Palantir’in değeri 60 milyar doları aştı; o paranın her kuruşu kan ve veriyle kazanıldı. “Teknolojik Cumhuriyet” dedikleri şey, aslında teknolojik imparatorluk. Bizim gibi ülkelerde de aynı oyunu oynuyorlar: Veri topla, profil çıkar, gerekirse “hedef” ilan et.
Osman Akın
Silikon Vadisi’nin en karanlık çocuğu Palantir, yine sahneye çıktı. CEO Alex Karp ve ortağı Nicholas Zamiska’nın kaleme aldığı “The Technological Republic” kitabı, New York Times listelerinde bir numara olmuş. Şirketin resmi X hesabından 22 maddelik bir “manifesto” olarak paylaşıldı. Okuduğunuzda içiniz ürperiyor: “Silikon Vadisi’nin ülkeye borcu var, mühendis elitleri ulusal savunmaya katılmalı”, “AI silahları kaçınılmaz, kim yapacak o mesele”, “Herkese zorunlu askerlik”, “Almanya ve Japonya’yı yeniden silahlandırın”, “Kültürler eşit değil, bazıları gerici”… Kulağa tanıdık geliyor mu? Evet, çünkü bu metin, Peter Thiel’in PayPal mafyasının ve Palantir’in yıllardır gizlice yürüttüğü projenin açıkça ilan edilmiş hali.
Yunan ekonomist Yanis Varoufakis, manifestoyu madde madde didik didik etti ve haklı olarak “iğrenç ideoloji” dedi. Haklı, çünkü her maddeyi tersine çevirince gerçek yüz ortaya çıkıyor: 1. Madde “Silikon Vadisi’nin borcu” diyor ama o borç CIA’in tohum yatırımıyla doğdu. 5. Madde “AI silahları kim yapacak?” diye soruyor ama cevabı zaten belli: Palantir. Gazze’de “Lavender” adlı AI sistemiyle sivilleri, aileleri, çocukları hedef alan tam da bu şirketin teknolojisi. Hassasiyet oranı %40’ların altında, ama “hedef vurulsun” tuşuna basmak için yeter. Varoufakis’in dediği gibi: “Katil robotları önce biz yapalım, sonra soru sorarız.” Etik mi? Hayır, kâr. 6. Madde zorunlu askerlik istiyor. Neden? Çünkü Palantir’in sattığı yazılımlar savaşta en çok kâr eder. 7. Madde “Deniz Piyadesi daha iyi tüfek isterse yaparız” diyor; tabii ki, fatura hazır. 15. Madde “Almanya ve Japonya’nın silahsızlandırılması yanlıştı” diye hayıflanıyor. Niye? Çünkü yeni pazarlar, yeni sözleşmeler. Avrupa’yı ve Asya’yı yeniden silahlandır, Palantir’in Gotham ve AIP platformları da o orduların “sinir sistemi” olsun. Michael O’Fallon’un dediği gibi, bu Thiel’in “Praxis Nation” projesiyle birebir örtüşüyor: AI işleri bitirince insanlara ne kalacak? Feodal kabileler, teknolojik Roma İmparatorluğu, yeni tanrı olarak algoritma. TESCREAL tarikatının (transhümanizm, uzun ömür, AI tanrısı) vaazı bu.

Gazeteci Çağla Üren’in de işaret ettiği gibi, Palantir artık “teknoliberteryen” değil, “tekno-otoriter”. Eskiden devlet düşmanı gibi görünürlerdi; şimdi hükümet ihalelerinin kralı oldular. Gazze’den Latin Amerika’ya, Avrupa’dan ABD’ye kadar her yerde veri toplayıp, profilleme yapıp, “hedef” çıkarıyorlar. Project Nimbus’la İsrail ordusuyla 1.2 milyar dolarlık anlaşma, AWS bulutunda depolanan Filistinlilere ait her türlü veri (sosyal medya, konum, telefon kayıtları), Palantir’in AI’siyle “akıllı” hale getiriliyor. Edward Snowden’ın dediği gibi, ABD istihbaratı bile bu verileri İsrail’le paylaşıyor. Sonuç? Okul bombalamaları, aile katliamları. Palantir “savunma” diyor, biz “savaş suçu” diyoruz.
Kurucu Peter Thiel’in hikâyesi ise tam bir karanlık roman. PayPal mafyasının lideri, Trump’ın JD Vance’ini destekleyen, “özgürlükle demokrasi bağdaşmaz” diyen adam. Nathaniel Rothschild’in fonladığı söylenen bu ağ, artık doğrudan hükümeti yönetmek istiyor. Alex Karp mı? Sadece ayakçı. Gerçek patron Thiel. Manifestodaki “kültürler eşit değil” lafları, ırkçı hiyerarşi kokuyor. “Batı üstündür” narası atarken, Filistinli çocukları AI ile avlıyorlar. 17. Madde “Şiddet suçlarıyla mücadele etmeliyiz” diyor; evet, ama kendi yarattıkları şiddetle değil, vatandaşların üzerinde test ettikleri gözetimle.
Bu manifesto, Orwell’in 1984’ünü andırıyor ama daha sinsi: Sonsuz savaş, AI deteksi, zorunlu itaat, “ulusal güvenlik” adına özgürlüklerin tasfiyesi. Palantir’in değeri 60 milyar doları aştı; o paranın her kuruşu kan ve veriyle kazanıldı. “Teknolojik Cumhuriyet” dedikleri şey, aslında teknolojik imparatorluk. Bizim gibi ülkelerde de aynı oyunu oynuyorlar: Veri topla, profil çıkar, gerekirse “hedef” ilan et.
Arkadaşlar, bu şirket “yazılım yapıyoruz” demiyor artık; “dünyayı yönetiyoruz” diyor. Gazze’de test ettikleri sistemi yarın İstanbul’a, Ankara’ya getirmeye kalkarlarsa ne yapacağız? Susmayacağız. Varoufakis’in yaptığı gibi her maddeyi yüzlerine vuracağız. Thiel’in ve Karp’ın “ahlaki borç” lafına tek cevap: O borç halka değil, savaş lobisine. Palantir’i yerin dibine sokmak yetmez; bu ideolojiyi de gömmek lazım.
Çünkü gelecek, ya onların “Teknolojik Cumhuriyet”i olacak ya da bizim özgür dünyamız. Seçim bizim. Ama manifestoyu okuduktan sonra bir şey net: Uyumak lüks değil artık.

