GazeteBilim
Destek Ol
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
Okuyorsun: Hipnoz sihir değildir!
Paylaş
Aa
GazeteBilimGazeteBilim
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
  • Destek Ol
Bizi Takip Edin
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
Copyright © 2023 Gazete Bilim - Bütün Hakları Saklıdır
GazeteBilim > Blog > Bilim > Psikiyatri > Hipnoz sihir değildir!
Psikiyatri

Hipnoz sihir değildir!

Yazar: GazeteBilim Yayın Tarihi: 22 Ocak 2026 20 Dakikalık Okuma
Paylaş
deneyim
Beyin ve davranış üzerine yapılan çalışmalar, hipnozun gerçek bir deneyim olduğunu gösteriyor. (Görsel: Pixabay)

Onlarca yıldır araştırmacılar hipnozun nasıl çalıştığı sorusunu araştırıyor ve bu sorunun cevabı hakkında sadece birtakım fikirleri var.

İçindekiler
Giderek uykulu hale gelmiyorsunKimler hipnotize edilebilir?Gerçeklik kontrolüHipnotize olmuş zihnin iç dünyasıTedavi edici hipnozHipnoz nedir ve nasıl çalışır?Hangi rahatsızlıklar için etkilidir?Psikiyatrideki güncel yeri neden sınırlıdır?

Sedef Çakır
GazeteBilim Yazı İşleri

Tina Hesman Saey ortaokuldayken okul etkinliğinde bir hipnotist izledi. İlk başta şüpheliydi, çünkü hipnozu televizyonda görmüştü ve bu ona göz alıcı ama sahte bir sihir numarası gibi gelmişti. Sonuç olarak, bir hipnotist gerçekten bir grup yabancıyı düşüncesiz kuklalara dönüştüremezdi değil mi?

Spor salonundaki tribünlerde oturan Saey, sınıf arkadaşlarının hipnotize edilmek için gönüllü olmalarını izliyordu. Hipnotistin yönlendirmesiyle her çocuk tek ayak üzerinde zıplamak gibi saçma bir görev yaptı. Ama Saey etkilenmemişti. “Sadece numara yapıyorlar.” diye düşündü. Bunu kanıtlamak için elini kaldırdı.

Hipnotist Saey’i bir sandalyeye oturttu ve gözlerini kapatmasını istedi. Sonra konuşmaya başladı. Saey onun ne söylediğini hatırlayamıyor. Ama sonrasında hipnotist, iki elini başının arkasına koyup parmaklarını birbirine kenetlemesini istedi. “Ellerini ayırmaya çalış.” dediğini hatırlıyor. “Bunu yapamayacaksın, çünkü parmakların birbirine yapışmış durumda.”

Saey alaycı bir şekilde güldü. Fakat ellerini ayırmaya çalıştığında çok tuhaf bir şey oldu. Gerçekten de parmakları yapışmış gibi hissediyordu!

Şimdi 57 yaşında olan Saey, “Beni gerçekten çok sinirlendirdi.” diye gülerek anlatıyor. Daha sonra hipnotist ona başka bir öğrencinin papyonunu düzeltmesini söylediğinde, bu telkini yine görmezden gelmeye çalıştı. Ama yine de ona uyma isteğine karşı koyamadı.

Saey, “Tüm süre boyunca tamamen bilinçli ve farkındaydım.” diyor ve zihninin kontrol edildiğini hissetmediğini söylüyor. “Eğer bana gerçekten kötü bir şey yapmamı söyleseydi, sanırım buna karşı koyabilirdim.” diyor.  Ama konu hipnotistin zararsız telkinlerine gelince, Saey’in onlara uymaya yönelik şaşırtıcı bir dürtüsü vardı.

Washington, D.C.’de Science News muhabiri olan Saey, “Hipnozun ne olduğunu pek anlamamıştım ve hala da tam olarak anladığımdan emin değilim. Tam olarak nasıl çalışıyor ve davranışlarımızı neden etkiliyor?” ifadelerini kullanarak bu konu hakkındaki düşüncelerini dile getiriyor.

Bilim insanları hipnozu genellikle kişiyi belirli bir yoğun dikkat durumuna yönlendiren bir süreç olarak ifade eder. Bu zihinsel durumda, bazı insanlar telkin edilen duyumları gerçekmiş gibi hissettiklerini dile getirir. Bir telkin, kişinin parmaklarının birbirine yapışmış gibi hissetmesi kadar basit olabilir. Ya da ameliyat sırasında acı hissetmemek kadar uç bir noktaya varabilir.

bilim
Bilim insanları hipnozu genellikle kişiyi belirli bir yoğun dikkat durumuna yönlendiren bir süreç olarak ifade eder. Bu zihinsel durumda, bazı insanlar telkin edilen duyumları gerçekmiş gibi hissettiklerini dile getirir. (Görsel: Pixabay)

Onlarca yıldır araştırmacılar hipnozun nasıl çalıştığı sorusunu araştırıyor ve bu sorunun cevabı hakkında sadece birtakım fikirleri var.

Beyin ve davranış üzerine yapılan çalışmalar, hipnozun gerçek bir deneyim olduğunu gösteriyor. Araştırmalar, kimlerin hipnotize edilebileceği ve onlara nelerin yaptırılabileceği veya yaptırılamayacağı konusunda bazı ipuçları sunmuş durumda. Fakat bilim insanları, beynin bu tür algı değişimlerini nasıl başardığını yeni yeni netleştirmeye başlıyor.

Giderek uykulu hale gelmiyorsun

Sahnede ya da ekranda hipnoz çoğu zaman bir tür büyü gibi gösterilir. Hipnotist bir cep saatini sallarken sihirli sözler mırıldanır ve kurbanı uykulu bir transa girer. Bu esnada da verilen her emre uymak zorundadır.

Fakat burada yanlış olan çok fazla şey var.

Avustralya’nın Sydney kentindeki Macquarie Üniversitesinde bilişsel bilimci olarak görev yapan Barnier, “Her şeyden önce, hipnoz herhangi bir özel güç gerektirmez. Hipnotist yalnızca başka birine bir şeyler söyleyen kişidir. Sihirli kelimeler kullanmıyorlar.” diyor.

Hipnozun ilk adımına “indüksiyon” adı verilir. Bir hipnotist karşısındaki kişiye gözlerini kapatmasını, rahatlamasını ve dikkatle dinlemesini söyleyerek başlayabilir. Barnier’in dediği gibi, bu aslında dış dünyaya daha az odaklanmaya yönelik bir davettir. Amaç, hipnotistin sözlerine daha fazla odaklanmaktır.

Bir kişi derin bir dikkat haline girdiğinde, hipnotist belirli telkinlerde bulunmaya başlar. Bunlar çoğu zaman cümle şeklinde ifade edilir: “Göz kapakların açamayacak kadar ağır. Kulağının yanında bir sinek vızıldıyor. Elin uyuştu.”

Bazı insanlar bu tür telkinlerin oldukça gerçekçi olduğunu ve kendi kontrolleri dışında gerçekleştiğini ifade ediyor.

psikoloji
Bir kişi derin bir dikkat haline girdiğinde, hipnotist belirli telkinlerde bulunmaya başlar. Bunlar çoğu zaman cümle şeklinde ifade edilir: “Göz kapakların açamayacak kadar ağır. Kulağının yanında bir sinek vızıldıyor. Elin uyuştu.” (Görsel: Pixabay)

Barnier’in dediğine göre insanlar bu tür telkinlere verdikleri tepkiler karşısında sık sık şaşkınlığa uğruyor. Barnier’in ekibi, insanları kendi yansımalarını tanımayacak hale gelmeleri ya da kollarını başkasının kontrol ediyormuş gibi hissetmeleri için hipnotize etti. “İşin güzel tarafı, bütün yetenek hipnotistte değil.” diyor Barnier. “Asıl deha, hipnotize edilen kişinin kendisinde.”

Aslında insanlar kaydedilmiş indüksiyonları dinleyerek kendilerini hipnotize edebilirler. Yaşadıkları deneyimleri şekillendiren şey de kendi beyinleridir.

Bu aynı zamanda insanların istemezlerse sürece katılmamayı seçebilecekleri anlamına da geliyor. Barnier’in dediği gibi, sadece programlanıyorlarmış gibi bir duruma girmezler. Laboratuvar deneylerinde hipnoz, insanları herhangi bir şeyi yapmaya zorlayamaz. Eğer bu onlara rahatsız edici gelirse gözlerini açar ve yapmak istemediklerini dile getirirler.

Kimler hipnotize edilebilir?

Aynada bir yabancı gördükleri telkinini duyan herkes bunun gerçek olduğunu hissetmez. Görünen o ki, bazı insanlar diğerlerine göre hipnoza daha yatkındır. Bilim insanları, bir kişinin hipnoza ne kadar duyarlı olduğunu gittikçe zorlaşan telkinler vererek ölçer.

Çoğu insan, göz kapaklarının ağırlaşması gibi kolay telkinleri yaşayabilir. Ancak çok az kişi, orada olmayan bir şeyi görmek ya da duymak gibi zor telkinleri deneyimler. Ya da aniden orada olan bir şeyi göremez ya da duyamaz hale gelir.

İngiltere’deki King’s College London’da deneysel psikolog olan Devin Terhune, “İnsanlar neden bu kadar farklılık gösteriyor? Bu, hala cevap bekleyen büyük sorulardan biri.” sözlerini dile getiriyor.

Terhune, “Bunları etkileyen bazı faktörler inançlarınız ve beklentilerinizdir.” diyor. “Bir kişi hipnozun üzerinde işe yarayacağını ne kadar çok beklerse, bunun gerçekleşme ihtimali de o kadar artar. Hayal dünyasına daha kolay dalabilen kişiler de hipnoza daha yatkın olabilir. Absorpsiyon, hayali bir dünyaya kapılıp çevrenizde olan biteni dışarıda bırakmanızdır.”

Terhune’un araştırmaları, kendi davranışları üzerindeki kontrollerinin farkındalığı daha düşük olan kişilerin hipnoza daha yatkın olabileceğine de dikkat çekiyor. Fakat kendisi bu faktörlerin herhangi biri ya da başka etkenlerin rol oynayabileceğini de ekliyor. Görünüşe göre bu, pek çok farklı yeteneğin karmaşık bir birleşimi.

Gerçeklik kontrolü

Barnier, “Hiç hipnotize olmamış olan biri, bunların hepsinin gerçek olduğundan şüphe edebilir. Bu, bazı insanları ürküten bir tür psikolojik olgu. Çünkü insanın aklına şu geliyor:  Senin bana yalan söylemediğini nereden bileyim?” ifadelerini kullanıyor.

Hipnoz araştırmacıları bu soruya cevap verebilmek için zekice yöntemler bulmak zorunda kaldılar.

Bir yöntemde, bilim insanları daha önce hiç tanışmadıkları bir hipnotist ile çalışmaları için iki grup insanı davet etti. Gruplardan biri hipnoza oldukça yatkın kişilerden oluşturuldu ve onlara normal bir hipnoz seansından geçmeleri söylendi. Diğer grup ise hipnoza yatkın olmayan kişilerden oluşturuldu. Onlara da hipnotiste hipnotize olmuş gibi davranarak onu kandırmaları istendi.

Barnier, “Rol yapanlar biraz farklı davranıyor. Gerçekten hipnoza yatkın bir kişinin tam olarak nasıl tepkiler vereceğinin inceliklerini pek çözemiyorlar.” diyor.

Örneğin 1959’da rapor edilen bir deneyde, bir hipnotist bir kişiye yanında bir araştırmacının oturduğunu hayal etmesini yani halüsinasyon görmesini telkin etti. Ardından kişiden arkasına dönmesini istedi. Gerçek araştırmacı o sırada arkasında oturuyordu.

Sorulduğunda, rol yapanlar kendilerine halüsinasyon görmeleri söylenen araştırmacıyı yalnızca onun gördüklerini iddia etti. Bunun hipnotize olmuş birinin vereceği cevap olduğunu düşündüler. Ama yanılıyorlardı. Gerçekten hipnotik bir trans içinde olduklarını hisseden kişiler, her iki araştırmacıyı da (hem gerçeğini hem de hayal edileni) gördüklerini söylediler.

Bilim insanları hipnoz sırasında insanların beyin taramalarını da inceledi. Bu çalışmalar küçük grupları incelemiş olsa da, taramalar bir kişi hipnotik bir telkin yaşadığını söylediğinde beyin faaliyetlerinin de bu iddiayla örtüştüğüne işaret ediyor.

2000 yılında yayımlanan bir çalışmada, hipnoza oldukça yatkın sekiz kişi yer aldı. Bu kişiler hipnoz altındayken, siyah-beyaz görüntüleri renkli, renkli görüntüleri ise siyah-beyaz olarak algılayacak şekilde telkin edildi. Bu kişilere siyah-beyaz görüntüler gösterildiğinde, beynin renk algısıyla ilgili bölümleri aktif hale geldi. Renkli görüntülere baktıklarında ise bu bölgelerin etkinliği azaldı.

Taramalar bir kişi hipnotik bir telkin yaşadığını söylediğinde beyin faaliyetlerinin de bu iddiayla örtüştüğüne işaret ediyor.

Terhune, “Bazı bilim insanları, hipnozu günlük hayal gücünden ayırt edebilmek için beyin taramalarını kullandı. Bir şeyi hayal ettiğinizde aktifleşen beyin bölgeleri ile hipnotik bir telkine yanıt verirken aktifleşen bölgeler birbirinden farklıydı.” ifadelerini kullanıyor.

1998 yılında yapılan ve hipnoza oldukça yatkın sekiz kişinin yer aldığı bir araştırma da buna dair kanıtlar gösterdi. Araştırmacılar, katılımcılardan gerçek sesleri dinlemelerini, sesleri hayal etmelerini ya da hipnotik bir telkinle ses duyduklarını düşünmelerini istedi. Gerçek ve telkin edilen sesleri dinlerken beyin aktiviteleri birbirine benzerlik gösterdi, fakat bu benzerlik hayal edilen seslerde ortaya çıkmadı.

Hipnotize olmuş zihnin iç dünyası

Eğer hipnoz insanlara gerçekten var olmayan şeyleri görmelerini, duymalarını ya da hissetmelerini sağlayabiliyorsa, doğal olarak akla gelen bir sonraki soru bunun nasıl olduğudur.

“Telkinlere verilen yanıtı oluşturan spesifik bir beyin bölgesi ya da ağı hakkında bilgimiz yok.” diyor Terhune. Kısacası, bilim insanları henüz beyinde hipnoz merkezi diye gösterebilecekleri bir yer bulabilmiş değil. Fakat bu süreçte rol oynayabilecek beyin bölgelerini aramaya devam ediyorlar.

Bir ekip yakın zamanda hipnotize edilmiş ya da normal şekilde uyanık olan insanların beyinlerini inceleyen bir dizi çalışma yürüttü. Ekip önce fMRI taramaları yaptı. Bunlar beyin etkinliğini izlemek için kan akışını ölçtü. EEG kayıtları, beyin hücreleri arasındaki elektriksel iletişimi ölçtü. Bir başka teknik olan proton manyetik rezonans spektroskopisi ise beyin kimyasını inceledi.

Her deney, hipnoz konusunda oldukça deneyimli birkaç düzine kişiyi içeriyordu.

Bilim insanları, katılımcıların onları hipnotik bir duruma sokmak için hazırlanmış bir dizi ifadeyi dinlemelerinden sonra beyin aktivitelerini inceledi. Hipnoz oluşturma amacı taşımayan bir bilgi listesini dinledikten sonra da beyinleri tarandı. Araştırmacılar elde ettikleri bulguları 2023 ve 2024 yıllarında yayınladı.

Hipnoz sırasında çekilen fMRI taramaları, beynin çeşitli bölgeleri arasındaki bağlantılarda değişiklikler olduğunu ortaya koydu. Bunlar arasında parietal, oksipital ve temporal bölgelerin bazı kısımları da yer alıyordu. Nörobilimci Mike Brügger, “Bu bölgeler pek çok farklı işlevde rol oynar. Örneğin, kendimizi algılamamızda ve bedenimizin farkındalığında görev alırlar.” dedi. Brügger bu araştırma üzerinde İsviçre’deki Zürih Üniversitesi’nde çalıştı.

EEG kayıtları, hipnoz sırasında daha fazla teta dalgası etkinliği olduğunu gösterdi. Geçmişte bu dalgalar meditasyon sırasında da görülmüştü. Ayrıca beyin kimyasına ait veriler, myo-inozitol adı verilen bir molekülün yoğunluğunda değişiklikler olduğunu ortaya koydu. Bu değişim, insanlar özellikle derin bir hipnotik durumda olduklarını bildirdiklerinde gözlemlendi. Ancak Brügger’in de eklediği gibi, bu beyin kimyasalının neden özellikle hipnozla ilişkili olduğu henüz net değil.

Tüm bu bulgular bir araya geldiğinde, hipnoz ve beyin arasındaki bulmacaya birkaç parça daha ekleniyor. Fakat tabloyu tamamlayabilmek için çok daha fazla araştırmaya ihtiyaç var.

Tedavi edici hipnoz

Hipnozun nasıl çalıştığına dair bilimsel açıklamalar henüz tam olarak netleşmiş olmayabilir. Yine de dünyanın dört bir yanında insanlar hipnozu sürekli kullanıyor. Üstelik sadece eğlence için değil. Bazı terapistler, hastaların daha az ağrı hissetmesi, daha iyi uyuması, sigarayı bırakması ya da daha başka hedeflere ulaşması için onları hipnotize etmeyi öneriyor.

Bilim insanları, hipnozun çeşitli sağlık sorunlarını ne ölçüde etkileyebileceğini araştırmak için pek çok klinik çalışma yürüttü. Teksas’ın Waco kentindeki Baylor Üniversitesi’nde görev yapan bir psikolog olan Gary Elkins’in söylediğine göre bu çalışmalar, hipnoterapinin bazı durumlarda çok etkili olduğunu, bazılarında orta derecede etkili olduğunu ve bazı alanlarda ise hiç etkili olmadığını ortaya koydu.

Elkins’in belirttiğine göre hipnoz, bazı insanların ağrıyı yönetmesine yardımcı olmasıyla bilinir. Buna yaralanmalardan ve tıbbi işlemlerden kaynaklanan kısa süreli ağrılar da dahildir. Aynı zamanda uzun süreli, yani kronik ağrılar da hipnoz ile iyileşme gösterebilir. Elkins, “İnsanlar hipnoz altında büyük cerrahi operasyonlar bile geçirebildi.” diyor. “Ama bunlar hipnoza son derece yatkın kişilerdir.”

Dali Geagea, İngiltere’deki Sussex Üniversitesinde çalışan bir hipnoterapist ve araştırmacıdır. Ona göre birine ağrılı bir işlem sırasında yardımcı olmanın yollarından biri, hipnoz yoluyla o bölgeyi uyuşturmaktır. Örneğin şu tür bir telkin verilebilir: “Bir anestezi eldiveni olduğunu hayal et ve onu eline taktığında elindeki tüm duyuların kaybolduğunu düşün.”

Hastalarından biri, ağzı bu şekilde uyuşturularak bir dişini çektirebildi. Fakat hastalar herhangi bir anda acı hissederlerse anestezi her zaman hazırdı.

Kronik ağrı ise başka teknikler gerektirir. Bir hipnotist, kişinin her gün daha az ağrı hissedeceğine dair telkinlerde bulunabilir. Aynı zamanda ağrının alevlendiği anları yönetmeye yönelik öneriler de verebilir. Geagea’nın söylediği gibi, “Onlara her ağrın olduğunda ellerini birleştir.” dersin. “Ellerini birleştirdiğinde, ağrının azaldığını hissedersin.”

2021 yılında bilim insanları, ağrıyı tedavi etmek için hipnoz üzerine yapılmış 20 yıllık araştırmaları gözden geçirdi. Bu çalışmalar, yaralanmalardan, hastalıklardan ve tıbbi işlemlerden kaynaklanan ağrıları incelemişti. Hepsinde hipnoz alan kişiler, almayanlarla karşılaştırıldı. Hipnozun gerçekten de ağrıyı azalttığı görüldü. Ortalama olarak, farkındalık (mindfulness) gibi rahatsızlığı azaltmaya yönelik diğer zihinsel teknikler kadar etkiliydi.

Elkins’e göre hipnoz, kaygıyı yönetmede de oldukça etkili olabiliyor. Bir hipnotist birinin gerginliğini azaltmak için kendini güvende, özgüvenli ve rahat hissetmesine yönelik telkinlerde bulunabilir.

2019 yılında araştırmacılar, kaygıyı azaltmaya yönelik hipnoz çalışmalarını inceleyen bir derleme yaptı. Hipnozun, kas gevşetme teknikleri ve bilişsel davranışçı terapi olarak bilinen bir tür konuşma terapisi kadar faydalı olduğu gözler önüne serildi. Hatta hipnozun diğer terapi türlerinden biriyle birlikte uygulandığında daha da etkili olduğu ortaya çıktı.

Hipnoz, strese bağlı diğer sorunları da hafifletebilir. Örneğin vücudun katı atıkları nasıl işlediğini etkileyen kronik irritabl bağırsak sendromu. “Ancak hipnozun sigarayı bırakmak gibi davranış değişikliklerine yol açıp açamayacağı ayrı bir sorudur.” diyor Elkins. “Araştırma sonuçları karışık.”

Ağrı ve kaygı gibi alanlarda bile hipnoz sihirli bir tedavi değildir. Macquarie Üniversitesinden Barnier’in de vurguladığı gibi, “Hipnoz her insan için, her durumda, her şeyde işe yarayan bir yöntem değildir. Buna rağmen, tıpta nasıl kullanıldığı, zihnin gerçeklik deneyimlerimizi şekillendirme gücünü çarpıcı bir şekilde gösteriyor.” Barnier’e göre hipnozun sağladığı faydalar, bu gizemli zihin halinin derinliklerini keşfetmeye devam etmek için güçlü bir motivasyon kaynağı.

Barnier, “Birçok insan hipnozun tuhaf bir şey olduğunu düşünüyor. Oysa garip olmaktan ziyade, aslında çok değerli bir beceri. Ama onun hakkında henüz yeterince şey bilmiyoruz.” sözleriyle bu konuya da açıklık getiriyor.

İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alişan Burak Yaşar, hipnoterapi hakkında GazeteBilim’e özel açıklamalarda bulundu.

Hipnoz nedir ve nasıl çalışır?

Klinik hipnoz, uyku hali değil; aksine odaklanmış bir dikkat ve artmış telkin edilebilirlik durumudur. Nörobiyolojik araştırmalar, hipnotik sürecin otonom sinir sistemi üzerinde düzenleyici bir etkisi olduğunu (örneğin sempatik aktiviteyi azaltıp gevşemeyi artırmak gibi) göstermektedir. Ancak hipnoz, tek başına bir tedavi (terapi) olmaktan ziyade, mevcut tedavilerin etkinliğini artırmak için kullanılan tamamlayıcı bir teknik (adjunct) olarak kabul edilir.

tedavi
Doç. Dr. Alişan Burak Yaşar: Hipnoz, tek başına bir tedavi (terapi) olmaktan ziyade, mevcut tedavilerin etkinliğini artırmak için kullanılan tamamlayıcı bir teknik (adjunct) olarak kabul edilir.

Hangi rahatsızlıklar için etkilidir?

Bilimsel kanıtların en güçlü olduğu alanlar, sanılanın aksine saf psikolojik rahatsızlıklardan ziyade, bedensel (somatik) belirtilerin ön planda olduğu durumlardır:

Kronik Ağrı ve Psikosomatik Bozukluklar: Hipnoterapinin en güçlü kanıta sahip olduğu alan ağrı yönetimidir. Yapılan geniş kapsamlı analizler, hipnozun fibromiyalji, migren ve kronik ağrı tedavisinde standart bakıma eklendiğinde ağrı algısını anlamlı ölçüde azalttığını göstermektedir.

Mide-Bağırsak Sistem Hastalıkları: Özellikle İrritabl Bağırsak Sendromu (IBS) tedavisinde “Bağırsak Odaklı Hipnoterapi” (Gut-Directed Hypnotherapy), güncel çalışmalarda Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) kadar etkili bulunmuştur ve tıbbi kılavuzlarda yer bulmaya başlayan nadir hipnoz uygulamalarından biridir.

Tıbbi Prosedürler: Diş hekimliği fobileri veya cerrahi girişimler öncesi yaşanan akut kaygının azaltılmasında etkili bir destekleyicidir.

Psikiyatrideki güncel yeri neden sınırlıdır?

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB), Depresyon ve Anksiyete gibi majör psikiyatrik tablolarda hipnoz, artık “birinci tercih” edilen bir yöntem değildir.

Güncel karşılaştırmalı çalışmalar, travma tedavisinde EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) ve Travma Odaklı Bilişsel Davranışçı Terapi‘nin, hipnoterapiye göre daha sağlam ve geniş bir kanıt tabanına sahip olduğunu göstermektedir.

Amerikan Psikiyatri Birliği (APA) ve NICE (Birleşik Krallık) gibi uluslararası otoritelerin tedavi kılavuzlarında hipnoz, ana tedavi protokolü olarak değil, ancak diğer tedavilere yanıt alınamayan durumlarda veya ek bir müdahale olarak önerilmektedir.

Özetle; hipnoz mistik bir olay değil, nörobiyolojik temelleri olan bir tekniktir. Ancak günümüzde psikiyatrik tedavideki “sihirli değnek” rolünü, kanıta dayalı ve yapılandırılmış modern psikoterapilere (EMDR, BDT, Metakognitif Terapi vb.) bırakmıştır. Bugün daha çok ağrı ve bedensel belirtilerin yönetiminde, tıbbi tedavileri güçlendirici bir araç olarak değerini korumaktadır.

Referanslar:

  1. Rosendahl, J., et al. (2024). Meta-analytic evidence on the efficacy of hypnosis for mental and somatic health issues: a 20-year perspective. Frontiers in Psychology. (Hipnozun genel etkinliği ve tamamlayıcı rolü üzerine şemsiye inceleme)
  2. Adler, E., et al. (2025). Gut-Directed Hypnotherapy for Irritable Bowel Syndrome: A Systematic Review and Meta-Analysis. Neurogastroenterology & Motility. (Bağırsak odaklı hipnozun etkinliği)
  3. Milling, L., et al. (2021). Hypnosis and the Alleviation of Clinical Pain: A Comprehensive Meta-Analysis. International Journal of Clinical and Experimental Hypnosis. (Ağrı yönetiminde hipnoz)
  4. Chan, N., et al. (2021). Update on hypnotherapy for psychiatrists. BJPsych Advances. (Psikiyatristler için güncel kılavuz bilgisi)
  5. Simpson, E., et al. (2025). Clinical and cost-effectiveness of eye movement desensitization and reprocessing (EMDR)… British Journal of Psychology. (EMDR’nin travma tedavisindeki önceliği)
  6. De Benedittis, G. (2024). Hypnotic Modulation of Autonomic Nervous System (ANS) Activity. Brain Sciences. (Hipnozun nörobiyolojik mekanizması)
  7. Hypnosis isn’t magic. It’s the brain at work

Etiketler: bilişsel davranışçı terapi, emdr, hipnoz, psikiyatri
GazeteBilim 22 Ocak 2026
Bu Yazıyı Paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp E-Posta Linki Kopyala Yazdır
Önceki Yazı yaşlılık Günlük müzik dinleme alışkanlığı demans riskindeki büyük düşüşle bağlantılı
Sonraki Yazı tsunami Antarktika’da yeni bir dalga: Araştırmacılar sualtı tsunamilerinin sırrını çözüyor

Popüler Yazılarımız

krematoryum fırını

Türkiye’de ölü yakma (kremasyon): Hukuken var, fiilen yok

BilimEtik
23 Kasım 2023
cehalet
Felsefe

“Cehalet mutluluktur” inancı üzerine

Eşitleştiren, özgürleştiren, mutlu kılan, bilgi midir yoksa cehalet mi? Mutlu kılan, cehalet mutluluktur sözünde ifade edildiği gibi, bilgisizlik ve cehalet…

12 Ağustos 2023
deontolojik etik
Felsefe

Deontolojik etik nedir?

Bir deontolog için hırsızlık her zaman kötü olabilir nitekim çalma eyleminin özünde bu eylemi (daima) kötü yapan bir şey vardır.

15 Ağustos 2024
Güzel şeyler, özgür seçim süreçlerinin en çirkin şekillerde baskı altına alınmasına rağmen varlığını sürdürmeyi dişiler sayesinde başarır.(Görsel: The Belkin)
Flörtöz Hayvanlar

Ördekler, penisleri ve Amerikan ekonomisi

Yanık türkülerin yeşil başlı gövel ördeklerinden esinlenilen romantizm yalnızca bizim hayallerimizde var; gerçek dünyada bu türlerin aşk hayatları çok daha…

5 Kasım 2024

ÖNERİLEN YAZILAR

Ötenazi: Gerçekten yapacak bir şey yok mu?

Psikiyatrik hastalıklara dayanan ıstırap söz konusu olduğunda ‘artık yapacak bir şey yoktur’ kararına ulaşmak, tıbbi ve etik açıdan son derece…

Psikiyatri
30 Mart 2026

Topkapı Müzesi’nde Türk Saatleri Sergisi ile zaman kavramı

Salvador Dali’nin Belleğin Azmi eseri ile hatırlamanın gücü...

Psikiyatri
14 Ocak 2026

Yetişkinlerde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu

Dikkat eksikliği, dikkatin yeterli olmaması, odaklanmada zorlanma, özellikle çevreden gelen uyaranlarla sık sık dikkatin dağılması anlamındadır.

Psikiyatri
15 Aralık 2025

Evrim ve dönüşüm: Viyana Doğa Tarihi Müzesi ve Viyana Kelebekler Evi

Her oda bir sınıftı, öğreniyordum, odalar beni büyütüyor ve bugünüme geliyordum farklılaşmış olarak, dönüşmüş olarak. Bilime olan hayranlığım pekişmişti.

Psikiyatri
28 Ekim 2025
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım İzinleri
  • İletişim
  • Reklam İçin İletişim

Takip Edin: 

GazeteBilim

E-Posta: gazetebilim@gmail.com

Copyright © 2023 GazeteBilim

  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk

Removed from reading list

Undo
Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?