GazeteBilim
Destek Ol
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Freud Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Lacan Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nöropsikanaliz Dersleri
  • E-Dergi
  • Biz Kimiz
  • İletişim
Okuyorsun: Beyinsiz deniz yıldızları nasıl hareket ediyor?
Paylaş
Aa
GazeteBilimGazeteBilim
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Freud Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Lacan Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nöropsikanaliz Dersleri
  • E-Dergi
  • Biz Kimiz
  • İletişim
  • Destek Ol
Bizi Takip Edin
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
Copyright © 2023 Gazete Bilim - Bütün Hakları Saklıdır
GazeteBilim > Blog > Bilim > Biyoloji > Beyinsiz deniz yıldızları nasıl hareket ediyor?
Biyoloji

Beyinsiz deniz yıldızları nasıl hareket ediyor?

Yazar: GazeteBilim Yayın Tarihi: 30 Ocak 2026 5 Dakikalık Okuma
Paylaş
beyin
Deniz yıldızlarının bir beyni olmaması, bir sinir sistemine sahip olmadıkları anlamına gelmez. Ancak onların sistemi, bizim alışık olduğumuzdan tamamen farklıdır. (Görsel: Pixabay)

Bir beyne veya merkezi bir “ana işlemciye” sahip olmayan deniz yıldızları, yüzlerce minik ayağını kusursuz bir uyumla yöneten doğanın en usta tırmanıcılarıdır.

İçindekiler
Bir “sinir halkası” ve beş kol: Deniz yıldızı sinir sistemiHidrolik bir mühendislik harikası: Tüp ayaklarBilimin ışığında “ayak izleri”: Fiziksel zekâBaş aşağı yürüyüş ve “merkezi olmayan” stratejiBu neden önemli? Robotik dünyasında yeni bir sayfa

Emre Çevik
GazeteBilim Yazı İşleri

Doğada hareket etmek genellikle karmaşık bir komuta-kontrol mekanizması gerektirir. Biz memeliler bir adım atmak istediğimizde, beynimizden çıkan sinyaller milisaniyeler içinde kaslarımıza ulaşır ve devasa bir veri trafiği yönetilir. Ancak okyanus tabanlarının sessiz sakinleri olan deniz yıldızları, bu kuralı temelinden sarsıyor. Bir beyne veya merkezi bir “ana işlemciye” sahip olmayan bu canlılar, yüzlerce minik ayağını kusursuz bir uyumla yöneten doğanın en usta tırmanıcılarıdır.

Uluslararası bir biyolog ve mühendis ekibinin Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS) dergisinde yayımladığı yeni çalışma, bu gizemli mekanizmanın sadece biyolojik değil, matematiksel ve mühendislik harikası olan detaylarını aydınlatıyor.

Bir “sinir halkası” ve beş kol: Deniz yıldızı sinir sistemi

Deniz yıldızlarının bir beyni olmaması, bir sinir sistemine sahip olmadıkları anlamına gelmez. Ancak onların sistemi, bizim alışık olduğumuzdan tamamen farklıdır. Bir deniz yıldızının sinir sistemi, merkezi bir karar verici yerine radyal simetriye göre tasarlanmıştır.

  1. Sinir Halkası (Circumoral Nerve Ring): Ağzın etrafını saran bu halka, ana iletişim hattıdır ancak bir “yönetim merkezi” değildir. Daha çok bir bilgi otoyolu gibi çalışır.
  • Radyal Sinirler: Bu halkadan her bir kola uzanan sinirler, kolların kendi içindeki duyusal verileri toplar.
  • Tüp Pleksusları: Her bir tüp ayağın altında bulunan sinir ağları, o ayağın o anki basıncını, yüzey yapısını ve kimyasal sinyalleri algılar.

İşte asıl büyü burada başlar: Bir deniz yıldızı sağa gitmeye karar verdiğinde, bu karar bir “beyin emir komuta zinciri” ile değil, kolların baskınlık mücadelesi veya çevresel uyaranların yönlendirmesiyle (örneğin bir yiyecek kokusu) gerçekleşir.

Hidrolik bir mühendislik harikası: Tüp ayaklar

Deniz yıldızının her bir kolunun altında, podia adı verilen sıralı tüp ayaklar bulunur. Bu sistem tam bir hidrolik harikasıdır. “Tüp” kısmı, su damar sisteminden (su-vasküler sistem) sıvı pompalayarak hareketi sağlayan esnek ve kaslı bir gövdedir. Uç kısımdaki disk ise sadece fiziksel bir vantuz değildir. Bu disk, yüzeye tutunmak için protein açısından zengin, iki bileşenli bir yapıştırıcı salgılar. Önce kuvvetli bir “tutkal” bırakır, hareket etmek istediğinde ise bu bağı çözen bir “ayırıcı” sıvı salgılar. Bu ayaklar, aynı zamanda çevresel faktörlere karşı duyarlı birer mekanoreseptör (basınç algılayıcı) gibi çalışarak sürekli veri toplar.

Bilimin ışığında “ayak izleri”: Fiziksel zekâ

Araştırmacılar, deniz yıldızlarını “Toplam İç Yansıma” (TIRF) adı verilen bir optik teknikle izlediklerinde, hareketin bir “ritim” değil, bir “tepki” olduğunu gördüler. Veriler, deniz yıldızlarında merkezi bir ritim oluşturucunun (insanlardaki yürüme merkezi gibi) olmadığını kanıtladı. Bunun yerine deniz yıldızındaki her bir ayak, üzerine binen yüke göre karar verir. Eğer bir ayağın üzerindeki ağırlık artarsa, o ayak yüzeye daha uzun süre tutunur. Bunu test etmek için de bilim adamları deniz yıldızlarına ağırlık yüklendiğinde, her bir tüp ayak “akıllı” bir şekilde tepki vererek tutunma süresini artırmıştır. Bu durum, hayvanın hareketini bir yazılım yerine, fiziksel dünyanın kurallarına (ağırlık ve direnç) bıraktığını gösterir.

Baş aşağı yürüyüş ve “merkezi olmayan” strateji

Araştırma, deniz yıldızlarının dikey yüzeylerde ve akvaryum tavanlarında yerçekimine karşı koyarken de aynı “merkezi olmayan” (decentralized) stratejiyi kullandığını gösterdi. Bu strateji, sistemin bir parçası (örneğin bir kol veya birkaç ayak) zarar görse bile hayvanın hareketine devam edebilmesini sağlar. Merkezi bir beyin olsaydı, o merkezin hasar alması tüm sistemi çökertebilirdi; ancak deniz yıldızında her ayak kendi içinde küçük bir işlemci gibidir.

Bu neden önemli? Robotik dünyasında yeni bir sayfa

Deniz yıldızlarının bu yapısı, günümüzde yumuşak robotik (soft robotics) ve sürü zekâsı için altın standart haline gelmiştir. Özellikle deniz yıldızlarının beyni olmadığı gibi merkezi bir bilgisayara ihtiyaç duymayan robotlar, parçaları hasar görse bile çalışmaya devam edebilir. Aynı şekilde yine deniz yıldızlarında olduğu gibi karmaşık kodlar yazmak yerine, çevreye (basınca, ısıya, engebelere) fiziksel tepki veren “akıllı materyaller” kullanılarak daha verimli makineler üretilebilir.

Sonuç olarak deniz yıldızları, biyolojik evrimin en zarif ve pratik çözümlerinden birini sunuyor. Onlar bize, en karmaşık koordinasyon problemlerini çözmek için her zaman devasa bir beyne ihtiyaç olmadığını, bazen fiziksel dünyanın geri bildirimlerine güvenmenin en akıllıca yol olduğunu hatırlatıyor.

Etiketler: beyin, deniz yıldızı
GazeteBilim 30 Ocak 2026
Bu Yazıyı Paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp E-Posta Linki Kopyala Yazdır
Önceki Yazı zift Dünyanın en uzun süredir devam eden laboratuvar deneyi neredeyse 100 yaşında!
Sonraki Yazı orman Orman katliamı sivrisineklere davetiye çıkarıyor

Popüler Yazılarımız

krematoryum fırını

Türkiye’de ölü yakma (kremasyon): Hukuken var, fiilen yok

BilimEtik
23 Kasım 2023
cehalet
Felsefe

“Cehalet mutluluktur” inancı üzerine

Eşitleştiren, özgürleştiren, mutlu kılan, bilgi midir yoksa cehalet mi? Mutlu kılan, cehalet mutluluktur sözünde ifade edildiği gibi, bilgisizlik ve cehalet…

12 Ağustos 2023
deontolojik etik
Felsefe

Deontolojik etik nedir?

Bir deontolog için hırsızlık her zaman kötü olabilir nitekim çalma eyleminin özünde bu eylemi (daima) kötü yapan bir şey vardır.

15 Ağustos 2024
Güzel şeyler, özgür seçim süreçlerinin en çirkin şekillerde baskı altına alınmasına rağmen varlığını sürdürmeyi dişiler sayesinde başarır.(Görsel: The Belkin)
Flörtöz Hayvanlar

Ördekler, penisleri ve Amerikan ekonomisi

Yanık türkülerin yeşil başlı gövel ördeklerinden esinlenilen romantizm yalnızca bizim hayallerimizde var; gerçek dünyada bu türlerin aşk hayatları çok daha…

5 Kasım 2024

ÖNERİLEN YAZILAR

İçimizdeki gizli göçmenler: Bağırsak mikrobiyomumuz beklediğimizden çok daha “bulaşıcı” olabilir

Bugüne kadar mikrobiyom kompozisyonumuzun daha çok beslenme alışkanlıklarımız, yaşam tarzımız ve kullandığımız ilaçlarla şekillendiğini düşünüyorduk. Ancak yeni bir çalışma, bu…

Biyoloji
23 Eylül 2026

İnsan beyni aslında iki ayrı organmış

Beyin, gelişimsel ve evrimsel açıdan farklı kökenlere sahip iki sinir sisteminin birleşmesinden oluşuyor.

HaberSinirbilim
21 Eylül 2026

Darwin’in 150 yıllık öngörüsü doğrulandı: Çin’de yeni bir etobur bitki

Darwin'in 1875 yılında ortaya attığı, ancak dönemin koşullarında kesin olarak kanıtlayamadığı bir hipotez, 150 yılı aşkın süre sonra güçlü deneysel…

Biyoloji
18 Eylül 2026

Astronotların gizli kabusu gün yüzüne çıktı!

Geniş çaplı metabolomik araştırması, uzay görevlerindeki astronotların bağırsaklarındaki mikroskobik ekosistemin nasıl bir krize sürüklendiğini haritalandırdı.

Biyoloji
5 Eylül 2026
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım İzinleri
  • İletişim
  • Reklam İçin İletişim

Takip Edin: 

GazeteBilim

E-Posta: gazetebilim@gmail.com

Copyright © 2023 GazeteBilim

  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
imunify-bot-check

Removed from reading list

Undo
Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?