“Söylenmesi gereken her şey çoktan söylendi. Ancak kimse dinlemediği için her şey tekrar söylenmeli.”
Ülkemizin katıldığı son araştırma olan PISA 2022 uygulamasının sonuçları 2023 yılı Aralık ayında uluslararası kamuoyu ile paylaşılacak. Bu yüzden de eğitim dünyası bu sonuçlara kitlenmiş durumda. Gerek basında gerekse eğitimciler tarafından bu kadar heyecanla beklenmeyen bir diğer endeks ise İngilizce Yeterlilik Endeksi. Bu kısa yazıda geçtiğimiz günlerde açıklanan 2023 İngilizce Yeterlilik Endeksi sonuçlarına ilişkin bir değerlendirme yapacağım.
İngilizce Yeterlilik Endeksi
Her yıl yayınlanan İngilizce Yeterlilik Endeksi, yetişkinlerin İngilizce yeterliliğini ölçen dünyanın en büyük uluslararası sıralamasıdır. Temel olarak üç farklı versiyonla dil yeterliliğini ölçmeyi amaçlayan EF Standart İngilizce Testi, her ülkenin puanını hesaplamak için, o test için doğru cevapların yüzdesini alır. Standart İngilizce Testi (SİT), çevrimiçi bir okuma ve dinleme becerisi testidir. Test katılımcılarının dil yeterliliklerini, Diller için Avrupa Ortak Başvuru Metni tarafından belirlenen altı seviyeden birine göre derecelendirmek için tasarlanmış ve objektif olarak puanlanmış bir testtir. SİT, herhangi bir internet kullanıcısına ücretsiz olarak sunulmaktadır. Yapılan sınavın sonucuna göre, çok yüksek dil yeterliliği, Diller İçin Avrupa Ortak Başvuru Metninde ifade edildiği haliyle B2, yüksek, orta ve düşük dil yeterliliği B1 ve çok düşük dil yeterliliği ise A2 seviyesine denk gelmektedir.
2019 yılındaki Standart İngilizce Testine yönelik bilimsel olarak yapılan geçerlik ve güvenirlik çalışmalarında, TOEFL iBT 2017 skorlarıyla 0.80, IELTS Akademik Sınavı 2017 skorlarıyla ise 0.74 oranında yüksek korelasyon bulunmuştur. Ancak yabancı dili bilmek/kullanmak sadece o dildeki okuma ve dinleme becerileriyle yeterli olmayacak, resmin bir kısmı hep eksik kalacaktır. Standart İngilizce Testinde sadece okuma ve dinleme becerilerinin test edilmesi- her ne kadar korelasyon anlamda olumlu bulgular sunsa da- özellikle testin geçerliği açısından zayıf bir görüntünün oluşmasına neden olmaktadır.
İngilizce Yeterlilik Endeksi, dünyadaki bireylerin İngilizce yeterlilik seviyelerini belirlerken ve bunları raporlaştırırken hem dünya çapında başlığı altında bir sıralama hem de 1) Avrupa, 2) Asya, 3) Latin Amerika, 4) Afrika ve 5) Ortadoğu olmak üzere beş bölgesel kategori ışığında derinlemesine veriler sunmaktadır. Türkiye, bu kategoriler arasında Avrupa’da bulunmaktadır. Hem dünya çapında hem de bölgesel anlamda 2011 yılından itibaren Türkiye’nin sıralaması ne yazık ki arzu edilen yerlerden çok uzaktadır. Geçen yıl açıklanan sonuçlara göre Türkiye 111 ülke arasında 64. sıradaydı. Bu küresel sıralamanın dışındaki bölgesel verilere göre de ülkemizin Avrupa kategorisindeki yeri pek iç açıcı değildi.

Bu yılki veriler de geçen yıldan pek de farklı bir durum ortaya koymuyor. Türkiye, küresel sıralamada 113 ülke içinde 66. sırada ve bu ‘düşük yeterlilik’ anlamına geliyor. Avrupa kategorisinde ise ülkemizi 34 ülke arasında 33. sırada görüyoruz. Bu sıralamalar ne yazık ki hepimiz için son derece üzücüdür.
Kısa bir değerlendirme
Dünya Ekonomi Sıralamasında 17. olan ülkemizin, yabancı dil eğitimi gibi önemli bir konuyu daha öncelikli olarak ele alması gerekir ki, yetişmiş insan gücünün nitelikli olmasına katkıda bulunabilsin. Bu sıralamada daha geride olan bir ülkeden daha iyi bir dil öğretim politikamızın olması gerekiyor. Ancak bu sıralamanın yukarıya çıkabilmesi için eğitimcilerin PISA ve TIMMS gibi endekslere gösterdiği özeni bu endekse de göstermesi gerekiyor. Basının PISA ve TIMSS gibi uluslararası kabul gören endekslere ayırdığı zaman ve enerjiyi dil eğitimindeki sıralamamızı kısmen gösteren bu endekse de ayırması gerekiyor. Kamuoyu oluşturmak ancak böyle mümkün olabilir. Ünlü Fransız edebiyatçı Andre Gide’nin şu sözünü de hatırlamak gerekiyor.
“Söylenmesi gereken her şey çoktan söylendi. Ancak kimse dinlemediği için her şey tekrar söylenmeli.”

