GazeteBilim
Destek Ol
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
Okuyorsun: Savaş, aşk ve eşeysel seçilim: Darwin ve Wallace’ın karşı karşıya gelişi
Paylaş
Aa
GazeteBilimGazeteBilim
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
  • Destek Ol
Bizi Takip Edin
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
Copyright © 2023 Gazete Bilim - Bütün Hakları Saklıdır
GazeteBilim > Blog > Bilim > Flörtöz Hayvanlar > Savaş, aşk ve eşeysel seçilim: Darwin ve Wallace’ın karşı karşıya gelişi
Flörtöz Hayvanlar

Savaş, aşk ve eşeysel seçilim: Darwin ve Wallace’ın karşı karşıya gelişi

Yazar: Bahar Patlar Yayın Tarihi: 18 Mart 2024 10 Dakikalık Okuma
Paylaş
Darwin ve Wallace
Darwin ve Wallace (Görsel:www.agenciasinc.es)

Darwin’in 1868’de Wallace’a gönderdiği bir mektubunda özellikle kuşlarla ilgili olarak Wallace’ın eşeysel seçilime karşı durmasının Darwin’i ne kadar üzdüğünü, aynı pencereden bakamadıkları için kendinden şüphe ettiğini, çünkü Wallace’ın zekâsına çok güvendiğini yazıyordu.

1859 yılı, bilim tarihi ve felsefi düşüncenin dönüm noktalarından birini temsil eder. Darwin’in “Türlerin Kökeni” ile ortaya attığı doğal seçilim teorisi hem bilim dünyasında hem de dönemin düşünürleri arasında büyük bir ilgi ve heyecan yaratmıştı. Teorinin ortağı Wallace ve dönemin diğer saygın bilim insanları doğal seçilim üzerine yaptıkları gözlem ve çalışmalarına hızla devam ediyor, bilimsel dergilerde ve konferanslarda teori hakkında hararetli tartışmalar yaşanıyordu. Sadece doğa bilimleri alanında değil, din, felsefe ve edebiyat gibi alanlarda da büyük tartışmalar ortaya çıkmıştı. Adeta herkes teorinin temelinde yatan hayatta kalma mücadelesi meselesini kendi alanları bağlamında yeniden yorumluyor, teoriyi ya övüyor ya dövüyordu. Mesela Darwin’in doğal seçilime dair salt biyolojik analizleri Karl Marx’ın kapitalist rekabet modelinde bile analoji düzeyinde kullanım görmekteydi. Doğal seçilim üzerine tartışmalar bu denli yoğun ve hararetliyken, Türlerin Kökeni’nde sadece birkaç sayfayla bahsi geçen diğer teori Eşeysel Seçilim ise çoktan gölgede kalmıştı.

Darwin’in Türlerin Kökeni’nde eşeysel seçilim üzerine neler dediğini hatırlamak için birinci bölüm

Türlerin Kökeni üzerine uzun yıllar süren çalışmaları ve gözlemleri esnasında Darwin’in kaçınılmaz olarak fark ettiği şey çeşitliliğin sadece türler arasında değil, bir türün eşeyleri, dişi ve erkekler arasında da olduğuydu. Hem görünüş hem de davranışsal açıdan dişiler ve erkekler, özellikle kuşlarda, çok farklılaşmışlardı ve doğal seçilim bu farklılaşmayı açıklamaya yetmiyordu. Mesela Kukumav kuşları (Fregata magnificens) erkekleri dişilerinden çok farklı görünür, buna genel olarak eşeysel dimorfiklik diyoruz, ve yan yana durduklarında onların aynı türe ait olduğunu ancak uzman bir göz tahmin edebilir. Deniz şeytanı fener balıkları gibi bazı türlerde ise dişi ve erkek o kadar farklı görünür ki, erkek ve dişisini gördüğünüzde birbirinden uzak tamamen farklı türler sanmanız kaçınılmazdır. Tavus kuşlarının dişileri de erkeklerinden oldukça farklı görünür, çok daha sade ve kısa telekleri, kahverengiye çalan renkleri vardır. Türlerin Kökeni’ni yayınladıktan birkaç ay sonra meşhur tavus kuşu erkeği için Darwin, “Ne zaman tavus kuşunun kuyruğundaki bir tüye baksam midem bulanır.” der. Darwin’in derdi elbette tavus kuşlarının telekleri değildi, fakat doğal seçilimin, hayatta kalmak için hiç avantaj sağlamayan, aksine yakalanma ve av olma riskini artıran böylesi bir kuyruğun evrimine açıklama getirememesiydi.

kukumav
Kukumav kuşu. (Kaynak: https://what-when-how.com/birds/magnificent-frigatebird-birds/)
fener balığı
Fener balıkları. Büyük olan dişi küçük olan erkek. (Kaynak: https://www.wikidata.org/wiki/Q1851870)
Heimat Doğa Parkı, Bielefeld, Almanya, 2018

Darwin çalışmalarına hızla devam ediyordu. Türlerin Kökeni’nden sonraki sağlıklı ve üretken olduğu zamanlarda, kendini bilim dışındaki konular için solgun bir yaprak diye nitelendirdiği bile olmuştur. Özellikle üzerinde durduğu konu ne doğal seçilim ne de insan evrimiydi, asıl merakı eşeysel seçilim teorisiydi ve konu üzerine daha çok örnek ve veri arayışı içindeydi. Dünyanın pek çok yerinden irtibatları sayesinde bolca kanıt toplarken, oldukça ilginç deneyler de yapıyordu. Tavuk yetiştiricilerinden horozları çamura bulamasını, zengin tavus kuşu sahiplerinden erkek kuşların göz biçimindeki telek kısımlarını kesmesini istiyor, şakrak kuşunun gül rengi göğsünü boyayarak dişilere sunuyordu. Darwin eşeysel seçilim ile Tanrı vergisi güzelliğe resmen muhalefet oluyor, güzelliğin sebebinin dişilerin tercihleri olduğunu şiddetle savunuyordu.

şakrak kuşu
Şakrak kuşu (Görsel: Pixabay)

Bu sırada teoriye en güçlü ve neredeyse tek muhalefet türlerin evrimi hakkında Darwin’le eşzamanlı olarak benzer kanaatler getirmiş Wallace tarafından yapılıyordu. Wallace şüpheliydi. Tavus ya da cennet kuşlarının erkeklerindeki uzun kuyrukları dişiler nasıl olur da fark edip seçebilirdi? Wallace’a göre kuşların canlı renkleri gibi özellikler Darwin’in bahsettiği gibi dişiler daha renkli olanları seçtiği için değil, savunma ve taklitçilik gibi nedenlerden dolayı ortaya çıkmıştı. O dönemde özellikle insan evrimi üzerine düşünen Wallace’a göre eşeysel seçilim, insan evrimi üzerinde de pek etkili bir mekanizma olabilecek gibi görünmüyordu. Bir kadın sakallı bir adamı seçerken başka birindeki iki santimetre uzun sakalı fark edip, eşini böyle seçiyor olamazdı. İki adamın arasına eşeysel seçilim teorisi girmişti.

Darwin’in 1868’de Wallace’a gönderdiği bir mektubunda özellikle kuşlarla ilgili olarak Wallace’ın eşeysel seçilime karşı durmasının Darwin’i ne kadar üzdüğünü, aynı pencereden bakamadıkları için kendinden şüphe ettiğini, çünkü Wallace’ın zekâsına çok güvendiğini yazıyordu. Wallace ve diğerlerine göre Darwin haklı olamazdı. Viktorya döneminin erkek egemen toplumunda, dişilerin böylesi yetkin bir özelliğe sahip olma ihtimali çoktan yok sayılmıştı. Erkeklerin süs ve renkleri ve her türlü maskaralıklarının nedeni dişilere göre daha fazla enerjik ve canlı olmalarının sonucuydu ve kur davranışlarını dişiler yönetmiyor, tamamen erkekler kontrol ediyordu.

Büyük mesele: İnsanın evrimi

Darwin artık topladığı yüzlerce örnekle konunun devasa bir boyuta ulaştığının farkındaydı. Bu sırada bir de insan evrimi üzerine artan tartışmalar sonucu, gözler iyice Darwin’in söyleyeceklerine çevrilmişti. Darwin insan üzerine yazmayı sürekli erteliyorken, Wallace ardı ardına, insanı diğer primatlardan ayıran ve ırkların farklılaşmasına yol açan etkenlere yeni bakış açıları ekliyordu. 1864’te Wallace yayınladığı bir makalede insan ırkları arasındaki farkların gelenekler, kullandıkları aletler, sosyal yapıları gibi etkenler nedeniyle ortaya çıktığına vurgu yapıyordu. 1869’da Wallace bir kez daha insan evrimi üzerine yazdığında bu kez insan zekâsını onu primatlardan ayıran yoldaki evriminin kaynağı olarak gösteriyordu. Doğal seçilimin aşağı insan ırklarında hâlâ işlediğini, çünkü Avustralyalı yerlilerde olduğu gibi hâlâ savaşan ve akılsız toplumlar olduğunu, ama Avrupalı batılı toplumlarda işlevsizleştiğini savunuyordu. İnsan zekâ sayesinde artık doğanın güçlerine tabi değildi; zekâ seçilimden daha baskın olmalıydı.

Türlerin Kökeni’nden 12 yıl sonra, 1871’de Darwin nihayet İnsanın Türeyişi ve Eşeyle İlgili Seçilim başlıklı ikinci büyük eserini yayınladı. Kitap iki bölümden oluşuyordu, ilk bölümünde Darwin yapılan çalışmalar ve yayınlar üzerinden oldukça yüzeysel ve kısaca insan evrimi üzerine görüşlerini yazmıştı. Burada hatırlatmak gerekir ki, Darwin Türlerin Kökeni’nde, insan türünün diğer tüm organizmalarla birlikte doğanın bir parçası olduğunu kesin bir dille ifade etmek dışında, insan evrimi hakkında çok az şey söylemiştir. O zamandan bu yana geçen sürede, Darwin insan üzerine yazacakları beklentisi içindekileri İnsanın Türeyişi ile hayal kırıklığına uğratmıştır. Aslında kitabın başlığı bile yanıltıcıdır çünkü İnsanın Türeyişi’nin çoğu aslında insanla ilgili değildir. Öte yandan kitabın asıl daha geniş kapsamlı kısmı tamamen eşeysel seçilime adanmış olan ikinci kısımdır ve böceklerden primatlara Darwin kitabın yarısından fazlasını sadece hayvanların kur ve çiftleşme davranışlarına ayırmıştır. Bugün hâlâ eşeysel seçilim üzerine bu denli kapsamlı bir örneklem içeren başka bir eser bulunmamaktadır.

Darwin’e göre erkeklerin rakipleriyle savaşmak ve onları uzaklaştırmak için sahip oldukları silahları ve savunma araçları, cesaretleri ve kavgacılıkları, süsleri, müzik üretme organları ve koku yayma bezleri gibi pek çok özelliği eşeysel seçilim yoluyla evrimleşmiştir. Bu yapıların çoğu yalnızca dişiyi cezbetmeye veya heyecanlandırmaya hizmet eder. Darwin’in de katıldığı ve Wallace’ın bahsettiği gibi insan evriminde âlet kullanma veya zekâ gibi pek çok etken rol oynasa da eşeysel seçilimin de oldukça etkili rolü olmalıydı. Darwin’e göre büyük dudaklar, kıvrımlı kalçalar, tüysüz vücut doğal seçilim açısından avantaj sağlamazken, doğanın değil ancak bireyin eş seçmesiyle ilişkili olabilirdi. Yoksul bir avukatın oğlu olan sosyalist kökenli biri olarak Wallace, Darwin’in etrafındaki Avrupa aristokrasisinin orta ve alt sınıflardaki insanlardan daha yakışıklı olduğu ve bunun eşeysel seçilimle ilişkili olduğu iddiasını da kabul etmiyordu.

Yoksul bir avukatın oğlu olan sosyalist kökenli biri olarak Wallace, Darwin’in etrafındaki Avrupa aristokrasisinin orta ve alt sınıflardaki insanlardan daha yakışıklı olduğu ve bunun eşeysel seçilimle ilişkili olduğu iddiasını da kabul etmiyordu.

İnsanın Türeyişi ve Eşeyle İlgili Seçilim, Darwin’in doğa anlayışına yeni ve şiddetli renkler kattı ve yeni tartışmalara yol açtı. Bu tartışmalar erken feminizm akımlarında destek buluyor, cinsiyet farklılıkları, cinsellik ve eşeysel davranışlar üzerine bilimsel çalışmaların hızla artması için bir katalizör oluyordu. Ama çıkan sesler, eril hâkim, patriyarkal toplum içinde cılız ve etkisiz kalıyordu. 1880’lerde, eşeysel seçilime ilişkin hâkim görüş Wallace’ınki idi, erkekler sadece dişilerden daha canlı ve enerjikti, dişiler ise bu kadar seçici olabilecek duyulara sahip olamazdı. Bu düşünceler, tüm dişi seçimi kavramları, özellikle de estetik kaygılara dayalı seçimi ortadan kaldırma konusunda başarılı oluyordu. Şimdilik!

Nasıl oldu da 1960’lara kadar kimse eşeysel seçilim teorisi ile ilgilenmedi ve nihayet 100 yıl sonra çığır açan çalışmalar başladı konusuna gelmeden önce, bir sonraki hafta İnsanın Türeyişi’nden sonraki feminist veya cinsiyetçi tepkilere ve çalışmalara değineceğim. Görüşmek üzere sevgili okurlar!

Etiketler: aşk, cinsellik, cinsiyet, cinsiyety, darwin, dişi, erkek, eşeysel seçilim, evrim, flört, wallace
Bahar Patlar 18 Mart 2024
Bu Yazıyı Paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp E-Posta Linki Kopyala Yazdır
Yazar: Bahar Patlar
Dr. Bahar Patlar, Almanya'nın Halle şehri Martin Luther Üniversitesi'nde akademisyen bilim insanı olarak görev yapmaktadır. Ana uzmanlık alanı üreme ve eşeysel özelliklerin evrimidir. Doktorasını 2019 yılında Almanya Bielefeld Üniversitesi Evrimsel Biyoloji bölümünde tamamladıktan sonra bir süre Kanada'da doktora sonrası araştırmalarına devam etmiştir. Patlar'ın odaklandığı konu, eşeysel seçilim ile şekillenen erkek semen sıvısının içerdiği proteinlerin ve spermlerin evrimidir. Aynı zamanda popülasyon ve kantitatif genetik yöntemler ve hayvan davranışları deneylerini harmanlayarak temel evrim yasaları üzerine çalışır. Yaptığı çalışmalar, erkek semen evriminin biyoçeşitlilik üzerindeki etkileri ve önemini ortaya koymaktadır. Patlar, Hacettepe Üniversite’sindeki Lisans ve Yüksek Lisans eğitimi sırasında Prof. Dr. Ergi Deniz Özsoy'un Biyoloji Felsefesi dersi ile evrime olan ilgisini keşfetmiş ve bu dönemde testis büyüklüğünün çeşitliliği ve evrimi üzerine odaklanmıştır. Böylece Darwin’in eşeysel seçilim teorisiyle tanışan Patlar, o zamandan beri tüm kariyerini adadığı teoriyi "Her şeyin teorisi" olarak tanımlamaktadır.
Önceki Yazı uykusuzluk Uykumuzu alamamak sahiden bize ne yapıyor?
Sonraki Yazı osmanlı medresesi Medrese ne idi?

Popüler Yazılarımız

krematoryum fırını

Türkiye’de ölü yakma (kremasyon): Hukuken var, fiilen yok

BilimEtik
23 Kasım 2023
cehalet
Felsefe

“Cehalet mutluluktur” inancı üzerine

Eşitleştiren, özgürleştiren, mutlu kılan, bilgi midir yoksa cehalet mi? Mutlu kılan, cehalet mutluluktur sözünde ifade edildiği gibi, bilgisizlik ve cehalet…

12 Ağustos 2023
deontolojik etik
Felsefe

Deontolojik etik nedir?

Bir deontolog için hırsızlık her zaman kötü olabilir nitekim çalma eyleminin özünde bu eylemi (daima) kötü yapan bir şey vardır.

15 Ağustos 2024
Güzel şeyler, özgür seçim süreçlerinin en çirkin şekillerde baskı altına alınmasına rağmen varlığını sürdürmeyi dişiler sayesinde başarır.(Görsel: The Belkin)
Flörtöz Hayvanlar

Ördekler, penisleri ve Amerikan ekonomisi

Yanık türkülerin yeşil başlı gövel ördeklerinden esinlenilen romantizm yalnızca bizim hayallerimizde var; gerçek dünyada bu türlerin aşk hayatları çok daha…

5 Kasım 2024

ÖNERİLEN YAZILAR

Kadın fizyolojisinin az bilinen gerçekleri

Bilimsel çalışmalar yapılırken kadın fizyolojisi ve anatomisinin çok farklı özelliklere sahip olduğunu atlamamak oldukça büyük bir önem taşıyor. Sedef ÇakırGazeteBilim…

Sağlık
24 Nisan 2026

Çarpıcı bir adaptasyon: Kuşlar yuvalarını korumak için neden sigara izmaritini kullanıyor?

Bilim insanları kuşların bu evrimsel zekasına hayran kalsalar da, ortadaki büyük ekolojik tehlikeye dikkat çekiyorlar.

Hayvanlar
29 Mart 2026

Yapay zekâyla yapay evrim oluşturuldu!

Sonuçlar, yapay zekanın evrimi daha iyi anlamak için nasıl kullanılabileceğini gözler önüne seriyor.

BiyolojiYapay Zekâ
5 Mart 2026

Romantizm değil, evrim: Su dünyasındaki üreme stratejileri

Bir fener balığı erkeğinin dişisiyle bütünleşerek yok olması, bir yılan balığının hiç görmeyeceği yavruları için ölümü göze alması veya bir…

Bilim
13 Şubat 2026
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım İzinleri
  • İletişim
  • Reklam İçin İletişim

Takip Edin: 

GazeteBilim

E-Posta: gazetebilim@gmail.com

Copyright © 2023 GazeteBilim

  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk

Removed from reading list

Undo
Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?