Yakın Tarihten’in bu haftaki köşesinde Millî Mücadele’yi, döneminden çizimlerle ele alıyoruz. İki seriden oluşacak bu çizimlerin ilki Karagöz dergisine ait. Karagöz dergisinin 1921 yılında gerçekleştirdiği “güldürürken düşündüren” çizimler, Millî Mücadele’yi bizzat döneminden anlamamızı kolaylaştırıyor!
Türk basın tarihinde köklü bir yeri olan Karagöz dergisi, II. Meşrutiyet’in coşkulu günlerinde, 10 Ağustos 1908’de Ali Fuad Bey tarafından yayımlanmaya başladı. Adını, geleneksel Türk gölge oyununun neşeli ve hazırcevap karakteri Karagöz’den alan bu mizah dergisi, sadece bir dergi değil, aynı zamanda bir dönemin nabzını tutan hiciv aynasıydı. Her sayısının kapağında Karagöz ve Hacivat çizimlerine yer veren dergi, bu karakterleri ustalıkla kullanarak siyaset sahnesindeki gelişmeleri, toplumsal çalkantıları ve halkın gündelik yaşamını “güldürürken düşündüren” bir üslup ile yorumladı. Başlangıçta haftada iki kez çıkan Karagöz, zamanla haftalık bir yayın halini aldı. Ali Fuad Bey’in ölümünden sonra yönetimi el değiştirse de, dergi mizahi duruşunu koruyarak Cumhuriyet döneminde de yayın hayatına devam etti. 1950’li yıllarda Demokrat Parti’ye yönelttiği sert muhalefetle yeniden dikkat çeken dergi, dönemin karikatüristlerine ve hiciv yazarlarına önemli bir platform sağladı. Karagöz’ün sayfaları, yalnızca politik taşlamalarla sınırlı kalmadı; İstanbul’un sosyal yaşamı, kadın-erkek ilişkileri, kent kültürü gibi birçok konuda da eleştirel ama eğlenceli bir dil kullandı. Tam altmış yıl süren yayın hayatı boyunca Karagöz, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan bir zaman diliminde, Türkiye’nin siyasal ve toplumsal dönüşümünü halkın anlayacağı bir dille yorumlayan eşsiz bir mecra oldu. Bugünden baktığımızda Karagöz, Türk mizah tarihinin en önemli köşe taşlarından biri olarak yerini koruyor.
Şimdi sizleri Karagöz dergisinin 1921 yılında yayımladığı Millî Mücadele temalı çizimleriyle baş başa bırakıyoruz.

– Papulas’ı! Papulas nerde?
+ Cebheye gitti.
– Cebhe nerde?
+ Suya düşdü.
– Su nerde?
+ Batak oldu.
– Batak nerde?
+ Yunan ordusuna yatak oldu.
– Vay benim köse sakalım!… (Karagöz, 27.07.1921)

Asker: Müsaade edin, fistanlıları köye gönderelim kumandan, dönüşde oynatırız! (Karagöz, 17.09.1921).

Konstantin: Sus maskara, karada korkarsın, denizde korkarsın, hele eve gidelim, sana bir ders vereyim de gör.
Karagöz: Aman kokona, istersen Paşama bırak da biraz askerlik öğrensin! (Karagöz, 21.09.1921).

Mustafa Kemal Paşa: Zarar yok, ben kökünden baltayı vurayım da bir daha filizlenmesin! (Karagöz, 24.09.1921).

Kral: Aman madam, ne yediğimi cihan duydu, sana nasıl getiririm! (Karagöz, 05.10.1921).

Hacivat: Demek ki yakında bir oyun daha var.
Karagöz: Var ya. Paşam bir “şut” daha çekdi mi al bir “gol” daha! (Karagöz, 15.10.1921).

Mustafa Kemal Paşa: Öyle ise münasib bir sulh hazırlayalım. Çünkü dönüb dolaşub buraya gelecek gibi görünüyor. (Karagöz, 26.10.1921).

Mustafa Kemal Paşa: İki düşmanla birden uğraşmağa vaktimiz yok efendi, haydi işine! (Karagöz, 12.11.1921).

Mustafa Kemal Paşa: Sabret çorbacı, ilkbaharda nişanı sana ben takacağım fakat göğsüne değil, sırtına! (Karagöz, 24.12.1921).

