Yaşlı yetişkinler, mizahı bir başa etme mekanizması ve sevdiklerini kaybetmenin ya da sevdiklerinin genel iyilik halinde görülen gerilemelerin karşısında metanetli kalmanın bir yolu olarak kullanıyorlar.
Çeviren: Ali Furkan Arıcıoğlu
Yapılan yeni bir araştırmaya göre, mizah, yaşlı yetişkinlerin yaşlanmanın getirdiği zorluklarla baş etmeleri ve sosyal ilişkilerini sürdürmelerinde hayati bir rol oynuyor.
Aberystwyth Üniversitesinden bir araştırma grubu, Galler, İskoçya ve İngiltere’de yaşayan yaşlı yetişkinlerle derinlemesine mülakatlar yaparak mizahın ileri yaştaki iyilik halini nasıl etkilediğini ortaya çıkardı.
Araştırmaya göre, yaşlı yetişkinler, mizahı bir başa etme mekanizması ve sevdiklerini kaybetmenin ya da sevdiklerinin genel iyilik halinde görülen gerilemelerin karşısında metanetli kalmanın bir yolu olarak kullanıyorlar.
Akademisyenler 60 yaş üstü yetişkinlerin komediyi sağlık kaygılarını hafifletmek ve sosyal destek aracı olarak kullandıklarını da keşfetti.
Kadınlar mizahı daha çok duygusal açıdan hassas durumlarda yollarını bulmak ya da baş etmesi zor hislerden kurtulmak için kullandıklarını anlatırken, erkekler daha çok mizahın sosyal bağ kurmadaki rolünün üzerinde duruyorlar. Kadınların şaka yapmanın olumsuz yanlarına dair farkındalıkları ise erkeklerinkinden fazla.
Makalenin baş yazarı olan Aberystwyth Üniversitesi Psikoloji Bölümünden Heather Heap’e göre “Katılımcıların günlük yaşamlarındaki mizahtan bahsedişlerini dinlemek bize mizahın yaşlanma deneyiminin ne kadar derinlerine işlemiş olduğunu açıkça gösterdi. Pek çok katılımcı hislerini “gülmeseydim ağlardım” diyerek ifade ettiler ve bu ifade gerçekten de mizahın yaşlı yetişkinler için taşıdığı yükü çok iyi anlatıyor.”
“Mülakatlar sırasında gördüğümüz, mizahın yalnızca bir rahatlama aracı olması değildi – bir baş etme mekanizması, sosyal yapıştırıcı ve kimileri için “karanlık günler” olarak tarif ettikleri şeye karşı koruyucu bir maskeydi.”
“Katılımcılar mizahın samimi ve neşelendirici olabileceği gibi, durumlardan çok insanları hedef aldığında zarar verici olduğunun da oldukça farkındalardı. Eğer yaşamın ileri dönemlerindeki iyilik hali üzerinde mizahın gerçek rolünün ne olduğunu anlamak istiyorsak bu dengeyi anlamak büyük önem taşıyor.”
Çalışma, beraber gülmenin ilişkileri güçlendirdiğini ve yaşlı yetişkinleri sosyal ilişkilere açık olmaları yönünde teşvik ettiğini buldu.
İyilik hali daha yüksek olan katılımcılar mizahı dışa dönük şekilde –başkalarını neşelendirmek, bağ kurmak ve olumlu bir bakış açısını korumak için- kullanıyorlar. Öte yandan, iyilik hali daha düşük olanlar ise mizaha sıklıkla maske ya da baş etme kalkanı olarak başvuruyorlar.
Birkaç katılımcı, daha genç nesillerin mizah anlayışına ayak uyduramadıklarını belirtiyor. Kimileriyse keyif aldıkları mizahın artık insanlar tarafından kabul edilebilir bulunmadığından, kimseyi gücendirmek istemedikleri için kendilerini ifade ederken dikkatli davranmak durumunda olduklarından yakınıyor.
Araştırmanın bir diğer bulgusu da yaşlı kişilerin tercih ettiği tipteki şakaların ve komedinin sunduğu karmaşık tablo. Eşyazar Dr. Gill Greengross’a göre “Bazı yaşlılar ince ya da kara mizahtan keyif aldıklarını söyleseler de pek çoğu insanları hedef alan, bel altı ya da saldırgan komedi türlerinden ilham alan şakaları sevmiyor. Ve bazıları yaş şakalarının ve stereotiplerinin olumsuz bir benlik imgesini güçlendirdiğini hissederken diğerleri bu tür şakalarda kendilerinden bir parça buluyor – özellikle de bunu başka bir yaşlıyla paylaştıklarında.”
“Bulgular yaşlanma araştırmalarında mizahın ciddiye alınması gerektiğini gösteriyor. İleri yetişkin grupları arasındaki farkları daha derinlemesine anlayabilmek içinse daha geniş çaplı ve çeşitli çalışmalara ihtiyacımız var.”
Daha fazla bilgi için: ‘If I didn’t laugh, I would cry’: a qualitative study of older adults’ humour experiences: associations with gender and wellbeing, DOI: 10.1080/28324897
Aberystwyth Üniversitesi tarafından hazırlanmıştır. (4 Nisan 2026)

