Ayılar Anadolu’ya sonradan gelmedi. Binlerce yıldır bu toprakların doğal sakinlerinden biri onlar. Asıl değişen, onların yaşam alanlarına giderek daha fazla bizim girmemizdir.
Dr. Öğr. Üyesi Yasin İlemin
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi
İzmir’de yaşanan ve bir vatandaşımızın hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan boz ayı saldırısı hepimizi derinden üzdü. Böyle bir olayın ardından akla ilk gelen soru genellikle şu oluyor: “Ayılar çoğaldı mı?” Oysa asıl sorulması gereken soru başka: Sorun gerçekten ayılar mı, yoksa onlarla kurduğumuz ilişki mi?
Görüntü uğruna girilen yaşam alanları
Son yıllarda yaban hayvanlarını görüntülemek adeta bir yarışa dönüştü. Telefonlar, dronelar, araçla takipler… Sosyal medyada birkaç saniyelik görüntü uğruna — profesyonelce ve bilinçli içerik üretenleri ayrı tutuyorum — insanlar bilinçsizce yaban hayvanlarının yaşam alanlarına giriyor, yavrulu anneleri rahatsız ediyor, hayvanların peşine düşüyor. Her takip, her yaklaşma, her rahatsızlık onlar için ciddi bir stres kaynağı.
Artan ayı değil, daralan alan
Boz ayılar artmıyor. Tam tersine, özellikle Batı Anadolu’da yaşanan büyük orman yangınları, habitat kaybı ve artan insan baskısı nedeniyle yaşam alanları her geçen gün küçülüyor. Biz onların son sığınaklarına girerken, onları oradan kaçırıp insan yerleşimlerine doğru itiyoruz.
Türkiye’deki boz ayıların diyetinin %90’dan fazlası bitkisel kaynaklıdır. İnsan onlar için doğal bir av değildir. Normal şartlarda insanı gördüklerinde uzaklaşmayı tercih ederler; bunu arazi çalışmalarımda birkaç kez bizzat deneyimledim.
Ancak yavrularını korumaya çalışan bir anne ayı ya da uzun süre insan baskısına maruz kalan bir birey, beklenmedik davranışlar gösterebilir. Nitekim İzmir’de yaşanan trajedi, yaban hayvanlarının yaşam alanlarına kontrolsüz müdahalenin ve üzerlerinde oluşturulan yoğun insan baskısının nelere yol açabileceğini acı bir şekilde hatırlatmıştır. Stres yüklü bu hayvan, aylardır nereye kaçsa bir insana ya da insan yapısına denk gelmekte ve sonunda talihsiz vatandaşımızla karşılaşmıştır. Sürekli rahatsız edilen hiçbir yaban hayvanının doğal davranışlarını uzun süre koruması beklenemez.
Beslemek yardım değil, zarardır
Bir başka kritik konu, yaban hayvanlarının insan eliyle beslenmesidir. Bitlis’teki Nemrut Krater Gölü’nde yıllarca insanlar tarafından beslenen boz ayılar bunun en bilinen örneklerinden biri. Yaban hayvanlarını beslemek, onların doğal davranışlarını değiştirir; insanlardan kaçınma eğilimlerini azaltır ve hem insanlar hem de hayvanlar için ciddi riskler oluşturur.
Anadolu bunu zaten biliyordu
Anadolu insanı binlerce yıldır boz ayılarla ve doğayla dengeli bir şekilde yaşamıştır. Onları yok etmeye çalışmak yerine birlikte yaşamanın yollarını geliştirmiştir. Serenderler, taş arılıklar ve son bilimsel çalışmalarımızla yeniden gündeme taşıdığımız Muğla’daki arı avluları bunun en güzel örnekleridir. Çözüm, doğayla mücadele etmek değil; doğayla uyum içinde yaşamayı öğrenmektir.

Ekosistem mühendisleri
Boz ayıları yalnızca bir yaban hayvanı olarak görmek eksik olur. Onlar birer ekosistem mühendisidir: tohumların yayılmasına katkı sağlar, besin döngüsünde önemli rol oynar ve sağlıklı orman ekosistemlerinin en önemli göstergelerinden biridir. Bu nedenle ülkemizde de yasal olarak koruma altındaki türler arasında yer almaktadır.
İnsan–yaban hayatı çatışmasının çözümü
• Yaşam alanlarını korumak
• Yaban hayvanlarını rahatsız etmemek
• Asla beslememek
• Bilimsel yaban hayatı yönetimini güçlendirmek
• Ve en önemlisi, toplumda doğa koruma bilincini eğitimle yaygınlaştırmak
Yaban hayatını korumanın ilk şartı, onu uzaktan sevmeyi ve ona saygı duymayı öğrenmektir.
Son söz
Ayılar Anadolu’ya sonradan gelmedi. Binlerce yıldır bu toprakların doğal sakinlerinden biri onlar. Asıl değişen, onların yaşam alanlarına giderek daha fazla bizim girmemizdir.
Son İzmir olayı sonrası bu vaka referans gösterilerek maalesef Anadolu’da boz ayılar hedef alınmakta ve kendince “avcı” diyenlerce öldürülmektedir. Buradan tekrar hatırlatıyorum: bir avuç kalan doğal habitatlarındaki ayıları öldürmenin idari ve hukuki cezaları vardır. İnsan canına kast etmemiş tüm boz ayılar ülkemizde koruma altındadır ve ormanlarımızın en önemli doğal parçalarından biridirler.
Doğayı korumak; yalnızca ayıları değil, ormanlarımızı, biyolojik çeşitliliğimizi ve en sonunda insanın kendi geleceğini korumaktır.

