GazeteBilim
Destek Ol
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
Okuyorsun: Kant neyi başardı?
Paylaş
Aa
GazeteBilimGazeteBilim
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
  • Destek Ol
Bizi Takip Edin
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
Copyright © 2023 Gazete Bilim - Bütün Hakları Saklıdır
GazeteBilim > Blog > Dosya > Kant 300. Yaşında > Kant neyi başardı?
Kant 300. Yaşında

Kant neyi başardı?

Yazar: GazeteBilim Yayın Tarihi: 1 Nisan 2024 14 Dakikalık Okuma
Paylaş
kant
Her gün aynı saate çıktığı bu yürüyüşlerin dakik olması nedeniyle Königsberg’de “Saat yanılır, Kant yanılmaz” sözü ile anılır olmuştur.

Onun felsefedeki önemi günümüzde de artarak devam etmektedir. Bilgi, etik, antropoloji, siyaset ve hukuk gibi alanlarda onun felsefesi yol gösterici mahiyettedir.

Yazar: Celal Yeşilçayır
Doç. Dr., Gümüşhane Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü

Immanuel Kant farklı milletlerden insanların yaşadığı Doğu Prusya’nın Königsberg şehrinde doğup büyümüş ve kısa seyahatleri dışında ömrünün tamamını bu şehirde geçirmiştir. Çocukluğunda zayıf ve hastalıklı olduğu için çevresi tarafından uzun yaşamayacağı düşünülüyordu ancak o disiplinli bir hayat tarzı benimseyerek seksen yıl yaşamıştır. Onun disiplinli hayat tarzı ile ilgili olarak yaşadığı şehirde düzenli olarak yürüyüşler yapması yaygın olarak örnek gösterilmektedir. Her gün aynı saate çıktığı bu yürüyüşlerin dakik olması nedeniyle Königsberg’de “Saat yanılır, Kant yanılmaz” sözü ile anılır olmuştur. Hatta onun bu yürüyüşlerini ömründe yalnızca iki kez şaşırttığı, bunlardan ilkinin Rousseau’nun Emile adlı eserini okuduğu gün, diğerinin ise öldüğü gün olduğu ifade edilmektedir. Kant’ın hiç evlenmemesinin de kendisine özgü disiplinli yaşam tarzı ile ilgili olması kuvvetle muhtemeldir. Babasının İskoç kökenli ve ailesinin Hristiyanlığın Pietist mezhebine bağlı olduğu bilinmektedir. Ancak o etnik köken ya da dînî aidiyet konularıyla ilgilenmekten ziyade bilim ve felsefeye yönelmiştir. Onun önemli bir filozof olma serüveninde öncelikle fizik ve astronomi gibi bilimsel konularla ilgilenmesinin önemli bir adım olduğu söylenebilir.

Okul hayatında oldukça başarılı bir öğrenci olan Kant, kısa sürede üniversite hocalarının dikkatini çekmiştir ve onların da desteğiyle akademik çalışmalarla iştigal etmeye başlamıştır. Onun düşüncelerinin ve eserlerinin ortaya çıkmasında bilim ile felsefenin her ikisinin de önemli olduğu görülmektedir. Eğitimini ve araştırmalarını geliştirerek, düşünce tarihinde adından söz ettirecek eserler kaleme almıştır. Kant ilk büyük eseri olarak bilinen Arı Usun Eleştirisi’nin başlarında matematik, fizik ve doğa bilimlerinin önemine vurgu yaparak, Galileo, Bacon ve Kopernik’ten övgü ile söz etmektedir. Bu bağlamda bilimdeki devrimci gelişmeleri, felsefe alanında gerçekleştirmeyi amaçladığını ifade etmektedir (Kant, 1993: 24-27). Buna göre onun çok etkili ve önemli bir filozof olması sürecinde bilim ve felsefe ilişkisini hep göz önünde tuttuğu anlaşılmaktadır. Şüphesiz her filozof ve her felsefî eser, içinde yazıldığı zamanın bir çocuğu olmak durumundadır. Ancak Kant’ın bu bağlamın ötesinde bir üne sahip olduğunu iddia etmemiz mümkündür. Öyle ki hiçbir filozofun kendisinden sonrasını onun kadar etkilemediği ve hiçbir felsefî eserin onun eserleri kadar etkili olmadığı yönünde savlar karşımıza çıkmaktadır (Vorländer, 1992). Dolayısıyla Königsbergli filozofun kendisinden öncesini iyi analiz ettiği gibi kendisinden sonra ortaya çıkan felsefenin seyrini de önemli ölçüde etkilediği iddia edilebilir.

kopernik
Kant ilk büyük eseri olarak bilinen Arı Usun Eleştirisi’nin başlarında matematik, fizik ve doğa bilimlerinin önemine vurgu yaparak, Galileo, Bacon ve Kopernik’ten övgü ile söz etmektedir.

Diğer taraftan bir filozof olarak Kant’ın başarısına ilişkin birçok düşünce ile karşılaşılmaktadır. Kant felsefesiyle ilgili çalışmalarıyla bilinen Ayhan Çitil, 07.08.2021 tarihli yazısında onun 1746’dan 1764’e kadar kaleme aldığı yayınlarına dikkat çekmektedir. Onun matematik, fizik, metafizik ve teoloji ilişkileri üzerine yoğunlaştığı söz konusu zaman aralığı, “eleştiri öncesi” dönem olarak adlandırılmaktadır. Ancak Kant’ın okurlarına eleştiri öncesi dönem ile ilgili yazılarının okumamaları yönünde tavsiyelerde bulunduğu iddia edilmektedir (Çitil, 2021). Bununla birlikte birçok düşünür ve bilim insanında tezahür eden fikirsel dönüşümün Kant için de geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Zira o belli savlara bağlanıp kalmak yerine bunlardaki eksik ve hatalı tarafları fark ederek, düşünsel anlamda bir dönüşüme yönelmiştir. Bununla birlikte eserleriyle tarihe yön veren birçok bilim insanı ile filozofun düşünsel anlamda değişim ve dönüşümler yaşadığı dönemler vakidir.

Felsefî anlamda düşünüldüğünde filozof ve bilim insanlarının hayatlarındaki dönüşümlerin, olağan, hatta sağlıklı bir durum olduğunu ifade etmemiz mümkündür. Çünkü bu evreler onların fikirlerindeki yenileşme ve olgunlaşmaya işaret etmektedir. Buna göre Kant’ın eleştiri öncesi araştırmalarını “başarısız” olarak nitelendirmek pek doğru bir tutum olmayacaktır. Çünkü onu düşünce tarihinde çığır açan eserleri yazmaya götüren süreç, eleştiri öncesi denilen dönemde başlamaktadır. Diğer bir ifadeyle Kant’ı “özgün bir filozof” olmaya götüren yolda eleştiri öncesi edindiği tecrübelerin önemli bir rolü bulunmaktadır. Efe Çakmak’ın ifadesiyle onun eserleri “bütünlüklü bir yapı sergilemekle birlikte, temelde, bu tür bir dönemlendirmeyi olanaksız kılacak bir izleksel çizgi sergiler” (Çakmak, 2005: 16). Buna göre “eleştiri öncesi” olarak nitelenen dönemde edindiği deneyim ve birikim, onun temel eserlerini hazırlayıcı mahiyettedir. Nitekim Çitil’in de ifade ettiği gibi Kant’ın önceki dönemleri neyin başarılamayacağını görmesi bakımından önem arz etmektedir (Çitil, 2021). Dolayısıyla onun düşünce dünyasında devrim yaratan eserlerini hazırlayıcı faktörleri de bu sürecin bir parçası olarak görmek doğru bir tutum olacaktır. Çünkü önceki çalışmalardan/denemelerden ortaya çıkan sonuçlar, sonraki çalışmalara giden yolu hazırlamaktadır. İlk çalışmalarını sonraki çalışmaları için hazırlık dönemi olarak görmek gerekmektedir. Bununla birlikte Kant’ın fikir dünyası ile kaleme aldığı eserleri organik bir bütün olarak düşünmek ve bu bütünü ayrıştırmamak önem arz etmektedir.

Kant’ı “özgün bir filozof” olmaya götüren yolda eleştiri öncesi edindiği tecrübelerin önemli bir rolü bulunmaktadır.

Kant felsefesi bütünsel yapısı incelendiğinde, iddia edildiği üzere, “Onu düşünce tarihinin en önemli filozofu yapan etmenler nelerdir?” diye bir soru karşımıza çıkmaktadır. Söz konusu savı ve soruyu onun düşünceleri üzerinden irdelemek yerinde olacaktır. Bu çerçevede Kant’ı felsefe tarihinde önemli bir filozof yapan hususları belirlemeye çalışalım:

  1. Kant henüz 32 yaşındayken, yaşanan “Lizbon Depremi (1755)” ile ilgili, yazdıkları oldukça ileri görüşlü bir düşünür olduğunun göstergesidir. Öyle ki yaygın dini anlayışa göre felaketler insanlar için “gazap” ya da “ceza” olarak biliniyordu. Kant ise bu tutumun yanlış olduğunu ve felaketleri anlamak için akıl ve bilime yönelmek gerektiğine vurgu yapmaktadır. Ona göre felaketlerde ortaya çıkan can kayıpları bir gazap olmayıp, insanların aklını kullanmamasından ve gerekli önlemleri almamasından kaynaklanmaktadır (Kant, 2022). Günümüzde bile doğal felaketlerle ilgili bir takım batıl inançlar ortaya atılabilmektedir. Kant’ın gençlik yıllarında kaleme aldığı fikirler ise oldukça rasyonel ve bilimsel mahiyettedir. Aynı zamanda o, 1784’de kaleme alacağı “Aydınlanma Nedir?” yazısında, söz konusu fikirlerini daha da geliştirmiştir.
  2. Bununla birlikte onun kendisine kadar olan düşünce dünyasındaki ampirist ve rasyonalist akımları kritik bir anlayışla ele alması önemli bir adımdır. Kant’ın bu kritik anlayışını felsefe tarihi bakımından devrimci bir adım olarak nitelendirmek mümkündür. Buna göre bilgiyi ampiristlerin iddia ettiği gibi ne yalnızca deneyime ne de rasyonalistlerin iddia ettiği gibi yalnızca akla bağlamak mümkündür. Her iki kuram da bilginin ortaya çıkmasında vazgeçilmez öneme sahiptir. O bu savını kendisiyle özdeşleşen “İçeriksiz düşünceler boş, ve kavramlar olmaksızın sezgiler kördürler” (Kant, 1993: 66) ifadesiyle açıklamaktadır. Böylelikle Kant Kıta Avrupa’sının düşünce geleneği olan akılcılık ile Ada Avrupasının yaygın akımı olan deneyciliği eleştirel bir anlayışla bir araya getirmiştir. Söz konusu terkip yöntemi, felsefenin temel unsurları olan kritik, analiz ve sentez ile yakından ilgilidir. Onun kendisinden önce gelişmiş olan bu iki anlayışı sentezlemesi felsefe tarihinde bir “dönüm noktası” olarak adlandırılmasını sağlamıştır. Bu düşüncesi ile kendisinden sonraki düşüncenin seyrini önemli ölçüde etkilemiştir.
  3. Aynı zamanda Kant sağlıklı ve tutarlı düşünmenin yolunun kişinin düşüncelerini başkaları ile paylaşmasından geçtiğini ifade etmektedir. Kişi kendi bakış açısını başkalarının bakış açısı ile zenginleştirerek, geniş bir ufuktan bakabilme imkânına sahip olabilir. Böylelikle ortaya çıkabilecek olası hatalardan ve düşüncelerimize eklenmiş yanlışlıklardan kurtulmak mümkün olabilecektir.
  4. Diğer taraftan Kant insan algısının dışında olan şeyleri “kendinde şey” olarak tanımlar ve insanın “kendinde şey”i (numen) bilmesi mümkün değildir (Kant, 1993: 54). Böylece o nesnesi algılanmayan şeylerin bilgisine ulaşılamayacağını ileri sürerek geleneksel metafizik anlayışa eleştiri yöneltmiştir. Onun metafizik eleştirisi bilim ve felsefenin seyri bakımından önemli bir dönüm noktasıdır. Söz konusu eleştirinin oluşumunda ise onun, eleştiri öncesi olarak bilinen dönemdeki, çalışmalarının oldukça etkili olduğu anlaşılmaktadır. Kant’a göre eski metafizik, çelişkilere yol açtığından dolayı bu anlayıştan vazgeçerek metafiziği diyalektik bağlamda yeniden inşâ etmek gerekmektedir. Dolayısıyla Kant’ın metafiziği tamamen yıktığını iddia etmek mümkün değildir, çünkü o ahlâk düşüncesinde yeni bir metafizik anlayıştan söz edecektir. Ancak Kant’ın kendinde şeyin değil ancak algılanabilir olanın (fenomen) bilgisinin mümkün olabileceği yönündeki düşünceleri yalnızca felsefi anlamda değil bilimsel bilgi anlamında da önem arz etmektedir.
  5. Kant’ı felsefe tarihinde önemli filozof yapan diğer bir husus ise onun “ödev ahlâkı” düşüncesidir. Söz konusu anlayışı ile o ahlâk felsefesi tarihinde yeni bir sayfa açmaktadır. Buna göre insan eylemlerini (davranışlarını) sonuçtan bağımsız olarak ahlâki ilkeye göre icra etmelidir. Diğer bir ifadeyle insan davranışlarının, neticesinde ortaya çıkacak olumlu ya da olumsuz durumdan bağımsız olarak, ilkeye uygunluğu önemlidir. Böylesi bir ahlâk anlayışında bütün insanlar için geçerli evrensel ilkeler başat rol oynamaktadır. Dolayısıyla Kant’ın ahlâk anlayışında mutlaklık ve evrensellik başat rol oynamaktadır. Söz gelimi bir esnafın müşteri kazanmak amacıyla insanlara iyi davranması ahlâki ilkeye uygun değildir. Çünkü ahlâki ilkeden ziyade kâr beklentisi içindedir. Ahlâki anlamda iyi davranmak, müşterinin tekrar gelip gelmemesinden bağımsız olarak, onun temel bir görevidir. Buna göre o insanların herkes tarafından kabul edilir ahlâki ilkelere göre davranması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu anlayış ahlâk geleneği içinde çığır açıcı bir özelliğe sahiptir. O yaşadığı çağı ve kendisinden sonrasını söz konusu düşünceleri ile etkilemiştir. Sonraki dönemlerde onun ahlâk görüşünden söz etmeyen bir felsefi bir öğreti neredeyse yok denecek kadar azdır.
  6. Aynı zamanda onun ahlâk ile ilişkilendirerek formüle ettiği özgürlük anlayışının da önemli olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü Kant tek tek özgürlüklerin genel bir yasayla bir arada yaşadığı ahlâki ilkelerden söz etmektedir. Özgürlük ile özerklik insan onuru ve insanın mutlak amaç olarak görülmesi ilkesi ile ilişkili bir kavramdır. Bununla birlikte onun düşüncesinde hak ve sorumluluk arasında sıkı bir ilişki kurulduğu dikkat çekmektedir. Diğer taraftan Kant’ın başarısı yalnızca epistemoloji ve etik alanları ile sınırlı değildir.
  7. O ahlâk alanındaki düşüncelerini hukuk felsefesi bağlamında da yorumlayarak, bu anlamda devrimci bir karakter ortaya koymaktadır. Buna göre insanın doğuştan getirdiği temel haklarının değiştirilmeden pozitif hukuk alanına aktarılması, vazgeçilmez derecede önemlidir. Başka bir ifadeyle o hukuk sistemlerinin, etik temelli doğal hakların üzerine inşâ edilmesi gerektiğini ifade etmektedir. Bununla birlikte Kant’ın evrensel ve ebedî barış düşüncesini ileri sürmesi onun temel felsefe karakterini yansıtmaktadır. Bu düşünce onun çağı için özgün olmakla birlikte kendisinden sonraki dönemler için de temel bir gereksinimdir. Şu hâlde onun barış düşüncesinin günümüz için ilham alınması gereken önemli bir kuram olduğunu iddia edebiliriz.
lizbon depremi
Kant henüz 32 yaşındayken, yaşanan “Lizbon Depremi (1755)” ile ilgili, yazdıkları oldukça ileri görüşlü bir düşünür olduğunun göstergesidir. Öyle ki yaygın dini anlayışa göre felaketler insanlar için “gazap” ya da “ceza” olarak biliniyordu. Kant ise bu tutumun yanlış olduğunu ve felaketleri anlamak için akıl ve bilime yönelmek gerektiğine vurgu yapmaktadır.

Kant’ın felsefedeki başarıları şüphesiz burada yer verdiklerimizden çok daha fazladır. Kanaatimize göre Kant’ı bütün zamanların en etkin filozofu olarak nitelendirmek, boş bir iddia olmayıp, oldukça geçerli sebeplere dayanmaktadır. Onun felsefedeki önemi günümüzde de artarak devam etmektedir. Bilgi, etik, antropoloji, siyaset ve hukuk gibi alanlarda onun felsefesi yol gösterici mahiyettedir. Söz gelimi çağımızdaki ahlâki sorunların anlaşılması ve bu bağlamda bazı çözüm önerilerinin oluşturulması bakımından onun ahlâk felsefesi örnek olabilecek mahiyettedir. Buna göre her şeyi karşılık bekleyerek yapmaya dayalı bir anlayıştan ziyade ilkesel olarak ahlâki davranmak, çağımızdaki sorunların önüne geçmek bakımından önemli bir adım olacaktır. Aynı zamanda Kant’ın düşüncelerini hukukî anlamda yaşanan sorunların önüne geçilmesi ve dünya barışının kalıcı olarak tesis edilmesinde önemli bir referans kaynağı olarak görmek mümkündür. Onun barış kuramının okullarda, hukuk felsefesinin ise üniversitelerde ders olarak okutulması çağımızın daha barışçıl ve âdil olması bakımından önem arz etmektedir. Buna göre Kant’ın yalnızca felsefeciler için değil bütün insanlar için oldukça değerli bir miras bıraktığını ifade edebiliriz.

Kaynaklar

Ahmet Ayhan Çitil, Kant Neyi Başaramadı?, 07.08.2021, http://turkiyekanttoplulugu.org/?p=5790 , Erişim Tarihi: 26.01.2024.

E. Efe Çakmak, Kant: Filozof Kral, Cogito 41-41, Kış 2005, s. 8-29.

Celal Yeşilçayır, Ebedi Barış Pax Romana’dan Birleşmiş Milletlere, Tezkire Yayıncılık, İstanbul, 2017.

Celal Yeşilçayır, İnsan Hakları Felsefesi, Çizgi Kitabevi, Konya 2019.

Immanuel Kant (1993). Arı Usun Eleştirisi. (Çev. Aziz Yardımlı). İdea Yayınları, İstanbul.

Immanuel Kant (2022). Ebedi Barış Üzerine Felsefi Bir Tasarı, Ankara: Fol Kitap, 2023.

Immanuel Kant (2022). Lizbon Depreminin Nedenleri ve Etkileri Üzerine Gözlemler, (Çev. Metin Topuz, Ahmet Selim Tümkaya), Beytulhikme An International Journal of Philosophy12 (3), (829-875)

Karl Vorländer, Der Mann und das Werk, Hamburg: Meiner Verlag, 1992.

Takiyettin Mengüşoğlu, (2020). Kant ve Scheler’de İnsan Problemi. Ankara: Doğu Batı Yayıncılık.

Etiketler: bacom, başarı, bilim, felsefe, galileo, kant, kopernik
GazeteBilim 1 Nisan 2024
Bu Yazıyı Paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp E-Posta Linki Kopyala Yazdır
Önceki Yazı kant 21. yüzyılda bir hayalet dolaşıyor, aklın hayaleti
Sonraki Yazı kant Mutluluk ahlâkından ahlâklılığın kutluluğuna

Popüler Yazılarımız

krematoryum fırını

Türkiye’de ölü yakma (kremasyon): Hukuken var, fiilen yok

BilimEtik
23 Kasım 2023
cehalet
Felsefe

“Cehalet mutluluktur” inancı üzerine

Eşitleştiren, özgürleştiren, mutlu kılan, bilgi midir yoksa cehalet mi? Mutlu kılan, cehalet mutluluktur sözünde ifade edildiği gibi, bilgisizlik ve cehalet…

12 Ağustos 2023
deontolojik etik
Felsefe

Deontolojik etik nedir?

Bir deontolog için hırsızlık her zaman kötü olabilir nitekim çalma eyleminin özünde bu eylemi (daima) kötü yapan bir şey vardır.

15 Ağustos 2024
Güzel şeyler, özgür seçim süreçlerinin en çirkin şekillerde baskı altına alınmasına rağmen varlığını sürdürmeyi dişiler sayesinde başarır.(Görsel: The Belkin)
Flörtöz Hayvanlar

Ördekler, penisleri ve Amerikan ekonomisi

Yanık türkülerin yeşil başlı gövel ördeklerinden esinlenilen romantizm yalnızca bizim hayallerimizde var; gerçek dünyada bu türlerin aşk hayatları çok daha…

5 Kasım 2024

ÖNERİLEN YAZILAR

Felsefe bir bilim midir?

“Felsefe bilim değildir” diyerek felsefeyi bilimden dışladığımız anda bilimin ne yaptığını doğru biçimde anlama şansını da yitirebiliriz.

Düşünce
17 Ocak 2026

Akademisyenler “3 sömestr” hakkında konuştu

YÖK'ün lisans eğitiminin 3 yıla indirilmesine dair kararı köklü bir değişiklik anlamına geliyor. Konuyu bilimsel araştırma, eğitimin niteliği ve üniversitelerin…

Eğitim
16 Ocak 2026

Midemizde tatlıya neden her zaman yer vardır?

Fiziksel açlık ile birlikte çalışan bir de hedonik açlık vardır, biz buna sadece tadı güzel olduğu için yeme isteği diyebiliriz.

Sinirbilim
30 Aralık 2025

Bilim ve sansür

Egemen güçler ve bazen de erkek egemen toplumlar ciddi şekilde bilimsel düşünceye sansür uygulamaktadır.

Bilim Tarihi
30 Eylül 2025
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım İzinleri
  • İletişim
  • Reklam İçin İletişim

Takip Edin: 

GazeteBilim

E-Posta: gazetebilim@gmail.com

Copyright © 2023 GazeteBilim

  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk

Removed from reading list

Undo
Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?