GazeteBilim
Destek Ol
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
Okuyorsun: Kadın ve erkek farklı gezegenlerden mi gelir?
Paylaş
Aa
GazeteBilimGazeteBilim
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
  • Destek Ol
Bizi Takip Edin
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
Copyright © 2023 Gazete Bilim - Bütün Hakları Saklıdır
GazeteBilim > Blog > Bilim > Acaba Öyle midir? > Kadın ve erkek farklı gezegenlerden mi gelir?
Acaba Öyle midir?

Kadın ve erkek farklı gezegenlerden mi gelir?

Yazar: H. Tuğrul Atasoy Yayın Tarihi: 1 Mayıs 2024 16 Dakikalık Okuma
Paylaş
kadın gezegen
arşı cinse ve diğerlerine daha nazik davranmak ve daha akıllı olmak aynı zamanda bizi primat akrabalarımızdan ayıran en önemli iki özelliğimizdir. Venüs ve Mars gibi iki uzak ve farklı gezegenden gelip yeni nesiller üreten erkek ve kadınlardan oluşmuyoruz. (Görsel: Pixabay)

“Kız çocuklarda beynin duyguyu ve dili işleyen kısımları aynı iken erkeklerde bu kısımlar farklıdır işte bu yüzden kızlar pembeyi tercih eder” diyen bir iddiaya da denk gelebilirsiniz. Ancak öyle midir?

Beynimiz kolayca toplumun benimsediği yanlışlarla kandırılabilir. Ama neden? Çünkü sosyal bir canlıyız. Örneğin pembe giyen bir bebeğin kız, mavi giyenin ise erkek olduğundan genellikle eminizdir. Hâkim olan moda bu deyip geçebilsek sorun değil. Ancak kızların pembeyi tercih etme nedeninin onların beyin yapılarının erkeklerden farklı olduğunu ya da bu tercihin çok eski evrimsel ve genetik kökenleri olduğunu söyleyen bir grup insan da mevcut. “Kız çocuklarda beynin duyguyu ve dili işleyen kısımları aynı iken erkeklerde bu kısımlar farklıdır işte bu yüzden kızlar pembeyi tercih eder” diyen bir iddiaya da denk gelebilirsiniz. Ancak öyle midir? Kızların da erkeklerin de beyni dil ya da duyguyu benzer şekillerde işler. Kızların pembeyi erkeklerin ise maviyi tercih etmesine ise onlar adına çevreleri karar veriyor. Bu kıyafetlerde hâkim süren renk kodlaması oldukça yeni bir şeydir. Öyle evrimsel hatta genetik kökleri olacak kadar eski değildir. Batı toplumlarına bakarsak çok yakın tarihe kadar yani on dokuzuncu yüzyılın sonuna dek beş yaşındaki çocuklara bile benzer üniseks beyaz kıyafetler giydirilmektedir. Küçük çocukların kıyafetine renkli kumaşların sokulması da bir günde olmamış, yaklaşık yarım yüzyıl sürmüştür. Pembe önce erkeklere yakıştırılmış, güya “kararlı ve daha güçlü” bir renk imiş. Ayrıca kırmızının yakın akrabasıymış ve hatta “hırs ve cesareti” sembolize ediyormuş. Buna karşın daha ince ve zarif olan “inanç ve sebat sembolü” mavi kızlara yakıştırılmış. Gelin görün ki yirminci yüzyılın ortalarına doğru bu seçimler tamamen değişmiş (1). İcat edilen renk kodlaması sadece çocukların daha küçük yaşlardan başlayarak toplumsal cinsiyet farklarını iyice öğrenebilmeleri amacına hizmet etmektedir. İnsan beyni boş bir levha olarak dünyaya gelmez. Bu konuya daha önceki bir yazıda değinilmişti o nedenle burada detaylara girmeyeceğim. (Bkz: https://gazetebilim.com.tr/dunyaya-bos-bir-zihinle-mi-geliriz-icgudulerimiz-yok-mu/)

pembe mavi
Kızların pembeyi erkeklerin ise maviyi tercih etmesine ise onlar adına çevreleri karar veriyor. Bu kıyafetlerde hâkim süren renk kodlaması oldukça yeni bir şeydir. (Görsel: Pixabay)

Bebekler kendilerine cinsiyetlerine göre farklı davranıldığı ve sonradan ne olduğunu öğrenecekleri toplumsal cinsiyet ayrımına göre tepki vermeyi öğrenebilirler. Ne yazık ki toplumsal cinsiyet ayrımcılığı bebek anne karnına düşer düşmez başlıyor. İki farklı gazeteye verilen doğum ilanlarını inceleyen McGill Üniversitesi’nden araştırmacılar, erkek çocuk sahibi ebeveynlerin bu haberlerde daha çok gurur, buna karşın kız çocuk sahibi olanların ise daha çok mutluluk ifade ettiğini buldular (2). Doğumdan sonra erken bebeklik döneminde de cinsiyetlerine göre davranmaya devam edilir. Bebeklere oynasınlar diye alınan nesnelerde ileride zihinsel yapıların şekillenmesine kısmi de olsa etki edebilecek farklılıklar izlenebiliyor. Alison Nash ile Rosmary Krawczyk tarafından altı ila on iki aylık çocuklarda yapılan çalışmada, erkeklere daha fazla ulaşım araçları ve makineler gibi dış dünya ile ilgili, buna karşın kızlara ise daha fazla oranda oyuncak bebekler ve ev gereçleri gibi ev içi dünya ile ilgili oyuncaklar alındığını saptadılar. Fiziksel ortam dışında bebeklerin içinde bulundukları bilişsel/duygusal ortam da cinsiyetlerine göre değişebiliyor. Örneğin annelerin daha altı aylıkken bile kız bebeklerle erkeklere daha çok konuştukları saptanmıştır. Annelerin kaydıraktan kaydırılan kız ve erkek çocukların performanslarını değerlendirirken bile kız çocukların performanslarını (arada bir fark olmamasına rağmen) daha düşük, erkeklerin ise daha yüksek olarak nitelendirdikleri bulunmuştur (3). Artık modern dünyada ebeveyneler çocukları üzerindeki cinsiyetçi ayırımlar konusunda daha hassaslar. Yetişme dönemlerinde kızların ve erkeklerin keskin bir şekilde farklı fiziksel ve ruhsal ortamlarda olmamalarına özen göstermeye çalışıyorlar. Ancak çok uzun süreli kültürel yapılanmalar zihinlerde derin etkiler bırakmaktadır. Okul öncesi çocuklarla yapılan bir çalışmada ebeveynlerin hepsi kız çocuklarını oyuncak kamyon ya da rekabetçi spor oyunları ile oynamaya teşvik etmelerine karşın sorulduğunda üç yaşındaki erkek çocukların %80’i kız çocukların ise sadece dörtte biri annelerinin beysbol topu ve eldiveni kullanmaya ya da kaykaya binmeye izin vereceğini düşündüğü bulunmuş. Ebeveynlerin hepsi sözel olarak kız ya da erkek fark etmeksizin tüm çocukların sosyal becerilerinin geliştirilmesinin önemli olduğunu belirtmiştir. Ancak her üç ebeveynden birisi oğullarına bir bebek alıp almayacakları sorulduğunda kararsız kalmış veya almayacağını belirtmiştir. Üç ile beş yaş arası erkek çocuklara kendileri bebek ile oynarlarsa anne-babalarının mutlu olup olmayacakları sorulduğunda 12 erkek çocuktan sadece ikisi ebeveynlerinin mutlu olacağını belirtmiştir (4).

Okul öncesi çocuklarla yapılan bir çalışmada ebeveynlerin hepsi kız çocuklarını oyuncak kamyon ya da rekabetçi spor oyunları ile oynamaya teşvik etmelerine karşın sorulduğunda üç yaşındaki erkek çocukların %80’i kız çocukların ise sadece dörtte biri annelerinin beysbol topu ve eldiveni kullanmaya ya da kaykaya binmeye izin vereceğini düşündüğü bulunmuş.

Ama sonuçta kadın ile erkek beyni ve davranışı arasında en azından şimdilik tamamen toplumsal etkiden kaynaklanmadığı düşünülen farklar da yok değil. Bu farklara bir bakalım. Öncelikle beyin anatomisinde saptanabilen kimi farklılıklar mevcut. Ancak şunu hemen belirtelim: Konunun uzmanı bir nörobilimcinin bile bir erkek ve kadın beynini ele alıp “Hah şu erkek olan bu da kadın olan!” diyebileceği büyük bir fark yok. Kitaplarda görebilecekleriniz grup olarak incelenen erkek beyinleri ile kadın beyinlerinin ortalama değerleri arasındaki istatistiksel olarak anlamlı bulunan çoğu milimetrik farklardır. Bu tip çalışmalardaki istatistikler bireylere uygulanamaz, gruplar karşılaştırılır. Ayrıca çoğunlukla cinsiyet içindeki farklılıklar cinsiyetler arasındaki farklılıklar ile önemli ölçüde örtüşür(5). Anatomik olarak bakıldığında kadınların beyni erkeklere göre biraz daha geniş bir yüzey alanına, ayrıca beyin bölgeleri arasında biraz daha fazla bağlantıya sahiptir. Buna karşın kadınlara kıyasla daha iri vücut yapıları hesaba katılsa da erkeklerin beyni biraz daha büyük bir hacimdedir. İlginç bir şekilde kabaca duyguları hatırlama becerisinde etkin olan amigdala adlı bölgede de farklılıklar gözlenir. Erkeklerde amigdala biraz daha büyüktür. Sakin ve hareketsizken kadınlarda amigdalalar çoğunlukla sol yarımküre ile yoğun iletişim halindeyken erkeklerde amigdala iletişiminin çoğunu sağ yarımküre ile yapar. Stres halinde de cinsler farklı tepkiler verir. Kadınlar sol yarıkürenin amigdalasını etkinleştirdiklerinden duygusal detayları daha iyi hatırlarlar. Erkekler ise sağ amigdalayı etkinleştirirler ve özellikle ana noktaları daha iyi anımsarlar. Öncelikli görevlerinden birisi duyguların ve ruh halinin düzenlenmesinde kilit rol oynayan serotonin erkeklerde kadınlardan yaklaşık yüzde 52 oranında daha hızlı sentezlenebilir (6,7). İşlevsel olarak da farklar mevcuttur. Deneylerde görülen en bariz farklılık mekânsal akıl yürütmede izlenir. Erkekler çevrelerindeki fiziksel düzeni genellikle kadınlardan farklı bir şekilde algılar gibi görünüyorlar. İlginç bir şekilde bu sadece bizde böyle değildir. Örneğin dişi fareler bir labirentte yollarını bulmaya çalışırken ve yerel referanslardan faydalanırken, erkekler zihinsel bir mekân haritası kullanırlar. Erkeklerin yol sormayı sevmemeleri ise muhtemelen kültürden kaynaklanmaktadır. Başka mekânsal işlevlerde ise kadınlar daha iyidir. Erkeklere kıyasla kadınlar nesnelerin mekânsal konumlarını anımsamakta daha iyidir. Zihinde döndürme testlerinde de cinsler arası farklılık izlenmektedir. Bu testlerde ortalama olarak erkekler kadınların yaklaşık yüzde sekseninden daha başarılı sonuçlar alabiliyorlar. Yine de böylesi bulguları çok büyütmemek lazım. Örneğin bu testlerde cinsler arasındaki farklılık iki cins arasındaki boy farkından daha azdır. Örneğin ABD’de ortalama boya sahip bir erkek kadınların %92’sinden daha uzundur (7). İnsanlarda zihinsel rotasyon yeteneğinin şekillendirilebildiği ve eğitimle ciddi oranda arttırılabildiğini biliyoruz. Ancak bu yeteneği ayarlamada çok daha basit ve hızlı yollar da var. Örneğin en basitinden bu görevi kültürel olarak kadınsı hale getirebilirsiniz. Zihinsel rotasyon testi kadınların daha ilgili ve hâkim olduğu “Kıyafet tasarımı, iç dekorasyon, dekoratif yaratıcı el işi, yaratıcı dikiş ve örgü, tığ işleme ve çiçek düzenleme” gibi materyallerle ilişkili olarak düzenlendiğinde erkeklerde performansı düşüren bir etki gösterir. Bu gösteriyor ki testi bebeklikten beri erkeklerin oynadığı cisimler ya da benzerleri ile yaparsanız tabii ki erkekler daha başarılı çıkar. Angelica Moe yakın zamanda zihinsel rotasyon testini İtalyan lise öğrencilerinden katılımcılarla değişik bir şekilde tekrarladı. Bu esnada testi katılımcılara “mekânsal yetenek testi” olarak sundu. Üç gruba ayırılan deneklerin ilk grubuna “muhtemelen genetik nedenlerden erkeklerin bu testte kadınlardan daha iyi performans gösterdiği” söylendi, ikinci gruba (kontrol grubu) toplumsal cinsiyet hakkında bir şey söylenmedi ve üçüncü gruba ise yalan söylendi ve “kadınların, muhtemelen genetik sebeplerden, bu testte erkeklerden daha başarılı olduğu” söylendi. İlginç bir bulgu ortaya çıktı. Birinci ve ikinci (kontrol) gruplarında “erkekler, kadınlardan daha iyi sonuçlar elde ederken “kadınlar daha iyi” grubunda ise kadınlar, erkekler kadar iyi performans gösterdi (8). Şimdi gerçekten erkekler zihinsel rotasyon testinde kadınlardan daha mı iyi yoksa toplumsal ön yargılar onların etkisine maruz kalan kadınların testte başarılarını mı düşürüyor? Bence toplumsal yetiştirme şartları, cinslere farklı davranılması ve ön yargılar daha etkin gibi görünüyor.

beyin insan
Konunun uzmanı bir nörobilimcinin bile bir erkek ve kadın beynini ele alıp “Hah şu erkek olan bu da kadın olan!” diyebileceği büyük bir fark yok. (Görsel: Pixabay)

Tuhaf kabuller kadın-erkek davranışları konusunda da karşımıza çıkmaya devam eder. Örneğin kadınların ruh hallerinin çok değişken erkeklerin ise daha sabit ve ön görülebilir olduğu kanısı gibi. Aslında bu pek doğru değil gibi görünüyor. Erkek ve kadın deneklerden cihaz kayıtları ile ruh hali değişimlerini kaydetmeleri istenmiştir. Sonuçlar incelendiğinde her iki cinsin de benzer ruh hali değişimleri bildirdikleri izlenmiştir. Ancak hem erkekler hem de kadınlar özellikle kadınlarda meydana gelen ruh hali değişimlerini anımsama eğilimi göstermiştir. Bireylere bir önceki hafta eşlerindeki ruh hali değişimleri sorulduğunda kadınlar için bildirilen ruh hali değişimleri erkekler için bildirilene kıyasla daha fazla olmuştur. Matematik sınavlarında erkeklerin çok yüksek puanlar alanlarının oranları kadınlara kıyasla daha fazladır ancak çok düşük puan alanların oranları da kadınlardakinden daha fazladır. Sadece bu konuda değil diğer zihinsel işlemlerde de erkeklerin sonuçları kadınlara göre daha heterojen olma eğilimindedir. Ortalamadan hem çok iyi hem de çok kötü puan alan bireyler daha sıklıkla erkekler arsından çıkıyor. Kadınlarda zihinsel test becerileri daha homojendir (9). Yine aynı soruya geliyoruz. Bu farklar yapısal mı toplumsal mı? Toplumsal ön yargıların tahmin edemediğimiz güçlü etkisinden kurtulamıyoruz. İnsan beyni dışarıdan gelen verilere karşı yansız ve adaletli davranmaz. Beklentilerimiz bu toplumsal kalıp ön yargılara da etkir. Kuzey Amerika’da iki kalıp ön yargı mevcuttur. İlki kadınların matematikte erkeklerden kötü olduğu ikincisi ise buna karşın Asya kökenli kadınların matematikte oldukça iyi oldukları şeklindedir. Asya kökenli Amerikalı kadınlar iki gruba ayrılarak bir matematik hedef testine alınırlar. İlk gruba testten öncesi cinsiyetleri ile ilgili, ikinci gruba ise ırkları ile ilgili sorular sorulur. Kadın oldukları anımsatılan ilk grup, Asya kökenli oldukları anımsatılanlardan daha kötü performans sergilemiştir (10). Çünkü kadın olmanın matematik başarısı için olumsuz, Asya Kökenli kadın olmak ise olumlu kalıp ön yargılara sahip olunan bir toplumda yapılmıştır deney. Kadın ve erkek arasında ortaya çıkan kimi küçük farklılıklara her zaman toplumsal cinsiyet ön yargılarının etkisini hesaba katarak kuşkucu yaklaşmamız gerekliliğini unutmamalıyız.

Tuhaf kabuller kadın-erkek davranışları konusunda da karşımıza çıkmaya devam eder. Örneğin kadınların ruh hallerinin çok değişken erkeklerin ise daha sabit ve ön görülebilir olduğu kanısı gibi. Aslında bu pek doğru değil gibi görünüyor.

Erkekler fiziksel çekiciliğe önem verirken kadınlar toplumsal ve ekonomik statü, hırs, güçlü bir karakter ve zekâyı ön plana çıkarırlar. Genç erkekler kendileri ile yaşıt, daha yaşlı erkekler ise kendilerinden genç bayanları tercih ederken bayanlar her yaşta kendilerinden büyük erkekleri tercih ederler. Erkekler kendilerinden kısa kadınları çekici bulurken, kadınlar kendilerinden uzun erkekleri tercih ederler. Erkekler baskın kişilikte kadınları daha az çekici bulurken kadınlar baskın erkekleri çekici bulurlar ancak kadınlar yardımseverlik ve işbirliğine yatkınlık eşlik ediyorsa baskın erkekleri tercih ederler. Fark edebileceğiniz gibi yukarıdaki kimi farklılıklar da fazlasıyla toplumsal yönlendirmenin izleri mevcutken uzun boylu erkekleri tercih gibi bazılarında ise daha ziyade biyolojinin izleri görülebilir. Ancak yine altını çizmekte fayda var: Kadın ile erkekte farklı olan özellikler her zaman için kadın ile erkeğin ortak davranış özelliklerinden daha azdır. Kadın ya da erkek olarak kendimizi iyi hissettiren, sıcak, duyarlı, komik kişileri çekici buluruz. Bize benzeyen kişilere –fizik, tutum, karakter ve kişilik benzerliği- âşık olmaya eğimliyizdir. Kültürler arası bu tutumda fark izlenmez, 37 ayrı kültürden 16 bin insanın katıldığı araştırmada cinsel seçilim esnasında eşte aranan en önemli iki özelliğin kibarlık ve zekâ olduğu bulunmuştur (11). Bulgulara göre fiziksel görünüm, statü ve maddi kaynak zenginliği bu iki özellik kadar evrensel önem taşımıyordu. Karşı cinse ve diğerlerine daha nazik davranmak ve daha akıllı olmak aynı zamanda bizi primat akrabalarımızdan ayıran en önemli iki özelliğimizdir. Venüs ve Mars gibi iki uzak ve farklı gezegenden gelip yeni nesiller üreten erkek ve kadınlardan oluşmuyoruz. Böyle bir şey olası değil. Cinsler arasında biyolojik ve toplumsal kimi farklılıklar mevcut ancak bunların hiçbiri bir cinsi diğerinden zekâ ve davranış olarak üstün kılacak şeyler değil. Ayrıca bu cinsler arası farklılıklar cins içi farklılıklardan da büyük değil. Son olarak tekrar altını çizmekte büyük fayda var; benzerliklerimiz bu küçük farklılıklardan çok daha fazladır.

Kaynaklar

(1)- Fine C. “Toplumsal Cinsiyet Yanılsaması” Çeviren:Kıvanç Tanrıyar. Sel yay. 1.Baskı Mart 2011. Syf:220-221

(2)- A.g.e. Syf:207-208

(3)- A.g.e.; Syf:211

(4)- A.g.e.; Syf:215

(5)-Medina J. “Beynin Kuralları” Çeviren:F.Gökhan Tuna Kuzey yay. Ekim 2012. Syf;335

(6)- A.g.e.; Syf:327-352

(7)- Aamodt S, Wang S. “Beyninize Hoş Geldiniz” Çeviren:Boğaç Erkan. NTV yay. Şubat 2011. Syf:242-249.

(8)- Fine C. “Toplumsal Cinsiyet Yanılsaması” Çeviren:Kıvanç Tanrıyar. Sel yay. 1.Baskı Mart 2011. Syf:49-50

(9)- Aamodt S, Wang S. “Beyninize Hoş Geldiniz” Çeviren:Boğaç Erkan. NTV yay. Şubat 2011. Syf:243-244

(10)- Ariely, D. Akıldışı ama Öngörülebilir. (Predictably Irrational, 2008) çev.:Asiye Hekimoğlu Gül, Filiz Şar. Optimist yayınları. 1.basım 2010. syf;177-8. (Orijinal çalışma: Shin M., Pittinski T ve Ambady N. “Stereotype Susceptibility: Identy Salience and Shifts in Quantitative Performance” (1999) Psychological Science)

(11)- Buss DM. “Sex differences in human mate preferences: Evolutionary hypotheses tested in 37 cultures” Behavioral and Brain Sciences. Volume 12, Issue 1 March 1989 , pp. 1-14

Etiketler: beyin, cinsiyet, cinsiyet farkı, erkek, gezegen, kadın, toplumsal cinsiyet
H. Tuğrul Atasoy 1 Mayıs 2024
Bu Yazıyı Paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp E-Posta Linki Kopyala Yazdır
Yazar: H. Tuğrul Atasoy
Prof. Dr., Nöroloji ve Klinik Nörofizyoloji Uzmanı
Önceki Yazı biyoloji felsefesi “Biyoloji felsefesi tüm dünyada hızla gelişiyor”
Sonraki Yazı karahantepe Pre-historik dönemden bir dönüşüm örneği: Karahantepe / Arkeolojiden psikolojiye ve sanata dönüşüm

Popüler Yazılarımız

krematoryum fırını

Türkiye’de ölü yakma (kremasyon): Hukuken var, fiilen yok

BilimEtik
23 Kasım 2023
cehalet
Felsefe

“Cehalet mutluluktur” inancı üzerine

Eşitleştiren, özgürleştiren, mutlu kılan, bilgi midir yoksa cehalet mi? Mutlu kılan, cehalet mutluluktur sözünde ifade edildiği gibi, bilgisizlik ve cehalet…

12 Ağustos 2023
deontolojik etik
Felsefe

Deontolojik etik nedir?

Bir deontolog için hırsızlık her zaman kötü olabilir nitekim çalma eyleminin özünde bu eylemi (daima) kötü yapan bir şey vardır.

15 Ağustos 2024
Güzel şeyler, özgür seçim süreçlerinin en çirkin şekillerde baskı altına alınmasına rağmen varlığını sürdürmeyi dişiler sayesinde başarır.(Görsel: The Belkin)
Flörtöz Hayvanlar

Ördekler, penisleri ve Amerikan ekonomisi

Yanık türkülerin yeşil başlı gövel ördeklerinden esinlenilen romantizm yalnızca bizim hayallerimizde var; gerçek dünyada bu türlerin aşk hayatları çok daha…

5 Kasım 2024

ÖNERİLEN YAZILAR

Foundation AI modeli, MRI verilerini kullanarak çeşitli beyin bozukluklarını tahmin ediyor!

Bu temel modelin, belirli tıbbi veya nörobilimle ilgili görevleri tamamlamak üzere eğitilmiş birçok modelden daha iyi performans gösterdiği bulundu.

Yapay Zekâ
9 Mart 2026

Beyinsiz deniz yıldızları nasıl hareket ediyor?

Bir beyne veya merkezi bir "ana işlemciye" sahip olmayan deniz yıldızları, yüzlerce minik ayağını kusursuz bir uyumla yöneten doğanın en…

Biyoloji
30 Ocak 2026

Kararların mimarı mı, yoksa maruz kalmanın mahkûmu mu? İradeyi yeniden tanımlamak

Kararlarımızın mutlak sahibi miyiz? Gelin yakından bakalım.

Psikoloji
29 Aralık 2025

Bu süper bilgisayar, günümüze kadar üretilen en gerçekçi sanal beyinlerden birini oluşturdu!

Bilim insanlarının artık başvurabileceği yeni bir fare beyni simülasyonu var.

Sinirbilim
12 Aralık 2025
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım İzinleri
  • İletişim
  • Reklam İçin İletişim

Takip Edin: 

GazeteBilim

E-Posta: gazetebilim@gmail.com

Copyright © 2023 GazeteBilim

  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk

Removed from reading list

Undo
Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?