Okyanusların derinliklerinden akarsulara kadar uzanan bu örnekler, bize bazı kavramların insan merkezli tanımlardan çok daha fazlası olduğunu göstermektedir. Bir fener balığı erkeğinin dişisiyle bütünleşerek yok olması, bir yılan balığının hiç görmeyeceği yavruları için ölümü göze alması veya bir balon balığının kum tanelerinden inşa ettiği o muazzam geometri… Hepsi, yaşamın devamlılığına duyulan o ilkel ve durdurulamaz sadakatin birer kanıtıdır.
Binali Furkan Alper
GazeteBilim Yazı İşleri
Duygusal bağlılığın, tutkunun ve eş seçiminin sembolik olarak kutlanması adına bazı özel günler kültürel belleğimizde yer etmiştir. Bizler, karasal memeliler olarak “aşk”ı şiirsel ve soyut kavramlarla tanımlama eğilimindeyizdir. Ancak biyolojik bir perspektiften bakıldığında, bu özel günlerin temsil ettiği birleşme arzusu, gezegenin dört bir yanındaki milyarlarca organizma için daha çok temel, çok daha vahşi ve daha yaratıcı bir hayatta kalma dürtüsünün tezahürüdür.
Yeryüzünün %70’ini kaplayan okyanuslar ve tatlı sular, evrimsel süreçlerin en radikal deneylerinin gerçekleştirdiği laboratuvarlardır. Karasal yaşamın yerçekimi ve atmosferik sınırlamaları gibi durumlardan azade olan sucul ortam, üreme biyolojisi açısından hayal gücümüzü zorlayan adaptasyonlara sahne olmaktadır.
Rollerin değiştiği yer: Babaların hamileliği
Denizatlarının çiftleşme kuru, ayrıntılı bir süreçtir. Erkekler dişiyle “dans etmeden” evvel öne doğru eğilip suyu keseye zorlamak adına, vücutlarını koşarak köşelerini açar ve suyla doldurur.
Biyolojik dünyada ebeveynlik yatırımı genellikle dişi üzerine yoğunlaşsa da denizatları (Syngnathidae) bu kurala uymayan canlılardır. Denizatları erkeklerin hamile kaldığı ve doğum yaptığı, tek bilinen olmasa da, nadir canlı grubundadır. Bu canlıda üreme süreci dişinin yumurtalarını bir ovipozitör aracılığıyla erkeğin kuyruk veya karın bölgesinde bulunan özel bir kuluçka köşesine (brood pouch) bırakmasıyla başlar. Ancak bu kese sıradan yavruların saklandığı basit bir deri kıvrımı değildir. Baba, gebelik boyunca embriyolara barınak sağlamanın yanı sıra onlara oksijen taşır, hastalıklardan korur ve enerji açısından zengin besinler ile gelişimini sağlar. Ayrıca kese, yavruları dış dünyadaki tuzlu suya hazırlamak için ozmoregülasyon yapar ve atıkları temizler.

Kur yapmaya benzer şekilde doğum eylemi sırasında erkek denizatları vücutlarını kuyruğuna doğru büker, baskı uygular ve gevşetirler. Bu baskı uygulama davranışına kese açıklığının kısa süreli aralanması ve bir dizi vücut silinmesi eşlik eder. Doğum sırasında erkek denizatlarının katılmalarını yönetmek için memelilerdeki oksitosin benzeri hormonları kullandığı ve iskelet kaslarını aktif bir şekilde çalıştırarak “doğum sancısı” çektiği belirtilmiştir Doğum sırasında açıklık kademeli olarak büyür ve her hareketle birlikte denizatı yavruları gruplar halinde dışarıya atılır.
Yılan balıkları üreme adına okyanusları aşıyor
Biz insanlar sevdiklerimize ulaşmak için uçak biletleri alıp şehirleri değiştirirken yılan balıkları üreme adına okyanusun diğer ucuna geri dönüşü olmayan bir yolculuğa çıkarlar.
Bir şeye yılan balığı demek onu başlı başına yılan balığı yapmaz. Güney Amerika elektrikli yılan balığını (Electrophorus Electricus) duymuşsunuzdur. Yaygın adına rağmen bu balık, aslında bir yılan balığı değildir; sazan akrabasıdır. Angulliformes takımı gerçek yılan balıklarını içerir.
Yılan balıkları katadrom canlılardır yani hayatlarının büyük kısmını tatlı sularda geçirirler ancak üreme için okyanuslara göç ederler. Bu yolculuk Meksika Körfezi veya Sargasso Denizi’nin derinliklerine kadar uzanır. Sargasso Denizi’nin, diğer birçok denizin aksine sınırları herhangi bir kara parçası ile çevrili değildir. Bunun yerine kendine özgü sınırları güçlü okyanus akıntıları tarafından oluşturulur.

Avrupa yılan balıkları üreme adına bu denize ulaşmak için yaklaşık 8.000 km yol kat ederler. Prof. Dr. Fitnat Güler’in belirttiği üzere hayvanların okyanusları aşan bu yolculuğunda yönleri nasıl buldukları bir gizem olsa da son bulgular koku hafızasını ve genetik kodların bu pusulada kritik bir rol oynadığını göstermektedir. Yılan balıkları semelpar canlılardır; yani hayatlarında sadece bir kez ürerler ve bu eylem ölümleriyle sonuçlanır. Yolculuk boyunca sindirim sistemleri körelir, enerji depoları tamamen üreme hücrelerine aktarılır. Okyanusun derinliklerinde gerçekleşen bu tek seferlik üremeden sonra ebeveynler enerjilerini tüketerek hayata veda ederler. Geriye kalan larvalar atalarının göç ettiği tatlı sulara doğru yıllarca sürecek dönüş yolculuğuna başlarlar.
Üremenin önündeki beton duvarlar
Milyonlarca yıldır kusursuz işleyen bu döngü, bugün modern dünyanın engelleri ile karşı karşıyadır. Barajlar, hayatlarını devam ettirebilmek için denizden akarsuya veya akarsudan denize geçiş yapan canlılar için tehdit oluşturmaktadır. Üreme içgüdüsüyle okyanusa ulaşmaya çalışan gümüş yılan balıkları baraj gövdelerine takılmakta ve üreme alanlarına ulaşamamaktadır. Benzer şekilde okyanustan gelen yavruların da iç sulara girmesi imkânsızlaşmaktadır. Uzmanlar uygun “balık geçitleri” yapılmadığı takdirde bu türlerin tehlike altına gireceği hususunda uyarıyor. Yapılan araştırmalara göre bu göç yollarının tıkanması ve habitat kaybı balık türlerinin sayısında çöküşe neden olabilir.

İlk görüşte ısırık
Fener balıkları denizlerin ve okyanusların derinliklerinde yaşamaktadır. Okyanusun 1000 ila 4000 metre derinliğinde batipelajik ve abisopelajik bölgelerde zifiri karanlık ve uçsuz bucaksız biyolojik bir çölde eşe rastlama olasılığı çok düşüktür. Bu yalnızlık, evrimsel süreçte omurgalılar dünyasının en radikal eşleşme stratejilerinin birini doğurmuştur: Cinsel Parazitizm
Bu stratejide dişiye oranla cüce boyutlarda olan erkek birey (bazı türlerde diziden 20 kat daha küçük olabilir), gelişmiş koku alma organları sayesinde dişinin feromon izini sürer. Dişiyi bulduğu anda karar verir ve özel dişleri ile dişi canlının derisine tutunur. Erkek balık tutunduğu bölgeye dokuları eriten enzimlerini salgılar. Süreç ilerledikçe iki bireyin derisi kaynaşır; en nihayetinde kan dolaşım sistemleri birleşir. Erkek zamanla gözlerini, yüzgeçlerini, böbreklerini ve bağırsaklarını kaybederek dişinin dolaşım sisteminden beslenen ve karşılığında sadece sperm üreten bir “eklenti organa” dönüşür.

Bu birleşme, yanında bir problemi de getirmektedir zira normal şartlarda adaptör bağışıklık sistemi kendisinden olmayanı tanır ve reddeder. İnsanlardaki organ nakli reddine benzer bir şekilde dişi balığın bağışıklık sistemi normalde erkeği patojen veya yabancı doku olarak algılayıp yok etmelidir. Yale Üniversitesi ve Max Planı Enstitüsü araştırmacıları yaptıkları genetik çalışmalarda bu sorunu çözmek için evrimsel bir kumar oynayıp adaptör bağışıklık sisteminin kritik bileşenlerini kaybetmiş ve köreltmiştir. Bu durumun Paleosen-Eosen Termal Maksimum sırasında sığ sulardan derin denizlere göçü sayesinde evrimleştiği tahmin edilmektedir.
Üremek için sanatı kullanmak
1995 yılında Japonya’nın Amami-Oshimaadası açıklarında dalış yapanlar okyanus tabanında garip sanatsal ve mimari şekiller fark ettiler. Yaklaşık 2 metre çapında, iç içe geçmiş halkların oluşan ve bir “ekin çemberi” andıran bu yapıların kökeni uzun bir süre gizem olarak kaldı hatta uzaylı yapısı olabileceği bile düşünüldü. 2013 yılında bu gizem çözüldü. Bilim İnsanları bu sanatsal şekillerin küçük bir erkek beyaz benekli balon balığının (Torquigener albomaculosus) dişisini etkilemek için hazırladığı bir yuva olduğunu keşfetti. Erkek balon balığı için bu yapı bir haftadan fazla süren ve dinlenmeden devam eden bir emektir. Balık, vücudunu ve yüzgeçlerini bir kürek gibi kullanarak kumları kazar. Yapının dış halkasını oluşturmak için yüzgeçlerini çırparak tepeler ve çukurlar oluşturur. Merkeze doğru ilerledikçe kumu eleyerek en ince taneleri seçer ve bunları adeta yatak odası olarak tasarladığı yere yerleştirir. Bununla da kalmayan balon balığı deniz kabukları parçalarını toplayarak yapının sırtını süsler. Akıntının bozduğu noktaları da sürekli düzeltir.

Dişi balık çiftleşme kararını verirken yapının simetrisine ve kumun kalitesine bakar. Ancak bilimsel araştırmalar bu geometrik hassasiyetin yalnızca görselde ibaret olmadığını, hayati bir hidrodinamik işlevi olduğunu da sunmuştur. Çemberin dışındaki tepeler ve çukurlar su akıntılarının yapının merkezine doğru yönlendirecek şekilde tasarlanmıştır. Bu tasarım, merkezde bulunan yumurtaların sürekli taze ve oksijen açısından zengin suyla temas etmesini sağlar.
Sıralı hermafroditizm
Karasal memeliler için cinsiyet genellikle ömür boyu sabit kalan bir olgudur. Ancak şu dünyasında cinsiyet çevre sıcaklığı, popülasyon yoğunluğu vb. durumlara göre değişebilen bir durumdur. Birçok balıkta sıralı Hermafroditizm görülür. Bu da yaşamlarının bir döneminde cinsiyet değiştirdiler manasına gelir.
a.1 Prototipi (Dişiden erkeğe)
Papağan balıkları (scaridae) orfozlar (serranidae) genellikle protojin hermafrodittir. Evrimsel mekanizma şöyledir: Eğer baskın erkek ölürse veya ortadan kaybolursa, haremdeki en büyük ve en güçlü dişi, hormonal bir tetiklenmeyle cinsiyet değiştirmeye başlar. Birkaç gün içinde davranışları agresifleşir, birkaç hafta içinde ise yumurtalıkları küçülür ve testis dokusu gelişir.
a.2 Protandri (Erkekten dişiye)
Popüler kültürde “Nemo” adı ile tanınan Palyaço Balıkları (Amphiprioninae), tam tersi bir strateji olan Protandri sergiler. Bir deniz anemonu içinde yaşayan kolonide, en büyük birey her zaman dişidir. İkinci en büyük birey ise üreyen erkektir. Geri kalanlar ise cinsel olgunluğa erişemeyen bir nevi yedek bireylerdir.
Eğer dişi ölürse, erkek dul kalmaz. Cinsiyet değiştirerek yeni dişiye dönüşür. Sırada bekleyen en büyük yavru birey ise hızla büyüyerek yeni erkek olur. Bu sistem, eş bulmanın zor ve riskli olduğu durumlarda koloni içinde üremenin kesintisiz devam etmesini sağlar.

Kafadanbacaklılarda “eş çalma” stratejisi
Avustralya Dev Mürekkep Balığı (Sepia apama) gibi türlerde, erkekler arasında şiddetli bir rekabet vardır. Büyük cüsseli erkekler dişileri korur ve rakiplerini uzaklaştırır. Ancak küçük, fiziksel olarak zayıf erkekler, kaba kuvvet yerine zekâlarını kullanır.
Bu zayıf erkekler, kromatofor hücrelerini kullanarak renklerini değiştirir, kollarını saklar ve kendilerine “dişi” görünümü verirler. Baskın erkek, bu “sahte dişiyi” potansiyel bir eş olarak düşünerek savunma hattından içeri alır. Zayıf erkek, baskın erkeğin altından süzülerek gerçek dişiye yaklaşır ve saniyeler içinde çiftleşmeyi gerçekleştirir. Daha da etkileyici olanı, bazı mürekkep balıklarının “Split-signalling” (Bölünmüş sinyalizasyon) yeteneğidir. Erkek, vücudunun dişiye bakan tarafında “kur yapma” renklerini sergilerken, aynı anda rakip erkeğe bakan tarafında “dişi” renklerini taklit ederek onu kandırabilir. Bu, beyin loblarının vücudun iki yanını bağımsız kontrol edebildiğini gösteren bir olaydır.

Yaşamın devamlılığını duyulan sadakat
Okyanusların derinliklerinden akarsulara kadar uzanan bu örnekler, bize bazı kavramların insan merkezli tanımlardan çok daha fazlası olduğunu göstermektedir. Bir fener balığı erkeğinin dişisiyle bütünleşerek yok olması, bir yılan balığının hiç görmeyeceği yavruları için ölümü göze alması veya bir balon balığının kum tanelerinden inşa ettiği o muazzam geometri… Hepsi, yaşamın devamlılığına duyulan o ilkel ve durdurulamaz sadakatin birer kanıtıdır.
Belki de sevgiyi kutlama adına varsaydığımız günlerde hatırlamamız gereken önemli şeylerden biri doğanın milyarlarca yıldır yazdığı bu hayatta kalma destanının ne kadar kırılgan olduğudur. Barajlarla böldüğümüz nehirler veya kirlettiğimiz denizler, sadece su kütlelerini değil, milyonlarca yıllık bu biyolojik hafızayı ve fedakârlık öykülerini de silme riski taşımaktadır. İklim değişikliği ve aşırı avlanma bu milyonlarca yıllık stratejileri tehdit etmektedir. Bu canlıların üreme biyolojisini anlamak sadece akademik bir merak değil, gezegenin ekolojik geleceğini kurtarmak adına hayati bir zorunluluktur. Canlıların bu davranışlarının devamı aynı zamanda bizim de hikâyemizin devam etmesidir.
Bu içeriğin oluşturulmasındaki katkılarından dolayı Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji A.B.D.’dan Prof Dr Fitnat Güler Ekmekçi’ye teşekkür ederiz.
https://en.wikipedia.org/wiki/Pufferfish_mating_ritual
https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC3696902
https://www.theinnovation.org/data/article/life/preview/pdf/XINNLIFE-2024-0071.pdf
https://animals.howstuffworks.com/marine-life/how-do-eels-reproduce.htm

