“Aşı teknolojisindeki gelişmeler ile yakın gelecekte sadece akciğer kanseri değil, insanların korkulu rüyası olan pek çok kanser türünde başarı sağlanacaktır.”
Haber: Okan Nurettin Okur
Akciğer kanseri, her yıl yaklaşık 1,8 milyon ölüme neden oluyor. Bunlardan yaklaşık çeyrek milyonu, yani 230 bin 700’ü tek başına AB’den geliyor ve bu da bölgedeki kanser kaynaklı ölümlerin yaklaşık beşte birini oluşturuyor. Sağlık Bakanlığı’nın en güncel verisi 2018 yılına ait. Bakanlığın bu rakamlarına göre Türkiye’de 2018 yılında 30.078 kişiye akciğer kanseri teşhisi konuldu. Kanserin yayıldığı ileri dönemlerde sağ kalım oranları özellikle düşüyor.
Şimdi uzmanlar, kanser hücrelerini tedavi edip yeniden ortaya çıkmasını engelleyen yeni bir aşıyı test ediyor. BNT116 olarak bilinen ve BioNTech tarafından üretilen aşı, hastalığın en yaygın formu olan küçük hücreli olmayan akciğer kanserini (NSCLC) tedavi etmek için tasarlandı. Uzmanlar, dünyanın ilk mRNA akciğer kanseri aşısının binlerce hayat kurtarma potansiyeline sahip, “çığır açıcı” bir keşif olduğunu söylüyor. BNT116’nın ilk insan çalışması olan 1. faz klinik çalışması, İngiltere, ABD, Almanya, Macaristan, Polonya, İspanya ve Türkiye olmak üzere yedi ülkedeki 34 araştırma merkezinde başlatıldı.
Bu çığır açıcı keşif hakkında bilgi almak üzere GazeteBilim Yayın Kurulu üyemiz Sayın Prof. Dr. İsmail Tayfun UZBAY’ın görüşlerine başvurduk.
BNT116 olarak bilinen ve BioNTech tarafından üretilen aşı, akciğer kanserini (NSCLC) tedavi etmek için kesin çözüm müdür, konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir, ayrıca aşı karşıtlığı hakkında neler söylemek istersiniz?
Üç yıl kadar önce m-RNA teknolojisinin aslında kanser aşıları için eskiden beri üzerinde çalışılan bir yöntem olduğunu, yani bilinmedik yeni bir şey olmadığını söylemiştim. Aşı karşıtları m-RNA üzerinden çok spekülasyon yaptılar. Covid-19 döneminde bu aşı tekniği kullanıldı ve salgının hızını keserek ölümleri azalttı. Ancak koruyuculuk süresi ile ilişkili sorun oldu. Yani tek aşı ile uzun süreli koruma olmadı. Akciğer kanseri için onaylanmasını olumlu ve umut verici bir gelişme olarak görüyorum. Ancak sahadaki uygulamanın sonuçlarını da sabırla bekleyip değerlendirmek lazım. Ne kadar süreli ve ne oranda koruyacak ya da tedavideki yeri ne olacak. Bunun için sahadan elde edilecek sonuçların bilimsel değerlendirmelerini görmemiz gerekiyor. Ben onay verilen formun da geliştirmeye muhtaç olabileceğini düşünüyorum, ama bu çok uzun bir zaman almayacaktır.
Aşı karşıtları ironik bir şekilde aşıyı savunanları küresel güçlerin ve ilaç şirketlerinin adamı olarak yaftalıyorlar ve gülünç duruma düşüyorlar.
Aşı teknolojisindeki gelişmeler ile yakın gelecekte sadece akciğer kanseri değil, insanların korkulu rüyası olan pek çok kanser türünde başarı sağlanacaktır. Aşı karşıtları ironik bir şekilde aşıyı savunanları küresel güçlerin ve ilaç şirketlerinin adamı olarak yaftalıyorlar ve gülünç duruma düşüyorlar. Aşı, koruyucu tıbbın en önemli silahlarının biridir ve koruyucu tıp demek daha az sağlık harcaması ve ilaca bağımlılığın azalması demektir. Asıl aşı karşıtları ve çevresindeki cehalet; ilaç firmalarının işine gelebilecek eylemleri ile koruyucu tıbba karşı çıkmaktadır.

