Selahattin Hilav’ın tanıtıcı nitelikteki kısa çevirisi bir yana bırakılacak olursa Aydınlanma’nın bu büyük yapıtı, hiçbir zaman Türkçe’ye tercüme edilmedi, ama acaba kullanıldı mı?
Aydınlanma Çağı’nın önde gelen düşünürlerinden Denis Diderot (1713-1784), Encyclopédie, ou dictionnaire raisonné des sciences, des arts et des métiers (Bilimlerin, Sanatların ve Zanaatların Sistematik Bir Sözlüğü veya Ansiklopedi) adıyla 1751-1772 yılları arasında yayımlanan muhteşem eserin “Ansiklopedi” maddesinin girişinde, Ansiklopedi’nin amacını şöyle açıklamıştı:
“Bu sözcük, bilgilerin art arda gelişi ve bir araya getirilmesi anlamını taşır ve eski Yunanca “en” bağlacı ile daire ve bilgi anlamına gelen adların (kyklos ve paideia) birleştirilmesinden ortaya çıkmıştır.
Gerçekten de Ansiklopedi’nin amacı şu yeryüzündeki bölük pörçük ve dağınık bilgileri bir araya getirmek, birlikte yaşadığımız insanlara, bu bilgilerin genel sistemini açıklamak ve bizden sonra gelecek insanlara aktarmaktır. Böylece daha önceki yüzyıllarda yapılmış çalışmalar, daha sonraki yüzyılların işine yarayacak ve daha bilgili hale gelmiş olan torunlarımız, hem daha erdemli ve hem de daha mutlu olacaklar ve biz de insan ırkına yakışır kişiler olarak ölüp gideceğiz.”[1]
Ansiklopedi Yazarları, hiç değilse baş-mimarları olan Diderot ve Jean le Rond d’Alembert (1717-1783), İngiliz filozofu Francis Bacon’un (1561-1626) “yeni bilim algısı”ndan derinlemesine etkilenmişler ve tasarılarını bu çerçevede gerçekleştirmişlerdi. Bu nedenle, “teknolojinin doğuşu”na da tanıklık edecek şekilde, bilimleri ve zanaatları birlikte tanıtmışlar ve zanaatlara beşerî uygarlık içinde hak ettiği yeri vermişlerdi.

Nitekim yine Diderot’nun yazdığı “Sanat” maddesinin bir yerinde şöyle bir yargı yer almıştı:
“Sanatlarla ilişkili şeyleri söylemeyi zorlaştıran, sağlam tanımların olmayışı ve çalışırken yapılan hareketlerin çeşitliliği değil, çok fazla olmasıdır. Hareketlerin çeşitliliğini anlamanın tek yolu, bu sanatların araçlarını ve ürünlerini sağladıkları avantajlar ya da insan zihnini yüceltmeleri açısından ele almak ve yakından tanımaktır. Gerçekten de hangi Fizik ya da Metafizik sisteminde, ipek eğirme ya da çorap yapma makinesindeki ya da Sırmacı, Tülbentçi ya da Çuhacı tezgâhındaki zekâdan, keskin görüşten ve tutarlılıktan daha fazlasına rastlanır? Hangi matematik kanıtlaması, bazı saatlerin mekanizmasından ya da bir üründe kullanılacak iplik elde edilmeden önce hintkenevirinin ya da ipekböceği kozasının geçirildiği işlemlerden daha karmaşıktır.”[2]
Selahattin Hilav’ın tanıtıcı nitelikteki kısa çevirisi bir yana bırakılacak olursa Aydınlanma’nın bu büyük yapıtı, hiçbir zaman Türkçe’ye tercüme edilmedi, ama acaba kullanıldı mı?
Peter Burke, Bilginin Toplumsal Tarihi’nde Diderot ve çalışma arkadaşlarının Encyclopédie’de zanaat bilgilerini kamuya açtıklarını bildirdikten sonra şöyle bir bilgi aktarır:
“Örneğin, 1770’lerde top imal edilirken Osmanlı sultanının bir askeri danışmanı, top dökümü (Alésoir) maddesini kullanmıştır.”[3]
Bu bilgi ilginçtir; çünkü en azından söz konusu tarihlerde Ansiklopedi’nin (hiç değilse bazı ciltlerinin) İstanbul’da mevcut olduğunu kanıtlamaktadır.

Kemal Beydilli’nin Türk Bilim ve Matbaacılık Tarihinde Mühendishâne, Mühendishâne Matbaası ve Kütüphânesi (1776-1826) adlı eserinin Mühendishâne Kütüphanesi’nde bulunan kitapların ve araç-gereçlerin isimlerini listelediği Dördüncü Bölüm’ünden de öğreniyoruz ki 1804 Şubat’ında Enderûn-ı Hümâyûn Hazinesi’nden Mühendishâne Kütübhânesi’ne aktarılan kitaplar arasında 35 ciltlik “Fransız lisânı üzere Ancuklopedya ta‘bir olunur ma‘a zeyl ü eşkâl kütüb” de yer almaktadır.
Burada söz konusu “Ancuklopedya” da hiç şüphesiz Diderot’nun ansiklopedisidir.[4]
Aynı yılın Kasım ayında, Humbaracı ve Lağımcı Ocakları Nâzırı Mustafa Reşid Efendi marifetiyle piyasadan alınarak Mühendishâne’ye verilen kitaplar arasında 9 ciltlik “Fransız lisânı üzere Ancuklopedya’nın tertîb-i fenn-i harbe dâ’ir kütübü” de bulunmaktadır.[5]
1806 Temmuz’unda ise yine Enderûn-ı Hümâyûn Hazinesi’nden çıkarılan ve Mühendishâne Kütübhânesi’ne aktarılan kitaplar içinde 147 ciltlik “Ancuklopedi Metodik”in yer aldığı da gözlenmektedir; malum olduğu üzere Panckoucke Ansiklopedisi olarak da bilinen Encyclopédie Méthodique, Diderot’nun Ansiklopedisi’ne dayandırılmış ve 1728-1832 yılları arasında Paris’te 166 cilt olarak yayınlanmıştır.[6]

Bu tanıklıklar ve bundan sonra bulunması olanaklı olan diğer belgeler, açıkça ortaya koymaktadır ki Fransız Aydınlanması’nın en önde gelen yapıtlarından birisi olan Ansiklopedi, oldukça erken denilebilecek bir tarihte Enderûn Kütüphanesi’ne alınmış ve daha sonra Mühendishâne Kütüphanesi’ne aktarılmıştır.
Ansiklopedi’yi edinmenin ardında yatan temel kaygının, öncelikle onun zanaatlar ve sanatlarla (ve özellikle de savaş sanayii ile) ilgili maddelerinden istifade etmek olduğu tahmin edilebilir; ancak hiç şüphe yoktur ki bu kütüphanelerden istifade etmek imkânına sahip olan gerek askerî ve gerekse sivil bürokratlardan Fransızca bilenler veya tercüman kullanabilenler, bilim ve felsefe ile ilgili diğer maddeleri de okuma ve dolayısıyla bu yoldan Aydınlanma Düşüncesi’nin temel niteliklerinden haberdar olma şansına kavuşmuş olmalıdır.
Bu durumda herhalde Aydınlanma geçmişimizi biraz daha erken bir tarihe çekmek gerekecektir!
[1] Diderot ve D’Alembert, Ansiklopedi ya da Bilimler, Sanatlar ve Zanaatlar Açıklamalı Sözlüğü (Seçilmiş Maddeler), Çeviren: Selahattin Hilav, İstanbul 1996, s. 127.
[2] Diderot ve D’Alembert, s. 259.
[3] Peter Burke, Bilginin Toplumsal Tarihi, Çeviren: Mete Tunçay, İstanbul 2001, s. 19.
[4] Kemal Beydilli, Türk Bilim ve Matbaacılık Tarihinde Mühendishâne, Mühendishâne Matbaası ve Kütübhânesi (1776-1826), İstanbul 1995, s. 279-280
[5] Beydilli, s. 281.
[6] Beydilli, s. 283.

