Fiziksel açlık ile birlikte çalışan bir de hedonik açlık vardır, biz buna sadece tadı güzel olduğu için yeme isteği diyebiliriz.
Çeviren: Beyza Aydoğdu
GazeteBilim Yazı İşleri
Yılbaşı yemeği bitmiş, karnın tıka basa dolmuş…
Ama bir bakıyorsun ki masadaki bir dilim pasta hala cazip geliyor. Ne oluyor burada?
Bu duyguyu Japonlar betsubara yani ayrı mide diye tanımlamışlar. Anatomide gerçekten ekstra bir mide yok ama beynimiz bize öyle hissettiriyor.
Çoğumuz midenin bir torba gibi sabit boyutta olduğunu düşünürüz. Aslında mide esneyebilen bir organdır, yemeğe başladığımızda midenin düz kasları gevşer ve yeni lokmalar için fazladan yer açar.
Ağır bir ana yemek, sindirim için mideyi çok çalıştırırken, dondurma ya da puding gibi yumuşak tatlılar, mideyi doldursa bile ana yemeklerde olduğu gibi güçlü bir mekanik gerilim oluşturmaz. Bu nedenle mide doluluğunu algılayan sistemler yeterince uyarılmaz ve tokluk hissi, tatlı tüketimi sırasında daha geç baskın hale gelir.
Ancak yeme davranışını belirleyen tek etken mide kaynaklı fizyolojik sinyaller değildir, bu aşamada beynin ödül ve motivasyonla ilişkili mekanizmaları da devreye girer. Fiziksel açlık ile birlikte çalışan bir de hedonik açlık vardır, biz buna sadece tadı güzel olduğu için yeme isteği diyebiliriz. Şekerli yiyecekler beynin ödül merkezini, özellikle dopamin sistemini, çok güçlü şekilde aktive eder. Bu da bizi tatlıyı yemek için motive eder ve doydum sinyallerini biraz zayıflatır. Bu yüzden ana yemekle doyarken de tatlıyı düşünmeye başlamamız şaşırtıcı değildir. Aynı zamanda bir yemeği yerken tat ve doku duyuları yavaş yavaş monotonlaşır. Bu olaya duyumsal özgül tokluk denir yani beynin o yemek türüne eskisi kadar tepki vermemesi. İşte bu yüzden tatlı, kremalı, ekşi veya başka tat profilleri, ana yemekten farklı oldukları için beyin tarafından yeniden ilginç bulunur ve motivasyon yeniden yükselir. Üstelik bu artan motivasyon, tokluk hissini düzenleyen hormonal yanıtların henüz tam olarak devreye girmediği bir zaman aralığında ortaya çıkar.
Açlık ve tokluk hormonları (örneğin GLP-1, peptit YY gibi) vücutta yükselip tam doygunluk hissi yaratana kadar genelde 20–40 dakika kadar zaman alır. Oysa çoğumuz tatlı kararını bu süreç tamamlanmadan, hormonlar tepki vermeden önce veririz. Bu da tatlı yeme isteğinin fiziksel doygunluk sinyallerinin önüne geçmesine izin verir. Ayrıca sosyokültürel etkiler de var. Tatlı sadece biyolojinin oyunu değil, aynı zamanda psikoloji ve kültürle de örülmüş bir istektir. Birçok kültürde tatlılar kutlamanın, konforun ve sosyal bağların bir parçasıdır. Doğum günleri, bayramlar, aile yemekleri… Tatlı her zaman şenlik tamamlama öğesi olarak reçetelenmiştir. Bu da beynimizde tatlının beklentiyle ilişkilendirilmesine neden olur.
Yani “doydum” dediğinde bile elin tatlıya uzanıyorsa, bu durum irade eksikliğinden çok, mide, beyin ve tokluk hormonları arasındaki zamanlama farklarının doğal bir sonucu olabilir.
Kaynak
- https://www.sciencealert.com/theres-always-room-for-dessert-and-science-can-explain-why

