GazeteBilim
Destek Ol
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
Okuyorsun: Yeni bir proleterleşme mi yoksa statü krizi mi?
Paylaş
Aa
GazeteBilimGazeteBilim
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
  • Destek Ol
Bizi Takip Edin
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
Copyright © 2023 Gazete Bilim - Bütün Hakları Saklıdır
GazeteBilim > Blog > Sosyoloji > Yeni bir proleterleşme mi yoksa statü krizi mi?
Sosyoloji

Yeni bir proleterleşme mi yoksa statü krizi mi?

Yazar: GazeteBilim Yayın Tarihi: 1 Temmuz 2025 11 Dakikalık Okuma
Paylaş
beyaz yakalı, gelir
Son yıllarda beyaz yakalıların gelirinde yaşanan artış, mavi yakalıların maaşlarında yaşanan artışa oranla oldukça düşük kalmış görünüyor. (Görsel: Pexels)

İstanbul Planlama Ajansı’nın raporuna göre, beyaz yakalıların gelirinde önemli bir erime yaşanmaktadır.

İçindekiler
Marx ve Weber’in anlayışında beyaz yakalılarOrta sınıfa üye olabilen beyaz yakalılarOrta sınıf üyeliğinde eğitim seviyesi ve kültürel sermayeBeyaz yakalıların geliri eriyorBeyaz yakalıların orta sınıf üyeliği sallantıdaKonut satın alamama ve sosyal refah seviyesinin altında kalmaBeyaz yaka: Kültürel sermaye orta sınıf, ekonomik olarak alt sınıfPrekaryalaşma süreciBeyaz yaka vasıflı proleterlere dönüşüyorBeyaz yakanın statü krizi gittikçe derinleşiyorÖnemli bir dönüşüm kapıda

Prof. Dr. İbrahim Kaya
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyoloji Bölümü

İstanbul Planlama Ajansı’nın geçtiğimiz günlerde yayımlanan “Beklentiler ve Gerçekler arasında İstanbul’da Beyaz Yakalılar” başlıklı raporundaki bazı veriler dikkat çekiyor. Beyaz yakalı çalışanlar, mavi yakalı çalışanların aksine fiziksel emeğe değil zihinsel emeğe sahip olduklarından, toplumsal konum ve statüleri görece daha yüksektir. Üretim araçlarına sahip olmamaları nedeniyle Marksist kuramda emekçi sınıfın üyeleri olarak değerlendirilen beyaz yakalılar, modern sosyolojide ağırlıklı olarak orta sınıfın üyeleri olarak işaret edilirler.

Marx ve Weber’in anlayışında beyaz yakalılar

Marx’ın anlayışından hareketle söylenecek olursa, beyaz yakalılar görece yüksek maaşlı işçiler olarak tanımlanabilir. Öte yandan Weber’in anlayışına göre tanımlarsak, beyaz yakalılar kültürel olarak yüksek prestije ve yüksek sosyal statüye sahip olduklarından orta sınıf üyesidirler. İkinci tanımın sosyolojide daha yaygın olarak kabul gördüğünü söylememiz mümkündür. Ancak bu noktada beyaz yakalı orta sınıf tanımının hangi ölçütler kullanılarak yapılması gerektiği konusunu, sosyolojik olarak biraz açmamız yerinde olur.

beyaz yaka
Marx’ın anlayışından hareketle söylenecek olursa, beyaz yakalılar görece yüksek maaşlı işçiler olarak tanımlanabilir. Öte yandan Weber’in anlayışına göre tanımlarsak, beyaz yakalılar kültürel olarak yüksek prestije ve yüksek sosyal statüye sahip olduklarından orta sınıf üyesidirler.

Orta sınıfa üye olabilen beyaz yakalılar

İlk olarak beyaz yakalıların ekonomik anlamda görece yüksek gelir elde edenlerinin orta sınıfa üye olabildiklerini not etmemiz gerekir. Her ne kadar üretim araçlarına sahip olmasalar da beyaz yakalıların toplumda görece yüksek bir gelir getiren mesleğe ve bir bakıma geleceğe yatırım yapabilme şansına sahip oldukları için orta sınıf üyeliğinin şartlarını karşıladıkları söylenebilir. Çocukları özel okullarda okutabilmek, konut satın almada ve orta-üst segmentten bir otomobile sahip olmada sorun yaşamamak vb. özelliklere sahip olmak bu anlamda beyaz yakalı orta sınıfta ekonomik olarak iyi kazanç elde etmenin temel koşullarını anlatmaktadır.

beyaz yaka
Her ne kadar üretim araçlarına sahip olmasalar da beyaz yakalıların toplumda görece yüksek bir gelir getiren mesleğe ve bir bakıma geleceğe yatırım yapabilme şansına sahip oldukları için orta sınıf üyeliğinin şartlarını karşıladıkları söylenebilir. (Görsel: Pexels)

Orta sınıf üyeliğinde eğitim seviyesi ve kültürel sermaye

Ancak, ekonomik olarak görece iyi kazanmak, orta sınıf üyeliği açısından yeterli temeli sağlayamayabilir. Bourdieu’nün kuramsallaştırdığı üzere, toplumsal beğeni düzeyinin belirli bir noktasına ulaşanlar, orta sınıf üyesi olabilirler. Bu durum da eğitim seviyesinin yüksekliğine ve kültürel sermayede belirli bir düzeyde olmaya işaret etmektedir. Bu nedenlerle orta sınıf üyelerinin yaşam tarzları görece istikrarlıdır. İstikrarlı bir yaşam elbette gelecek kaygısından görece uzak olmakla ilişkilidir. Konut sahibi olmak, çocukların geleceğinin güvencede olmasını sağlamak gibi daha geniş fırsatlara ve olanaklara sahip bir yaşam süren orta sınıf üyeleri, dolayısıyla, gelecek kaygısından önemli ölçüde uzaktırlar.

Bourdieu’nün kuramsallaştırdığı üzere, toplumsal beğeni düzeyinin belirli bir noktasına ulaşanlar, orta sınıf üyesi olabilirler.

Beyaz yakalıların geliri eriyor

İstanbul Planlama Ajansı’nın raporu, beyaz yakalı orta sınıf için yukarıda söylediklerimizi sorunsallaştırmaktadır. Bu rapora göre, beyaz yakalıların gelirinde önemli bir erime yaşanmaktadır. Son yıllarda beyaz yakalıların gelirinde yaşanan artış, mavi yakalıların maaşlarında yaşanan artışa oranla oldukça düşük kalmış görünüyor. Bu durum beyaz yakalıların alım gücünde gerileme yaşanmasına neden olmaktadır. Ekonomik anlamda beyaz yakalıları orta sınıf üyesi olarak tanımlamak için gelecek kaygısından muaf olma şartının burada karşılanmadığı aşikâr görünüyor.

Beyaz yakalıların orta sınıf üyeliği sallantıda

Rapora göre, beyaz yakalılar arasında geçim sıkıntısı yaygınlaşmaktadır. Her dört beyaz yakalıdan biri geçim sıkıntısı yaşadığını belirtmektedir. Hatta beyaz yakalıların yaklaşık %10’u temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandıklarını ifade etmektedirler. Geleceğe yatırım yapma özelliğini kaybetmekte olduğunu gördüğümüz beyaz yakalıların sadece dörtte biri düzenli birikim yapabildiğini söylemektedir. Bu veriler beyaz yakalıların orta sınıf üyeliğinin sallantıda olduğuna işaret etmektedir.

gelir düşüşü
Son yıllarda beyaz yakalıların gelirinde yaşanan artış, mavi yakalıların maaşlarında yaşanan artışa oranla oldukça düşük kalmış görünüyor. (Görsel: Pexels)

Konut satın alamama ve sosyal refah seviyesinin altında kalma

Beyaz yakalıların konut baskısı altında olduklarını gösteren rapor, İstanbul’da konut sahibi olmanın gittikçe zorlaştığına işaret etmektedir. Sadece konut satın alma baskısı altındaki bir hayatı yaşamayan, ama aynı zamanda sosyal refah seviyesinin altında kalma baskısına da maruz kalan beyaz yakalıların yaşamı gittikçe sorunsal hal alan bir yaşama dönüşüyor. Konut satın alma baskısını kırmak ve sosyal refah düzeyinin altında kalmamayı başarmak, beyaz yakalıların önemli bir bölümü için gittikçe zorlaşıyor. Buradaki ana mesele; beyaz yakalıların orta sınıf algısında bir kırılmanın yaşandığını gösteren emarelerdir. Beyaz yakalıların beyanlarından anlaşılmaktadır ki kendilerini orta sınıf üyeleri olarak görmekte zorlanıyorlar.

Beyaz yaka: Kültürel sermaye orta sınıf, ekonomik olarak alt sınıf

Beyaz yakalının kendi sınıfına ait yaşam tarzını sürdürmesi neredeyse olanaksızlaşıyor. Tüketim kalıplarında yaşanan değişim, kültürel olarak sınıfsal aidiyetin sorgulanmasına da yol açıyor. Burada ağırlıklı olarak bir statü uyumsuzluğu yaşandığı söylenebilir. Kültürel sermaye açısından orta sınıf üyeleri olarak görünen beyaz yakalılar ekonomik olarak gittikçe alt sınıf üyeleri olmaya zorlanıyorlar. Bu durum statü uyumsuzluğunun habercisi olduğu gibi yabancılaşma ve kimlik krizine de pekâlâ yol açabilme potansiyeline sahip görünüyor.

Sadece konut satın alma baskısı altındaki bir hayatı yaşamayan, ama aynı zamanda sosyal refah seviyesinin altında kalma baskısına da maruz kalan beyaz yakalıların yaşamı gittikçe sorunsal hal alan bir yaşama dönüşüyor.

Prekaryalaşma süreci

Sosyolojik olarak meselenin muhtemelen en dikkat çekici yönü bir tür prekaryalaşma sürecinden bahsedilebileceği olasılığıdır. Niteliği yüksek bir emeğin güvencesiz bir işgücüne dönüşme eğilimi olarak prekaryalaşma tüm sınıfsal ve dolayısıyla toplumsal yapıyı dönüşüme uğratma kapasitesine sahip görünüyor. Peki bu prekaryalaşma riskini ve dolayısıyla toplumsal dönüşüm potansiyelini nasıl kavramalıyız? Hangi bakış açısıyla olguya yaklaşmalıyız?

Beyaz yaka vasıflı proleterlere dönüşüyor

Burada iki ana yaklaşımın devreye girebileceğinden bahsedilebilir. Ya Marx’ın anlayışından hareketle beyaz yakalıların “proleterleşme” süreci yaşadıkları iddiasının temellendirilmesine girişilebilir ya da Weber’in anlayışından hareketle gittikçe derinleşen bir statü krizinden söz edilebilir. Marx’ın kuramında, yukarıda da kısaca bahsettiğimiz gibi, toplumlar iki ana sınıfa ayrılırlar. Tarih boyunca bütün toplumlar hükmeden ve tâbi olan sınıfları bünyelerinde barındırırlar ve toplumsal değişimin temelinde toplumun iki ana sınıfa bölünmüşlüğü olgusu yatar. Bu bölünmüşlük elbette çıkar kavgasına, sınıfsal mücadeleye ve neticede devrimci dönüşüme yol açmaktadır. Köleci toplumdan feodal topluma ve feodal toplumdan kapitalist topluma geçişlerin arkasında yatan temel itici güç sınıf mücadeleleridir.

Tarihteki bütün toplumları olduğu gibi modern toplumları da Marx’a göre iki ana sınıf belirlemektedir ve özellikle onların arasındaki mücadele tarihin akışına yön vermektedir. Kapitalist toplumun burjuvazi ve proletarya olarak iki ana sınıftan oluştuğuna yönelik bakış açısı zorunlu olarak beyaz yakalıları proleter sınıfın içinde konumlamaktadır. Bunun nedeni de nesnel olarak sınıfı belirleyen olgunun üretim araçları olduğuna dair anlayıştır. Üretim araçlarına sahip olmayan beyaz yakalılar bu anlayışta olsa olsa yüksek gelir elde eden işçiler olarak görülebilirler. Dolayısıyla, bu bakış açısından hareketle, bugün beyaz yakalıların yaşadığı süreci proleterleşme olarak okumamız gerekebilir. Ayrıcalıklarını kaybeden beyaz yakalı orta sınıf üyelerinin vasıflı proleterlere dönüştüğü şeklinde bir değerlendirme yapılabilir. Marx’a göre toplumun büyük çoğunluğunu oluşturan insanların zamanla proleterleşeceği savının böylece gerçeğe dönüşmekte olduğu düşüncesinin altını çizmek isteyenler olabilir.

beyaz yaka, proleter
Ayrıcalıklarını kaybeden beyaz yakalı orta sınıf üyelerinin vasıflı proleterlere dönüştüğü şeklinde bir değerlendirme yapılabilir. (Görsel: Pexels)

Beyaz yakanın statü krizi gittikçe derinleşiyor

Diğer taraftan beyaz yakalı orta sınıfın yaşadığı süreç Weber’in anlayışından hareketle bir statü krizinin gittikçe derinleşmesi olarak tarif edilebilir. Weber’e göre her ne kadar mülkiyet toplumsal tabakalaşmada merkezi rol oynasa da tüketim kalıpları, kültürel prestij gibi zorunlu olarak üretim kaynaklı olmayan ögeler de tabakalaşmanın şekillenmesinde merkezî role sahiptirler. Görece yüksek statüye sahip olma niteliği bu konudaki esası oluşturmaktadır. Sınıflar her ne kadar tarihsel deneyimde önemli aktörler olarak düşünülseler de statü grupları da toplumların şekillenmesinde, işleyişinde önemli roller oynamaktadırlar. Hukukçular, hekimler veya mühendisler gibi gruplar kendilerini toplumdan – belki halktan demek gerekir – bir dereceye kadar yalıtırlar, kendilerine ait bir yaşam tarzına sahip olurlar ve statü grupları olarak toplumda güç sahibi olarak eylerler.

kültür, beyaz yaka
Bir taraftan kendisini avukat, mühendis, akademisyen gibi görece yüksek bir statüyle tanımlayan ama diğer taraftan tüketim kalıplarından, kültürel prestije varıncaya dek birçok alanda “sınıfını kaybeden” biri olarak anlayan beyaz yakalı muhakkak bir statü krizi yaşıyor görüntüsü vermektedir. (Görsel Pexels)

İstanbul Planlama Ajansı’nın raporundaki veriler Weber’in anlayışından hareketle okunduğunda, bir statü krizinin yaşandığına dair bir temellendirme yapılabilir. Gelecek güvencesini yitirmekte olan, güvencesizlik kaygısıyla yaşamaya zorlanan, geçim sıkıntısıyla tanışan, birikim yapamayan beyaz yakalıların kendilerini kültürel olarak orta sınıfın ama ekonomik olarak alt sınıfın üyeleri olarak görmeye başladıkları söylenebilir. Bir taraftan kendisini avukat, mühendis, akademisyen gibi görece yüksek bir statüyle tanımlayan ama diğer taraftan tüketim kalıplarından, kültürel prestije varıncaya dek birçok alanda “sınıfını kaybeden” biri olarak anlayan beyaz yakalı muhakkak bir statü krizi yaşıyor görüntüsü vermektedir. Üstelik bu kriz kültürel aidiyet sorunsalı anlamındaki bir kimlik krizi yaratma potansiyeline de sahiptir.

Önemli bir dönüşüm kapıda

Sonuç olarak, orta sınıfın beyaz yakalı üyelerinin yaşadıkları değişim süreci önemli toplumsal değişimlere gebe görüntüsü veriyor. İster Marx’ın anlayışından isterse Weber’in anlayışından hareketle değerlendirelim; muhakkak önemli bir dönüşümün kapıda olduğu düşüncesi ağır basmaktadır. Nitelikli emeğin güvencesiz işgücüne dönüşmesi ya da derinleşen statü krizi muhakkak toplumun yapısı ve işleyişinde önemli değişimleri beraberinde getirecek potansiyele sahiptir.

Etiketler: beyaz yaka, gelir, kültür, marx, proleterleşme, statü, weber
GazeteBilim 1 Temmuz 2025
Bu Yazıyı Paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp E-Posta Linki Kopyala Yazdır
Önceki Yazı halk sağlığı İntiharı önlemek mümkün: TÜİK’in söyledikleri, riskler ve yapılabilecekler
Sonraki Yazı materyalizm, teoloji Teolojik tarihten modern zamanların tarihine: İnsan özgürlüğü ve kurtuluşu

Popüler Yazılarımız

krematoryum fırını

Türkiye’de ölü yakma (kremasyon): Hukuken var, fiilen yok

BilimEtik
23 Kasım 2023
cehalet
Felsefe

“Cehalet mutluluktur” inancı üzerine

Eşitleştiren, özgürleştiren, mutlu kılan, bilgi midir yoksa cehalet mi? Mutlu kılan, cehalet mutluluktur sözünde ifade edildiği gibi, bilgisizlik ve cehalet…

12 Ağustos 2023
deontolojik etik
Felsefe

Deontolojik etik nedir?

Bir deontolog için hırsızlık her zaman kötü olabilir nitekim çalma eyleminin özünde bu eylemi (daima) kötü yapan bir şey vardır.

15 Ağustos 2024
Güzel şeyler, özgür seçim süreçlerinin en çirkin şekillerde baskı altına alınmasına rağmen varlığını sürdürmeyi dişiler sayesinde başarır.(Görsel: The Belkin)
Flörtöz Hayvanlar

Ördekler, penisleri ve Amerikan ekonomisi

Yanık türkülerin yeşil başlı gövel ördeklerinden esinlenilen romantizm yalnızca bizim hayallerimizde var; gerçek dünyada bu türlerin aşk hayatları çok daha…

5 Kasım 2024

ÖNERİLEN YAZILAR

Tümevarım-tümdengelim ve bilimde gerikalmışlık sorunu

Tümevarım Yöntemi’ne geçişteki gecikme, modernleşmenin “özgün bir bilimsel üretim” safhasına geçmesini engellemiş ve süreci daha çok bir “takip ve adaptasyon”…

Bilim Tarihi
20 Nisan 2026

Okulun çöken otoritesi: Ergen şiddeti can alıyor!

Okul baskınları, yalnızca bireysel saldırganlık olarak değil, eğitim kurumunun gençler nezdinde uğradığı derin anlam kaybının patolojik bir ifadesi olarak da…

Sosyoloji
16 Nisan 2026

Araştırmalar “ahlâki yozlaşma” görüşünü desteklemiyor

Ahlâki yozlaşmanın birçok örneği olsa dahi kanıtlar ahlâki yozlaşmanın olmadığı yönünde.

Sosyoloji
22 Ocak 2026

“İnsanlığın orta malı” para: Ricardo, Keynes, Marx

Paranın işlevlerindeki değişmenin, kapitalizmin ve iktisadi düşüncenin tarihinde ne tür değişmeler yarattığına bakmakta yarar var.

İktisadın Geçmişi ve Bugün
9 Ekim 2025
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım İzinleri
  • İletişim
  • Reklam İçin İletişim

Takip Edin: 

GazeteBilim

E-Posta: gazetebilim@gmail.com

Copyright © 2023 GazeteBilim

  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk

Removed from reading list

Undo
Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?