratabilmek için neler yapabileceğimdi. Beni çeken sanırım buydu. Ama bir kez bunu yaptıktan sonra bunların nasıl kullanılabileceğini düşünmeye başladık. Bu yeni bulunmuş, maddeyi atomik ve moleküler düzeyde manipüle etme gücü, dünyada bilinen en büyük sorunların bazılarını çözmek için nasıl kullanılabilir? Su, karbon yakalama ve diğer temiz enerjiler. Bunlar sınırları temel bilimler düzeyinde genişletmenin sonuçları.
Bilim bize gelecek için umut vaat ediyor mu?
Omar Yaghi: Kesinlikle ediyor. Daha fazla ümit eden şeyse bence herhangi bir geçmişten gelen herhangi birinin herhangi bir yerde laboratuvara girebilmesi ve doğru bir zihinsel hazırlıkla toplumdaki büyük bir sorunu çözmeyi mümkün kılacak bir keşif yapabilmesi. Bunun kolay olduğunu söylemiyorum. Kararlılık gerektirir, düşünce ve dikkat gerektirir, ama herhangi biri bunu yapabilir. Bu bilimin gücüdür. Bilim bizi ve toplumu bu deney yapılmadan önce öngörmediğimiz şekillerde değiştirir. Bu da deneyin gücüdür ve herkesi yapması için yüreklendirdiğim şey deney yapmayı denemeleri, yeni şeyler denemeleri. Bunu yaptıktan sonra bir şeyler keşfetme şansınız var ve bu keşif dünyayı değiştirebilir.
“Bilim bizi ve toplumu bu deney yapılmadan önce öngörmediğimiz şekillerde değiştirir.”
Genç araştırmacılara ne önerirsiniz?
Omar Yaghi: Bana göre bir bilim insanının yaşamı düz bir çizgide ilerlemez. Size bir örnek vereyim. Kuru bir bölgede, çölde büyüdüm. Çocukken görevim suyun şehirden gelmesini beklemekti, çünkü haftada bir ya da iki kez yalnızca birkaç saatliğine gelirdi. Bu yüzden mahallede suyun geleceği duyulduğu anda musluğun başına geçip kısa süre içinde doldurabildiğim kadar kabı suyla doldurmalıydım. Bu bizim o haftaki ya da önümüzdeki iki haftalık suyumuzdu. Şimdi çocukluğumdan 2014 yılına doğru ileri saralım. Öğrencilerimin bana gösterdikleri metal-organik kafeslerin su tutumuna dair verilere bakıyordum. Bunlar metal-organik kafesler üzerine çalışan kimyacıların yıllar boyunca yaptıkları ölçümlerden gerçekten farklı ölçümler değildi. Fakat bu verilerde daha önce hiç kimsenin görmediği bir şey gördüm ve bunun nedeni benim geçmişim. Aslında gördüğüm şey bu malzemenin çölde su hasadı malzemesi olarak kullanılabileceğiydi, çünkü çölde büyümüştüm ve bu malzemenin su hasadına dönüşebileceği koşulları biliyordum. Nitekim dönüştü de. Yani buradaki sorum şu: Eğer çölde yaşamamış olsaydım veride bunu görebilir miydim? Bu beni farklı geçmişlerden gelip araştırmacı olan insanlar bahsine geri götürüyor. İşte bu yüzden bu durum yenilikçi bir sistem, bir yenilik ekosistemi yaratıyor. Farklı geçmişlerden gelen bilim insanları daha fazla kaynaştıkça bilimin kültürü daha yenilikçi hale gelecek. Eğer genç akademisyenlere söyleyecek bir şey seçecek olsam onlara araştırmada, bilimde keşif yapma kapasitesine sahipsiniz derdim. Sizinle keşif arasında duran tek şey deney. Deney yapmayı denemelisiniz. Deney yapmalısınız. Böylece dünyayı değiştirebilecek bir keşif yapabilirsiniz.
İyi bir bilim insanı olmak için hangi niteliklere ihtiyacınız vardır?
Omar Yaghi: Birincisi, büyük sorular sorun ve bu soruları yanıtlamak için deneyler ve titiz gözlemler yapın ve sürekli olarak kendinize “neden” diye sorun. Bilim şüpheyle ve sorularla başlar. Yaptığınız şeyde derinlere inmek için bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Yaptığınız gözleme hemen inanmayın, bunun yerine araştırın ve sorgulayın. “Bu gerçek mi? Bunu gerçek yapan ne? Başka bir açıklaması olabilir mi?” Bu yaklaşım bilim yaparken çok önemlidir. Daha fazla deney yaptığınız zamanlar olacak ve o zamanlarda bu yaklaşım çok işinize yarayacak, çünkü laboratuvar çalışmalarının başarısızlıklarla dolu olduğunu fark edeceksiniz. Bir şeyler elde edeceğinizi düşünüp bunu başaramayacaksınız. Fakat bu bir başarısızlık değil başarının artışıdır. Sisteminizi öğrenmek için bir fırsattır. Yani bunu başarısızlık olarak görmeyin. Başarının artışı keşiflere yol açar.
Başka pek çok insanın faydalanacağını düşündüğüm önemli bir şeyden bahsetmek istiyorum. Çocuk yaşımdan beri kimyaya aşık olsam da doktorama başladığımda kendime sık sık hayatımın geri kalanını kendisiyle meşgul olarak harcayacağım doğru şeyin bu olup olmadığını sordum. Bir parçası olmak ve katkı sunmak istediğim disiplin bu mu? Neden? Çok basit bir tepkimeyi gerçekleştirmem gerekiyordu, ama başarısız oluyordum. Neredeyse önemsiz bir tepkimeydi, ama başaramıyordum. Çok basit bir işi başarmam tam bir yılımı aldı. Doktoramın başlangıcıydı ve o yıl gerçekten bilim insanı olma potansiyeli taşıyıp taşımadığımı sorguladım. İçimde kimyacı olma yeteneği var mıydı? Bence ilk olarak bu disipline karşı tutkunuz size yardımcı oluyor. Ama sözde başarısızlıkları başarının artışı olarak düşünürseniz, sisteminizi öğrenme fırsatları olarak düşünürseniz bu da sizi ayakta tutar. Öğrenme aşamasında sadece küçük küçük ilerleyip sonunda gitmek istediğiniz yere varırsınız ve o keşfi yaparsınız.
Yaratıcılığın bilimdeki rolü nedir?
Omar Yaghi: Bence yaratıcılığın başlangıcı gözleminizi sorgulamaktır. Gözlemlediğiniz şey gerçek mi değil mi? Bu birincisi. İkincisi, farklı düşünmek, gözleminizin, verinizin size söylediği şeyi farklı bir açıdan görmektir. Her zaman farklı bir açıklama bulmayı deneyin. Bu, yaratıcılığın yalnızca başlangıcıdır. Bence en nihayetinde gerçekten yaratıcı olmak istiyorsanız herkesin cevaplanamayacağını söylediği soruları cevaplamalısınız. Bu şekilde gerçekten büyük, ilginç sorular bulabileceğinizi düşünüyorum. Başkalarının takip etmediği kendi yolunuzu açmak yaratıcılığın bir parçasıdır. Kendinize sorun: Alanda çalışan insanlar neyin işe yaramadığını söylüyorlar, neyin işe yaramadığını söylemeye devam ediyorlar? Herkesin işlerin belli bir şekilde yürüyeceğine inandığı şey nedir? Tersini kanıtlamayı deneyin! Ya da süregelen belli zorluklardan ötürü belli bir bilimsel olayın meydana gelmemesi. İşte bunlar bilimsel olarak araştırmaya en çok değecek sorunlardır ve ben kesinlikle bunları araştırmaya girişirdim.
“…kristal yapıya baktığımız an birbirimize baktık ve bunun çok özel bir şey olduğunuz söyledik. Unutulmazdı.”
Nobel Ödülü alan keşfinizi yaptığınızda nasıl hissettiniz?
Omar Yaghi: Bu keşifler düz bir çizgide ilerlemez. Size metal-organik kafeslerle ilgili keşfimi anlatayım. 1989 yılında Çin’de misafir akademisyen olarak bulunduğum sırada bir öğrenciyle tanıştım. Orada, Nanjing Üniversitesinde yaklaşık kırk gün geçirdim. Orada öğrenci olan Hailian (Hailian Li) ile tanıştım. Profesör olduğumda, Arizona State’te bağımsız profesör olduğumda bana bir mektup yazdı ve “Görüyorum ki metal-organikler üzerine çalışıyorsunuz. Bence bu konuda sizden daha iyi iş çıkarabilirim” dedi. Ben de eğer birileri benden daha iyi iş çıkarabiliyorsa onların benim grubumda olmasını isterim diye düşündüm. Böylece onu doktora öğrencisi olarak yanıma aldım. O ve ben güzel şeyleri seviyorduk. Kristalleri seviyorduk. O kristalleri seviyordu. Yalnızca en güzel kristalleri ortaya çıkarmak için tepkimeler yapıyordu. Sıvının yüzeyinde yüzen bu güzel kübik kristalleri buldu. Elmas gibi görünüyorlardı ve tam anlamıyla onlardan büyülenmişti. Ama kristalleri sıvıdan çıkardığında beyaz toza dönüşüyorlardı. Bir öğrenci için bu çok dramatiktir ve malzemenin çok ilginç, çok stabil olmadığı izlenimini doğurur. Ben de bu sırada bunu gözlemliyordum. Öğrencilerimle çok sık ne yaptıkları hakkında konuşurdum. Çok fazla da değil çok az da, yalnızca ne yaptıklarını bilecek ve bunun hakkında akıllıca sorular soracak kadar. “Onları sudan çıkarma. Suda analiz et” dedim. Analiz ettiğimizde ise… Bu güzel kristalin kristal yapısı… İşte o MOF-5’ti. O zaman bunun muhteşem bir keşif olduğunu biliyorduk, çünkü kimyanın iki alanını, organik ve inorganik kimyayı bu metal-organik kafeslerde birleştiriyordunuz. Bütün porozite rekorlarını kırıyordu. Yani yalnızca güzel bir nesne değildi, sıradışı fiziksel özellikleri de vardı. Bu da bizim pek çok farklı uygulama yapmamıza yol açtı. Yani kristal yapıya baktığımız an birbirimize baktık ve bunun çok özel bir şey olduğunu söyledik. Unutulmazdı.
Yapay zekanın bilime yardımcı olduğunu düşünüyor musunuz?
Omar Yaghi: Bence yapay zekâ bir yardımcı. Yaptığımız şey için harika bir yardımcı. Bence kimya harika bir alan, ama hala geçmişte yaşıyor. Demek istediğim, biz yalnızca maddeyi atom ve molekül seviyesinde manipüle edebilen bilim insanlarıyız. Bu aşırı derecede önemli. Ama laboratuvarlarımızı toplumun evrilme hızıyla uyumlu biçimde yenilemedik. Yani kimyacılar da zamanla evrilmeliler. Yerimizi başkalarının, başka bir bilim insanı grubunun alması tehlikesiyle karşı karşıya değiliz. Ancak evrilmediğimiz ve toplumun geçtiği dönüşümlerden, yani yapay zekayla ilgili olanlardan geçmediğimiz takdirde olan bitenle bağımızın kopması tehlikesiyle karşı karşıyayız. Yapay zekâ laboratuvarda yapmamız gereken işlerimizi basitleştirebilir, kimyayı daha sürdürülebilir hale getirebilir, laboratuvarımızdaki keşif oranını artırmamıza, laboratuvarımıza daha fazla yetenek çekmemize yardımcı olabilir. Öğrenciler bilim söz konusu olduğunda heyecanlanmalılar ve yapay zekâ da öğrencilerle aramızdaki bu boşluğu doldurabilir. Böylece kimya modern bir bilim, zamana ayak uyduran bir bilim ve toplumun evrimiyle uyumlu bir hareket ritmi olan bir bilim haline gelir. Bütün bunlar kimyayı güçlendirmemize ve genç akademisyenler arasından en zeki ve parlak olanları kendimize çekmemize yardımcı olur. Yani yapay zekâ bütünleşmemiz gereken yeni araçlardan biri ve onu kimyaya maksimum düzeyde hizmet edecek şekilde geliştirebiliriz.
Birkaç yıl önce bilgisayar biliminde çalışan bir meslektaşım, “Metal-organik kafeslerle ilgili bütün bu keşifleri yaptın. Bence bu yapay zekayla harmanlamak için çok ilgi çekici bir alan” diyerek benim aklımı çeldi. Yapay zekâ bilim için henüz bir tür başlangıç aşamasındaydı ve ben de bilgisayar bilimiyle ilgili hiçbir şey bilmiyordum. Makine öğrenmesi ya da yapay zekâ araçlarıyla ilgili hiçbir şey bilmiyordum. Ama bunun bizi durdurmasına izin vermedik. İçine atlayıp denemeler yapmaya başlamak bizim için daha kolaydı. Bu benim laboratuvarımı dönüştürdü. Üç yıldır laboratuvarımda çalışan hiç kimse kimyayı geleneksel yoldan yapmıyor. Çünkü artık kimyaya uyarlanmış dil modelleri ve makine öğrenmesi algoritmaları kullanarak işlerini çok daha hızlı bir biçimde yapabiliyorlar, çok daha iyi keşifler yapabiliyorlar. Bunun her açıdan çok iyi olduğunu düşünüyorum. Genç yeteneklerimiz için çok iyi, kimya için çok iyi. Kimyayı daha güncel ve olup bitenle ilgili tutuyor.
Nobel Ödülü aldığınızı nasıl öğrendiniz?
Omar Yaghi: Komite beni uçağım Frankfurt’a iniş yaparken aradı. San Francisco’dan Belçika’nın Brüksel şehrine gidiyordum. Frankfurt’a indiğimde aradılar ve evet ben de koridorda öylece dikilip bagajımı almaya çalışıyordum, uçağın kapısı açıldı ve aramayı orada yanıtladım. Çok başka bir şeydi. İnanılmaz olan başka bir şey daha. Büyü gibi.
https://www.nobelprize.org/prizes/chemistry/2025/yaghi/1925704-interview-transcript

