İki üç kişi biraraya geliyor, bir açıklama yayınlıyor ve bir topluluk kuruluyor. Bir grup arkadaş biraraya geliyor ve bir topluluk kuruyor. Ne kolay!
Son birkaç yıldır akademik felsefe alanında değişik felsefe toplulukları kuruluyor. Bu toplulukların kuruluşunu ve yayılışını Türkiye’de felsefenin geleceği açısından kaygı verici buluyorum. Düşüncenin bu şekilde, yani son derece pragmatik bir şekilde kurumlaşması genellikle düşünce üzerinde hâkimiyet kurmayı amaçlar, çünkü her şeyden önce kurulan topluluklar güç ve iktidar mücadelelerinden muaf olan bir alanda kurulmuyor.
Eleştirel araştırmayı teşvik etmek ve yaymaktan çok güç oluşturmayı amaçladığı anlaşılan toplulukların bir bakışı, bir çizgisi ve dolayısıyla dâhil ettiği ve dışladığı bakış açıları olacaktır. Başka ülkelerde de hep böyle olmuştur.
Hume Society örneğin eleştirel Hume araştırmalarını teşvik etmek yerine daha çok bastırmıştır. Kendi döneminin en büyük eleştiri filozoflarından olan Hume, 20. yüzyılda pozitivist, tüm eleştirel gücünden arındırılmış bir filozofa dönüştürülmüştür. Hatta nedensellik konusunda ileri sürdüğü düşüncelerinden hareketle mistik bir filozof dahi yapılmaya çalışılmıştır. Aynı şekilde Uluslararası Hegel Derneği; aydınlanmacı bir filozof olan Hegel adına kurulan bu dernekte ve böylece de felsefe dünyasında anti-aydınlanmacı Gadamer çizgisini hâkim kılmaya yaramıştır. İlkesel şüpheciliği felsefî düşünce için en büyük tehlike olarak gören Kant, 20. yüzyılda ilksel şüpheci bir filozofa dönüşmüştür.
İki üç kişi biraraya geliyor, bir açıklama yayınlıyor ve bir topluluk kuruluyor. Bir grup arkadaş biraraya geliyor ve bir topluluk kuruyor. Ne kolay!
Kant topluluğu kuruldu. Ama yönetim kuruluna aday olmak isteyenler için Kant üzerine doktora yapmış olmak veya kitap yazmış olmak gibi kriterler getirildi. Bunun neye ve kime hizmet ettiği açık. O zaman ‘bir dernek yönetim kurulu mu seçiyorsunuz yoksa bir felsefe bölümüne akademisyen mi alıyorsunuz’ diye sorduğumu hatırlıyorum.
Heidegger topluluğunun kuruluşu da tam bir komediydi. Açılış konuşmasını yapmak üzere davet edilen hoca, Heidegger araştırmasının sorunlarının neler olduğunu, neden araştırılması gerektiği konusuna açıklık getirmek yerine ‘Heidegger çizgisinden ayrılmayın!’ diye telkin ediyordu. Sanki bir müridler teşkilatı kuruluyordu. Bu, mevcut topluluk kurma çabaları konusunda yeterince şüphe uyandırıyor.
Çizgisi baştan belli güç odakları oluşturmak için kurulan düşünce toplulukları araştırmayı teşvik etmek, eleştirel ve özgür düşünceyi yaymak yerine düşüncenin kontrolünden ve pozitivist kurumsallaşmasından başka bir şeye yaramıyor.
Oysa uluslararası standartlara göre, topluluk kurulacaksa bir kişi veya bir grup, topluluğun kuruluşunu görüşmek üzere önce ilgi duyan herkesi davet eder. Genel bir toplantı yapıp önce bir sekretarya seçerek bir iki yıl sonra toplanacak bir kuruluş kongresini hazırlar ve kongrede yürütülen tartışmaların ışığında kurulup kurulmayacağına ve kurulacaksa bir sonraki genel kurula kadar yönetimde kimlerin olacağı hakkında karar verilir. Bunun yerine bizde bir iki kişi “hadi kuruluşu açıkladık ve kurduk” diyor. Hayırlı olsun öyleyse!
Şu bir gerçektir. Tarihte sayısız örnekleri vardır. Çizgisi baştan belli güç odakları oluşturmak için kurulan düşünce toplulukları araştırmayı teşvik etmek, eleştirel ve özgür düşünceyi yaymak yerine düşüncenin kontrolünden ve pozitivist kurumsallaşmasından başka bir şeye yaramıyor. Bu ise sonunda düşüncenin dünyaya yabancılaşmasına yol açmıştır. Düşünceyi örgütlemeden önce düşüncenin ne olduğu sorusuna açıklık getirmek gerekir. Ancak bu soruya az çok tatmin edici bir yanıt verilebildiği oranda, düşüncenin özgürlükçü özünü koruyarak nasıl örgütlenebileceği üzerine düşünülebilir. Peki felsefi düşünce nedir, örgütlenebilir mi, kurumsallaşabilir mi, nasıl kurumsallaşır, nasıl örgütlenir? Hiçbir ilkesel soruya en ufak bir yanıt aramadan, son derece pragmatik bir yaklaşımla topluluklar kuruluyor. Hangi amaçla?
Umarım şüpheci gözlemlerim gerçek olmaz, ben yanılmış olurum ve kurulan topluluklar sayesinde Türkiye’de özgür düşünce ve felsefe yayılır, güçlenir.

