Bir yaşamı paylaştığımız evcil hayvanlarımızın refahı ve sağlığı ile ilgili tartışılan pek çok konu var. Bunlardan biri de evcil hayvanlarımızın çiftleştirilmesi ve kısırlaştırılması meselesi. Bu meselede doğru bilinen yanlışları konuşmak üzere Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dölerme ve Suni Tohumlama Ana bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Daşkın ile birlikteyiz.
Prof. Dr. Ali Daşkın
Röportaj: Emine Öykü Güner
Ali Hocam öncelikle kısırlaştırma ve çiftleştirme meselelerine farklı bir açıdan bakmamızı sağlayacak bu röportaj için çok teşekkür ediyorum. İlk olarak size şunu sormak istiyorum: Karşı cinsten iki canlının üremek üzere bir araya gelmesi olayı çiftleşme olarak tanımlanır. Evcil hayvanlarda bu bir araya gelişin denetimsiz olarak yapılması konusunda ne düşünüyorsunuz? Yani evcil hayvanların bilinçsizce çiftleştirilmesi bir problem midir?
Evet, ben de teşekkür ederim. Böyle bir röportajı öğrencimle yapıyor olmak gerçekten mutluluk verici. Çünkü bu röportajı yapıyor olmamız bu konuya ilgi çekmiş olduğumuzu da gösteriyor. Bu konuyla ilgilenerek konuyu biraz daha açacak şekilde bir görüşme gerçekleştirmen de bence çok hoş.
Bilinçsizce çiftleştirme bizim ana bilim dalımızın son yıllarda çokça üzerinde durduğu, ilgilendiği bir konudur. Sorunun kısa cevabı olarak, bilinçsiz çiftleşme kesinlikle bir problemdir. Aynı insanlarda olduğu gibi evcil hayvanlarda da çiftleşme ile bulaşan hastalıklar var. Yani cinsel yolla bulaşan hastalıklar vardır. Nasıl ki insanlar cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak için değişik şekillerde önlem almak zorundalarsa aynı durum hayvanlar içinde geçerlidir.
Nasıl ki insanlar cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak için değişik şekillerde önlem almak zorundalarsa aynı durum hayvanlar için de geçerlidir.
Hayvanların da birbirlerine ve dolayısıyla insanlara hastalık bulaştırmamaları için kontrollü çiftleşmeleri gerekir. Hayvanlar kontrollü çiftleşmeyi gerçekleştirecek bilinçte olmadıkları için onların bu sorumluluğu biz veteriner hekimlere ve dolayısıyla bizim öğretimimizle hayvan sahiplerine düşmektedir.

Hayvanlar kendilerini cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruma konusunda bilinçli olmayacaklarını düşündüğümüzde hayvanların hem kendi sağlıklarını korumak hem de
insanlara olacak olası bir bulaşın yaratacağı halk sağlığı sorunlarının önüne geçmek için hayvanları çiftleştirmemeliyiz. Evet ‘çiftleştirmemeliyiz’ demek kesin bir ifade olabilir. Ancak bu meselede kesin yaklaşmak evcil hayvanlarımızla birlikte kurduğumuz yaşamın kalitesi ve halk sağlığı açısından son derece önemlidir.
Evcil hayvan sahiplerinde evcil hayvanımız bir kere anneliği babalığı tatsın çiftleşsin biçiminde talepleri olmaktadır. Evcil hayvanlar çiftleştirilebilir mi? Bu çiftleştirme hangi koşullarda olmalıdır?
Pet hayvanları evin bir ferdi olarak hayatımızda yer almaktadır. Bu da son derece doğaldır. Böyle olması gerekir. Biz de onları çocuğumuz gibi, evimizin bir ferdi gibi görürüz. Çünkü onlar bir arkadaşımız gibi, dostumuz gibi evimizin, yaşamımızın bir parçasıdır. Bu açıdan evcil hayvan sahiplerinin de evcil hayvanlarına bu şekilde yaklaşması kadar doğal bir şey yoktur. Dolayısıyla onların cinsel yaşamlarına da bu gözle bakmaları kendi açılarından doğaldır. Evcil hayvan sahipleri onların yeme, içme, eğlenme, oyun oynama, dışarı çıkma, parka gitme, sosyalleşme ihtiyaçlarını düşündüğü gibi onların cinsel yaşamlarını da düşünürler. Bu bağlamda evcil hayvanlarının anne baba olma duygusunu tatmalarını isterler. O yüzden de evcil hayvan sahiplerinde hayvanlarının çiftleşmesi gerektiği düşüncesi yer edinebilir. Doğrudur. Ancak kedi ve köpek fizyolojisini, doğal yaşamını bilen biz veteriner hekimler olarak bu duyguların insani duygularla paralel gitmediğini söylememiz gerekir.
Evcil hayvan sahipleri onların yeme, içme, eğlenme, oyun oynama, dışarı çıkma, parka gitme, sosyalleşme ihtiyaçlarını düşündüğü gibi onların cinsel yaşamlarını da düşünürler.
Hormonların yönlendirmesiyle belirli dönemlerde çiftleşmek isteyen, çiftleşmeye izin veren kedi ve köpekler düzenli olarak bu seksüel eylemi yapmaları ve gerçekleştirmeleri gerekmemektedir. Kaldı ki, olarak evcil hayvanımızın her şeyini kontrol altına alalım, çiftleşmelerine izin verelim diye bir yaklaşım pratik bir değer taşımamaktadır. Çünkü çiftleşme ile bulaşacak hastalıkları taşıyıp taşımadıklarını belirlemek için önce çeşitli testlerin yapılması gerekmektedir. Fakat bu testlerde bize tam anlamıyla doğru bir sonuç vermez. Bu nedenle her şeyi kontrol ederek gerçekleştirecek bir çiftleştirme pratik anlamda mümkün görünmemektedir. Ancak yavruluğundan itibaren kontrollü bir şekilde büyütülmüş bir kedi ve bir köpeğin çiftleşmesi, risk teşkil etmeyebilir. Başka bir açıdan örnek vermem gerekirse parkta evcil hayvanımız başka bir evcil hayvanla ile karşılaştı diyelim. Bakıyoruz ki onlar birbirleriyle anlaştı, oynuyor hadi onların yavrusunu alalım yaklaşımıyla onları çiftleştirmek çok doğru bir davranış değildir.

Bilinçsizce çiftleştirmeden bahsettik. Bu durumun önüne geçmek için kısırlaştırma bir çözüm müdür?
Aynı zamanda ben de bir evcil hayvan sahibi olarak bu perspektiften de yaklaşarak cevaplamam gerekirse madem çiftleştirmeyeceğiz, böyle bir şey yapamıyoruz, o zaman boşuna acı çekmesinler diye düşünülebilir. Fakat bu yanlıştır. Çünkü ortada evcil hayvanımızın acı çektiği bir durum yoktur. Evcil hayvan sahiplerinin onlar (evcil hayvanları) da bu konudan çok rahatsız oluyorlar diyerek kısırlaştırmaya karar vermek üzerinde tartışılan bir konudur. Avrupa Birliği’nin kedi ve köpekleri kısırlaştırma yaklaşımla ilgili yasal düzenlemelerden söz edecek olursak başını Norveç’in çektiği ülkeler, hayvanların vücut bütünlüğünün bozulmasını olarak algıladıkları kısırlaştırmayı (çiftleştirme ile ilgili organlarının çıkarılmasını) yıllar önceden yasaklamışlardır. Bu konuyu da hayvan hakları çerçevesinde ele almışlardır. Bu bağlamda veteriner hekimin öngördüğü patolojik bir durum ya da gereklilik söz konusu olmadığı sürece, hayvanların vücut bütünlüğünün bozulmasının hayvan haklarına aykırı olduğunu kabul etmişlerdir.
İskandinav ülkelerinden başlayarak, şimdi Kuzey Avrupa ülkelerine gittikçe kısırlaştırma uygulamaları ya yasaklanmakta ya da belirli sınırlamalar getirilmektedir.
İskandinav ülkelerinden başlayarak, şimdi Kuzey Avrupa ülkelerine gittikçe kısırlaştırma uygulamaları ya yasaklanmakta ya da belirli sınırlamalar getirilmektedir.
Daha detaylandıracak olursak kısırlaştırma konusu çok tartışılan bir konu. Evcil hayvan sahipleri östrus yani kızgınlık döneminin (belli fizyolojik ve psikolojik semptomlar göstererek erkeği kabul ettiği dönem) yönetiminde zorlandıkları için kısırlaştırma onlara cazip gelmektedir. Ayrıca kısırlaştırma günümüzde pek çok veteriner hekim tarafında rutin bir işlem olarak yapılmaktadır. Hal böyle olunca kısırlaştırma her derde deva mıdır? Evcil hayvanlarımızı kısırlaştırmalı mıyız kısırlaştırmamalı mıyız?
Hayvan hakları temelinde yasaklamalar ötesinde, son yıllarda gittikçe artan bilimsel araştırma sonuçları bize göstermektedir ki sadece çiftleşmeye dayalı hayvanlarda görülen fizyolojik günlük davranışların yanında, dişi ve erkek genital organlarının ortadan kaldırılmasının (kısırlaştırma) hayvanların ilerleyen yaşlarında birçok sağlık sorunlarını beraberinde getirdiği ortaya çıkmıştır. Bu konuda gittikçe artan sayıda yayın üretildiğini görüyoruz.

Son yapılan yayınlar eşliğinde anlaşılır bir şekilde söylemem gerekirse, kemik iliği, kemik ve eklem hastalıklarının, idrar ve idrar yollarıyla ilişkin hastalıkların buna ek bazı kanser türlerinin görülme sıklığı kısırlaştırılan hayvanlarda artış göstermektedir. Bu konuda özellikle hem hayvan türleri hem de yaşlarına bağlı olarak değişik hastalık dağılımlarının arttığını gözlemliyoruz. Ayrıca çok uzun yıllardır bildiklerimizin bir miktar aksine olmak üzere, kısırlaştırma işleminin cinsel istek davranışlarını tamamıyla ortadan kaldırmadığını gözlemlemekteyiz.
Ayrıca çok uzun yıllardır bildiklerimizin bir miktar aksine olmak üzere, kısırlaştırma işleminin cinsel istek davranışlarını tamamıyla ortadan kaldırmadığını gözlemlemekteyiz.
Ben bu konuda evimde beslediğim iki kedimi örnek verebilirim. Onların mevsimi takip eden dönemlerinde* hem erkek hem de dişi kedinin kısırlaştırılmış olmalarına rağmen çiftleşme için büyük gayret sarf ettiklerini gözlemliyorum.
Mevsimi takip eden dönem ile kedilerin üreme fizyolojileri ifade edilmek istenmiştir. Kediler mevsime bağlı poliöstrik hayvanlardır. Mevsime bağlı poliöstrik hayvanlar belirli mevsimlerde gebe kalmadıkları sürece birkaç kez östrus gösterebilen hayvanlardır.
Evcil hayvan sahipleri östrus yani kızgınlık döneminin (belli fizyolojik ve psikolojik semptomlar göstererek erkeği kabul ettiği dönem) yönetiminde zorlandıkları için kısırlaştırma onlara cazip geliyor dedik. Ancak kısırlaştırma işleminin de artı ve eksilerinden bahsettik. O zaman kısırlaştırma işleminin gerçekleşmediği durumda evcil hayvan sahipleri östrus dönemi davranışlarını nasıl yönetebilir?
Bu bizim konumuz yani veteriner hekimlerin konusudur. Çiftleşme davranışlarını değişik şekillerde yönetebiliriz. Yönetmekten kastımız tamamen ortadan kaldırmak değildir. Tabii ki veteriner hekimler olarak çiftleşme davranışlarını baskılayan yöntemler de uygulayabiliriz. Ancak bunlar bilinçsizce kullanılacak yöntemler değildir. Veteriner hekimler olarak kimi hormon ve benzeri ilaçlarla bu davranışları baskılayabilir, erteleyebiliriz ya da yönetebiliriz. Ancak dediğim gibi bunlar hekimlik yaklaşımlarıdır ve veteriner hekimlerin yapacağı işlerdir. Bunun dışında biz evcil hayvan sahipleriyle yapacağımız klinik diyaloglarla onların bu davranışlarını nasıl yöneteceklerini, yavru sahibi olmak istemiyorlarsa nasıl önlem alabileceklerini basit yöntemlerle anlatabiliriz.
Köpekler yılda en fazla iki kez çiftleşme davranışları gösterir. Köpeklerimizin bu dönemlerini (çiftleşme davranışı gösterdiği dönemler) takip ederek bu dönemlerde köpeklerimizi bolca dışarıda yürütülebiliriz.
Çok basit bir şey söyleyeyim, köpekler yılda en fazla iki kez çiftleşme davranışları gösterir. Köpeklerimizin bu dönemlerini (çiftleşme davranışı gösterdiği dönemler) takip ederek bu dönemlerde köpeklerimizi bolca dışarıda yürütülebiliriz. Bunu beceremiyorsak o dönemlerde köpeğimizi dışarıya çıkarmayarak basit bir şekilde koruyabiliriz.
Evcil hayvan sahipleri bunlara ek olarak bir veteriner hekime başvurarak bu dönemleri nasıl atlatabilecekleri konusunda bilgi alabilir. Biz veteriner hekimler onları bu konuda neler yapabilecekleri konusunda yönlendirebiliriz. Sadece bu sebeplerle yani evcil hayvan sahibinin evde duyduğu ya da duyacağı rahatsızlıklar sebebiyle hayvan haklarını ortadan kaldırarak onların vücut bütünlüğünü bozmamız (kısırlaştırmamız) doğru değildir. Örneğin dişi köpeklerin kanaması oluyor ve evimde böyle bir kanama istemiyorum diyerek bir köpeği kısırlaştıramayız.

Ortada bir patoloji yoksa kısırlaştırmak çok doğru değildir diyebilir miyiz?
Evet. Biz veteriner hekimler gerekmedikçe müdahale etmeyiz. Endikasyon dediğimiz bir gereklilik yaratacak bir durum yok ise medikal bir girişimde bulunamayız.
Evcil hayvanların bilinçsiz çiftleştirmenin yarattığı sorunların önüne geçmede suni tohumlamanın rolü nedir? Evcil hayvanlar bağlamında suni tohumlamanın avantajları nelerdir?
Suni tohumlama hem bir yavru elde etmek için yardımcı üreme tekniği olmakla birlikte aslında suni tohumlama bir farkındalıktır. Aslında hayvanların bilinçsiz, kontrolsüz, yaygın bir şekilde çiftleşmemeleri gerektiğinin bir belgesidir. Çünkü suni tohumlama yapılması gerektiği zaman hem erkek hem dişi hayvan bir veteriner hekimin kontrol ve analizinden geçer. Bu sırada muhtemel bir hastalığının ya da bulaştırıcı bir durumunun olup olmadığı da ortaya çıkarılır. Suni tohumlama ile yavru elde edilmenin doğruluğu kabullenilirse bilinçsiz olarak hayvanların çiftleştirilmemesi gerektiğinin farkındalığı da artacaktır. Ayrıca suni tohumlama ırkların geliştirilmesini, ilerletilmesini, genetik olarak daha sağlıklı daha verimli daha uyumlu hayvanların üretilmesini de mümkün kılacak bir üretim metodudur.

Ülkemizde suni tohumlama uygulamaları genel olarak yaygın değil. Fakat röportajımız bağlamında evcil hayvanlarına dönecek olursak evcil hayvanlarda suni tohumlamanın yaygın olmayışının nedeni nedir?
Çok güzel bir soru. Tabii ki biz öğrencilerimize bunları öğretiyoruz. Ama bakınca neden bu uygulama yaygın değil düşünülebilir. Bunun değişik sebepleri var. Aslında bir tanesinden başta bahsettim. Evcil hayvan sahipleri evcil hayvanlarını kendileri gibi görüp bir insanmış gibi yaklaşıyor. Evet bu şekilde görmeleri çok güzel bir şey ancak böyle görmeleri evcil hayvanlarının da çiftleşmeyi doğal yollardan yapmalarının daha iyi olacağı yönündeki yaygın bir inanışı da beraberinde getirmektedir. Birinci sebep budur. İkincisi tabii ki suni tohumla biraz zor bir uygulamadır. Hem bir eğitimin devamını gerekli kılar hem de bir takım klinik gereklilikleri beraberinde getirir. İnsanlar arasında tüp bebek ismiyle bilinir.
Dediğim gibi bu uygulama için bir klinik gerekliliğe ve bir klinik eğitime ihtiyaç vardır. Veteriner hekimin bu uygulamayı yapabilmesi için belli bir deneyim kazanması da gerekmektedir. Bunlar biraz vakit aldığı için suni tohumlamanın yaygınlaşması da kolay olmamaktadır.
Evcil hayvan sahipleri evcil hayvanlarını kendileri gibi görüp bir insanmış gibi yaklaşıyor. Evet bu şekilde görmeleri çok güzel bir şey ancak böyle görmeleri evcil hayvanlarının da çiftleşmeyi doğal yollardan yapmalarının daha iyi olacağı yönündeki yaygın bir inanışı da beraberinde getirmektedir.
Veteriner hekimlerimiz insanlarla bu uygulamayı tanıştırmak zorundadır. Bunun başka bir yolu yok. Çünkü suni tohumlamayı duyan evcil hayvan sahiplerinin bazı endişeleri ortaya çıkmaktadır. Canı yanacak mı? Evcil hayvanıma bir şey olacak mı? Bu uygulama büyük bir olay mı? Gerek var mı? gibi endişeleri ve düşünceleri ortaya çıkacaktır. Elbette ki bu tepkileri çok doğal aynı şekilde bende böyle düşünebilirdim. Ayrıca niye suni tohumlama yapıyoruz evcil hayvanlar kendi kendilerine çiftleşemiyor mu ki, doğal yönden çiftleşsinler öyle yavru elde edelim düşüncesine sahip olmaları da gayet doğal bir şeydir. Ancak bunun neden böyle olması gerektiğini anlatması gereken kişiler de biz veteriner hekimleriz. Bu nedenle yaygınlaşmasının önünde engeller olan bir tekniktir.

Suni tohumlama uygulamasının oturması için zaman lazım diyebilir miyiz?
Bence oturması için veteriner hekimlerimizin iyice bilinçlenmesi gerekmektedir. Öncelikle doğal çiftleşmenin hastalık yayıcı bir faktör olduğunun iyi bilinmesi gerekir. Ben röportajda insanları korkutmak istemem ama yaygın olarak bazı bilinen hastalıklar ve hatta bazılarını hiç bilmediğimiz cinsel yolla bulaşan hastalıklar çiftleşmeyle köpekler arasında süre gelmektedir.
Son olarak sormak istediğim soru şu: Evcil hayvan bakımında evcil hayvan sahipleri genel olarak nelere dikkat etmelidir?
Aslında çocuğumuz gibi dediğimiz bu hayvanlarımızın, dostlarımızın ismi biliyorsunuz ki ‘‘companion animal’’ dır. Yani insana eşlik eden, yardımcı, arkadaş olarak çevirebiliriz. Kendimiz için ne yapıyorsak onlar için de onu yapmamız gerekir. Bizim onların bir farkımız var. Biz kendimizin hasta olup olmadığımızı, koruyucu hekimliğe ne kadar süreyle başvuracağımızı, aşılarımızı düşünebiliriz. Ancak onlar bunları düşünemeyecekleri için onların yerine bizim düşünmemiz gerekir. Yılda en az bir kez hem aşıları hem genel muayeneleri için bir veteriner hekim ziyareti şarttır. Ancak biz veteriner hekimler olarak artık evcil hayvanlarda bireysel yaklaşımı benimsemeliyiz. Yani her hayvanın tıbbi gereksinimi aynı olmayacaktır. Evinde bir tane köpek bir tane kedi besleyen biri ile evinde birden fazla kedi köpek besleyen birinin veteriner hekim ziyaretleri açısından fark oluşacaktır. Evcil hayvanımız ya da evcil hayvanlarımızla yaşam şeklimize göre onların tıbbi gereksinimlerinin de değişeceğini gözden kaçırmamamız gerekir. Aslında burada en büyük görev de biz veteriner hekimlere düşmektedir. Bir veteriner hekim hastasının ya da kendisine başvuran evcil hayvan sahibinin yaşam tarzını analiz edip ona göre bir yıllık bakım, kontrol planlamalı bu bağlamda uyarılarını yapması gerektiğini düşünüyorum.
Verdiğiniz kıymetli bilgiler için çok teşekkür ederim Ali Hocam.
Rica ederim, bu röportajı gerçekleştirmek benim içinde mutluluk vericiydi.

Prof. Dr. Ali Daşkın Kimdir? 1979-1986 yılları arasında lisans öğrenimini Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesinde tamamladı. 1986-1991 yılları arasında doktora öğrenimini Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi, Dölerme ve Suni Tohumlama alanında tamamladı. Doktora çalışması Teke spermasının dondurulması ve bölünmüş östrusları sinkronize edilen Ankara keçilerinin tohumlanmalarından elde edilen dölverimi ile ilgilidir. Prof. Dr. Ali Daşkın Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dölerme ve Suni Tohumlama Ana bilim Dalı Başkanı olarak görev yapmaktadır.

