Mısır’ın en güçlü kadınlarından olan Kraliçe Hatşepsut’un heykellerinin üvey kardeşi, aynı zamanda kocası olan III. Tutmosis tarafından parçalandığı varsayılıyordu. Ancak Toronto Üniversitesinden Jun Yi Wong, yayımladığı makalesinde heykellerin nefret ve kinden değil, yeniden kullanılmak için belirli bölgelerin parçalandığını öne sürdü.
Amine Zeynep Çekiç
Firavun Hatşepsut’un (M.Ö. yaklaşık 1473–1458) ölümünden sonra anıtları yıkılmaya başlandı. En önemli kanıtı ise tapınak duvarlarından isminin ve görüntüsünün silinmesiydi. Bu eylemi, aralarında büyük bir taht kavgası olan yeğeni, eşi ve üvey çocuğu olan III. Thutmose’un başlatmış olması iddiaları kuvvetlendirdi (tek saltanatı M.Ö. yaklaşık 1458–1425).

Ancak arkeologlar bu sistematik yıkımın sebebini kesin olarak çözemedi. Günümüze kadar kabul gören görüş, III. Thutmose’un kraliçeye olan nefretinden dolayı heykellerini ve anıtlarını parçalatmış olmasıydı. Her ne kadar Hatşepsut’un mirası yok edilmeye ve kötülenmeye çalışılsa da durum sadece bundan ibaret değildi.
Son çalışma, bu yıkımın aslında eski bir ritüele dayandığını gösteriyor. Eski Mısırlılar kraliyet heykellerini güçlü varlıklar olarak görüyor ve onlara hayat vermek için “Ağzın Açılması” adı verilen bir ritüel gerçekleştiriyordu. Yıkılacak heykeller sistematik bir şekilde parçalanıyor ve yeni yapılarda kullanılıyordu. Heykelin gücünü ve ilahiyetini almak için belirli bölgelerden parçalara ayırıyor ve sıradan bir taş parçasına dönüştüğüne inanılıyordu. Daha sonra bu heykel ve anıt parçalarına Mısır’ın pek çok yerindeki yapılarda rastlanıldı.
Neden heykeller ve anıtların parçalandığı düşünüldü?
Kraliçe Hatşepsut’un babası olan II. Tutmosis, iktidarının üçüncü yılından hemen sonra kötü bir hastalığa yakalandı ve kısa bir süre sonra da öldü. Saltanatının sona ermesi, oğlu ve Hatşepsut’un üvey kardeşi olan III. Tutmosis’in tahta geçeceği anlamına geliyordu. Ancak yaşının çok küçük (on yaşından küçük olduğu tahmin edilmektedir) olması, Hatşepsut’un iktidarının başlangıcına ve zamanla da ülke yönetimini kendi tekeline almasına yol açtı.
Heykelin gücünü ve ilahiyetini almak için belirli bölgelerden parçalara ayırıyor ve sıradan bir taş parçasına dönüştüğüne inanılıyordu.
Hatşepsut, ilk olarak kral naibi unvanıyla devlet işlerini devraldı. Bu durumun geçici olması beklense de zaman ilerledikçe Hatşepsut kral naibeliğinden çok daha öteye geçti ve kraliçe olarak ülkesini yönetmeye başladı. Bu aşamadan itibaren 20 yıl Mısır’a hükmeden “kadın firavun” olmuştu.
Hak ettiği saltanatı elde edemeyen III. Tutmosis geri plana atılarak kral statüsüne ulaşamadı. Ne kadar iktidara geçtiği dönemde Mısır’ın sınırlarını genişletmiş ve o zamanın en zengin insanı olmuş olsa da yıllarını Hatşepsut’un gölgesinde geçirdi. Bu durum, kralın tahtını elinden alan Hatşepsut’a öfke ve kin duymasına yol açmıştı. Aynı zamanda Kraliçe Hatşepsut, yerine tekrardan bir kadın hükümdar olması için kızı Neferure’yi eğitmişti. Bu baskı altında ezilen III. Tutmosis, hakkı olan saltanatı elde etmek için hem eşini hem de üvey kız kardeşini öldürterek tahta geçti.
III. Tutmosis, iktidara geldikten hemen sonra Hatşepsut’un tasvirlerini ve isimlerini ortadan kaldırmaya başladı. Bilhassa onun firavunluk makamında bulunduğuna dair bütün kayıtlar silinmiştir.
Eski Mısırlılar kraliyet heykellerini güçlü varlıklar olarak görüyor ve onlara hayat vermek için “Ağzın Açılması” adı verilen bir ritüel gerçekleştiriyordu.
Bu sistemli yok etme hamlesinin tesiriyle sonraki dönemlerde hazırlanan Mısır kral listelerinde Hatşepsut’un ismi yer almamıştır; ancak bu noktada tek istisnanın Manetho’nun hazırladığı kral listesi olduğu görülmektedir. Arkeologlar bu düşünceden yola çıkarak Hatşepsut’un ölümünden sonra tahta geçen III. Tutmosis’in, kraliçeden kalan her şeyi yok etmeye çalıştığını düşünmüştür.
Heykeller neden parçalandı?
Jun Yi Wong, orijinal kazılara ait arşiv materyallerinin incelemesiyle sanıldığının aksine daha işlevsel bir açıklama sundu. Deir el-Bahri’deki Hatshepsut’un anıt tapınağı yakınında bulunan birçok heykelin yüzleri neredeyse sağlam bir şekilde korunmuş halde bulundu. Açık bir düşmanlık yerine hasarın büyük bir kısmı heykellerin kutsallığından arındırılması ve ham madde olarak yeniden kullanılması ile ilişkilendirildi.
Bu durumda heykeller birkaç yerden kırıldığı sırada yüzlere zarar verilmesi mümkünken bu fırsatın değerlendirilmediği görüldü ve heykellerin yüz kısımlarının bilerek kırılmadığı varsayıldı.
III. Thutmose’un tapınağına giden yolun altına inşa edilen Hatşepsut Deliği’nden çıkarılan tüm örneklerin tabanlarının eksik olması, heykellerin yeniden kullanımının o dönemde başladığını ortaya çıkardı. Ayrıca tüm heykeller “Ağzın Açılması” denilen parçalanma şekliyle boyun, bel ve ayaklardan kırılmış; bazıları sakalın ortasından, dizlerden veya taçlardan da parçalanmıştı. Bazı heykel parçaları Roma-Yunan zamanına kadar yapı malzemesi olarak kullanıldı.
MMA koleksiyonunda yer alan ve tamamlanmış olan 18 bağımsız heykelin sadece 9’unda önemli yüz hasarı tespit edildi. Bu durumda heykeller birkaç yerden kırıldığı sırada yüzlere zarar verilmesi mümkünken bu fırsatın değerlendirilmediği görüldü ve heykellerin yüz kısımlarının bilerek kırılmadığı varsayıldı. Heykellerdeki yüz hasarının çoğu muhtemelen Thutmose III döneminden değil, daha sonraki dönemlerdeki faaliyetlerden kaynaklandı.

Ancak bu bulgular yine de net bir cevap için yeterli değil. Örneğin, Thutmose III’ün heykellerin yüzlerinin yok edilmesini emrettiği öne sürülebilir; ancak bu emir varsa bile yalnızca kısmen yerine getirilmiş olabilir. Dolayısıyla heykellerin mevcut durumu bu şekilde açıklanabilir.
Aynı zamanda Hatşepsut’un heykellerinin güçten arınma yöntemi, diğer hükümdarlara ait depolanmış heykellerle benzerlik göstermektedir. Bu uygulamalar modern bakış açısıyla bakıldığında ritüelci veya hurafeci bir pragmatizmin ürünü gibi görünmektedir. Yine de benzer türdeki hasarlar, farklı dönemlerde farklı anlamlar taşıyabilir. Diğer hükümdarların aksine, Hatşepsut itibarsızlaştırma sürecine maruz kalmış; ancak bu sürecin siyasi sonuçları tam olarak bilinmemektedir. III. Thutmose’un eylemleri açık bir düşmanlıktan ziyade ritüel gerekçelerle şekillenmiş olabilir.
Kaynakça
The Art Newspaper Turkey. (2025, 26 Haziran). Araştırmaya göre Antik Mısır kraliçesinin heykelleri nefretle değil, bilinçli olarak etkisizleştirildi. https://www.artnewspaper.com.tr/2025/06/26/arastirmaya-gore-antik-misir-kralicesinin-heykelleri-nefretle-degil-bilincli-olarak-etkisizlestirildi
YILMAZ, Cemal, “Hatşepsut: Naibelikten Firavunluğa Yürüyen
Bir Kraliçe”, OANNES – Uluslararası Eskiçağ Tarihi Araştırmaları
Dergisi, 2/2, Eylül 2020, ss. 277 – 300
Wong, J. Y. (2025). The afterlife of Hatshepsut’s statuary. Antiquity, 99(405), 746–761.

