Akıllı tasarım, evrimci yaratılışçılık, teistik evrim gibi konseptler Evrim Kuramı karşıtlığında -esasen bilim karşıtlığında- aynı postmodern ilkelerden beslenmektedirler.
Evrim Kuramı karşıtlarının bu karşıtlığı gerekçelendirebilecek bir argümantasyon oluşturabilmelerini sağlayan en kolay yol postmodern söylemlerden aldıkları destekte gizlidir. Ancak yaratılan postmodern söylemin absürtlüğü bir kez ortaya konduktan sonra bu kez kurulan argümanın bir sofizma[1]dan öteye gidemediği görülecektir.
İlk olarak şunu açıklamakta fayda vardır. Evrim Kuramı karşıtlığı dediğimizde bugün Genç Dünya Yaratılışçılığı (Young Earth Creationism) olarak ifade ettiğimiz oluşumu kastetmiyoruz. Nitekim onlar dünyanın yaşının 6.000-10.000 yıl; insanlık tarihinin ise 4.000-5.000 yıllık bir geçmişi olduğunu savunan, Kitabı Mukaddes’teki Yaratılış (Genesis) bölümünü literal biçimde okuyan, modern fiziği, astronomiyi, kimyayı, jeolojiyi neredeyse tamamen reddeden ve günümüzde hiçbir ciddiyeti olmayan bir harekettir.
Evrim Kuramı karşıtlığından temelde iki grubu kastediyoruz: Birincisi Evrim Kuramı’na alternatif ve onunla sözde eşit derecede açıklama gücüne sahip olan “bilimsel kuram” geliştirenler. İkincisi Evrim Kuramı’nı görünürde kabul edip bu bilimsel teoriyi kişisel inancıyla uyumlu kılabilmek adına bilimin çalışma prensibini askıya almaya gayret edenler. İlk grup için başlı başına akıllı tasarım yaratılışçılığı bir örnek iken ikinci grubun içinde ise evrimsel yaratılışçılık, teistik evrim gibi farklı modelleri saymak mümkündür.
Evrim Kuramı karşıtlığı dediğimizde bugün Genç Dünya Yaratılışçılığı (Young Earth Creationism) olarak ifade ettiğimiz oluşumu kastetmiyoruz.
Öte yandan postmodernizmin bilime karşı ilkelerini şu şekilde sınıflandırabiliriz:
1-) “Gerçek” kavramı yoruma açıktır ve tek bir mekâna indirgenemez.
2-) Modern bilim, Batı medeniyetinin icadıdır (Birinci Dünya Bilimi’dir). Her medeniyet ve hatta her topluluk kendi bilimini icat edebilir.
3-) Bu nedenle tek bir bilimsel yöntemden de söz edilemez. Her toplumun kendi ihtiyacına göre yöntem icat etmesi mümkündür. Dolayısıyla yöntem çokluğu -yani evrensel yöntemsizlik- mümkündür.
4-) Bilimin açıklama gücü, kültürel, geleneksel, sözdebilimsel konseptlerin açıklama gücünden daha yetkin değildir. Örneğin yeri geldiğinde falcılık, astroloji gibi konseptler de belirli ihtiyaçlara yanıt verebildiğinden kendi açıklama gücüne sahiptir ve bunlar birbirine indirgenemez.
5-) Bilgi ve değer alanları arasında net bir ayrımdan söz etmek mümkün değildir. Bu ayrımı keskinleştiren bir ölçüt mutlaklık taşıyacağından tartışmaya açık olacaktır.
Şimdi bu ilkeleri aklımızda tutarak yukarıda ele aldığımız gruplardan ilkine bir göz atalım. Evrim Kuramı’na alternatif, onunla eşit derecede açıklama gücü olduğu düşünülen ve zamanında ABD’de eğitim müfredatında Evrim Kuramı ile birlikte öğretilmesi gündeme gelen ve yine o dönemde akıllı tasarım bilimi olarak adlandırılan düşünce postmodernizmden nasıl yararlandı?
Akıllı tasarımın postmodernizmle en belirgin ilişkisi Keşif Enstitüsü’nün (Discovery Institute) Kama Stratejisi’nde (Wedge Strategy) yatmaktadır. Burada kastedilen kısaca materyalizmi, doğalcılığı, evrimi ve ondan türeyen herhangi bir yaklaşımı bütün bir kütük (log) olarak ele alıp onu kama (wedge) ile parçalamaktır. Böylece bilimsel materyalizmin ortadan kaldırılması, materyalist açıklamaların yerine teistik anlayışın getirilmesi amaçlanmaktadır.

Akıllı tasarımı hareket ettiren postmodern ilkeler karşımıza şu şekilde çıkmaktadır:
1-) Bilimin inceleme sahası yalnızca doğaya indirgenemez çünkü gerçek dediğimiz şey olgu alanından ibaret değildir.
2-) Teistik yaklaşımın açıklama gücü -yani akıllı tasarımın- materyalist yaklaşımın açıklama gücünden -ki Evrim Kuramı kastediliyor- daha zayıf değildir.
3-) Bilgi ve değer alanları arasında ayrım yapabileceğimiz bir ölçüt olmadığı için akıllı tasarım gibi hem bilimsel hem de teistik “kuram”lar geliştirilebilir.
4-) Yine bu ayrım mümkün olmadığından bilimin bugünkü yöntemini ateistik yöntem olarak değerlendirmek mümkündür.
Şimdi de gelin ikinci gruba bir göz atalım. Yani, Evrim Kuramı’nı kişisel inançlarına uygun düşecek şekilde yorumlama gayretinde bulunanlara…
Bir evrimsel yaratılışçının temel argümanları şunlardır:
a-) Tanrı’nın evrim sürecinde rolü etkindir.
b-) Evrim, yaratıcının kendi planını serimlemesidir.
Bir teistik evrimcinin temel argümanları şunlardır:
a-) Tanrı doğa yasalarını yaratarak evrimsel süreci başlatmıştır.
b-) Tanrı canlı yaşama gerektiğinde evrim aracılığıyla müdahale edebilir.
Esasen iki tip anlayış da birbirinin neredeyse aynısıdır. Yukarıda geçen argümanlar iki tip için de geçerlidir ancak arada sadece öncelik farkı vardır. Yine de bu açıdan bakıldığında bu iki konsepti bir arada değerlendirmekte sakınca yoktur. Öncelikle bu grup, ilk olarak bilimin çalışma prensibini hedef almaktadır. Bilimin çalışma biçimini kabaca şu şekilde ifade edebiliriz:
1-) Doğrulanmış gözlemlerden oluşan bilimsel olgular,
2-) Bu olgulardan yola çıkarak elde edilen hipotezlere dair doğrudan sınamalar yapmak,
3-) Açıklama gücü olan hipotezlerin bir araya gelmesi,
4-) Böylece teorinin ortaya çıkışı…
Akıllı tasarımı hareket ettiren postmodern ilkeler ikinci grup (evrimci yaratılışçılık ve teistik evrim) için de geçerlidir. Bu yüzden tekrar etmemize gerek yok. Ancak şimdi bu ilkeleri, yukarıda kabaca açıkladığımız bilimsel çalışma prensibine parallelik taşıyacak şekilde ve iki grubu da kapsayacak biçimde dile getirebiliriz:
1-) “Gerçek”, içinde yaşadığımız doğadan oluşan gözlem alanına indirgenemez (Bilimin çalışma ilkesinin ilk adımına karşı).
1a-) “Gerçek”, doğadan edinilen bilginin sınırlarını aşabilir, değer alanını kapsayabilir. Dolayısıyla değer alanına ait olan karşıt hipotezler üretilebilir ve bunların açıklama gücü “materyalist evrim”in açıklama gücü ile eşittir.
1b-) Böylece bilimsel yöntem de doğayı aşmaktadır.
İnceleme sahası doğayı aşıyorsa, kişisel görüşler dışında sınırlandırıcı bir ölçüt yoktur.
Sonuç olarak tek bir bilimsel yöntemden değil, ancak birbirine indirgenemeyen eşit yöntemlerden söz edebiliriz.
2-) Farklı bir inceleme alanında (doğa üstü) farklı bir yöntem (teistik yöntem vb.) kullanılarak üretilen hipotezlere (Tanrı’nın evrime etki gücü, Tanrı’nın evrimi planlaması vb.) dair doğrudan sınama yapma imkânı yoktur ancak zaten ön kabullerden dolayı (Tanrı’nın var olması vb.) buna gerek de yoktur.
3-) Böylece indirgenemez karmaşıklık gibi konseptlerden yola çıkarak bir tasarımcıya ulaşmak ve bunu bilimsel bir kılıfta “akıllı tasarım teorisi” olarak adlandırmak ya da doğa yasaları ve Tanrı arasındaki ilişkiyi gösterip bunu “teistik evrim” -ki aslında “teistik Evrim Kuramı”- olarak ortaya koymak mümkündür.
Sonuç olarak akıllı tasarım, evrimci yaratılışçılık, teistik evrim gibi konseptler Evrim Kuramı karşıtlığında -esasen bilim karşıtlığında- aynı postmodern ilkelerden beslenmektedirler. Böylece şunu da savunmak mümkün gözükmektedir: Bugün akıllı tasarım bilimsel açıdan nasıl geçersizse, içinde “evrim” geçmesine rağmen, hatta “Evrim Kuramı” görünürde kabul edilmesine rağmen evrimci yaratılışçılık, teistik evrim gibi konseptler de bilimsel değerlendirmenin dışında tutulmalıdır.
[1] Sofizma, ilk bakışta geçerli gibi görünmekle birlikte, geçerli olmayan, incelikli ama yanıltıcı argüman ya da akıl yürütmelerdir. Bkz. Ahmet Cevizci, Paradigma Felsefe Sözlüğü, Paradigma, İstanbul 1999, s. 781.

