Nobel Ödülleri’nin tarihçesi, 19. yüzyılın sonlarında İsveçli mucit ve sanayici Alfred Nobel’in yaşamı ve vasiyetiyle başlar. Alfred Nobel, 1833 yılında doğmuş, özellikle dinamitin mucidi olarak büyük bir servet kazanmıştır. Hayatı boyunca 350’ye yakın buluşa imza atmış olan Nobel, bilimin ve insan yararına yapılan çalışmaların önemini her zaman vurgulamış, ancak özellikle dinamitin savaş alanlarında da kullanılmasının yarattığı yıkıcı etkiler nedeniyle vicdani bir sorgulama yaşamıştır.
Bu içsel hesaplaşmanın en çarpıcı yansıması, 1888 yılında kardeşi Ludvig Nobel’in ölümünün ardından bir Fransız gazetesinin yanlışlıkla Alfred Nobel’in öldüğünü sanarak “ölüm tüccarı öldü” başlıklı bir haber yayımlamasıyla ortaya çıkmıştır. Bu başlık, Nobel’i derinden etkilemiş ve ardında nasıl bir miras bırakmak istediğini yeniden düşünmesine neden olmuştur. Bu olaydan birkaç yıl sonra, 27 Kasım 1895’te, Paris’teki İsveç-Norveç Kulübü’nde resmi vasiyetini yazıya dökmüştür.
Nobel, bu vasiyetinde servetinin büyük bölümünün her yıl fizik, kimya, fizyoloji ya da tıp, edebiyat ve barış alanlarında insanlığa en büyük faydayı sağlayanlara verilmek üzere ödüller olarak dağıtılmasını istemiştir. Nobel, vasiyetini hazırladıktan bir yıl sonra, 10 Aralık 1896’da İtalya’nın San Remo kentinde hayatını kaybetmiştir.
Nobel’in vasiyeti, hem ailesi hem de İsveçli yetkililer için sürpriz olmuştur. Ailesi mirasa itiraz etmiş, bazı yetkililer ise bu büyük miktardaki paranın yönetimi ve dağıtımı konusunda tereddütler yaşamıştır. Bu nedenle vasiyetin uygulanabilmesi için hukuki ve idari süreç birkaç yıl sürmüş, ancak Nobel’in vasiyetini uygulamakla görevli kişiler büyük bir kararlılıkla bu süreci tamamlamıştır. Nihayetinde 1900 yılında, ödülleri düzenleyecek olan Nobel Vakfı (Nobelstiftelsen) kurulmuş, Alfred Nobel’in servetiyle ödüllerin sürekliliği sağlanmıştır.
İlk Nobel Ödülleri, Nobel’in ölümünden beş yıl sonra, 10 Aralık 1901’de—yani ölüm yıl dönümünde—Stockholm ve Oslo’da düzenlenen törenlerde verilmiştir. 1901 yılında verilen ilk Nobel Ödülleri, Alfred Nobel’in vasiyetinde belirttiği beş alanda—fizik, kimya, fizyoloji veya tıp, edebiyat ve barış—insanlığa katkıda bulunan öncü kişilere verilmiştir. Fizik ödülünü, Wilhelm Conrad Röntgen almıştır. Röntgen, 1895 yılında keşfettiği ve “X-ışınları” adını verdiği görünmeyen ışınlar sayesinde, canlı dokuların içinin görüntülenebilmesini mümkün kılmıştır. Kimya alanında ödül, çözeltilerin davranışlarını açıklayan teorisiyle fiziksel kimyanın kurucularından biri sayılan Jacobus Henricus van ’t Hoff’a verilmiştir. Van ’t Hoff’un kimyasal denge, ozmotik basınç ve reaksiyon hızları üzerine yaptığı teorik çalışmaları, kimyayı matematiksel bir zemine oturtmuştur.
Fizyoloji veya tıp ödülüne ise Alman bilim insanı Emil von Behring layık görülmüştür. Behring, özellikle difteri tedavisinde bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için geliştirdiği serum terapisiyle, birçok çocuğun hayatını kurtaran bir uygulamanın öncüsü olmuştur. Edebiyat ödülü Fransız şair Sully Prudhomme’a verilmiştir. Şiirlerinde felsefi derinlik ve duygusal yoğunluk barındıran Prudhomme’un seçilmesi, bazı çevrelerce tartışmalı bulunsa da dönemin edebi anlayışını yansıtan bir tercihtir. Son olarak Nobel Barış Ödülü iki kişiye, Uluslararası Kızılhaç’ın kurucusu Henri Dunant ile uluslararası barış hareketinin öncülerinden Frédéric Passy’ye verilmiştir. Dunant, savaş mağdurlarına insani yardım ilkesini kurumlaştırmış; Passy ise uluslararası uyuşmazlıkların diplomasiyle çözülmesi için yaptığı çalışmalarla tanınmıştır.
Aşağıda, Mecmua-i Edebiyye dergisinin 26 Aralık 1901 tarihli 60. sayısında M. Zâhir tarafından kaleme alınan metinde, Alfred Nobel okuyucuya tanıtılmakta ve ilk Nobel Ödüllerine dair bilgi verilmektedir:
Nobel Mükâfatları: Les prix Nobel
İsveç ulemâsından Alfred Nobel ihtiraʿat-ı mufîdesi ile yalnız şöhret değil pek büyük bir servet de kazanmışdı. Bu serveti oldukdan sonra insâniyetin kadir ve mezîyetinin teʿâlîsine hazır ederek, erbâb-ı ulûm ve fünûnu teşvîk ve tergibe bir vasıta ittihâz eylemişdir.
Bu efkâr-ı insâniyet-perverîden biri de yüz ellişer bin kronluk (tahminen 9000 lira-yı Osmani) beş mükâfat ihdas etmişdir ki bunlar hikmet-i tabîʿyede, kimyâda, tabâbetde yeni yeni âsâr-ı bedâyiʿ terakki gösterenlere, en güzel âsâr-ı edebîye vücûda getirenlere, hüsn-ü amiziş ve insâniyetin bekâsına kalemen hizmet edenlere tevzîʿ olunur. Binâenaleyh bu işde cins ve mezheb katʿîyen nazar-ı dikkate alınmamışdır. Aliyy’ül-seviye insanlar için açık bir bab-ı müsâbaka bırakılmışdır.
Bu mükâfatlar hey’et-i mümeyyizenin raporları üzerine İsveç ve Norveç akademi aʿzâlarından mürekkeb bir komisyonda takdîr ve tahsîs olunur.
Bu defʿa na’il-i mükâfat olanlar altı kişiydi. Buna da sebeb insâniyet ve sûlh ve salâhın tedvînine da’ir olan kitabın “Frédéric Passy” ile “Henry Dunant” tarafından müştereken yazılmışdır. Diğer dört mükâfatı alanlar da: Hikmet-i tabîʿiyyeden Mösyö Röntgen, kimyâdan van t’ Hoff, tabâbetden Behring, edebiyatdan Sully Prudhomme’dur.


