İklim krizi, eğitim felsefesi, örgütlü toplum, kamuculuk ve yapay zekâ…
İklim krizi: Yazın yangın, kışın sel
Orman yangınlarının bu kadar yaygın olmasının temel nedeni, iklim değişikliğiyle sıcaklığın ve kuraklığın artması ve bunun yangını kolaylaştırması. İnsan kaynaklı yangınlar dışında Akdeniz kuşağındaki doğal yangınlar, yani doğanın kendini yenilemesiyle çıkan kendiliğinden yangınları da iklim krizi daha çok tetikliyor. İklim krizi, sonbahar ve kışın bize sel olarak geri dönüyor. Dolayısıyla bu küresel krize karşı özellikle dünya ölçeğinde ABD ve AB ülkelerinin anlamlı ve gerçekçi adımlar atmamasının yıkıcı etkilerine maruz kalıyoruz.
Plansız kentler ve rant
Plansız kentleşme, tarım ve orman arazilerinin yerleşime ve dolayısıyla ranta açılması, vatandaşa kentlerde AVM’ler ve minicik parklar dışında nefes alınabilecek alan bırakılmaması ormandaki ihmallerin temel nedenini oluşturuyor. Kentlerde insani ve rahat bir yaşam olmadığı için ormana yönelen vatandaş akını, ormanlardaki yangın riskini artırıyor. Ormanlık alanların içine inşa edilen yerleşim yerleri, ormanlarda yangın çıkma olasılığını artırmasının yanı sıra bir yangında can ve mal kaybının yüksek olması ihtimaline de neden oluyor.
Eğitim felsefesi
Ekoloji, doğa ve biyoçeşitlilik bilincinden yoksun bir eğitim sistemi ormanlara da hoyratça davranılmasının önünü açıyor. Eğitim felsefesinde bireyi dinsel ve neoliberal değerler doğrultusunda ayrıcalıklı gösteren, evrenin ve dünyanın merkezine yerleştiren değil; insanı ekolojik sistem ve canlılarla uyum içinde yaşayan ve böyle davranması gereken bir tür olduğu gerçeğini çocuklarımıza ve ailelere kavratmamız gerekiyor. Unutmayalım, orman yoksa kirlilik vardır, nefes yoktur. Biyoçeşitlilik yoksa hastalık vardır, sağlık yoktur. İnsani öz ve değer, diğer türlerle uyum içinde yaşadıkça ortaya çıkar. Bunlar boş sloganlar veya laflar değil. Ormanın ve biyoçeşitliliğin yok edilmesi sağlık sistemine, ekonomiye ve en önemlisi de gelecek nesillere büyük bir yük olarak geri dönüyor. Unutmayalım, dünyadaki her şey birbirine bağımlı ve iç içe bir etkileşimde.
Örgütlü toplum
Deprem ve yangın gibi kitlesel seferberlik gerektiren doğa temelli ama insan/sistem yaklaşımından kaynaklı sorunlara karşı mücadelenin belli meslek gruplarına havale edilmemesi gerekiyor. Örneğin yangınlar sadece itfaiyecilerin, orman işçilerinin sorunu değil. Başta ormanlık alanlarda yaşayan köylüler ve kentliler olmak üzere ciddi bir bilinç ve eğitim seferberliği başlatılması gerekiyor. Her aileden en az bir kişiyi bu felaketlere karşı donanımlı hale getirecek örgütlenme seferberliği başlatmak önümüzdeki zorunluluk olarak duruyor.
Planlama ve kamuculuk
İklim krizi/küresel kriz, deprem, yangın, sel gibi yıkıcı etkilere karşı tek çare planlı ve kamucu ekonomilerde yatıyor. Bir avuç zenginin değil, toplumun geniş kesimini oluşturan çalışanların çıkarlarını esas alan planlı, kamucu, sosyalist bir iktisadi sistemle bu felaket döngüsü yavaşlatılabilir ve uzun vadede onarılabilir. Böyle demek zorundayız çünkü kapitalizmin dünyaya verdiği hasarı bugünden yarına tamir etmek imkânsız görünüyor.
Teknolojinin doğa ve toplum için kullanımı
Başta yapay zeka olmak üzere akıllı sistemlere yatırım ve kaynak aktararak ormanlarımız için kullanmak gerekiyor. Yapay zeka büyük şirketlerin ve toplumu zapturapt altına almak isteyenlerin değil, halkın refahı ve doğanın sürdürülebilirliği için seferber edilmeli. Bu yüzden üinversitelerimizdeki bilgisayar mühendisleri, orman mühendisleri, kamu güvenlik personeli ve daha birçok bilim insanı ve uzman birlikte çalışmalı.

