Elektrik hatlarının ormanlardan geçmesinin nedeni şirketlerin mâliyetlerden kısması ve böyle yaparak daha çok kâr elde etmesi. Onlar kazanacak diye ormanlardaki yangın tehlikesi artıyor ve bu durum resmî verilere de yansıyor: Orman yangınlarının 4’te 1’i elektrik iletim hattı kaynaklı! Mülkiyeti devlette ama kullanım hakkı şirketlerde olan ormanlarımıza nasıl kıyılıyor? Prof. Dr. Erdoğan Atmış sorularımıza ayrıntılı, somut ve veri temelli yanıtlar verdi.
Prof. Dr. Erdoğan Atmış
Ormancılık Politikası Uzmanı
Röportaj: Emrah Maraşo
GazeteBilim Genel Yayın Yönetmeni
Transkripsiyon: Sinem Kurt
Elektrik iletim hatları konuşuluyor. Yangınlarda rolü nedir, sorumluluk kimde?
Ormanların mülkiyeti devlette, kullanım hakkı şirketlerde
Elektrik iletim hatları konusunda yıllardır uyarıyoruz. Ormanda sadece elektrik iletim hatları değil, tahsisler yani madencilik, turizm ve buna benzer 80’in üzerinde tahsis var. Ormanlar parça parça sermayeye veriliyor, yani mülkiyeti devlette kalıyor ama kullanım hakkı bu şirketlere geçiyor. Elektrik iletim hatları da bunlardan biri.
Ormanlar işgal edilmiş durumda
Bu tahsislerin miktarı şu anda 839.000 hektara –yanılmıyorsam 840.000 hektar 2024 itibarıyla- çıktı yani ormanlarımızın yaklaşık %4’ü bu tür kullanımlara konu oluyor. Biz yıllardır diyoruz ki bu durum, ormanlardaki orman-insan etkileşimini artırdı. Ormanlardaki insan kalabalığının yoğunluğunu artırdı çünkü buralarda elektrik iletim hatları, trafolar var; buralara yollar yapılıyor, buradaki madende çalışan işçiler, onların kullandığı makineler, diğer iş yerlerindeki çalışma alanındaki işçiler… Bunların hepsi yangın çıkma riskini artırdı o yüzden ormanlar işgal edilmiş durumda. Ormanlar işgal edilmiş durumdaysa yangın çıkma riski de artıyor zaten.

Kent yangınlarını göreceğiz
Diğer tarafta 2B’yle orman dışına çıkan alanlar yerleşime açıldı yani şirketlere verildi; konutlar yaptılar, siteler yaptılar, bunlar için yollar yapıldı, bunlar için kullanım alanları yapıldı, bunlar hep orman içine yapılan yerleşimler. 2019’da dört meslektaşımla birlikte açıklamıştık: Artık kent yangınlarını göreceğiz. Evler yanacak, insanlar yanacak; o anlamda yanlış politikalar bunlar. Orman alanlarının 2B’yle dışarı çıkarılması ve bunların yerleşime açılması yanlıştır. Eğer orman çevresinde yerleşimler varsa bu yerleşimler de yangına dirençli şekilde planlanmalıdır, ona göre binalar yapılmalıdır diyoruz ama bunların hiçbiri dikkate alınmadı.
2019’da dört meslektaşımla birlikte açıklamıştık: Artık kent yangınlarını göreceğiz.
Ucuz olduğu için elektrik hatları ormandan geçiyor
Şimdi dönelim elektrik iletim hatlarına: Bakın elektrik iletim hatları ormandan geçmek zorunda değil ama en ucuz yöntem. Çünkü diğer alanlarda daha büyük kiralar vermeleri gerekiyor, özel şahsi arazilerden geçmesi gerektiği için. O yüzden bütün elektrik iletim hatları, büyük hatlar ormanlardan geçiyor ve kestirme yollar tabi bunlar; dağı aşıp geçiyorlar. Başka alternatif yoksa ormanlardan geçebilir ama ilk tercih oluyor ne yazık ki. Hem hattın kendisinde bakım çalışması yapılmıyor hem de o hattın geçtiği şeritteki kuru otlar temizlenmiyor, büyüyen ağaçlar temizlenmiyor. Tehlike arz ediyorlar ve her sene bu elektrik hatlarından çıkan yangınlar artıyor.
Yangınların 4’te 1’i elektrik iletim hatları kaynaklı
Bu, Orman Genel Müdürlüğünün kitaplarında, raporlarında da var ve biz bunu aktardık, veri olarak koyduk. Ne diyor Orman Genel Müdürlüğü? Her sene artıyor. 2021 yılında 140.000 hektar ormanımızın yandığı sene, bu yangınların 38.000 hektarı elektrik iletim hatları nedeniyle yandı. Bu %25’ine yani 4’te 1’ine denk geliyor. Daha da vahim bir durum var: Bizde orman yangınlarının nedenlerinin yarısını bilemiyoruz. Yani bu 140.000 hektar orman alanı yandı ama bunun 70.000 hektarının nedenini belki bilebiliyoruz ve bunun içinde yarısı o zaman %50’si. Yanan alanların %50’si elektrik iletim hatlarıyla yandı diyebiliriz. Tabi bu bir veriye dayanmıyor ama buradaki yangın nedenlerinin yarısının bilinmemesine dayalı bir öngörü bu sadece ama veri olarak söyleyeceğim: Yanan orman alanlarımızın 4’te 1’i bu elektrik iletim hatlarıyla yanıyor ve uyarıyoruz: Önlem alın, bakımı artırın, en azından artık yeni elektrik hattı tahsisini durdurun, yapmayın ama buna hiç dikkat etmiyorlar.

Ormancılık politikaları iflas etti
Burada kim sorumludur?Burada şirket sorumludur, elektrik dağıtımını yapan şirket kimse özel veya devlet sorumludur. Ama burada Orman Teşkilatı daha büyük sorumludur, neden? Bu tür izinleri habire verdikleri için, hiç bunun denetimini yapmadıkları için sorumludur. Şimdi burada sıradan vatandaş orman yaktığı zaman bulunuyor, hapse atılıyor, cezalandırılıyor. Bu izinleri verenler, bunların denetimini yapmayanlar cezalandırılmayacak mı? Sayın Vali açıklamış, İzmir Valisi “Şu an 4 yangın var, bunların hepsi elektrik kaynaklı, elektrik iletim hattı kaynaklı” diye. İzmir Valisi eklemiş: “Bu insan kaynaklı değil.” Hayır, bu da insan kaynaklı. Ülkeyi yönettiğini iddia edenlerin yanlış yönetimleri sonucu yanan ormanlarımız. İflas etmiştir ülkedeki bu politikalar, ormancılık politikaları. Orman yangınla mücadele politikası, uygulamaları da iflas etmiştir. Çaresiz kalmıştır. Ormanlar da çaresiz kaldı, halk da çaresiz kaldı. Herkes bir yerden gelecek yardımı bekliyor ama o yardımı getirecek olan kurum, halkın vergileriyle çalışan kurum ortada yok. Devlet ortada yok! Asıl sorun burada. Ama bunların hepsi o çarpık yapılaşma yani liyakatsizlerin oraya yerleşmesi, siyasi olarak bütün kararların verilmesi, toplumun ihtiyaçlarının gözetilmemesi, doğaya hiçbir saygı ve sevgi duyulmaması, doğanın korunması yönünde hiçbir gayret gösterilmemesi… Bunların hepsi bu yangınların artmasına ve yanan alanlarımızın yok olmasına neden oluyor.
Şu ana kadar bu yılın orman yangınlarını değerlendirdiğimizde sayısal olarak nasıl bir bilançoyla karşı karşıya kalıyoruz? Yangınlara karşı mücadelede bir başarı söz konusu mu?
Çok tehlikeli bir dönem geçiriyoruz
Veri olarak Orman Genel Müdürlüğünün sayfalarına ulaşamıyorum. Yurt dışında olduğum için mi, yoksa sayfada mı bir sorun var, bilemiyorum. Fakat Avrupa Birliğinin Copernicus, Europe’s Eyes on Earth diye bir sitesi var. Yangınları takip ediyor, bunun EFFIS diye bir sayfası var. Anlık yangınları takip ediyor ama bu Türkiye’deki sayılarla pek örtüşmüyor. O sayılara göre 94 yangın çıktı 2025 yılında ve şu ana kadar 46.986, yani yaklaşık 47 bin hektar ormanın yandığı iddia ediliyor ama Avrupa Birliğinin bu verileri sadece orman alanlarını değil, çevresindeki alanları da kapsıyor. Uydu verileriyle elde ediliyor. O açıdan bu çok büyük bir rakam ve böyle bir rakam değildir diye düşünüyorum. O yüzden aslolan Orman Genel Müdürlüğünün verilerini elde etmek. Ama şu görünüyor ki, Türkiye’de 2025 Haziran ayında yaşanan ve Temmuz’un ilk üç gününe yansıyan yangınlar çok tehlikeli bir dönem geçirdiğimizi gösteriyor. Neden? Bunu şöyle örneklendireceğim. Biz büyük yangınları 15 Temmuz’dan sonra görürüz. 15 Temmuz’dan sonra neden görürüz? Çünkü artık yaz kuraklığından sonra bitkiler kurumuştur, toprak kurumuştur, her yer kurumuştur, nem açığı çok yoğunlaşmıştır. Bir kıvılcım bile hemen yangının başlamasına ve yangının hızla yayılmasına neden olur ve o yüzden bu yangınlara müdahale etmek çok zordur. Yani hangi ülkede olursa olsun zordur bu tür yangınlara erken müdahale etmek. Ve siz erken müdahale fırsatını kaçırdığınız zaman yangın büyür, yayılır, hızla yayılır ve çok büyük yangınlara dönüşür. Biz de onlara mega yangın deriz.
Biz büyük yangınları 15 Temmuz’dan sonra görürüz. 15 Temmuz’dan sonra neden görürüz? Çünkü artık yaz kuraklığından sonra bitkiler kurumuştur, toprak kurumuştur, her yer kurumuştur, nem açığı çok yoğunlaşmıştır.
Yaşadığımız bu yangınlar bitiş mi yoksa bu yaz için başlangıç mı? Yani tehlikeli dönem geride mi kaldı yoksa henüz her şey yeni mi başlıyor?
Mega yangınlar 15-30 Temmuz arası oluyor
İki yıl önce yaptığımız çalışmada orman yangınların sayısal analizinde 1937’den beri olan yangınları çıkardık. Ve büyüklüğüne göre ilk 20 yangını sınıflandırdığımız zaman 15 Temmuz-30 Temmuz arasındaki dönemde büyük yangınların, mega yangınların çoğunun olduğunu gördük. Yangın her zaman çıkıyor ama bunların büyük yangına, mega yangına dönüştüğü zamanlar 15 Temmuz-30 Temmuz arasında oluyordu. Ağustos’ta da büyük yangınlar vardı. Mega yangına dönüştüğü zamanlar 15 Temmuz-30 Temmuz arası… Ağustos’ta da büyük yangınlar vardı. Haziran ayında 2022 yılına kadar hiç büyük yangın görünmüyor. Bu kadar büyük bir yangın, ilk 20’ye giren yangın yoktu ama 2022 yılındaki Marmaris-Bördübet yangını yaklaşık 4.300 hektar bir sahayı almıştı. Haziran ayında ilk gördüğümüz büyük yangın, mega yani. İlk 20’ye giren yangındı bu şekilde. O açıdan çok ürkmüştük. Haziran ayında mega yangınlar olması büyük bir tehlike. Çünkü Haziran’da yangınlar başlarsa, bu Temmuz’da daha da yoğunlaşır. Ağustos’ta da devam eder bu şekilde. Sonuçta yanan orman miktarı hiç beklemediğiniz kadar büyük bir rakama ulaşabilir. Şimdi bu senenin yangınlarına baktığımız zaman, EFFIS’in verilerine göre 46.986 hektar görünüyor bugün itibarıyla yanan orman miktarı. Ama bu yanan, orman değil hepsi dediğim gibi. Çevresindeki alanları da alıyor bu değerlendirmeye. Ama yine EFFIS’e göre, 3 Temmuz’a kadar, geçen yıl bütün yılda yanan orman miktarı 120.000 hektar olmuş. Şu anda onun yarısına yakını yanmış ormanların. Ama baktığınızda 2022’de EFFIS verisi 15.685 hektar yani bu veriler çok güvenilir değil. Yani benim analiz edeceğim şekilde güvenilir veriler değil.
Yangını siz söndürmüyorsunuz, enerjisini kaybediyor
Şunu demek istiyorum: biz Haziran’da çok büyük yangınlar gördük. Bunları Orman Genel Müdürlüğü açıklayınca, resmen açıklayınca biz de tam olarak öğrenmiş olacağız kaç bin hektar alanımız yanmış diye… Ama İzmir’de gerçekleşen bu yangınlar, Bilecik’te gerçekleşen, Sakarya’da gerçekleşen yangınlar, diğer illerde gerçekleşen yangınlara baktığımızda bunların çoğu bin hektarı geçti diye tahmin ediyorum.
Çok büyük bir tehlikeyle karşıyayız biz bu yıl. Buna karşı ciddi önlemler alınması lazım. Ama ne yazık ki Orman İdaresi, yöneticiler, hükümet, iktidar gene aynı duyarsızlığı gösteriyor. Aynı şekilde propaganda ile işi halledeceğini sanıyor.
Büyüklük olarak, yanan alan miktar olarak bu da çok büyük. Yani çok büyük bir tehlikeyle karşıyayız biz bu yıl. Buna karşı ciddi önlemler alınması lazım. Ama ne yazık ki Orman İdaresi, yöneticiler, hükümet, iktidar gene aynı duyarsızlığı gösteriyor. Aynı şekilde propaganda ile işi halledeceğini sanıyor. Sanki hiçbir şey yokmuş gibi davranıyor. Dün akşam Tarım ve Orman Bakanı bir açıklama yaptı. Orman yangınlarına karşı çok başarılıyız. Şu kadar yangın oldu, bunların hepsini söndürdük, sadece 3 tanesi devam ediyor diye. Lütfen yapmayın, bunu yapmayın. Gerçekten büyük bir tehlike içindeyiz. Bunu görmüyor musunuz? Halkı yanıltmayın. Yangınlar sönüyor. Tabii yangını ilk başlarda gidip müdahaleyle söndürürsünüz. Büyüdükten sonra siz söndürmüyorsunuz. Yangın doğal sınırına geliyor. Enerjisini kaybediyor ve yangın bitiyor. Siz söndürmüyorsunuz. Bunu bilmeniz lazım Sayın Bakan. Bunu size aşağıdaki bu işi bilen insanların söylemiş olması lazım. Siz söndürmüyorsunuz.
Kim kurtaracak bizi
Asıl sorun bu yangınlar niye başlayınca erken müdahale edemiyor ve söndüremiyorsunuz? Ve bu yangın da büyük yangınlara dönüşüyor. Bunu sorgulamamız lazım bizim. Ama sorgulamıyoruz. Hiçbir şeyi sorgulamadığımız gibi bu ülkede bunu da sorgulamıyoruz. Ve insanlar çaresiz. Ormanlar çaresiz. Ormandaki bütün canlılar çaresiz durumda. Bakıyoruz, kim kurtaracak bizi? Kim kurtaracak? Hani Bakan dedi ya Rabbim yağmur yağdırdı. Rabbim yağmur yağdı da kurtar bizi mi dememiz gerekiyor? Ama o kadar da şanslı olmuyoruz her zaman.

