GazeteBilim
Destek Ol
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
Okuyorsun: Kopernik Kuramı ve Osmanlılar
Paylaş
Aa
GazeteBilimGazeteBilim
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
  • Destek Ol
Bizi Takip Edin
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
Copyright © 2023 Gazete Bilim - Bütün Hakları Saklıdır
GazeteBilim > Blog > Tarih > Bilim Tarihi > Kopernik Kuramı ve Osmanlılar
Bilim Tarihi

Kopernik Kuramı ve Osmanlılar

Yazar: Yavuz Unat Yayın Tarihi: 3 Ekim 2024 17 Dakikalık Okuma
Paylaş
kopernik brahe
Cihannüma’da Kopernik ve Tycho Brahe’nin sistemleri

Abdulmannân, Yer’in Güneş etrafında dolanmasının daha makul olduğunu şu benzetmeyle açıklamaya çalışır: “Eğer bir kimse kebap pişirmek isteyip bir şişe et taksa, makul ve münasip olan, kebabı ateşin etrafında döndürmektir; yoksa ateşi kebabın etrafında döndürmek değil.”

Bilindiği üzere Rönesans’ın ünlü astronomu Nikolas Kopernik (1473-1543), Güneş merkezli evren modelini 1543 yılında yayımlanan De Revolutionibus Orbium Coelestium (Göksel Kürelerin Devinimleri Üzerine) adlı meşhur eserinde tanıtmıştır. Kopernik’ten sonra Batı’da yapılan astronomi ve fizik çalışmalarıyla Güneş Merkezli Kuram’ın geçerli olduğu kanıtlanmış, özellikle Tycho Brahe (1546-1601), Galileo Galilei (1564-1642), Johannes Kepler (1571-1630) ve Isaac Newton’un (1643-1727) çalışmaları sayesinde yani 17. yüzyıldan sonra kuram tam olarak kabul edilmiş ve modern astronominin temelleri atılmıştır. Şimdi şu soruyu sorabiliriz: 16. yüzyıla kadar Doğu’da bu derece ileri düzeyde olan astronomi biliminde, astronomide devrim olarak nitelenen Kopernik Kuramı ne zaman kabul edilmiştir? 15. yüzyıldan sonra Doğu biliminin öncüleri Osmanlı Türkleridir. Dolayısıyla soruyu şu şekilde sormak daha uygun olacaktır: Osmanlı Türkleri Kopernik Kuramı’nı ne zaman tam olarak benimsediler?

De Revolutionibus Orbium Coelestium
Kopernik’in 1543’te yayımlanan De Revolutionibus Orbium Coelestium adlı eserinde yer alan Güneş merkezli sistemin çizimi. Kitap Göksel Kürelerin Devinimleri Üzerine adıyla İş Bankası Kültür Yayınları, Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi’nden C. Cengiz Çevik’in katkılarıyla 2010 yılında Türkçeye çevrildi.

Osmanlıların Avrupa’da 17. yüzyılda gelişen modern bilimler ve modern astronomi ile ilk temasları 17. yüzyıl ortalarında başladığını biliyoruz. Ancak yeni astronominin Osmanlılarda kabul görmesi için 19. yüzyılın ortalarını beklemek gerekir.

Modern astronomin ve Kopernik Kuramı’nın Osmanlılara girişini sağlayan ilk eserler genellikle Batı kaynaklı astronomi katalogları ve coğrafya çevirileridir. Kopernik sisteminden bahseden ilk eser, Fransız astronom Noel Duret’in (1590-1650) 1637’de yazmış olduğu astronomi katalogunun Tezkireci Köse İbrahim Efendi (17. yüzyıl sonları) tarafından 1660-1664 yıllarında yaptığı çevirisidir. Secencel el-Eflâk fî Gâyet el-İdrâk (İdrâkin Gâyesinde Feleklerin Aynası) adıyla yapılan bu çeviride Tezkireci Köse İbrahim Efendi günümüze kadar yazılmış olan kataloglardan ve Kopernik’ten yani Güneş Merkezli Kuram’dan bahseder. Modern astronomiden bahseden ikinci eser ise Ebû Bekr ibn Behrâm ibn Abdullah el-Hanefî el-Dimaşkî’nin, Wilhelm Blaeu (ölümü 1638) ve oğlu Joan Blaeu tarafından hazırlanan ve 1650-1665 yıllarında Amsterdam’da basılan on ciltlik Atlas Major (Büyük Atlas) adlı eserin Coğrafya-yı Atlas (Coğrafya Atlası) adıyla dokuz cilt olarak kısaltılmış çevirisidir. Dimaşkî eserin girişinde, astronomi biliminin önemini belirtip İslâm Dünyası’nın durumunu ve Avrupalıların bu konudaki görüşlerini verdikten sonra eski ve yeni astronomi sistemlerini, yani Yer Merkezli Kuram ile Güneş Merkezli Kuramı ele alır.

kopernik
Secencel el-Eflâk’da Kopernik, Batlamyus ve Tycho Brahe sistemleri

Yeni astronomi kavram ve prensiplerine ilişkin daha geniş bilgi 18. yüzyılın ilk yarısında İbrahim Müteferrika’nın (1674-1745) Kâtip Çelebi’nin (1609-1657) Cihannümâ’sına yaptığı ilavelerde bulunmaktadır. Kopernik’ten yaklaşık bir asır sonra ölmesine ve Cihannümâ’yı yazarken Batı kaynaklarından bolca yararlanmış olmasına rağmen Kâtip Çelebi’nin Güneş merkezli gök sisteminden habersiz görünmesi ve hala yer merkezli sistemden bahsetmesi şaşırtıcıdır. Ancak Müteferrika 1732’de Cihannümâ’yı basarken bu esere bazı ilaveler yapmış ve bu ilavelerde yeni astronomiden söz etmiştir. Bu ek, yeni astronomi konularını ele alan en geniş metin olma özelliğini uzun süre korumuştur. Bu ekle birlikte Cihannümâ’nın basılmasından bir yıl sonra, yine Müteferrika, Andreas Cellarius’un (1596-1665) Atlas Coelestis (Atlas Cennet) adlı Latince astronomi eserini, III. Ahmed’in emriyle Mecmû‘a-i Hey’et el-Kadîm ve el-Cedîd (Eski ve Yeni Astronomi Mecmuası) adıyla tercüme etmiş ve böylece eski ve yeni astronomiyi ele alan müstakil bir eser Osmanlı literatürüne girmiştir.

Cihannümâ’ya yaptığı ekte Mütefferrika, Batlamyus’un, Kopernik’in ve Tycho Brahe’nin sistemlerinden bahseder ve Yer merkezli görüşün İslâm filozofları tarafından kabul edildiğini kaydeder. Bu üç sistem arasında Güneş merkezli sisteme ilişkin tartışmalara daha fazla yer ayrılmış, Tycho Brahe’nin sistemine ise fazla ilgi gösterilmemiştir. Mütefferrika, bu ekinde, Kopernik sistemini anlatırken oldukça temkinli davranır. Müteferrika, evrene ilişkin üç görüş olduğunu söyler: Batlamyusçu görüş, Kopernikçi görüş ve Tycho Brahe’nin görüşü.

kopernik tycho
Cihannüma’da Kopernik ve Tycho Brahe’nin sistemleri

Bu üç görüşü açıklamadan önce bu görüşlerin din ve inanç meseleleriyle ilişkisine dikkat çeken Müteferrika, evrenin tanrının eseri olduğunu ve buna inanmanın dinin gereği olduğunu söyler. Ancak ona göre, evrenin yapısı, oluşumu ve şekline ilişkin görüşler dine bağımlı değildir. Buna karşın kendisi birinci görüşün herkesçe makul ve üstün tutulduğunu ve ikinci ve üçüncü görüşlere itibar edilmediğini ve reddedildiğini ifade eder. Ancak bu üç görüşün de açıklanması gerektiğini söyler ve bu üç görüşü açıklarken İslâm filozoflarının birinci görüşü kabul ettiğini belirtir.

Daha sonra Yer merkezli ve Güneş merkezli sistemlerin bir karşılaştırmasını yapan Müteferrika, Güneş merkezli sisteme karşı ileri sürülen üç eleştiriyi verir: 1) Bu yeni görüş kutsal kitaplara aykırıdır. 2) Yıldızlar konumlarını Yer’e göre değiştirmezler. 3) Yer’in hareketli olması yeryüzündeki cisimleri etkiler.

Bu üç eleştiriyi de cevaplayan Müteferrika burada Galileo fiziğini kullanır.

Bundan sonra yeni astronomi kavramları ile Osman ibn Abdulmannân’ın (ölümü 1786 yıları) tercüme ettiği bir coğrafya kitabında karşılaşılmaktadır. Osman ibn Abdulmannân, Bernhard Varenius’un (1600-1676) Geographia Generalis (Genel Coğrafya) adlı eserini 1751 yılında Türkçeye Tercüme-i Kitâb-ı Coğrafya (Coğrafya Kitabı Tercümesi) adı ile tercüme etmiştir. Genel Coğrafya aslında Yer merkezli eski sistemin doğruluğunu kabul eden bir eserdir. Ancak ilginçtir ki, Osman ibn Abdulmannân tercümesinde her ne kadar orijinal metne sadık kalsa da, akıl yürütme yoluyla Kopernik sistemini kabul etmiştir. Abdulmannân, Yer’in Güneş etrafında dolanmasının daha makul olduğunu şu benzetmeyle açıklamaya çalışır: “Eğer bir kimse kebap pişirmek isteyip bir şişe et taksa, makul ve münasip olan, kebabı ateşin etrafında döndürmektir; yoksa ateşi kebabın etrafında döndürmek değil.”

Kitâb-ı Coğrafya’da Güneş’e ilişkin açıklamalar

Çeşitli astronomi kataloglarının çevirileri ile de Osmanlı astronomlarının Batı astronomi literatürünü takip ettiği görülmektedir. Bunlardan biri Kalfazâde İsmail Çınarî tarafından 1767’de yapılan ünlü astronom Clariaut’un katalogunun (Theorie de la Lune, Ay Kuramı) çevirisidir. Diğeri de yine Kalfazâde İsmail Çınarî’nin ünlü astronomlardan Jacques Cassini’nin (1677-1756) katalogunun (Tables Astronomiques de Soleil, Güneş’in Astronomik Tabloları, Paris, 1740) Tuhfe-i Behîc-i Rasînî Tercüme-i Zîc-i Kasînî (Cassini Zîci’nin Tercümesi) adıyla 1772’de Fransızcadan yapmış olduğu çevirisidir.

Cassini’nin zîcinin Türkçeye çevrilmesinden sonra III. Selim’in emriyle takvimler Cassini’nin zîcine göre düzenlenmeye başlanmış ve o zamana kadar kullanılmakta olan Zîc-i Uluğ Bey (Uluğ Bey Katalogu) zamanla terk edilmiştir. Ayrıca bu eserle birlikte, hem logaritma hem de teleskop aracılığıyla elde edilen dakik gözlem bulguları Osmanlı bilginlerinin hizmetine girmiştir

Çınarî’nin çevirdiği diğer eser ise Clairaut’un Ay Kuramı’na ilişkin çalışmasıdır. Clairaut üç cisim problemi ile ilgilenmiş, Ay kuramı ve gezegen hareketleri üzerine çalışmış ve Ay kuramına ilişkin çalışmalarını 1747’de Akademi’ye sunmuştur. Ancak Ay’ın hareketinin ölçümündeki zorluğu aşmak için gravitasyon kuramında bir değişiklik olması gerektiğini ileri sürmüştür. Ona göre, gravitasyon yasası, mesafenin karesi ve küpünün toplamı biçiminde değiştirilmeliydi. Bu değişiklik dikkate alındığında Ay’ın hareketi için öngörülen kuram, gözlemle mükemmel derecede uygunluk göstermekteydi. Bu Newton kuramının gözlemlerle uyum içinde olduğunu gösteren ilk önemli kanıttır. Clariaut bu çalışması ile ödüllendirildi ve çalışmasını 1752’de Théorie de la Lune (Ay Kuramı) adıyla yayımladı. Ancak İsmail Efendi’nin bu kitabın sadece Ay’a ilişkin cetveller kısmını çevirmesi Osmanlı bilim zihniyetinin yapısı hakkında önemli ipuçları içermektedir.

Bu faaliyetler, 18. yüzyılın sonlarına doğru, Osmanlıların coğrafyadan sonra, astronomi ve matematik sahalarında da Batı ile temasa gelmeye başladıklarını ve hiç değilse ilk planda kendileri için gerekli olan kuramsal bilgileri, yavaş yavaş da olsa, aktarmaya başladıklarını göstermektedir. Ancak Osmanlılar bu dönemde daha çok vakit tayini için gerekli olan bilgileri içeren katalogları çevirmişlerdir. Batı’da bu dönemde astronomi biliminin yapısını tamamen değiştiren önemli birçok eser dururken, bu türde eserlerin seçilmiş olması Osmanlı bilimine hâkim olan pratik karakteri göstermektedir.

Kopernik astronomisinden söz eden bir başka yapıt, Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın (1703-1780) Mârifetnâme‘sidir (1825). Burada, evren anlayışı, Ay ve Güneş tutulmaları ve doğa olayları açıklanırken bilimsel ve dinsel kaynakların yanında çeşitli efsaneleri ve hurafeleri içeren halk inançlarına da yer verilmiştir. Ancak ona göre evrenin merkezinde Yer ya da Güneş’in olduğuna inanmanın din ile bir ilgisi yoktur. Önemli olan evrenin, yüce yaratıcının bir eseri olduğuna inanmaktır. Ona göre, harekete daha elverişli olan küçük kütleli Yer’in, Güneş etrafında senede bir kere dönmesi daha kolay, işin gereğine uygun ve akla daha yakındır. Ne var ki, İbrahim Hakkı, İslâm astronomisi başlıklı kısımda ise, buna tam ters bir görüş öne sürmüştür.

Yeni astronomiden bahseden zîc çevirileri arasında, Joseph-Jérôme Lefrançais de Lalande’ın, Tables Astronomiques (Astronomik Tablolar, Paris 1759) adlı kitabının Hüseyin Hüsnî İbn Ahmed Sabîh (ölümü 1840) tarafından Tercüme-i Zîc-i Laland (Laland Katalogunun Çevirisi) adıyla çevrilmiş olan zîci de yer alır. Çevirinin girişinde Lalande’nin zîcinin Kopernik sistemine uygun olarak hazırlandığı, Uluğ Bey ve Cassini zîclerini hükümsüz bıraktığı ve bu yeni zîcin kıyamete kadar geçerli olacağı söylenmektedir.

Batı astronomi kaynaklarından yapılan aktarma ve çeviriler dışında, ilk defa Rusça kaynaklardan yararlanılarak hazırlanan bir eserde de Kopernik astronomisinden bahsedilmektedir. Bu kitap, Bakülü Kudsî olarak bilinen Azerbaycanlı Abaskulu Ağa İbn Mirzâ Muhammed Hân-ı Sanî’nin (ölümü 1846) Esrâr el-Melekût adlı eserinin çevirisidir (Efkâr el-Ceberût fî Tercemet Esrâr el-Melekût, 1848).

Esrâr el-Melekût Kudsî’nin daha önce kaleme aldığı coğrafyaya ilişkin bir kitabın özetidir. Önsözde astronominin kısa tarihi verilir ve Kopernik kuramından bahsedilir. Kopernik kuramı burada en başarılı kuram olarak verilmektedir. Kudsî eserini baştan sonra yeni astronomi anlayışına göre yazmış ve tercihini bu kuram lehine kullanmıştır. Kitabın sonsözünde ise, yeni astronominin evren anlayışının Kuran-ı Kerim ve hadislerle desteklendiği vurgulanmış ve din-bilim uzlaşmasının sağlanmasına gayret edilmiştir.

1773’de Mühendishâne-i Bahr-i Hümâyun (Deniz Mühendislik Okulu) ve 1793’de Mühendishâne-i Berr-i Hümâyun’un (Kara Mühendislik Okulu) kurulmasıyla astronomi dersleri devlet eliyle öğretilmeye başlanmıştır. Mühendishâne-i Berr-i Hümâyun’a 1817’de Seyyid Ali Paşa (ölümü 1846) Başhoca olmuştur. Seyyid Ali Paşa 15. yüzyılın önemli astronomlarında Ali Kuşçu’nun (ölümü 1474) Fethiye adlı eserini Miratü’l-Alem (Evrenin Aynası) adıyla tercüme etmiş ve eserin önsözünde, astronomide üç önemli görüş olduğundan söz etmiştir. Bunlar, Batlamyus’un Yer merkezli sistemi, Kopernik’in Güneş merkezli sistemi ve Tycho Brahe’nin hem Yer’i hem de Güneş’i merkeze alan sistemidir. Seyyid Ali Paşa, Yer merkezli sistemin İslâm ülkelerinde yaygın olduğunu, takvim yapmak için hazırlanan katalogların bu görüşe dayandıklarını, dolayısıyla da bu görüşün kabul edildiğini söylemektedir.

1830 yılında Seyyid Ali Paşa’nın azledilmesiyle Başhocalığa İshak Efendi (ölümü 1834) getirilir. İshak Efendi en önemli eseri olan Mecmûa-i Ulûm-i Riyaziye’nin (Matematiksel Bilimler Seçkisi) dördüncü cildini astronomiye ayırarak ağırlığı Kopernik teorisine verir ve bu sistemin o zamana kadar Osmanlılarda en uzun ve belki de en teknik izahını vererek, Kopernik görüşünün ilm-i hikmete daha uygun olduğunu kesin bir şekilde belirtir.

Hoca İshâk Efendi’nin Mecmûa-i Ulûm-i Riyaziye’sinde Kopernik, Batlamyus ve Tycho Brahe’nin sistemleri

Hoca İshak Efendi’nin Mecmûa-i Ulûm-i Riyaziye’si modern bilimlerin Osmanlılara geçişinde önemli bir adımı temsil eder. Modern bilimlere ilişkin pek çok kurama ilişkin bilgiye bu eserde rastlanmaktadır. Mühendishanelerde Kopernik Kuramı’nın kabul edilmesi ve tam olarak okutulması da onun sayesinde olmuştur. Mecmûa-i Ulûm-i Riyaziye’den sonra kaleme alınan astronomi kitaplarında artık kesin olarak Kopernik Kuramı’na yer verilmiştir. Bu yönde yine önemli bir adım Hoca Tahsin Efendi’dir (1811–1881). Hoca Tahsin, modern bilime geçiş süreci içerisindeki Türk dünyasının orijinal bir simasıdır. Taşmektep’teki (Sıbyan Mektebi) odası çeşitli bilimsel araçlarla donatılmıştı ve adeta bir doğa bilimleri müzesi gibiydi. Hoca Tahsin Efendi özellikle modern astronominin tanınmasında büyük emek sarf etti ve bu alanda halkın da anlayacağı türde çeşitli eserler kaleme aldı. Konuyla ilgili eseri Esâs-ı ‘İlm-i Hey’et’dir (Astronominin Esasları, 1880). Kendinden önce yayımlanmış kozmografya kitaplarına göre yeni ve oldukça farklı bir özellik taşıyan eserde, teknik ayrıntıya kapılmadan konu kolay­ca kavranacak şekilde derli toplu anlatılır. Hoca Tahsin’den önce Başhoca İshak Efendi modern astronomiye bir kapı açmıştı. Ancak Kopernik kuramına biraz şüpheyle yaklaşmış ve Kepler’e de fazla yer vermemişti. Oysa Hoca Tahsin tamamen Kopernik yanlısı yorumlarıyla hiçbir şüpheye mahal bırakmadan konuyu aktarmakta ve Kepler’in yasalarını ve Newton’un Evrensel Çekim Yasası’nı da tanıtmaktadır.

Sonuç olarak 1660’lardan itibaren Osmanlıların, Batı’dan yapılan zîc ve coğrafya eserlerinin çevirileri ile Güneş Merkezli Sistem’i tanımaya başladıkları anlaşılmaktadır. Bu alanda en önemli katkı 17. yüzyılda İbrahim Müteferrika tarafından yapılmıştır. Buna karşın Osmanlıların geleneksel astronominin bırakılması ve Kopernik Sistemi’ni kabul edilmesi için 19. yüzyılın ortalarını beklemek gerekir. Yeni astronomi kavramlarına kuşkulu bakış açısı bu döneme kadar devam etmiştir. 17 ve 19. yüzyıl arasındaki bu süreç, modern bilimlerin kabulü açısından sıkıntılı bir süreçtir. Kopernik Kuramı’ndan ayrıntılı olarak ilk bahseden ve bu kuşkulu bakış açısını terk eden Hoca İshak Efendi’nin eseridir. Kopernik Kuramı’nın derslerde okutulması da onun sayesinde olmuştur. Mecmûa-i Ulûm-i Riyaziye’den sonra ise yeni astronomiden bahseden bu tür eserlerin sayısı artmıştır. Hoca Tahsin Efendi de bu alanda önemli bir adımı temsil etmektedir. Zira hem kesin olarak Kopernik Kuramı’nı benimsemiş ve hem de yeni astronomi kavramlarını halka anlatma çabası içerisine girmiştir. Hoca İshak ve Hoca Tahsin’in adı geçen eserlerinden sonra Osmanlılarda modern astronomi üzerine çok sayıda telif eser kaleme alınmıştır. Bunlar arasında Ahmed Ziya Akbulut’un (ölümü 1938) Kozmografya (1898), Şemseddin Sami’nin (ölümü 1904) Kozmografya (1900/1) ve Salih Zeki’nin (ölümü 1921) Kozmografya (1912/13) adlı eserleri sayılabilir.

Kaynaklar

Adnan Adıvar, Osmanlı Türklerinde İlim, İstanbul 1982.

Erzurumlu İbrâhim Hakkı, Mârifetnâme, İstanbul 1310/1892.

Hoca İshak Efendi, Mecmûa-i Ulûm-i Riyaziye, İstanbul 1261.

Ekmeleddin İhsanoğlu, Büyük Cihad’dan Frenk Fodulluğuna, İstanbul 1996.

Ekmeleddin İhsanoğlu, Ramazan Şeşen, Cevat İzgi, Cemil Akpınar, İhsan Fazlıoğlu, Osmanlı Astronomi Literatürü Tarihi (OALT), 2 Cilt, İstanbul 1997.

Ekmeleddin İhsanoğlu, Ramazan Şeşen, M. Serdar Bekar, Gülcan Gündüz, A. Hamdi Furat, Osmanlı Coğrafya Literatürü Tarihi (OCLT), 2 Cilt, İstanbul 2000.

İnan Kalaycıoğulları ve Yavuz Unat, “Kopernik Kuramı’nın Türkiye’deki Yansımaları”, Osmanlılarda Bilim ve Teknoloji, Editör: Yavuz Unat, Nobel Yayınevi, Ankara 2010, s. 489-508.

Seyyid Ali Paşa, Miratü’l-Alem (Evrenin Aynası), Ali Kuşçu’nun Fethiyye Adlı Eserinin Çevirisi, Hazırlayan: Yavuz Unat, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 2001.

Yavuz Unat, “Çağdaş Astronominin Türkiye’ye Girişi”, Türkler, Cilt 14, Yeni Türkiye Yayınları, Editörler: Hasan Celâl Güzel, Kemal Çiçek, Salim Koca, Ankara 2002, s. 906-914.

Yavuz Unat, “Çağdaş Astronominin Türkiye’ye Girişi’nde Hoca Tahsin’in Rolü”,Osmanlılarda Bilim ve Teknoloji, Editör: Yavuz Unat, Nobel Yayınevi, Ankara 2010, s. 509-583.

YavuzUnat, İlkçağlardan Günümüze Astronomi Tarihi, Nobel, Ankara 2013.

Etiketler: ateş, bilim tarihi, brahe, cihannüma, erzurumlu ibrahim hakkı, güneş merkezli kuram, hoca ishak efendi, hoca tahsin efendi, kebap, kopernik, osmanlılar, yer merkezli kuram
Yavuz Unat 3 Ekim 2024
Bu Yazıyı Paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp E-Posta Linki Kopyala Yazdır
Yazar: Yavuz Unat
Prof. Dr., Bilim Tarihçisi, Kastamonu Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi
Önceki Yazı Dingoların evriminden kehribarın ışığına
Sonraki Yazı Dünyanın bu ay kısa süreliğine bir uydusu daha olacak!

Popüler Yazılarımız

krematoryum fırını

Türkiye’de ölü yakma (kremasyon): Hukuken var, fiilen yok

BilimEtik
23 Kasım 2023
cehalet
Felsefe

“Cehalet mutluluktur” inancı üzerine

Eşitleştiren, özgürleştiren, mutlu kılan, bilgi midir yoksa cehalet mi? Mutlu kılan, cehalet mutluluktur sözünde ifade edildiği gibi, bilgisizlik ve cehalet…

12 Ağustos 2023
deontolojik etik
Felsefe

Deontolojik etik nedir?

Bir deontolog için hırsızlık her zaman kötü olabilir nitekim çalma eyleminin özünde bu eylemi (daima) kötü yapan bir şey vardır.

15 Ağustos 2024
Güzel şeyler, özgür seçim süreçlerinin en çirkin şekillerde baskı altına alınmasına rağmen varlığını sürdürmeyi dişiler sayesinde başarır.(Görsel: The Belkin)
Flörtöz Hayvanlar

Ördekler, penisleri ve Amerikan ekonomisi

Yanık türkülerin yeşil başlı gövel ördeklerinden esinlenilen romantizm yalnızca bizim hayallerimizde var; gerçek dünyada bu türlerin aşk hayatları çok daha…

5 Kasım 2024

ÖNERİLEN YAZILAR

Tümevarım-tümdengelim ve bilimde gerikalmışlık sorunu

Tümevarım Yöntemi’ne geçişteki gecikme, modernleşmenin “özgün bir bilimsel üretim” safhasına geçmesini engellemiş ve süreci daha çok bir “takip ve adaptasyon”…

Bilim Tarihi
20 Nisan 2026

Bilim tarihi araştırmalarında yapay zekâ kullanımı[1]

Büyük veri kümeleriyle uğraşan, literatür taraması yapan veya eski metinleri deşifre etmeye çalışan tarihçiler için YZ şu alanlarda devrim niteliğinde…

Bilim Tarihi
15 Nisan 2026

Evrimin Türkiye’deki Öyküsü

Bu yıl yayımlanan Evrim'in Türkiye'deki Öyküsü başlıklı eser Osmanlı'dan günümüze kadar Evrim Kuramının Türkiye tarihindeki serüvenini ele alıyor.

Bilim Tarihi
27 Ekim 2025

Bilim ve sansür

Egemen güçler ve bazen de erkek egemen toplumlar ciddi şekilde bilimsel düşünceye sansür uygulamaktadır.

Bilim Tarihi
30 Eylül 2025
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım İzinleri
  • İletişim
  • Reklam İçin İletişim

Takip Edin: 

GazeteBilim

E-Posta: gazetebilim@gmail.com

Copyright © 2023 GazeteBilim

  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk

Removed from reading list

Undo
Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?