GazeteBilim
Destek Ol
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
Okuyorsun: Joel Mokyr’la Söyleşi: “Parlak ve zeki olup öz disiplinleri olmayan çok sayıda akademisyen gördüm”
Paylaş
Aa
GazeteBilimGazeteBilim
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
  • Destek Ol
Bizi Takip Edin
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
Copyright © 2023 Gazete Bilim - Bütün Hakları Saklıdır
GazeteBilim > Blog > Röportaj > Joel Mokyr’la Söyleşi: “Parlak ve zeki olup öz disiplinleri olmayan çok sayıda akademisyen gördüm”
Röportaj

Joel Mokyr’la Söyleşi: “Parlak ve zeki olup öz disiplinleri olmayan çok sayıda akademisyen gördüm”

Yazar: GazeteBilim Yayın Tarihi: 29 Nisan 2026 13 Dakikalık Okuma
Paylaş
joel mokyr
Anneme bir mektup yazdım ve şöyle dedim: “Az önce Dr. Sivan’ın verdiği derse katıldım. Ben de onun gibi olmak istiyorum. Üniversitede profesör olmak istiyorum.” Ve sonra da bir daha dönüp arkama bakmadım.

2025 Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Joel Mokyr ile 6 Aralık 2025 tarihinde, Nobel Haftasında Stockholm’de yapılmış olan söyleşinin çevirisini okurlarımıza sunuyoruz. Başlık tarafımızdan atılmıştır.

Çeviri: Ali Furkan Arıcıoğlu

Nasıl bir çocuktunuz?

Joel Mokyr: Çocukluğum aslında iki parçalıydı. İlk dokuz yılım Hollanda’da, ülkenin tam ortasında yer alan Utrecht adında bir şehirde geçti. Sonra ben dokuz yaşındayken, 1955 yılında, annem İsrail’e taşınmaya karar verdi. Kendimizi Hayfa’da bulduk ve orada yaşadık. Liseye gittim ve liseden sonra askerliğimi yaptım. Yani bir Hollandalı bir de İsrailli çocukluğum vardı ve bunlar birbirlerinden çok farklıydı. Farklı olan yalnızca dil değildi, her şey farklıydı, çünkü İsrail bir çocuğun büyümesinden bahsedeceksek eğer başka hiçbir ülkeyle kıyaslanamaz. Sonra üniversiteye gittim, ekonomi ve tarih okudum ve sonra da doktora yapmaya karar verdim. Doktoramı ABD’de Yale’de yaptım ve sonra garip bir tesadüfler silsilesinin eseri olarak kendimi Evanston Illinois’de bulunan Northwestern’da buluverdim. Meğer bu benim ilk ve son işyerimmiş. 51 yıldır aynı üniversitedeyim ve yapmayı bildiğim şeyi yapmaya devam ediyorum işte – ders veriyorum, lisansüstü öğrencilerine danışmanlık yapıyorum ve yazıyorum.

Sizi özellikle etkileyen bir öğretmeniniz oldu mu?

Joel Mokyr: Üniversiteye gittiğim ilk günü çok iyi hatırlıyorum. Birinci sınıf öğrencisiydim ve askerden yeni gelmiştim. Hiçbir şey bilmiyordum ve derse gitmiştim. O dersi kimin verdiğini hala çok iyi hatırlıyorum. Emmanuel Sivan adında bir adamdı ve kendisi hala hayatta. Aslında Orta Doğu tarihçisiymiş, ama her nedense bize 1066’dan önceki ve sonraki İngiltere tarihiyle ilgili bir ders veriyordu. İlk dersi ve eve gidişimi hatırlıyorum. Telefonum yoktu, çünkü telefonlar çok pahalıydı. Anneme bir mektup yazdım ve şöyle dedim: “Az önce Dr. Sivan’ın verdiği derse katıldım. Ben de onun gibi olmak istiyorum. Üniversitede profesör olmak istiyorum.” Ve sonra da bir daha dönüp arkama bakmadım. Ders aslında çok iyiydi. Yani kastettiğim şey, bunun benim yapacağım ya da kendimle ilişkilendirdiğim bir şey olmasını kastetmiyorum, sınıfın önünde durup onlara bilmedikleri ve ben anlatmazsam bilmeyecekleri şeyler anlatma ve öğretme fikri. Bunu yapmanın hoş olacağını düşündüm.

Ders vermenin sevdiğiniz yanları neler?

Joel Mokyr: Sanırım ben de pek çok akademisyen gibi, meşhur tabirle, kendi sesime bir anlamda aşığım. Öğrencilerin önünde durup onlara daha önceden bilmedikleri şeyler anlatmayı seviyorum. Bunun güzel yanlarından biri şu. Öğrencilerim hep aynı yaşta kalıyor, ben ise hep yaşlanıyorum, ama genç insanlarla temasımı bir şekilde sürdürüyorum. Bu beni bir şekilde dinç tutuyor. Eğer bir yaşlı bakım evindeyseniz ve etrafınız yalnızca sizin gibi yaşlı insanlarla doluysa yaşlı biri gibi düşünmeye başlarsınız. Yaşlı biri gibi davranmaya başlarsınız. Fakat benim etrafım hep genç insanlarla çevrilidir. Bunun beni genç tuttuğunu söylemek istemiyorum –çünkü tutmuyor, hiçbir şey sizi genç tutmuyor– ama yaşlı bir adam gibi düşünmeye başlamıyorsunuz. Ve ben de böyle düşünmüyorum, en azından düşünmemeye çalışıyorum.

Burada önemli olan lisans ve lisansüstü öğrencileri arasındaki ayrım ki bunun ABD’deki anlamı çok büyük. Lisans öğrencileri sayıca çok fazla. Büyük çoğunluğunu tanımam bile. Gelip sınıfta otururlar, derslerini anlatırım ve sınavlarını notlandırırız. İki yıl sonra ise isimlerini bile hatırlayamam. Eğer gerçekten nadir görülen türde iyi bir öğrenci değilse dersimi kimin aldığını bilmem. Lisansüstü öğrenciler söz konusu olduğunda ise durum farklıdır. Dört yıl boyunca beraber çalışırsınız. Her hafta görüşürsünüz. Seminerlerde görüşürsünüz. Konuşursunuz. Beraber akşam yemeğine çıkarsınız. Evinize gelirler.

Şimdiye dek hem ekonomi hem de tarih alanlarında yaklaşık 65’ten fazla doktora öğrencisine danışmanlık yaptım. Diyebilirim ki en az üçte ikisiyle hala irtibat halindeyim. Makalelerini okuyorum. Konferanslarda görüşüyorum. Yazışıyoruz. Bana “Bebeğim oldu”, “Boşandım” diyorlar ya da başlarına her ne gelirse işte onu anlatıyorlar. Onlarla temas halinde kalmayı sürdürüyorum. Onların yavrularım olduğunu düşünüyorum neredeyse. Benim öğrencilerimin de öğrencileri olmaya başladı ve onlar da benim entelektüel torunlarım oluyor. Bende birleşen koca bir ağaç dolusu insan var. Öğrencilerimin öğrencileri ve onların da öğrencileri falan. Ama bu gerçekten çok hoş bir his. Koleje para ödemek zorunda kalmadan çocuk sahibi olmaya benziyor.

Öğrencilerin potansiyellerini tam manasıyla gerçekleştirebilmeleri için onlara vereceğiniz tavsiye ne olurdu?

Joel Mokyr: Lisans ve lisansüstü birbirinden çok farklı hikâyelerdir. Lisansüstü öğrencilerine vereceğim ilk tavsiye şudur: Hobi edinmeyin. Eğer bir aileniz varsa onlara iyi belletin. Haftada 70-80 saat çalışmak zorundasınız. Kendinizi tamamen çalışmaya adamanızın yerini hiçbir şey tutamaz. Kadronuzu aldıktan, konumuzu sağlamlaştırdıktan sonra mola verebilirsiniz. Fakat bundan önce sürekli çalışmak zorundasınız. Özellikle de iktisat tarihi gibi fazlaca emek-yoğun bir alanda. Veri toplamak, topladığınız veriyi temize çekmek, analiz etmek, literatürü okumak ve ne yaptığınızı anlamak zorundasınız. Bunun için çok fazla zaman gerekir.

Diğer bir tavsiyem ise odaklanmak. Eğer bir proje üstünde çalışıyorsanız, onu işiniz bitene kadar elinizden bırakmayın. Çünkü çoğu zaman insanlar bir projeye başlar ve tam ortasındayken başka bir proje ilgilerini çekmeye başlar ve ilkini tamamlamazlar. Sonra ikinciyi de tamamlamazlar, üçüncüye başlarlar. Sonunda ellerinde 10 tane bitmemiş proje vardır ve gösterecek hiçbir şeyleri yoktur. Bu bir akademik kariyeri öldürür. Bu yüzden odaklanın ve azimli olun.

Üçüncü tavsiyem şudur: “Kusursuz iyinin düşmanıdır.” Özellikle iktisat tarihi gibi alanlarda bilinemeyecek şeyler bulmak her zaman mümkündür. Verinin size anlattığının ve hikâyenin size anlattığının ötesinde, cevaplayamayacağınız sorular her zaman vardır. Eğer bunları cevaplamak için yeterince büyük bir çaba gösterirseniz, bu kez de cevaplayamayacağınız başka sorular karşınıza çıkacaktır. Hayatınızın geri kalanını bir projenin içinde boğulmak ve bunu asla bitirememekle geçirebilirsiniz. Bir noktada “Tamam, söyleyeceğimi söyledim. Ne bilmediğimi kabul ediyorum.” diyin ve yola devam edin. Makalenizi sonlandırın, dergiye gönderin ve yürüyün. Fakat kariyerim boyunca kusursuz makaleyi yazmaya çalıştıkları için başarısızlığa uğramış kariyerlere sahip insanlardan oluşan çok sayıda vaka gördüm. Kusursuz makaleyi yazmayın, çok iyi bir makale yazın. Kusursuz kitabı yazmayın, çok iyi bir kitap yazın. Çünkü aslında kusursuzluğa ulaşmak sosyal bilimlerde mümkün değildir. Matematikte mümkündür. Matematikte bir teoreminiz vardır, ispatlarsınız, doğru yaparsınız, hepsi bu kadardır ve bu kusursuzdur. Ama sosyal bilimlerde işler asla böyle yürümez. Bilemeyeceğiniz şeyler her zaman olur. Muğlak kalan şeyler her zaman olur ve bazı şeyler de bilinemezdir. Dolayısıyla bunu kabul edersiniz ve dersiniz ki “Peki, ben bunu bilmiyorum, bir başkası da araştırmaya buradan başlayabilir ya da bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz.”

Başarılı bir araştırmacı olabilmek için hangi niteliklere sahip olmak gerekir?

Joel Mokyr: Öz disiplin. Kendinizi çalışmak yerine yapacağınız şeylerden, mesela Netflix’te ilginç bir dizi izlemekten, uzun bir tatile gitmekten ya da çok zaman alan bir hobinizi geliştirmekten çekip alma iradesi. Böyle yapmamak için kendinizi disipline etmeniz gerekir. Yani demek istiyorum ki eğer bir hobiniz sizin için gerçekten önemliyse o zaman belki de araştırma işlerine çok fazla girmemelisiniz, çünkü araştırma gerçekten çok zalim ve talepkar, çok fazla öz disiplin gerektiren bir efendidir. Dünyadaki diğer tüm işlerden farklı olarak, size hiç kimse gelip sabah uyanmanızı söylemez ve “Şunu yap, bunu yap” demez. Bir araştırmacı olarak kendi kendinizi yönlendirmelisiniz. Bu zordur. Öz disiplin ister. Kafanızın içinde size “Tamam, uyandın, haydi şimdi bilgisayarının başına geç ve şunu bunu yap” diyen bir insancık olmalı, uyandıktan sonraki iki buçuk saati New York Times okuyarak geçirmemelisiniz, bunu yapmak daha eğlenceli olsa da hiçbir işinize yaramaz. Bu öz disiplin çok önemlidir. Eğer sizde yoksa başarılı olamazsınız. Parlak ve zeki olup öz disiplinleri olmayan çok sayıda akademisyen gördüm ve siz onları hiçbir zaman göremeyeceksiniz.

Yapay zekanın insanlık üzerindeki etkileri nelerdir?

Joel Mokyr: Açıkçası daha yeni başladık. Tarihte tekrarlayıp duruyor gibi görünen şeylerden biri devrimsel ve radikal bir icadın ilk zamanlarında insanların bunun ne kadar devrimci olduğunu anlamaları için belli bir süre geçmesi gerektiğidir. Bunun yapay zeka için de geçerli olduğunu düşünüyorum. Matbaa, buhar makinesi, elektrik vb. gibi bazı radikal icatların ortaya çıkışı üzerine araştırmalar yaptım. Ama kişisel bilgisayarların ortaya çıkışına bizzat tanık oldum ve kişisel bilgisayarlar herkesin hayatını değiştirdi. İlk IBM bilgisayarımı aldığımda, seksenlerin başında olması gerek, işe yarar bir şeydi. Kelime işlemcisiydi. Fakat ondan müzik dinleyeceğimi, kuzenlerimle konuşacağımı, film izleyeceğimi hiç düşünmedim. Hayatınızı nasıl etkileyeceğini asla bilemiyorsunuz aslında. Aynısını akıllı telefonlar için de söyleyebiliriz sanırım. Başlangıçta birkaç şey yapabilen telefonlardı yalnızca. Şimdiyse onlarla istediğiniz her şeyi yapıyorsunuz. Bu yüzden yapay zekanın etkilerinin neler olacağını tamamen bildiğimizi düşünmüyorum, ama bütün diğer büyük icatlarda olduğu gibi pek çok etkisi icadın kendisine değil onu kullanan insanlara bağlı olacak. Bu biraz kaygı verici, çünkü yapay zekayı kim kontrol edecek? Kim düzenleyecek? Onunla neler yapılabilir ve neler yapılamaz? Yapay zekanın ortaya çıkardığı bir sürü ilgi çekici yeni ve baş etmek zorunda olduğumuz ahlaki ikilem var.

Yaratacağı etkilerden biri elbette kurgu ve gerçeklik arasındaki ayrımı yapmanın her zamankinden daha zor olacağı. Ama genel itibariyle yapay zekanın fizikte, kimyada, biyolojide, ekonomide vazgeçilmez olacağını ve bu alanların dönüşüm yaşayacağını düşünüyorum. Aslında bu tarihsel bir analoji, çünkü eğer XVII. yüzyılın büyük bilimsel devrimine bakarsanız ona neden olan şeylerden birinin yeni araçlar olduğunu görürsünüz: Teleskop, mikroskop, vakum pompası, zanaatkarların yaptığı her şey. Bunlar sayesinde bilim insanları bilimi ilerletebileceklerini keşfettiler. En ünlüleri ilk teleskopu kapıp Jüpiter’e bakan ve “Aa, Jüpiter’in ayları var, bunu kim bilebilirdi ki?” diyen Galileo’dur. Fakat teleskopu olmadan bunu asla başaramazdı, çünkü teleskop doğanın sizin görmenizi amaçlamadığı şeyleri görmenizi sağlar. Aynısı mikroskop için de geçerli. Kirli bir suya bakıp normalde görmediğiniz sürünen küçük hayvanlar görebilirsiniz, çünkü bakterileri gözünüzle göremezsiniz. Doğa bizim bakterileri görmemizi istememiş, ama işte buradayız, onu kandırdık.

Bunu yüksek kapasiteli bilgisayarlar için de, yapay zeka için de söyleyebiliriz. Bu anlamda çok güçlü bir araç. Bilimi daha hızlı ve daha iyi yapacak ve daha ileri götürecek. İnsanlık, tarihin tek başına en büyüğü değilse bile en büyük meydan okumalarından biriyle yüz yüze. İklim değişikliği. Çünkü tek bir yerde meydana gelmiyor, başkasının başına gelmiyor. Tehlikede olan bütün bir gezegen ve bununla başa çıkabilmemizin iki yolu var. Ya fosil yakıtlardan vazgeçmek üzere politik bir anlaşma yapacağız ya da farklı bir gezegene adapte olmamıza imkan tanıyacak teknolojiler üreteceğiz. Politik seçenek ufukta görünmüyor. Hatta her baktığınızda daha da uzaklaşmış oluyor. Yalnızca Brezilya’da düzenlenen son COP30 toplantısına bile baktıysanız hiçbir sonuca ulaşılamadığınız anlarsınız. Değişen çevreyle baş etmemize yardımcı olacak teknolojiler üretmeliyiz. Bu ise yapay zeka olmadan çok zor olacak. Yapay zeka sayesinde sorunu çözer hale gelebiliriz. Nasıl olacağını bilmiyorum, kimse bilmiyor, ama bunun karbondioksiti atmosferden dışarı bir şekilde çıkaracak ve fosil yakıtlardan fosil olmayan yakıtlara geçişimize, metan gazından kurtulmamıza ve yapmamız gereken pek çok başka şeyi yapmamıza yardımcı olacak yeni teknolojiler üretip üretemeyeceğimizle ilgili olduğu açık. Yapay zeka sayesinde bir şansımız var. Bu yaptığım başaracağımız öngörüsünde bulunmak değil, ama bir şansımız olacak.

Sizi araştırma yapmaya devam etmeye ne motive ediyor?

Joel Mokyr: Çelloya ya da basketbola başlamak için fazla yaşlıyım. Sanırım hayattaki memnuniyet verici şeylerden biri iyi yaptığınız şeyi yapmak ve iyi yapmadığınız şeyleri yapmayı denememek. Sporda çok iyi değilim. Hiç olmadım. Çocukken futbol oynamayı denedim. Feci şekilde başarısızdım. Çok denedim ama koordinasyonum yeterince iyi değildi. Ümitsiz vakaydım. Fakat bunun gerçekten iyi yaptığım bir şey olduğunu düşünüyorum. İyi yaptığım şeyden zevk alıyorum. İşimi sadece sevmekle kalmıyorum, bazen ofise bisikletle gidiyorum ve aklımdan şunlar geçiyor: “Tanrım, bana bunun için para veriyorlar. Bunu o kadar seviyorum ki, bunu yapma ayrıcalığına sahip olduğum için ben onlara para vermeliyim, çünkü çok eğleniyorum.”

Röportajı izleyin

Transcript from an interview with Joel Mokyr. NobelPrize.org. Nobel Prize Outreach 2026. Tue. 28 Apr 2026. <https://www.nobelprize.org/prizes/economic-sciences/2025/mokyr/1925720-interview-transcript/>

Etiketler: Joel Mokyr, nobel
GazeteBilim 29 Nisan 2026
Bu Yazıyı Paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp E-Posta Linki Kopyala Yazdır
Önceki Yazı paris Kalbi başka yerde atanların vatanı Paris
Sonraki Yazı dev böcekler Devasa tarih öncesi böceklerin büyüklüklerinin sebebi oksijen olmayabilir!

Popüler Yazılarımız

krematoryum fırını

Türkiye’de ölü yakma (kremasyon): Hukuken var, fiilen yok

BilimEtik
23 Kasım 2023
cehalet
Felsefe

“Cehalet mutluluktur” inancı üzerine

Eşitleştiren, özgürleştiren, mutlu kılan, bilgi midir yoksa cehalet mi? Mutlu kılan, cehalet mutluluktur sözünde ifade edildiği gibi, bilgisizlik ve cehalet…

12 Ağustos 2023
deontolojik etik
Felsefe

Deontolojik etik nedir?

Bir deontolog için hırsızlık her zaman kötü olabilir nitekim çalma eyleminin özünde bu eylemi (daima) kötü yapan bir şey vardır.

15 Ağustos 2024
Güzel şeyler, özgür seçim süreçlerinin en çirkin şekillerde baskı altına alınmasına rağmen varlığını sürdürmeyi dişiler sayesinde başarır.(Görsel: The Belkin)
Flörtöz Hayvanlar

Ördekler, penisleri ve Amerikan ekonomisi

Yanık türkülerin yeşil başlı gövel ördeklerinden esinlenilen romantizm yalnızca bizim hayallerimizde var; gerçek dünyada bu türlerin aşk hayatları çok daha…

5 Kasım 2024

ÖNERİLEN YAZILAR

2025 Nobel Kimya Ödülü

Japonya’daki Kyoto Üniversitesinden Susumu Kitagawa, Avustralya’daki Melbourne Üniversitesinden Richard Robson ve ABD’deki California Üniversitesinden Omar M. Yaghi, geniş boşluklar içeren…

HaberNobel Ödülleri
22 Ekim 2025

Tüm detaylarıyla 2025 Nobel Fizyoloji ve Tıp Ödülü

Mary E. Brunkow, Fred Ramsdell ve Shimon Sakaguchi, bağışıklık sisteminin vücuda zarar vermesini engelleyen çevresel (periferal) bağışıklık toleransı üzerine yaptıkları…

HaberNobel Ödülleri
9 Ekim 2025

Meal kanunu: “İslamcılaşan devletin dogmatik refleksi”

Bu yasa, biçim ve kapsam olarak İslamcılaşan bir devletin dogmatik refleksini daha çok yansıtmaktadır.

Röportaj
30 Mayıs 2025

COVID aşıları hastalığa mı sebep oluyor?

COVID döneminde ve sonrasında ortaya çıkan pek çok hastalığa aşılar sebep olduğu düşünüldü. Bu röportajda, işin doğrusunu anlayacağız.

BilimBiyolojiRöportajSağlık
25 Mayıs 2025
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım İzinleri
  • İletişim
  • Reklam İçin İletişim

Takip Edin: 

GazeteBilim

E-Posta: gazetebilim@gmail.com

Copyright © 2023 GazeteBilim

  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk

Removed from reading list

Undo
Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?