Uluslararası Eğitim Bilimleri Dergisi’nde(International Journal of Science Education) Ocak 2024’te yayımlanan, GazeteBilim Yayın Kurulu üyemiz Seçkin Eroğlu’nun da yazar olarak yer aldığı ”Evolution in European and Israeli school curricula- a comparative analysis” makalesi dünyada çeşitli ülkelerin ilk ve orta okul müfredatlarını kıyaslamalı olarak değerlendiriyor. Bu değerlendirmenin içerisinde Türkiye’nin müfredatı da bulunuyor. Çalışmanın genelini siz GazeteBilim okurları için özetlerken Türkiye özelinde evrim öğretimi ile ilgili kısımları da dikkatinize sunuyoruz.
Çeviren ve Özetleyen: Okan Nurettin Okur
Farklı müfredatlarda yer alan öğrenme hedeflerini karşılaştıran çalışmaların azlığı nedeniyle, okul müfredatlarının evrimin kamuoyu tarafından anlaşılmasına ve kabul edilmesine katkısı hala çoğunlukla bilinmemektedir. Bu veri eksikliğinin üstesinden gelmek ve evrim anlayışını hedefleyen öğrenme hedeflerinin dahil edilmesine ilişkin farklılıkları incelemek üzere 19 okul müfredatını (18 Avrupa ve bir İsrail) analiz ettik. Bu ülkeler Arnavutluk, Kıbrıs, Çek Cumhuriyeti, İngiltere, Finlandiya, Belçika, Almanya, Yunanistan, Macaristan, İsrail, İtalya, Kosova, Litvanya, Polonya, Portekiz, Sırbistan, Slovenya, İspanya ve Türkiye’dir. Sonuçlarımız şunları ortaya koymaktadır:
Müfredat, evrimde bilimsel okuryazarlık için önemli olduğu düşünülen öğrenme hedeflerinin yarısından azını içermektedir.
En sık görülen öğrenme hedefleri evrimin temel bilgisine yöneliktir.
Evrimi yönlendiren süreçlerle ilgili öğrenme hedefleri sıklıkla dahil edilmez veya bunlardan nadiren bahsedilir.
Evrim çoğunlukla günlük yaşamdaki uygulamalarıyla bağlantılı değildir.
Bu sonuçlar, Avrupa çapında evrim eğitiminin yeniden düşünülmesi ihtiyacını vurgulamaktadır. Bunca önemine rağmen evrim teorisinin anlaşılması ülkeler arasında oldukça düşüktür, hatta biyoloji öğretmenleri ve biyoloji ile ilgili programlara kayıtlı üniversite öğrencileri arasında bile. Bu yaygın evrim anlayışı ve kabul eksikliğini açıklamak için çeşitli nedenler ileri sürülmüştür:
Evrim, dini inançlarla çelişiyor olarak algılanmaktadır.
Evrimle ilgili yanlış anlamalara yol açan bilişsel önyargılar vardır.
Öğretmenlerin pedagojik içerik bilgisinin düşük olması ve evrimi öğretme konusundaki isteksizliği.
Evrimi ayrı bölümler halinde sunan ders kitapları da dahil olmak üzere eğitim kaynakları.
Evrimi daha erken aşamalarda tanıtmak anlaşılmasını kolaylaştıracağından, evrimsel kavramlar anaokulundan başlayarak tüm sınıfların müfredatına entegre edilmelidir. Bunu yapmanın fizibilitesi ve faydaları çeşitli araştırmacılar tarafından gösterilmiştir.
Anaokulu ve ilkokul öğrencilerinin doğal seçilim gibi evrimsel süreçler hakkında bilgi edinebildikleri ve bu bilgiyi biyolojik olayları açıklamak veya tahmin etmek için kullanabildikleri gösterilmiştir. Ayrıca yaşça küçük öğrenciler, daha büyük öğrenciler için daha zorlayıcı olan evrim yanılgılarının üstesinden kolaylıkla gelebilirler.
Sonuçlarımız, Avrupa genelinde okul müfredatlarının evrim anlayışını tam olarak tanımadığını veya önemini vurgulamadığını ya da eğitim araştırma kuruluşlarının tavsiye ettiği gibi zorunlu eğitim boyunca öğretilmesini teşvik etmediğini vurgulamaktadır. Aslında verilerimiz çoğu müfredatın, evrimde bilimsel okuryazarlığı teşvik etmek için önemli olduğu düşünülen öğrenme hedeflerinin yarısından azını içerdiğini göstermektedir. Ayrıca sıklıkla bahsedilen öğrenme hedefleri çoğunlukla temel bilgilerle ilgilidir ve diğer önemli anahtar kavramların yokluğu göz önüne alındığında, bu durum potansiyel olarak bazı yanlış anlamalara yol açabilir. Ayrıca, evrimi yönlendiren süreçlerle ilgili öğrenme hedefleri sıklıkla dahil edilmez (örneğin, genetik sürüklenme ve cinsel seçilim) veya dahil edildiğinde de vurgulanmaz. Son olarak, pek çok müfredat, evrimi onun günlük yaşamdaki uygulamaları ve sonuçlarıyla ilişkilendirmemektedir.
Bireysel, yerel ya da küresel ölçekte türümüzü etkileyen günümüz sorunlarının birçoğu evrimsel süreçlerden kaynaklandığı için evrim bilgisine dayalı çözümler gerekmektedir.
19 müfredattan yalnızca yedisi, evrimsel biyolojinin günlük yaşamdaki uygulamalarıyla ilgili öğrenme hedeflerini içermektedir. Araştırmalar birçok öğrencinin karmaşık sosyal sorunlar hakkında tartışmak için evrim ilkelerini kullanmadığını göstermektedir. Ayrıca evrimin gelecekteki biyolojik sistemlerde farklı çözümlerin sonuçlarını tahmin etmek ve bunların potansiyel güçlerini ve sınırlamalarını değerlendirmek için temel olmasına rağmen, birçok öğrencinin karmaşık sosyal problemler hakkında tartışmak için evrimsel ilkeleri kullanmadığını göstermektedir.
Öğretmenlere/okul sistemlerine sağlanan esneklik derecesi farklılık gösteren iki müfredatı karşılaştırmaya çalışmak, eğer farklılıklar dar bir şekilde yorumlanırsa, yanıltıcı olabilir. Ancak bir müfredatta kavram ve hedeflerin varlığı veya yokluğu yalnızca eğitim sisteminin bu kavram ve hedeflere verdiği önemi yansıtmaz. Bunun iyi bir örneği, en son müfredatın 2018 yılında yürürlüğe girdiği ve önemli değişiklikler içerdiği Türkiye örneğidir. Evrim mekanizmalarını ve temel kavramları kapsayabilecek olan, daha önce ‘Hayatın Başlangıcı ve Evrim’ olarak adlandırılan ünitenin adı, ‘Canlılar ve Çevre’ olarak değiştirildi. Çeşitlilik, adaptasyon, mutasyon, doğal ve yapay seçilim ve biyolojik çeşitlilik gibi temel evrimsel kavramlar yer almasına rağmen ‘evrim’ terimi müfredattan çıkarılmış ve evrim teorisi ya da Darwin kavramı da yeniden müfredata dahil edilmemiştir.
Yeni müfredatta yaşamın kökeni, türlerin evrimi, türlerin neslinin tükenmesi gibi konular tamamen kaldırıldı. ‘Evrim’ teriminin bulunmaması önemli bir sorun teşkil etmektedir, çünkü ‘evrim’ terimi kullanılmadan evrim sürecinin mekanizmalarının nasıl bağlanabileceği açık değildir.
Öğretmenlerin ‘evrim’ terimini kullanıp kullanmayacağı onların dünya görüşüne ve biyoloji anlayışlarına bağlı olacaktır. Diğer değişikliklerin yanı sıra, müfredatın herhangi bir yerinde ‘evrim’ teriminin bulunmaması, evrimin ele alınmaması yönünde bir niyetin göstergesidir.
Ayrıca, müfredatlar genellikle okulların ve öğretmenlerin neyi öğretmeleri gerektiğine ilişkin yasal yükümlülüklerini açıklığa kavuşturduğundan, öğretmenler müfredatı neyi öğretmelerine izin verilip verilmeyeceğini belirlemek için kullanırlar. Bu anlamda, müfredatlara belirli öğrenme hedeflerinin eklenmesinin, bunların öğretmenler tarafından öğretilen içeriklerde yer alma şansını arttırması ve öğretmenlere, özellikle evrim öğretiminin toplumsal açıdan tartışmalı olduğu toplumlarda önemli olabilecek bir yasal koruma sağlaması beklenmektedir.
Öğretmenler tarafından kullanılan sınıf uygulamaları veya eğitim kaynakları (ders kitapları ve diğer eğitim materyalleri gibi) üzerine yapılan çalışmalar, potansiyel olarak sahadaki gerçekliğe parlak bir ışık tutabilir.
Bu bağlamda, ders kitabı analizi oldukça bilgilendirici olabilir, çünkü ders kitapları en sık kullanılan eğitim kaynağı olup, öğrencilerin uzmanlaşması beklenen konunun birincil düzenleyicileri olarak hizmet eder ve konu evrim öğretimi olduğunda, bu konuda temel otorite görevi görür.
Birçok ülkede öğrenciler biyoloji ile ilgili disiplinlerde daha fazla isteğe bağlı eğitim almayı seçebilir ve böylece evrimle ilgili ek öğrenme hedeflerine ulaşabilirler. Bu çalışma, öğretim programlarının öğrencilerin bilimsel okuryazarlığı, öğretmen uygulamaları ve eğitim kaynaklarının içerikleri üzerindeki etkilerine odaklanan yeni araştırma alanlarının olasılığını yaratmaktadır. Ayrıca, sonuçlarımız eğitim politikasında etkili olmalı, Avrupa genelinde kamusal evrimsel okuryazarlığın uzun vadede geliştirilmesi için gerekli olan müfredat değişiklikleri hakkındaki tartışmaları teşvik etmelidir.

