GazeteBilim
Destek Ol
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
Okuyorsun: Karl Marx ve felsefenin yeniden yapılandırılması        
Paylaş
Aa
GazeteBilimGazeteBilim
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
  • Destek Ol
Bizi Takip Edin
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
Copyright © 2023 Gazete Bilim - Bütün Hakları Saklıdır
GazeteBilim > Blog > Dosya > Marx > Karl Marx ve felsefenin yeniden yapılandırılması        
Marx

Karl Marx ve felsefenin yeniden yapılandırılması        

Yazar: GazeteBilim Yayın Tarihi: 14 Ağustos 2024 15 Dakikalık Okuma
Paylaş
Marx’a göre varolan gerçeklik sürekli değişim içerisindedir, dolayısıyla bu değişimin diyalektik karakterini sorgulayacak bir düşünce sistematiği oluşturmak felsefenin öncelikli meselesidir. (Görsel tasarım: Osman Akın)

Marx ve felsefe arasındaki ilişki, felsefenin bilimselleşme arzusunu içerir ve pratik yaşamın ne şekilde tezahür ettiğini göstermek için gerekli bir sistemin önemini vurgulamak olarak karşımıza çıkar.

İçindekiler
GirişPratik etkinlik ve sistem olarak felsefe nasıl bağdaşır?Diyalektik, fark ve karşıtların birliğiBilgi pratik bir edim midir?Sonuç

Mustafa Can Köksal
Dokuz Eylül Üniversitesi Felsefe Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi  

Giriş

Modern felsefenin en temel olgusu, toplumun, varoluşun özünden şekillenen pratik yaşamın, felsefenin asıl odak noktası olduğunu göstermek olmuştur. Başka bir deyişle yaşam kavramı, artık insanın pratik edimlerinin bütününü içeren bir anlayışa sahiptir.  O halde bu kavramın içeriğinin bu şekilde alımlanması, düşünce sistematiğinde bir değişimi gerekmektedir. Bu bağlamda modern felsefe, bu değişimin habercisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Yaşamın kendi özünden hareketle temellendirilecek bir konjönktür ancak felsefenin de sistematik ve bilimsel bir haletiruhiyeye kavuşması ile gerçekleştirilebilir. Dolayısıyla modern felsefede ortaya çıkan felsefenin bilimselleştirilme arzusu, aynı zamanda pratik yaşamı da kapsayan, ontolojik gerçekliğin bütününü anlama gayesinden hareketle kurulmaya çalışılır. İşte tam olarak bu noktada Karl Marx, modern felsefenin kendine edindiği bu şiarı, kendi felsefe sisteminde tam anlamıyla gerçekleştiren filozoflar arasında en önde durmaktadır. O halde şunu diyebiliriz ki Marx ve felsefe arasındaki ilişki, felsefenin bilimselleşme arzusunu içerir ve pratik yaşamın ne şekilde tezahür ettiğini göstermek için gerekli bir sistemin önemini vurgulamak olarak karşımıza çıkar. Marx’ın bu bağlamda ele aldığı düşünce yapılarını gözden geçirmek yazımızın temelini oluşturmaktadır. Bu düşünceler dizgesini ele alırken aynı zamanda Marx’ın felsefe ile olan ilişkisinin özünü vurgulamış olacağız.

Pratik etkinlik ve sistem olarak felsefe nasıl bağdaşır?

Marx’a göre varolan gerçeklik sürekli değişim içerisindedir, dolayısıyla bu değişimin diyalektik karakterini sorgulayacak bir düşünce sistematiği oluşturmak felsefenin öncelikli meselesidir. Bu bağlamda Feuerbach Üzerine Tezler, bu gayenin ifşası bakımından oldukça önemlidir. Tezler, nesne ve nesnellik karşısında öznenin ve öznelliğin rolünü öne çıkarıyor, materyalizmi edilginlikten kurtarıp etkinleştirmenin yolunun insan eylemine, pratiğe hak ettiği yeri tanımaktan geçtiğini vurguluyordu.[1] O halde şunu diyebiliriz ki eylem, etkinlik, pratik, somut, nesnel gibi kavramların Marx’ın felsefe sistemini oluşturan temel kavramlar olarak ortaya çıkması hiç de tesadüf değildir. Dolayısıyla Marx, modern felsefenin gerekliliklerini kendi düşünce sistematiğinde taşımaktadır. Bu aynı zamanda felsefenin yönünü doğaya çevirmek, doğadan hareketle insanın kendi varoluşuna ayna tutmasına imkân sağlamaktadır. Çünkü en nihayetinde insanın pratik edimlerinin temellendiği ontolojik varlık doğanın bizzat kendisi olarak ortaya çıkar. Bu anlayış da Marx’a doğa ve toplum arasında doğrudan kurulabilecek bir ilişkinin, bu taslağın gerçekleştirilebilmesi için gerekli epistemolojik zemini sağlama imkânı verir. Marx, Tezler’de, nesnelle-öznel, doğayla-toplum, doğa ve toplumla-insan ilişkilerini, tek yanlı, durağan kavram ve süreçler olmaktan çıkardı. Doğa ve toplum gerçek ve nesneldirler.[2] Gerçekliğin nesnel bir düzlemde koyutlanması yine felsefenin bilimselleşme arzusu ile tutarlıdır. Dolayısıyla Marx’ın amacı, felsefenin nesnesi olarak doğa ve toplumu apaçık bir şekilde ele almaktır. Marx’ın özellikle pratik yaşamın maddi ilişkilerini kendi felsefe sisteminin nesnesi haline getirmesi bununla ilintilidir. Pratik yaşamın içerisinde yapılanan insan, özne olarak koyutlanır ve bu özne olmaklık, insanın edimlerinin yaşamsal ifşasıdır. Bu bağlamda Marx, 1844 El Yazmaları’nda, bu durumu şu şekilde ifade eder: Canlı, doğal, nesnel, yani maddi özsel güçlerle donanıp bezenmiş bir varlığın, varlığının gerçek ve doğal nesnelerine sahip bulunması ve kendinin yabancılaşmasının da gerçek ama kendini dışsallık (exteriorite) biçimi altında sunan, demek ki onun özüne ilişkin olmayan ve onu egemenliği altına alan nesnel bir dünya koyması çok doğaldır. [3]

Buna göre, bir doğal varlık olarak insan, doğa ve toplumun birleştiği bir genel değer olarak karşımıza çıkmaktadır. Marx için felsefeyi oluşturan öğelerin başında, bütün pratik edimleriyle varolan insanın doğa ve toplum ilişkisi içerisinde ele alınması yatmaktadır. Daha önce felsefenin ontolojik gerçekliğin bütünsel karakterini ele alma gayesi modern felsefenin temelini oluşturduğunu söylemiştik. Bundan hareketle felsefenin yeniden yapılandırılması, merkeze özne olarak insanın yerleştirilmesidir. Tabi ki bu insan anlayışının içeriği değişmiş ve artık doğa karşısında pasif edilgen insan değil, bir doğal varlık olarak doğa karşısında aktif ve etkin, katılımcı pratik etkinliğe sahip insan anlayışı hakimdir. Yaşamı kendi özünden hareketle kuran yaratıcı insanı düşündüğümüz vakit, emek kavramını Marx’ın bu kadar önemsemesi oldukça doğal ve tutarlıdır. Pratik eylemin ve etkinliğin modern felsefenin odağı olduğu vakit, bu etkinliği ortaya çıkaran bir güç olarak emek kavramını düşünmemiz gereklidir.  Lakin burada bütün bu akıl yürütmelere imkân sağlayan en temel düşünce diyalektiktir. Diyalektik, felsefenin yapılandırılmasında oldukça önemli bir durak noktası olarak karşımıza çıkar. Her ne kadar Hegel ve Marx için diyalektik bir metot olmasa da, bu, diyalektiği felsefenin bilimselleşmesi için gerekli nüveleri kendi içerisinde potansiyel olarak barındırmadığı anlamına gelmez. Dolayısıyla eğer felsefenin bilim statüsüne erişmesini istiyorsak diyalektik düşüncenin varlığını iyi soruşturmamız gereklidir.

Diyalektik, fark ve karşıtların birliği

Yaşamın en temel gerçekliği, içerisinde bulunduğu farklılıkların mevcudiyetidir. Bu farklılıkların varlığını reddetip, gerçek olanı tek bir ilkeye indirgeyip açıklamak, yel değirmenlerine karşı savaşmaktan öteye gitmez. O halde felsefe, bu farklılıkları gözeterek, gerçekliğe dair bir akıl yürütme geliştirirken, oldukça temkinli olmalı. Farklılıkları gözten felsefe, değişimin de bilincinde olarak ilerlemeli. Hemen şöyle bir soru sorabiliriz; değişimin ve farklılıkların olduğu ontolojik gerçeklik nasıl bilinebilir? Bu bağlamda Marx’ın dehası devreye girmektedir. Yaşamın özünden ortaya çıkan bu çeşitliliğin ve dinamizmin dışavurumunu pratik yaşamda göstermeye çalışmak, soruya cevap vermeden önce sorunun nesnesini doğru tanıtlamak bakımından oldukça önemlidir. Diyalektik felsefe için son, kesin, kutsal diye bir şey yoktur. Diyalektik felsefe için her şey, ama her şey geçicidir; sonsuz bir doğuş- yok oluş ve sonsuzcasına aşağıdan yukarı tırmanış süreci dışında hiçbir şey yoktur.[4] Bu düşünce yapısı aynı zamanda materyalist diyalektiğin zeminini oluşturur. Her ne kadar diyalektik Hegel’in felsefe sisteminin merkezinde daha farklı bir tınıda cereyan etse de, Marx için maddi dünyanın bütünü kapsayan bir düşünce olarak ortaya çıkar. Thalheimer’a göre, Marx diyalektiği gerçek maddi dünyanın evrensel hareket kanunlarının ve insanoğlunun aklındaki bu kanunlara tekabül eden düşünce kanunlarının toplamı olarak görmektedir. Diğer bir deyişle gerçek, maddi dünya diyalektiktir, diyalektiğin kanunlarını izler ve bu diyalektik insan aklında da bulunur, çünkü insan aklı da maddi dünyanın bir parçasıdır.[5]

doğa
Marx, Tezler’de, nesnelle-öznel, doğayla-toplum, doğa ve toplumla-insan ilişkilerini, tek yanlı, durağan kavram ve süreçler olmaktan çıkardı. (Görsel: Pixabay)

Buna göre diyalektiğin sadece bir metot olarak alımlanması sürecinden değil, aynı zamanda diyalektiğin gerçekliği kapsayıcı yanına da vurgu yapılır. O halde diyalektik, daha önce bahsettiğimiz, felsefenin gerçekliğin bütünü kapsayacak bir haletiruhiyeye bürünmesi için gerekli sistematik bir düşünce bütünlüğünü salık verir. Dolayısıyla Marx için felsefenin bu gerçekliğin diyalektik özünü iyi kavraması gerektiği düşüncesi oldukça makuldur. Gerçekliğin ontolojik karakterini oluşturan ve diyalektiğin özünü oluşturan şey, karşıtlıklar olarak ortaya çıkmaktadır. Bu noktada karşıtların birliği tezi devreye girmektedir. Diyalektiğin en genel ve en kapsamlı temel kanunu karşıtların birliği kanunudur. Bu kanunun iki anlamı vardır: Birincisi tüm şeyler, tüm süreçler, tüm kavramlar son tahlilde tek bir mutlak birlikte bir araya gelirler, yani nihayetinde tek bir birlik oluşturmayan karşıtlık fark yoktur.[6] Buna göre birbirini tamamlayan süreçlerin bir aradılığı, mevcut dünyanın gerçekliğini belirler. Marx bu düşünceyi, kapitalizmin en nihayetinde bir potansiyel olarak içerisinde kendi mezar kazıcılarını taşması düşüncesini paylaşırken bir alt metin olarak bizlere sunar. Başka bir deyişle, gerçekliği kapsayan süreçler birbirlerini yadsır. Marx’ın ekonomi-politik düşüncelerini oluştururken ona eşlik eden felsefi dizge tam olarak budur. Bu nedenle, toplumsal devrimin en derin ekonomik sebebi, üretici güçlerle üretim ilişkileri arasındaki çatışma ya da toplumsal sistemin temelini oluşturan üretim biçiminin iki yönüdür.[7] Görüldüğü üzere, bir doğal varlık olarak insan, içerisinde yaşadığı doğanın diyalektik karakterini, kendi varoluşunda sürdürür. Bu bağlamda Marx, doğaya bakarak insanın özüne dair bir görü geliştirir. Lacan’ın meşhur sözü olan bilinçdışı bir dil gibi yapılanmıştır sözünü burada biraz değiştirip, insan, doğa gibi yapılanmıştır sözünü söylersek Marx için yanlış olmaz. Marx, doğanın özünde cereyan eden oluşun içeriğine baktığı zaman, insan varoluşuna dair söyleyeceği şeylerin temelini görür. Bu yüzden Marx’ı okurken, onun zihninde çalan melodinin doğa ve insan arasındaki harmonik bir bağın nüveleri olduğunu unutmamak gerekir. Suslakov ve Yakovleva’ya göre Marx içi; doğanın bir ürünü olan insan toplumu, kendisini bir noktaya kadar doğadan ayırmıştır ve nesnel dünyanın tarihsel gelişiminde yeni bir nitelik gibi davranmaya başlar. Sonuçta, toplum ve doğa arasındaki ilişki, niteliksel olarak farklı görüngülerin diyalektik birliğidir.[8] Yaşamla girilen bağın en temelde doğa karşısındaki insanın mevcut konumu olduğunu gözetmemiz gereklidir. Dolayısıyla diyalektik iki ucu birbirine bağlı olan doğal bir sürecin ifşası olarak karşımıza çıkar.

Bilgi pratik bir edim midir?

Marx’ı kendinden önceki felsefe geleneğinden ayıran en mühim karakteristik özelliği, devrimci pratiği düşünce şemasında şekillendirmeye çalışmasıdır. Başka bir deyişle dünyayı anlama sürecimiz aynı zamanda varoluşa katılımı gerektirir. Buna göre bilgiye ulaşmak, aynı zamanda pratik edimlerin bütünsel sonucu olarak karşımıza çıkar. Hegel ile karşılaştırdığımız zaman artık salt dünyayı anlamlandırma ve açıklama yeterli değildir. Felsefenin bilimselleşmesi için devrimci bir pratiğe, dahası katılımcı bir etkinliğe ihtiyacımız vardır. Lenin’e göre Hegel’in Marx’a göre eksikliği, “insanın özü”nü” tüm toplumsal ilişkiler”in belirli, tarihsel “bütünü olarak değil de soyut olarak anladığı için, dünyayı “değiştirmek” söz konusu iken, dünyayı yalnızca “açıklamış”, böylece “devrimci eylem gerçekliği”nin anlam ve önemini kavrayamamıştı.[9] Bundan hareketle Marx’ın Feuerbach Üzerine Tezler’de vurguladığı en temel argüman, düşüncenin pratik karşılığını göstermek gerektiğidir. Bu yüzden filozofların bu zamana kadar dünyayı sadece yorumladıklarını ama meselenin ana özü olan eylemselliği gözden kaçırdıklarını salık verir. Dolayısıyla bu aynı zamanda teori ve pratiğin bir arada ortaya konulmasını gözetmektir. Düşünce dediğimiz şey Marx için pasif bir konumlanma değil, bizzat olumsallığın içinden fışkıran pratik bir eylemdir. Bilginin temel koşulunun pratik etkinlik olduğu bir konjonktür, aynı zamanda insanın varoluşuna dair birkaç şey söyler. Buna göre insan, belirli bir etkinlik biçimine sahiptir ve bu etkinlik biçimi aynı zamanda onun bilincini de geliştirir. Bu gelişme ve ilerleme, tarihin şekillenmesinde oldukça önemlidir. Zira Marx’ın felsefe yapma biçimini, bu gelişmenin ve ilerlemenin gizil formülünü bilinç düzeyine çıkarma gayesi oluşturur. Lenin’e göre Marx ve Engels, ilerleme ve gelişme üzerine en zengin içerikli, en kapsamlı, en derin öğreti olması dolayısıyla Hegel diyalektiğini klasik Alman felsefesinin en yüce kazanımı olarak gördüler.[10] Görüldüğü üzere Marx, tarihin ve doğanın karşılıklı diyalektik ilişkisini temellendirirken, yine en büyük kaynağını felsefe tarihi oluşturur. Marx’ı felsefeden ayıran herhangi bir düşüncenin gerçeklik payı bulunmamaktadır. Marx felsefeyi eleştirirken felsefenin içerisinde devinerek bu eleştirinin zemini diyalektik ile kurar.

Lenin’e göre Hegel’in Marx’a göre eksikliği, “insanın özü”nü” tüm toplumsal ilişkiler”in belirli, tarihsel “bütünü olarak değil de soyut olarak anladığı için, dünyayı “değiştirmek” söz konusu iken, dünyayı yalnızca “açıklamış”, böylece “devrimci eylem gerçekliği”nin anlam ve önemini kavrayamamıştı.

Sonuç

Sonuç olarak Marx’ın felsefe için en büyük katkısı, ilhamını bizzat yaşam pratiğinin kendisinden alan belirli bir sistem salık vermesidir. Bu sistem mevcut var olan gerçekliğin bütünü kapsayıp aşma fırsatı, karşıtların birliğini içeren bir bütünsellik sunması bakımından oldukça önemlidir. Bu bakımdan Marx’ı felsefen ayrı düşünmek, büyük bir düşünce sistemini hiçe saymanın yanında, felsefenin kendisini yenileyen yeni fırsatları yakalamasının da önüne geçmektedir. Marx’ın geçmişinden hareketle Klasik Alman Felsefesinden, Antik Yunan’a uzanan bir tarihi düşünce mirasını yok saymak, Marx’ın düşünce sistemini anlamamız için gerekli fırsat kapılarını yüzümüze çarpacaktır. O halde Marx’ın yaşadığı dönemin haletiruhiyesini oldukça iyi teşhis etmeli ve kendinden önceki felsefe geleneğinin amacının ne şekilde tezahür ettiğini doğru tespit etmeliyiz. Marx’ı anlamamız için gerekli köşe taşları, bu yol üzerinden şekillenecektir. Dolayısıyla onun bu felsefe geleneğinden aldığı miras ile birlikte felsefenin yeniden yapılandırılması ve bütün yüzünü pratik yaşama çeviren, olumsallığın ve olgusallığın ağır bastığı yeni bir felsefe yapma biçimi olarak mevcudiyetini gerçek olan her şeyden alarak, felsefe için yeni imkânlar yaratacaktır.

Kaynakça

Marksist Klasikleri  Okuma Kılavuzu: Karl Marx- Friedrich Engels – Alman İdeolojisi, Haluk Yurtsever, Yordam Kitap, İstanbul, 2020.

Karl Marx, 1844 El Yazmaları Ekonomi Politik Ve Felsefe, çev. Kenan Somer, 5.Baskı, Sol Yayınları, Ankara, 2015.

V.İ. Lenin, Karl Marx ve Marksizim Üzerine, çev. Mazlum Beyhan, 5.Baskı, Yordam Kitap, İstanbul, 2010.

August Thalheimer, Diyalektik Materyalizme Giriş, çev. Sevinç Altınçekiç, 5.Baskı, Yordam Kitap, İstanbul, 2020.

B.I. Suslakov, L.A. Yakovleva, Felsefe El Kitabı, çev. Serkan Mutlu, 2.Baskı, Yordam Kitap, İstanbul, 2017.


[1]Marksist Klasikleri  Okuma Kılavuzu: Karl Marx- Friedrich Engels – Alman İdeolojisi, Haluk Yurtsever, Yordam Kitap, İstanbul, 2020. s.61.

[2] a.g.e s.61.

[3] Karl Marx, 1844 El Yazmaları Ekonomi Politik Ve Felsefe, çev. Kenan Somer, 5.Baskı, Sol Yayınları, Ankara, 2015.

[4] V.İ. Lenin, Karl Marx ve Marksizim Üzerine, çev. Mazlum Beyhan, 5.Baskı, Yordam Kitap, İstanbul,2010, s.29  

[5] August Thalheimer, Diyalektik Materyalizme Giriş, çev. Sevinç Altınçekiç, 5.Baskı, Yordam Kitap, İstanbul, 2020, s.97.

[6] a.g.e s.116.

[7] B.I. Suslakov, L.A. Yakovleva, Felsefe El Kitabı,  çev. Serkan Mutlu, 2.Baskı, Yordam Kitap, İstanbul, 2017, s.77.

[8] a.g.e, s.118.

[9] V.İ. Lenin, Karl Marx ve Marksizim Üzerine, çev. Mazlum Beyhan, 5.Baskı, Yordam Kitap, İstanbul,2010, s.27.

[10] a.g.e s.28.

Etiketler: bilgi, bilim, bilimsellik, diyalektik, felsefe, marx, pratik
GazeteBilim 14 Ağustos 2024
Bu Yazıyı Paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp E-Posta Linki Kopyala Yazdır
Önceki Yazı Felsefe, bilim, sanat ve ideoloji ilişkisi üzerine
Sonraki Yazı Mistisizme yönelik bir savaş çağrısı: Tarihsel materyalizm

Popüler Yazılarımız

krematoryum fırını

Türkiye’de ölü yakma (kremasyon): Hukuken var, fiilen yok

BilimEtik
23 Kasım 2023
cehalet
Felsefe

“Cehalet mutluluktur” inancı üzerine

Eşitleştiren, özgürleştiren, mutlu kılan, bilgi midir yoksa cehalet mi? Mutlu kılan, cehalet mutluluktur sözünde ifade edildiği gibi, bilgisizlik ve cehalet…

12 Ağustos 2023
deontolojik etik
Felsefe

Deontolojik etik nedir?

Bir deontolog için hırsızlık her zaman kötü olabilir nitekim çalma eyleminin özünde bu eylemi (daima) kötü yapan bir şey vardır.

15 Ağustos 2024
Güzel şeyler, özgür seçim süreçlerinin en çirkin şekillerde baskı altına alınmasına rağmen varlığını sürdürmeyi dişiler sayesinde başarır.(Görsel: The Belkin)
Flörtöz Hayvanlar

Ördekler, penisleri ve Amerikan ekonomisi

Yanık türkülerin yeşil başlı gövel ördeklerinden esinlenilen romantizm yalnızca bizim hayallerimizde var; gerçek dünyada bu türlerin aşk hayatları çok daha…

5 Kasım 2024

ÖNERİLEN YAZILAR

Felsefe bir bilim midir?

“Felsefe bilim değildir” diyerek felsefeyi bilimden dışladığımız anda bilimin ne yaptığını doğru biçimde anlama şansını da yitirebiliriz.

Düşünce
17 Ocak 2026

Akademisyenler “3 sömestr” hakkında konuştu

YÖK'ün lisans eğitiminin 3 yıla indirilmesine dair kararı köklü bir değişiklik anlamına geliyor. Konuyu bilimsel araştırma, eğitimin niteliği ve üniversitelerin…

Eğitim
16 Ocak 2026

Midemizde tatlıya neden her zaman yer vardır?

Fiziksel açlık ile birlikte çalışan bir de hedonik açlık vardır, biz buna sadece tadı güzel olduğu için yeme isteği diyebiliriz.

Sinirbilim
30 Aralık 2025

“İnsanlığın orta malı” para: Ricardo, Keynes, Marx

Paranın işlevlerindeki değişmenin, kapitalizmin ve iktisadi düşüncenin tarihinde ne tür değişmeler yarattığına bakmakta yarar var.

İktisadın Geçmişi ve Bugün
9 Ekim 2025
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım İzinleri
  • İletişim
  • Reklam İçin İletişim

Takip Edin: 

GazeteBilim

E-Posta: gazetebilim@gmail.com

Copyright © 2023 GazeteBilim

  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk

Removed from reading list

Undo
Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?