Deniz tulumluları olarak bilinen bu sevimli “koca ağızlı” su altı canlıları kendi organlarını sindiriyor!
Mihai Andrei
Çeviren: Emine Öykü Güner
Bu kadar sevimli bir şeyin (ama gülümseyemezler; çünkü yüzleri yoktur) denizin dibinde yattığına inanmak biraz zor. Fakat görünüşünün sizi kandırmasına izin vermeyin.
Kuyruğu kordalılar olarak da bilinen deniz tulumluları adından da anlaşılacağı üzere tuhaftır. Onlar su altı dünyasının gösterişli yıldızları ya da derinlerin mamut yaratıkları değiller. Bunun yerine, kendilerini sert yüzeylere bağlayan mütevazı, genellikle küçük, sabit deniz omurgasızlarıdır. Mütevazı görünümlerinin ardında deniz kadar büyüleyici sırlar barındırırlar.
Deniz tulumluları gerçekten de kendi organlarını sindirmişlerdir.
Deniz tulumluları denizde yaşayan omurgasız hayvanlardır. Yani omurgaları yoktur. Omurgalıların en yakın akrabaları olan ve 500 milyon yıl önce evrimleşen Urochordates (Urochordata, Chordata şubesine bağlı bir hayvan altşubesidir) adlı bir grubun parçasıdırlar. Yani bu sevimli yaratıkların varlıkları kendi başlarına oldukça eskiye dayanmaktadır.
Tulumlular denizin filtreleridir. Yetişkin olduklarında tek bir noktaya sabitlenmiş ve hareketsiz olarak hayatlarını yaşarlar. Bu tek noktada, su dolu kese benzeri bir gövde yapısı ve sifon olarak bilinen, suyu içeri çekip dışarı attıkları iki boru şeklindeki açıklığı kullanarak suyu filtrelerler. Temelde çuvalın içindeki büyük bir mide olarak tanımlanabilirler.
Yeterli yiyecek elde edebilmek için birçok tulumlu saniyede vücut hacmine eşdeğer miktarda suyu işlemelidir. Bu şekilde beslenebilmeleri için yüzme özgürlüklerinden vazgeçmeleri ve kalıcı olarak okyanus tabanına sabitlenmeleri gerekir. Fakat vazgeçtikleri tek şey bu değildir. Bu süreçte kuyruk, solungaçlar ve beyin de dahil olmak üzere artık ihtiyaç duymadıkları vücut kısımlarını emer ve sindirirler.
Aktif gençlerden istikrarlı, hermafrodit yetişkinlere doğru…
Larva oldukları zaman, serbestçe yüzen kurbağa yavrularına çok benzerler. Biraz alışılmadık bir durum olan larva halinde cinsel olarak üreyebilirler, ancak bu aşamada beslenemezler. Deniz tulumluların larvalarının ağzı yoktur ve tek amaçları yetişkinliklerini geçirecekleri bir yer bulmaktır.
Larvalar kendilerine uygun bir yer bulduklarında, kendilerini sabitlerler. Dramatik bir başkalaşım geçirerek, deniz tulumluları adıyla bildiğimiz hareketsiz yetişkin formuna dönüşürler.
Yerleştikten sonra bazıları izole bireyler olarak yaşarken bazıları büyük koloniler oluşturur. Koloni halindeki deniz tulumlularının ilk gelenden itibaren birbirlerini filizlendirme yeteneği vardır ve böylece koloni büyür. Bununla birlikte, koloni halindeki deniz tulumluları hala tek başına yaşayan tulumluları ile aynı vücut yapısını korur. Tek fark sadece daha küçüktür.
Hemen hemen tüm deniz tulumluları hermafrodittir. Yani hem erkek hem de dişi üreme organlarına sahiptirler. Birçoğu yumurtaları ve spermleri okyanusa bırakarak yumurtlar.
Garip bir şekilde bu sistem yüz milyonlarca yıldır verimli bir şekilde işlemektedir. Binlerce tür var ve bunlar 500 milyon yıl önce, Orta Kambriyen’den beri varlar.
Bu canlıların larvalardan sabit yetişkin bir bireye dönüşmeleri de oldukça ilgi çekicidir.
Hareketleri kontrol eden beyin (daha doğrusu serebral ganglion) küçülmeye başlar. Organizmalar artık hareket etmeyeceği için bu ganglion gereksizdir. Bu değişiklik aynı zamanda bazı insanların deniz tulumlularının “kendi beyinlerini yediklerini” söylemelerinin nedenidir. Yetişkinlerin sahip olduğu serebral ganglion, hareket eksikliğine adapte olmuştur.
Bu yetmezmiş gibi kan yapıları da tuhaftır. Aynı zamanda sülfürik asit içeren boşlukların içerdiği, vanadyum adı verilen alışılmadık derecede yüksek miktarlarda bir metal içerir. Biyologlar ve doktorlar, vücutlarının farklı kanser türleriyle savaşmak için kullanılabilecek çeşitli bileşikler içerdiğini fark etti. Bunun üzerine tulumluların potansiyel tıbbi uygulamalardaki yeri araştırmaya başlandı.
Deniz Tulumluları, İnsanlar ve Çevre
Deniz tulumlularının bilinen 2.000’den fazla türü vardır. Sığ kıyı alanlarından okyanusun derinliklerine kadar dünyanın her yerindeki deniz ortamlarında bulunabilirler. Çok fazla çeşiti vardır. Bu sayede de farklı ekosistem türlerinde yaşayabilirler.
Bazı deniz tulumlu türleri, yeni ortamlarla tanıştıkları zaman istilacı hale gelebilir. Genellikle de yerli olan türleri geride bırakarak yerel ekosistemleri etkileyebilir. İstilacı tulumlular genellikle gemilerin gövdelerine kirletici organizmalar olarak yerleşirler. Fakat aynı zamanda da balast suyuna (tankerlerin boşken veya yüklüyken baş veya yan bölmelerine aldıkları deniz suyudur) larva olarak da girebilirler.
Bazı kültürlerde, özellikle Japon mutfağında, bazı deniz tulumlu türleri tüketilmektedir. Ancak hasatları yıldan yıla istikrarlı bir şekilde azaldığı görülmektedir. Aynı zamanda deniz tulumlularının sayıları iklim değişikliği nedeniyle de giderek azalmaktadır.
Basit şekillerine rağmen deniz tulumlularının, omurgalıların yaşayan en yakın akrabaları olduğu düşünülüyor. Bunun nedeni, larva aşamasında bir notokordun (omuriliğin ilkel bir formu) bulunmasıdır. Bu durum onları birçok farklı organizma hakkında bilgi sunabilecekleri eşsiz bir evrimsel perspektife yerleştirir. Genomları da küçük ve manipüle edilmesi kolaydır. Bu özellikleri de onları araştırmacılar arasında daha da popüler kılıyor.
Ama sıkı durun, daha da ilgincini söyleyeceğim. Deniz tulumlularının belki de en şaşırtıcı rolü insan sağlığıyla olan ilişkilerinde saklıdır. Hastalıkları anlama ve tedavi etme arayışında bu mütevazı yaratıklar bizlere paha biçilmez bilgiler sağlıyor.
Bazı deniz tulumlu türleri, antikanser ilaçları olarak potansiyeli olan bileşikler üretiyor. Karayip tunikat türünden türetilen bir antikanser ilacı olan Ecteinascidin 743 (ET-743), belirli kanser türlerinin tedavisi için onaylandı bile.
Meraklı, Büyüleyici Yaratıklar
Bu minik okyanus canlıları yaban hayatı dergilerinin kapaklarında yer almayabilir ancak okyanuslardaki veya karadaki herhangi bir canlı kadar büyüleyicidir. Görünüşte basit yaratıklardır. Ancak arkalarında karmaşık bir hikaye barındırırlar. Okyanuslarımızı filtrelemek için yorulmaksızın çalışmaları, ilaç üretimine olan katkıları ve ortak evrim tarihimizdeki yerleri, onları daha ünlü deniz muadilleri kadar büyüleyici kılıyor. Onlara hak ettikleri değeri verelim.
Deniz tulumluları güzel bir yüzden çok daha fazlasıdır. Çünkü onların bir yüzleri yoktur. Ayrıca bir yüzleri olsaydı bile muhtemelen onu da sindirirlerdi.
Kaynak:
https://www.zmescience.com/ecology/animals-ecology/sea-squirts-tunicates (son erişim tarihi: 12.08.2024).

