Pedofili, psikiyatri, hukuk ve diğer sosyal bilimlerin perspektifinden ele alınması gereken karmaşık ve derin bir konudur. Pedofiliyi anlamaya çalışırken, sadece yüzeyde ne olduğuna bakmak değil, altta yatan sebepleri de anlamaya çalışmak önemlidir.
Giriş
Yakın tarihte ortaya çıkan birçok meşhur sanat, bilim insanı ve politikacının karıştığı Jeffrey Epstein Olayı ve henüz Türkiye gündemine düşen İstanbul Bağcılar’da çocuklara yönelik sistematik istismar olayı pedofiliyle ilgili tartışmaları tekrar gündeme getirmiştir.
Pedofili oldukça tartışmalı bir konu olup, psikiyatri, hukuk, etik ve toplumsal normlar açısından önemli bir kesişim noktasında durmaktadır. Pedofili, bireysel ve toplumsal düzeyde öfke, korku ve tiksinti oluşturmaktadır. Pedofilik davranış gösteren bireylerin suçlu ve/veya hasta olarak tanımlanıyor olması, müdahale yöntemleri konusunda tartışmalara da sebep olmaktadır. Kimyasal kastrasyon gibi tedavi/ceza kesişimindeki müdahalelerin etkinliği ise tartışmalıdır. Pedofilisi olan bireylerin ıslah olması, ceza alması veya tedavi alması meselesi yanında bu bireylerin kendilerinde bir sorun olup olmadığına dair tutumları da önemlidir.
Tanımlar
Pedofili temel olarak cinsel açıdan olgunlaşmamış kişilere karşı olan cinsel çekim olarak tanımlanabilir. Ne var ki bu tarif yeterli değildir. Özellikle tam kelime karşılığı çocuk-sevicilik olduğu ve pedofilik davranış diğer yaş gruplarına yönelik de olduğu için terminolojiyi netleştirmek önemlidir. Cinsel çekimin yaşa göre sınıflanması kronofili[1] başlığı altında ayrıntılandırılır:
- İnfantofili: 3 yaş öncesi çocuklara cinsel ilgi
- Pedofili: Ergenlik öncesindeki (3-10 yaş) çocuklara ilgi
- Hebofili: Erken dönem ergenlere (11-14 yaş) çocuklara ilgi
- Efebofili: Orta dönem ergenlere (15-19 yaş) ilgi
- Teleofili: Geç ergen/beliren ve genç yetişkin bireylere (19-40 yaş) ilgi
- Mezofili: Olgun dönemdeki (40-60 yaş) bireylere ilgi
- Gerontofili: Yaşlı (60 üzeri) bireylere ilgi
Cinsel açıdan çekici bulunan kişilerin yaş ortalaması normal dağılıma uymaz. Aşağıdaki grafiğe dikkat edilirse, cinsel açıdan çekici bulunulan yaş aralığı paterni, hafif sola yatıktır. Buna göre, genç erişkin bireylerin daha fazla oranda çekici bulunduğu söylenebilir. Cinselliğin üreme davranışı ile ilişkisi düşünüldüğünde bu durum tutarlı sayılabilir. Bu tabi tarihsel doğa koşullarındaki kısa yaşam süreleri hatırlanırsa (ortalama 30 yaş), ileri yaş insan sayısının az olmasıyla da ilgili beklenen de bir durumdur.

Pedofilik Bozukluk Kriterleri
DSM-V-TR’de (Mental Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı, Beşinci Baskı, Revize edilmiş) pedofilik davranış spektrumunun bir kısmı, bir psikiyatrik bozukluk olarak parafili (cinsel sapkınlık) başlığı altında “pedofilik bozukluk” olarak tanımlanmıştır.
Parafililer, DSM-5-TR’de iki başlık altında incelenir. Bunların ilki anormal davranışlar gösterme üzerinedir. Bunların ilki kur yapma bozukluğu olarak tanımlanabilir (röntgencilik, teşhircilik, sürtünmecilik). İkincisi ise algolagnik (acı, ağrı veren) bozukluklar cinsel dürtülerin veya davranışların, fiziksel acıya veya acı veren durumlara bağlı olarak anormal bir şekilde şekillenmesini ifade eder (cinsel mazoşizm bozukluğu ve cinsel sadizm bozukluğu).
Cinsel etkinliğin hedeflerine dair sapkınlıklar ise insan dışı nesnelere yönelik olabilir. Fetişist (cansız nesnelere veya vücudun genital olmayan kısımlarından uyarılma) ve transvestik bozukluk (karşı cinsiyete ait kıyafetleri giymekten uyarılma) bu başlık altında bulunur. Cinsel etkinliğin bir insan hedefine dair olup cinsel sapkınlık olarak değerlendirildiği tek bozukluk pedofilik bozukluktur.
Cinsel etkinliğin bir insan hedefine dair olup cinsel sapkınlık olarak değerlendirildiği tek bozukluk pedofilik bozukluktur.
Pedofilik bozukluk; yaklaşık olarak 13 yaş altındaki ergenlik öncesi çocuklara yönelik cinsel aktiviteyi içeren, yineleyici, yoğun cinsel açıdan uyarıcı fanteziler, cinsel dürtüler veya davranışlar olarak tanımlanır. Bireyin bu cinsel dürtülere göre somut eylemde bulunmuş olması veya kişiler arası alanda sorun yaratması veya bu dürtülerden dolayı rahatsızlık duyması gereklidir. Ergenlik döneminde cinsel davranış ve dürtüleri anlamlandırma süreci olduğundan dolayı kişi en az 16 yaş üzeri olmalı ve çekim duyduğu çocuktan en az 5 yaş daha yaşlı olmalıdır. Pedofili ve pedofilik bozukluk tam olarak örtüşmez. Pedofili cinsel bir ilgi olarak, pedofilik bozukluk ise kişinin bu çekimle ilgili olarak eylemde bulunması ve yaşamını olumsuz etkilemesi veya sıkıntı hissetmesi gerekir.
Cinsel yönelim mi? Çocuk istismarı mı?
Pedofilik bireylerin hasta mı, yoksa suçlu mu olarak ele alınacağı meselesi tartışmalıdır. Buna göre birey cinsel ilgi duyduğu nesneye karşı cinsel bir davranış içinde bulunabilir. Öyleyse pedofilik birey de çocuklara karşı cinsel ilgi duyduğu için buna uygun eylem gerçekleştirmekte değil midir? Bunun diğer cinsel yönelimlerden farkı var mıdır?
Bu konu literatürde ciddi düzeyde tartışılmıştır. Hatta DSM-5’in ilk versiyonunda pedofilik bozukluğun anlatıldığı metinde mevcut duruma dair “yönelim” ifadesi kullanılmıştır. Gelen eleştirilerden sonra DSM çalışma grubu tarafından bir özür metni yayınlanmış ve son versiyonunda gerekli düzeltme yapılmıştır.
Pedofilik bir davranış çocuk istismarı olarak kabul edilmelidir. Fakat her çocuk cinsel istismarında bulunan birey pedofilik bozukluk olarak kabul edilmemelidir. Çünkü cinsel istismar pedofilik cinsel ilgi ve davranıştan daha fazlasını teşkil eder. Epstein davasında bahse konu olan iddiaların sadece pedofilik bir durumu olmadığı; adam kaçırma, sistematik alıkoyma ve işkence gibi durumları da içeren organize bir suç olduğu hatırlanmalıdır. Bu nokta, mevcut durumun bırakın cinsel yönelim, basitçe bir cinsel ilgi olarak kabul edilmesini dahi mümkün kılmamaktadır.
Pedofilik bir davranış çocuk istismarı olarak kabul edilmelidir. Fakat her çocuk cinsel istismarında bulunan birey pedofilik bozukluk olarak kabul edilmemelidir. Çünkü cinsel istismar pedofilik cinsel ilgi ve davranıştan daha fazlasını teşkil eder.
Başka bir kriter ise cinsel eylemin rıza ile ilişkisidir. Çocuklara yönelik herhangi bir tür cinsel eylemde rıza yoktur. Bu da mevcut davranışı suç kapsamına sokar. Cinsel eyleme rıza göstermeyen bir yetişkin bireye yönelik cinsel davranışın da istismar olarak kabul edilmesi ve suç olarak değerlendirilmesi gerekliliği gibi. Özetle, böyle bir cinsel eylemin altında yatan motivasyon neye, kime ve hangi yaşa yönelik olursa olsun, suç olarak ele alınmalıdır. Ne var ki bunun yanında pedofilik ilgisinden rahatsızlık duyan ve buna göre eylemde bulunmayan bireylerin var olduğu ve nadiren de olsa (hem motivasyon eksikliği hem de görünürlükten korkma) tedavi arayışına girdikleri bilinmektedir. Özetle, pedofili ve çocuk cinsel istismarı birbiriyle kesişen ama özdeş olmayan bir durum olarak kabul edilmelidir.

Doğallık hatası ve Wakefield’in Zararlı İşlev Bozukluğu Hipotezi
Bu noktada bir fenomeni bilimsel olarak incelerken yapılan bir düşünce hatasını hatırlamak önemlidir; 1) Doğallık safsatası. Buna göre bir davranış sırf doğada gözleniyor olduğu için normal ve kabul edilebilir denemez. Lewontin, Rose ve Kamin’in meşhur “Genlerimizden İbaret Değiliz” kitabı bu tutumu sert bir şekilde eleştirir. Biyolojinin bir ideolojik normalleştirme aracı olarak kullanılmasına karşı çıkar. Buna klasik bir örnek olarak üstte bahsedildiği gibi pedofiliyi de cinsel yönelim olarak ya da cis-normatif olmayan her türlü yönelimi patolojik olarak yorumlama tavrı düşünülebilir.
Bu noktada Wakefield’in bir durumu bozukluk olarak ele almak için ortaya sürdüğü zararlı işlev bozukluğu hipotezi bazı eleştirilere rağmen oldukça yol göstericidir. Buna göre bir davranışın bir bozukluk olarak kabul edilmesi için iki kriter gereklidir;
- İşlevde bozulmaya sebep olacak
- Kişi bundan sosyal açıdan zarar görecek.
Dikkat edilirse birinci kriter biyolojik işlevselliğin, ikinci kriter ise psikososyal ve toplumsal değerlerin dikkate alındığı bütüncül bir bozukluk formülasyonu sağlar. Özetle, bir bozukluğu tanımlarken durumun hem natüralizm hem de değer komponentine vurgu yapar.
Klasik ama yanlış bir yorum, pedofilinin evrimsel açıdan çocukluk çağındaki bir bireye yönelik cinsel çekiminin üreme başarısını düşüreceği (öyleyse homoseksüel davranışı da aynı kategoriye sokmak) yönünde olur. Bu durum evrim teorisinin naif ve deterministik okunmasında ve cinselliğin temel dinamiğini üreme davranışından ibaret görme hatasında yatar.
Oysa cinselliğin temeli üreme değil, ondan fazlasıdır. İlişki, yakınlık, bağlanma gibi derin sosyal bağların son derece bedensel bir ifadesidir. Buna gelebilecek itirazlar doğadaki kısa süreli eşleşme stratejilerini kullanan diğer canlılar olacaktır. Ne var ki, bu durum karmaşık sosyal canlılar dünyası için geçersizdir çünkü kısa yaşam stratejilerini belirlemiş canlılar için geçerli davranışların uzun yaşam stratejileri belirlenmiş canlılar için benzeştirilmesi metodolojik bir hata olacaktır. Özetle, sağlıklı bir cinsel davranışın vuku bulması için karşılıklılık ilkesi sadece kültürel bir kabul değil son derece “biyolojiktir”. Tekrarlarsak, pedofiliyi biyolojik açıdan bir problem yapan şey üreme başarısızlığı değildir, psikososyal karşılıklılık durumunun karşılanamamasıdır. Bu açıdan pedofilinin birinci kriteri karşıladığı açıkça söylenebilir.
İkinci kriter de bu kişilerin hem bu durumdan rahatsızlık duymaları hem de eyleme geçmiş olmaları durumunda meydana gelen suç ve etik kodların ihlali durumu göz önüne alındığında kolaylıkla karşılamaktadır. Wakefield’ın 2. kuralı sadece kişiye yönelik olmayıp başkalarına da yönelik zarar olarak genişleten görüşler mevcuttur. Bu açıdan bakıldığında pedofili zaten ikinci kuralı da karşılar.
Sağlıklı bir cinsel davranışın vuku bulması için karşılıklılık ilkesi sadece kültürel bir kabul değil son derece “biyolojiktir”. Pedofiliyi biyolojik açıdan bir problem yapan şey üreme başarısızlığı değildir, psikososyal karşılıklılık durumunun karşılanamamasıdır.
Pedofilik bozukluk veya antisosyal kişilik bozukluğu gibi bazı durumlar “vice-laden” (kötülük içeren/temelli) rahatsızlıklar olarak tanımlanabilir. Bu durum örneğin bir kötülüğün psikiyatrik bozukluk olarak (politik bir liderin narsistik kişilik bozukluğu olarak ele alınması gibi- bu kişi hasta değil kötüdür!) veya bir psikiyatrik bozukluğun da kötülük olarak ele alınması (şizofreni hastasının sanrılarına bağlı işlediği cinayet- bu kişi kötü biri değildir ruhsal bir bozukluğu vardır!) riskini barındırabilir. Özellikle diğer insanlara verilen zararın açık olduğu psikiyatrik durumlarda sınır çizmek kolay değildir. Ne var ki pedofilik bozukluk Wakefield’ın bozukluk modelinin her iki kriterine de uymakta ve doğallık hatasına düşmeden açıklanabilmektedir.
Pedofiliyle ilgili araştırma bulguları
Peki pedofilisi olan bireylerle ilgili araştırmalar nelere işaret etmektedir? Literatür bu konuda oldukça geniş olup bulgular aşağıda kısaca özetlenmiştir.
Pedofilisi olan bireylerin beyin yapı ve işlevlerinde pedofilik olmayan kontrollerden farklılıkların olduğu gösterilmiştir. Duygu düzenleme güçlükleri, dürtü kontrolsüzlüğü, cinsel uyarılma farklılıkları bunlardan bazılarıdır.
Pedofilinin frontal lob teorisi, orbitofrontal ve dorsalateral prefrontal korteks gibi dürtü kontrolü, tepki inhibisyonu gibi yüksek kortikal işlevleri kontrol eden merkezlerde bozulmaların olduğunu iddia eder. Temporal lob teorisi ise bu bölgedeki bozuklukların (amigdala, insula vb. de dâhil) hiperseksüel davranış ve pedofilik ilgiyle ilişkili olduğunu öne sürer. Buna göre pedofilik durumda temporal lob patolojileri pedofilik ilgiyi yordarken, frontal lob patolojileri ise bu davranışların gerçekleştirilmesi veya engellenmemesi ile ilişkili olabilir.
Pedofilik bozukluğun beynin gelişimsel süreçlerindeki aksamalarla da ilişkili olduğu iddia edilmiştir. İntrauterin dönemde sinir hücrelerinin anormal göçü ve sinaptik budanmadaki bozulmaların, pedofili davranışla ilişkili olabileceği gösterilmiştir ki bu etkilerin görüldüğü beyin bölgeleri cinsel uyarılma, dürtü kontrolü ve duygusal düzenleme ile ilişkilendirilen yerlere karşılık gelmektedir. Anne karnında androjen (erkeklik hormonu) maruziyetinin de diğer bir risk faktörü olduğu belirtilmiştir. Buna göre merkezi sinir sisteminde artmış/bozulmuş androjen maruziyeti nöral gelişim üzerinde olumsuz etkilere kapı aralayarak pedofilik davranışa neden olabilir. Düşük 2D:4D oranı, ana rahminde daha yüksek oranda testosteron maruziyetini gösterir. Bazı çalışmalarda bu oranda kontrollere göre değişkenliğin olduğu gösterilmiştir. Ne var ki bununla ilgili kanıtlar yeterli değildir.

Çevresel risk faktörleri de pedofiliyle ilişkilendirilmiştir. Anne karnında ve çocukluk çağında yaşanan stresli yaşam olayları, 13 yaş öncesi yaşanan kafa travmaları, çocukluk çağı cinsel istismarı risk faktörlerindendir. Düşük IQ düzeyi, kısa boy gibi özellikler de diğer risk faktörleridir.
Pedofili araştırmalarında kullanılan başka bir yöntem de penil pletismografidir. Penil pletismografi, temel olarak erkeklerde cinsel uyarılma düzeyini ölçmek için penisin hacim değişimini izleme tekniğine dayanır. Çeşitli proplar vasıtası ile penisin boy, sertlik ve kanlanma düzeyleri farklı uyaranlar altında karşılaştırılarak ölçülür. Yapılan çalışmalar çelişkili sonuçlar vermesine rağmen; temel olarak pedofilik bozukluğu olan bireylerin çocuklara yönelik cinsel içerikli temalara karşı (diğer temalara göre- örneğin yetişkin cinsel temaları) daha fazla uyarıldığı veya bu uyaranlara yönelik cinsel arzuyu bastıramadıkları söylenebilir. Ne var ki bu bulguları pedofili için etyolojik bir açıklama sunmaktan çok mevcut durumu doğruladığı şeklinde değerlenmek gereklidir. Pletismografinin tedavi takibinde (tedavi sonrası uyarılma düzeyleri için) kullanılması da kulağa makul gelebilir.
Bazı psikolojik teoriler de pedofiliyi açıklamakta önerilmiştir. Örneğin istismara uğrama, istismar etme ilişkisi gibi (kurban-fail döngüsü). Pedofilisi olan bireylerin çocukluk öykülerinde cinsel istismar sıklığının daha fazla olduğu gösterilmiştir. Buna göre bu bireyler çocukluk çağında cinsel istismara uğradıkları için bu davranışa yönelik olarak davranışsal olarak koşullanırlar. Ne var ki bu hipotezin bazı sorunları bulunur. Örneğin cinsel istismar durumu kadınlar için de geçerlidir. Ama kadınlarda pedofilik davranış çok nadirdir.
Pedofilisi olan bireylerin çocukluk öykülerinde cinsel istismar sıklığının daha fazla olduğu gösterilmiştir.
Bu açılardan pedofiliyle ilgili bulguları, çoğu psikiyatrik bozuklukta olduğu gibi birçok faktörün çoklu etkileşiminin olduğu; bu etkileşimler sonucunda merkezi sinir sisteminde meydana gelen değişim ve bozulmaların, bilgi, duygu, düşünce ve dürtü işlemlemesinde değişikliklere yol açtığı; bunun da pedofilik ilgi ve davranışa neden olabileceği şeklinde özetlemek mümkündür.
Pedofilik olarak mı doğulur ve yine pedofilik olarak mı ölünür?
Bunun yanında başka bir tartışma konusu ise pedofili tedavisinin felsefesi ile ilgilidir. “Kötülük temelli” bir rahatsızlığın tedavisi nasıl mümkün olabilir? Hele de kişinin bu konuda bir motivasyonu yoksa! Ne var ki çalışmalar pedofilik tutum ve davranışların değişebileceğine işaret etmektedir.
Cinsel yönelim, kişinin sevgi nesnesinin neye yönelik olduğudur. Cinsel yönelim akışkan olabilir ama tedavi edilebilir bir durum değildir. Dürtü ise cinsel aktivitede bulunma istediği olup çoğunlukla değişebilir. Cinsel “ilgi” de bireyin cinsel olarak ne yapmak istediğidir ve kanıtlar bu ilginin de değiştirilebileceğine işaret etmektedir. Kronofili perspektifinden bakıldığında, genç bir erişkin, genç bir insana ilgi duyarken yaşlı bir kişi de daha yaşlı birine karşı ilgili duyar. Bu açıdan her bireyde cinsel ilginin (bir bireyin grup seks, BDSM gibi cinsel pratiklere sonradan ilgi duyması gibi) değişebileceği gibi pedofilik ilgi de değişebilir. Yurtdışında pedofilik davranış gösteren kişilere yönelik çeşitli tedavi yöntemleri ile bu kişilerin yaşıtlarına karşı cinsel ilgi duymaları ve doyurucu cinsel ilişkiler yaşayabildikleri gösterilmiştir. Özetle, pedofilik ilgi sanılanın aksine tedavi edilebilir bir durum olarak kabul edilmelidir. Pedofilik bozukluğun bir psikiyatrik bozukluk olarak tanımlanmasının altında yatan rasyonellerden biri de zaten budur.
Yurtdışında pedofilik davranış gösteren kişilere yönelik çeşitli tedavi yöntemleri ile bu kişilerin yaşıtlarına karşı cinsel ilgi duymaları ve doyurucu cinsel ilişkiler yaşayabildikleri gösterilmiştir.
Kimyasal hadım işe yarar mı?
Pedofiliyle ilgili pesimist görüşler durumun hayat boyu süreğenlik gösterdiği ve değişmeyeceği yönündedir. Buna göre yapılacak müdahalelerin özü de mevcut pedofilik suç davranışını caydırıcı yöntemlerle cezalandırmak veya kimyasal kastrasyon gibi yöntemlerle cinsel isteği azaltmak gibi tartışmalı yöntemlerdir.
Serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI’lar), antiandrojenler (örneğin, medroksiprogesteron asetat), (Gn_RH) gonadotropin salgılatıcı hormon (löprelid) ya da progesteron anologları (medroksiprogesteron asetat) gibi ilaçlar cinsel istek, fantezi ve dolaylı olarak da cinsel eylemi azaltabilirler (kimyasal hadım olarak kabul edilebilir).
Bu tarz yaklaşımlarla ilgili temel eleştiri, bu yöntemlerin işe yarar olup olmamalarının yanında müdahale konusundaki olumsuz tutumların (tedavinin hadım merkezli olmasının) bu kişilerin hem görünürlüğünü hem de tedaviye yönelik istekliliklerini azalttığı yönündedir. Bunun yanında bu ilaç tedavilerinin işe yararlığı üzerine yapılan çalışma sonuçları da çelişkilidir. Konuyla ilgili standart bir ilaç etkinlik çalışma metodu olan randomize çift-kör çalışma deseni yerine çoğunlukla (güvenilmez ve yanlı olarak yorumlanan) vaka serileri şeklinde bildirimler bulunmaktadır. Bu açılardan bu tarz ilaçların etkinliği ve güvenliği konusunda daha fazla ve güçlü metodu olan araştırmalara ihtiyaç vardır. Ne var ki, pedofilinin toplumda yarattığı haklı tepkiler sebebiyle konuyla ilgili uygun metotlu araştırma yapmak, bilimsel bir yaklaşımla konuyu incelemek ve tedavi yöntemlerini uygulamak kolay değildir.
Özetlersek, pedofili tedavisinin sadece cinsel dürtülerin kontrolüyle sınırlı olmadığı, bu bireylerin ilgi ve suistimale yol açan davranışlarını anlama, kontrol etme ve değiştirme becerilerini geliştirmeyi içerdiği kapsamlı bir tedavi yaklaşım sürecinin önemli olduğu söylenebilir.
Peki sınır nerede çizilmeli? Hebofili & Efebofili
Cinsel ilişkiye rıza verme yaşı ülkeler arası hukuki düzenlemelerde farklılık göstermektedir. Örneğin ülkemizde 15 yaşını doldurmuş biriyle cinsel eylemin suç kapsamında değerlendirilmesi kişinin şikâyetine bağlanmıştır. Buna göre cinsel ilişki için yaş sınırı 16 olarak kabul edilebilir ve bu durum ‘Reşit Olmayanla Cinsel İlişki’ olarak adlandırılır.
DSM-5’in ilk taslaklarının hazırlandığı dönemde hebofilik davranış, pedohebofili başlığı altında tanımlanmak istenmiş ve erken ergenlik döneminde bireylere yönelik cinsel ilgi ve ilişkili davranışların da ruhsal bozukluk başlığı altına alınması önerilmiştir. Sonuç olarak hem pedofili hem de hebofili benzer bir yaşça küçük bireylere ilgiyi içermektedir. Bu açıdan hebofilinin de bir bozukluk olarak ele alınması kulağa makul gelebilir. Ne var ki, hebofilinin bir bozukluk olarak kabul edilmesinin cinsel istismar davalarında suçluyu bir “hastaya” dönüştürme riskini barındırdığı ve bunun da savunmada kötüye kullanılacağı da iddia edilmiştir. Oysa hebofilik davranış bir çeşit ruhsal bozukluk değildir. Suçtur (ne yazık ki çocuk evliliği konusundaki toplumsal kabul ve politikalar da hebofilik ilgiye zemin hazırlayabilir). Hebofilik davranışı reşit birine karşı olan cinsel istismara benzetmek de mümkündür. Sonuçta istismarcının reşit bir bireye ilgisi vardır ama yaptığı cinsel davranış bir psikiyatrik bozukluk değil bir suçtur.
Ayrıca unutulmamalıdır ki, pedofilik suçta bile pedofilik ilginin oranı %40-50 civarındadır. Özetle, pedofilik davranış gösteren kişilerin çoğunluğu pedofilik ilgi bile duymamaktadır. Tam tersi durumsal fırsatçı ve sadece suçludurlar. Bu durum hebofilide muhtemelen çok çok daha fazlasıdır. Bu açıdan erken ergenlere yönelik cinsel ilgilinin bir bozukluk olarak ele alınması yukarıdaki sebeplerden dolayı mümkün değildir. Durum daha çok toplumsal cinsiyet ve patriyarkal dinamiklerle ilgili olup mevcut durumu ne doğallık safsatasına düşerek makul ne de bir bozukluk olarak tedavi gerektiren bir durum olarak ele almak doğru değildir.

Sonuç
Pedofili, psikiyatri, hukuk ve diğer sosyal bilimlerin perspektifinden ele alınması gereken karmaşık ve derin bir konudur. Pedofiliyi anlamaya çalışırken, sadece yüzeyde ne olduğuna bakmak değil, altta yatan sebepleri de anlamaya çalışmak önemlidir. Pedofilik ilginin biyolojik, sosyal ve kültürel mekanizmalarını anlamak, potansiyel çözümlerin ortaya çıkmasını sağlayabilir.
Pedofilik davranış her zaman için psikiyatrik bir bozukluk değildir ama pedofilik davranış gösteren bireylerin bir kısmı psikiyatrik bir durum olarak pedofilik bozukluğa sahiptirler. Bu açıdan hem potansiyel pedofili mağdurlarının korunmasını sağlayacak hem de pedofilisi olan bireylerin buna yönelik davranışlar göstermeden hayatlarını sürdürmelerini sağlayacak hukuki, sosyal ve psikiyatrik destek sistemlerinin sağlanması hayati önemde olacaktır. Bu sayede sürekli olarak gündeme gelen vicdan yaralayıcı pedofili olaylarının tamamen yok edilmesi mümkün olabilir.
Kaynaklar
- Wakefield JC. DSM-5 proposed diagnostic criteria for sexual paraphilias: Tensions between diagnostic validity and forensic utility. International Journal of Law and Psychiatry. 2011 May;34(3):195–209.
- American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed., text rev.).
- Wakefield JC, Conrad JA. Harm as a Necessary Component of the Concept of Medical Disorder: Reply to Muckler and Taylor. Journal of Medicine and Philosophy (United Kingdom). 2020 May 21;45(3):350–70.
- Kramer R. APA guidelines ignored in development of diagnostic criteria for Pedohebephilia. Archives of Sexual Behavior [Internet]. 2011 Apr 30 [cited 2024 Mar 24];40(2):233–5. Available from: https://link.springer.com/article/10.1007/s10508-010-9683-3
- Lewontin, R. C., Rose, S. ve Kamin, L. J. (2018), Genlerimizden İbaret Değiliz: Biyoloji, İdeoloji ve İnsan Doğası, Çev. G. K. Gevinç vd., İstanbul: Yordam.
- Berlin FS. Pedophilia and DSM-5: The Importance of Clearly Defining the Nature of a Pedophilic Disorder. Vol. 42, J Am Acad Psychiatry Law. 2014.
- M. Tuzla, et al. Pedofili Nedir? Pedofilik Dürtülerin Kaynağı Nedir? Pedofiliyi Tedavi Etmek Mümkün mü?. (2 Ağustos 2021). Alındığı Tarih: 29 Mart 2024. Alındığı Yer: https://evrimagaci.org/s/10680
- Blanchard R, Lykins AD, Wherrett D, Kuban ME, Cantor JM, Blak T, et al. Pedophilia, hebephilia, and the DSM-V. Archives of Sexual Behavior. 2009 Jun;38(3):335–50.
- Seto MC. The Puzzle of Male Chronophilias. Archives of Sexual Behavior. 2017 Jan 1;46(1):3–22.
- Rind B, Yuill R. Hebephilia as mental disorder? A historical, cross-cultural, sociological, cross-species, non-clinical empirical, and evolutionary review. Archives of Sexual Behavior. 2012;41(4):797–829.
- Imhoff R, Banse R, Schmidt AF. Toward a Theoretical Understanding of Sexual Orientation and Sexual Motivation. Archives of Sexual Behavior. 2017 Jan 1;46(1):29–33.
- Culos, C.; Di Grazia, M.; Meneguzzo, P. Pharmacological Interventions in Paraphilic Disorders: Systematic Review and Insights. J. Clin. Med. 2024, 13, 1524. https:// doi.org/10.3390/jcm13061524
- Mokros A. The Chronophilia Conundrum: Continuum or Epiphenomenon? Archives of Sexual Behavior. 2017 Jan 1;46(1):43–5.
- Rind B, Yuill R. Hebephilia as mental disorder? A historical, cross-cultural, sociological, cross-species, non-clinical empirical, and evolutionary review. Archives of Sexual Behavior [Internet]. 2012 Jun 28 [cited 2024 Mar 23];41(4):797–829. Available from: https://link.springer.com/article/10.1007/s10508-012-9982-y
- Allen Frances. 2011. Hebephilia is a Crime, Not a Mental Disorder. Alındığı tarih: 25.03.2024. Alındığı yer: https://www.psychiatrictimes.com/view/hebephilia-crime-not-mental-disorder.
- Tenbergen G, Wittfoth M, Frieling H, Ponseti J, Walter M, Walter H, et al. The neurobiology and psychology of pedophilia: Recent advances and challenges. Frontiers in Human Neuroscience. 2015 Jun 24;9(JUNE).
- Münch R, Walter H, Müller S. Should Behavior Harmful to Others Be a Sufficient Criterion of Mental Disorders? Conceptual Problems of the Diagnoses of Antisocial Personality Disorder and Pedophilic Disorder. Frontiers in Psychiatry. 2020 Sep 15;11.
- Berlin FS. Commentary on Pedophilia Diagnostic Criteria in DSM-5.
- Fedoroff JP. “Can People with Pedophilia Change?: Yes they can!” Vol. 10, Current Sexual Health Reports. Springer; 2018. p. 207–12.
- Seto MC. Is pedophilia a sexual orientation? In: Archives of Sexual Behavior. 2012. p. 231–6.
[1] Burada bahsedilen yaşların kabul aralıkları değişiklikleri gösterebilir. Örneğin pedofilik bozukluğun tanı kriterleri 13 yaş altı hebofili ile çakışır. Benzer olarak efeboli için sınır 18 ya da 19 olarak da önerilmiştir.

