Anketler her araştırma sorusunun cevabını vermez. Siyasi kararları anlamak da buna dâhildir.
Hepimizin büyük bir heyecanla beklediği 2023 Türkiye Genel Seçimleri nihayet sonuçlandı. Her seçimde olduğu gibi bu seçimde de sonuçlar açıklandıktan hemen sonra anket şirketlerinin neden yanıldığını konuşmaya başladık. Anket şirketleri diyorum, çünkü araştırma şirketi diyebilmemiz için şirketin bilimsel teknikleri doğru bir şekilde uygulaması, belli araştırma standartlarını izlemesi ve örneklem seçiminden raporlanmasına kadar tüm süreci etik çerçevede, konunun uzmanları tarafından gerçekleştirmesi gerekir. Ve bu seçimlerde yapılan birçok araştırmanın tasarımına ve sonuçlarına baktığımızda güvenilirlikten ne kadar uzak olduğunu gördük. Toplumun geneli olarak da araştırmalardaki birçok teknik, bilimsel detayı bilemediğimiz için doğal olarak açıklanan her sonuca güvendik.
Bu doğrultuda, hem bir istatistikçi hem nöropazarlamacı olarak anket sonuçlarının neden yanılttığını, anketin bir yöntem olarak siyasi araştırmalarda ne kadar etkili olduğu, anketlerdeki metodolojik hatalar ve anket şirketlerinin hataları olmak üzere üç ana başlık altında aktarmaya çalışacağım.
Siyasi kararlar anketlerle ölçülebilir mi?
Burada öncelikle anket tekniğinden ve bu tekniğin nasıl uygulandığından kısaca bahsedeyim.
Anketlerde ilk olarak, araştırmayla hangi içgörüyü açığa çıkarmak istediğimiz, hangi kararı anlamaya çalışacağımız belirlenir. Bu anketler, toplumu temsil ettiği düşünülen belli bir örneklem grubu seçilerek gerçekleştirilir. Örneklem anakütlenin küçük bir kesimini oluşturur, dolayısıyla nasıl seçildiği, kimlerden oluştuğu ve büyüklüğü son derece kritiktir. Sonra anket soruları tasarlanır ve örneklemle nasıl iletişime geçileceği belirlenir. Son olarak, sahadan elde edilen veriler analiz edilir ve anlamlı çıktılara dönüştürülüp raporlanır.
Örneklem anakütlenin küçük bir kesimini oluşturur, dolayısıyla nasıl seçildiği, kimlerden oluştuğu ve büyüklüğü son derece kritiktir.
Anketler insanlara direkt soru yönelterek cevap aldığımız bir araştırma yöntemidir. Ancak, her içgörüye anketlerle ulaşmaya çalışmak -her ne kadar pratik ve bilindik bir yöntem olsa da- doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü, anketler her araştırma sorusunun cevabını vermez. Siyasi kararları anlamak da buna dâhildir. Özellikle, siyasette her şeyin son 24 saat içinde bile değişebileceği, Türkiye’de kararsız kesimin büyük bir çoğunluk olduğu ve bu kesimin kararının sandık başında bile değişebileceği göz önünde bulundurulursa, tek başına insanlara soru sorarak içgörü açığa çıkarmak çok gerçekçi bir yaklaşım olmayacaktır. Bugün anketlerde A partisine oy vereceğim diyen biri, yarın sandık başına gittiğinde B partisine oy verebilir. Buradaki en büyük yanılgı siyasi kararların kişilere soru sorarak açığa çıkarılabilecek bir şey olduğunun sanılmasıdır.
Ancak bu durum sadece Türkiye’ye özgü değil elbet, dünyada da böyle. 2016 ABD başkanlık seçimlerinde yapılan anketlerle büyük bir ölçüde Hillary Clinton’ın başkan olması öngörülüyorken, şaşırtıcı bir şekilde Donald Trump’un kazanması anketlerin insanların siyasi kararlarını tam olarak yansıtamadığını bir kez daha ortaya koymuş oldu. İnsanların kararlarını etkileyen değişkenler düşünüldüğünde anketlerin hâlâ dünyada yaygın olarak tercih edilen bir yöntem olması ilginçtir.

Oy vermenin görsel bir karar olduğunu gösteren nörobilimsel araştırmalar mevcuttur. Princeton Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırma, siyasetçilerin dış görünüşünün kişiliğiyle ilgili algılarımızı önemli ölçüde etkilediğini göstermiştir. Beynimiz görsel hareket eder, buna göre karar verir ve bilinç düzeyinde seçimini buna göre rasyonelleştirir. Bunun gibi, ilkel beyin tarafından verilen kararları anketlerle ölçmek zordur. Çünkü, bu kararlar bilinçdışı birçok faktörden etkilenir ve kişinin kendisi dahi çoğu zaman bunun farkında olmaz.
Diğer yandan, anket sorularının nasıl kurgulandığı ve soruların nasıl sorulduğu verilecek cevabı etkileyebilir. Burada anket sorularının uzmanlar tarafından tasarlanıp sorulması gerekir. Bir soruyu birkaç farklı şekilde sorabilirsiniz ama nasıl sorarsanız karşı taraftan ona göre yanıt alırsınız. Dolayısıyla, anket sorularının hiçbir şekilde yönlendirme yaratmadan, doğru bir şekilde tasarlanması gerekir. Anketör ile katılımcı karşılaşması ise yüklü bir sosyal iletişim olayıdır. Anketi gerçekleştirenler genelde uzman olmayan saha çalışanları olduğundan, sesinde yaptığı tonlamalar, vurgular dahi katılımcıların yanıtlarını etkileyebilir ya da kişi bilinçli olarak gerçek görüşünü ifade etmek istemeyebilir.
İnsanlar hissettiklerini düşünemiyorlar, düşündüklerini ifade edemiyorlar ve söylediklerini yapmıyorlar”.
David Ogilvy
Hangimizin anketlere bilinçli bir şekilde doğru bir yanıt verdiği de bir soru işareti tabii. Söz konusu siyasi tercihler olduğunda gerçek görüşümüzü ifade etmek istemeyebiliriz. Sosyolojik, psikolojik birtakım faktörler burada önemli bir etmendir. Yanlış anlaşılmamak, dışlanmamak vb. nedenlerle söylemlerimiz ve eylemlerimiz farklılık gösterebilir. Ünlü reklam ajansı Ogilvy’nin kurucusu David Ogilvy’nin çok sevdiğim meşhur bir sözü vardır: “İnsanlar hissettiklerini düşünemiyorlar, düşündüklerini ifade edemiyorlar ve söylediklerini yapmıyorlar”. Bu söz bile tek başına bize insanların kararlarının duygusal faktörlerden etkilendiğini ve gerçek düşüncelerinin, ifadelerinin ve davranışlarının farklılık gösterebileceğini özetlemektedir. Söylem ve eylem arasındaki farkı anlayıp daha gerçekçi sonuçlara ulaşmak için anketler büyük veri analitiği ve bilişsel araştırma teknikleriyle desteklenmelidir. Seçmenin sosyokültürel bir varlık olduğu gözardı edilip daha derin metotlar uygulanmadan tek başına anketlerin uygulanması biraz boşa çabadır.
Anketlerdeki metodolojik hatalar
Diyelim ki anket yapacağız. O halde bunun son derece titizlikle, uzmanlar tarafından uygulanması gerekir. Çünkü, istatistik kuralları olan bir bilimdir. Uzmanlığı istatistik olmayan kişilerin uygulayacağı, analiz edeceği anketler elbette güvenilir sonuçlara ulaştırmayacaktır.
Anketler çalışılırken gördüğümüz hatalar kapsamdan, örneklemden ve ölçümden kaynaklı olabilir.
Kapsam hatası
Bu hata örneklemin anakütleyi temsil gücünden kaynaklıdır. Eğer, seçilen örneklem grubu gerçek kitleyi yansıtmıyorsa elbette sonuçlar hatalı çıkacaktır.
Bu hatayı en aza indirgeyebilmenin yolu, temsil gücü yüksek bir örneklem çerçevesinden olasılıklı örneklem yaklaşımı kullanarak seçim yapmak olabilir. Olasılıksız örneklem yaklaşımı temsil gücünü düşürebilir. Örnek olarak da Twitter’da yapılan anketler gösterilebilir. Çok kez sosyal medyada da belirttiğim üzere, sosyal medya anketleri seçim kararlarını anlamada bir anlam ifade etmez. Çünkü temsil gücü düşüktür. Türkiye’de seçmenlerin çok büyük bir çoğunluğu Twitter ya da genel olarak sosyal medya kullanıcısı değil. Böylece, aslında temsil gücü yüksek bir kitle gözardı edilmiş olunuyor.

Örneklem hatası
Örneklemin büyüklüğü de araştırmanın sonucunu etkiler. Burada yararlandığımız istatistiksel hesaplamalar var ancak bu kadar teknik detaya inmeyeceğim. Sadece şunu bilmeliyiz ki, bu gibi siyasi araştırmalar için yürütülen bilimsel çalışmalarda %95 güven aralığıyla kabul edilebilir hata payı oranı +/- %2’dir ve bu hata oranı için ihtiyacımız olan örneklem büyüklüğü 1225 kişidir. Ancak hata payındaki ufak düzeltmeler için daha fazla gözlem eklemek gerekebilir. Genel olarak 2000-3000 kişi arası örneklemle %2’lik hata payı yakalanabilmektedir.
Ölçüm hatası
Ölçüm hatası anket soruları ve kullanılan ölçeklerden kaynaklı hatalardır. Yukarıda da belirttiğim gibi, anket sorularının tasarımından kaynaklı hatalar olabilir. Ya da katılımcı ankete bilerek farklı yanıt verebilir, soruyu yanlış anlayabilir, dolayısıyla gerçek yanıtını ifade etmeyebilir.
Soruların sıralaması, nasıl sorulduğu ve sorular için kullanılan ölçekler de bu seçimde gördüğümüz diğer yaygın hatalar arasındadır. Örneğin, 5’li likert kullanılmaması gereken sorularla tercihlerin açığa çıkarılmaya çalışıldığı kamuoyu araştırmaları yayınlandı. Bu tip hataların önüne geçmek için araştırmanın geçerliliğinin ve güvenilirliğinin sınanması, bunun için de bilimsel araştırma standartlarının izlenmesi gereklidir.
Peki, anket şirketleri nerede hata yaptı?
Buraya kadar konuştuğumuz hatalar genel olarak anket yönteminden kaynaklı hatalardı. Peki, anket şirketlerinin araştırmalarını büyük bir titizlikle gerçekleştirdiğinden ve güvenilir bir şekilde sunduğundan emin miyiz? Benim cevabım, “hayır”.
Öncelikle, gözlemlediğim kadarıyla yapılan anketlerde istatistiksel hatalar çok yaygındı. Anketler ciddi ve dikkatli uygulanması gereken yöntemlerdir. Yanlış örneklem modelleri, yanlış analizler yanlış sonuçlar demektir. Maalesef ki, her kamuoyu araştırma şirketi bu anlamda yeterince donanımlı değil. Bu şirketlerin çalışma şekline baktığımızda aslında analiz ve raporlama yaptığını, sahada işi yürütenlerin ise genelde alt yükleniciler olduğu görüyoruz. Sahadaki kişilerin alanında uzman olmaması verilerin ne kadar doğru toplandığı sorusunu beraberinde getiriyor. Kaldı ki, bu verilerin analizlerini ve raporlamalarını yapanlar da her zaman istatistik alanında uzmanlaşmış kişilerden oluşmuyor.
Sahadaki kişilerin alanında uzman olmaması verilerin ne kadar doğru toplandığı sorusunu beraberinde getiriyor.
Bilimsel araştırmalarda şeffaflık ve tarafsızlık esastır. Kamuoyu araştırma şirketlerine baktığımızda tarafsızlıktan ne kadar uzak olduklarını net bir şekilde gördük. İçlerinde belli siyasi partilere yakın olan ve bu partilere çalışıp algı yaratmaya yönelik çalışan firmalar oldu. Çünkü, ne yazık ki bu şirketlerin para kaynağının büyük bir kısmı bu partilerden geliyor ve şirket kârlılığını göz önünde bulundurduğunda partilerin duymak istediği sonuçları yayınlayabiliyor. Şeffaflığa gelince de bazı araştırma şirketleri sadece sonuçları yayınladı ama arka planda çalışma detaylarını açıklamadı. Hatta bu şirketler arasında ilk turda yanıldıklarını görünce, yayınladıkları sonucun arkasında olmayıp seçime kadar yayınladıkları bütün sonuçları sosyal medya akışından silen şirketler oldu.
Hemen her hafta bir araştırma yürütmek tabii ki maddi olarak büyük bir bütçe gerektirir. Çok büyük bir örneklemle çalışmalısınız ve bu örnekleme ulaşabilmek son derece masraflı bir iştir. Bu nedenle de birçok araştırma yüz yüze değil, CATI gibi telefon üzerinden, bilgisayar destekli bir metotla gerçekleştirildi. Bu yöntem hızlı bir veri toplama yöntemi olabilir. Ama gerçek bir araştırmacı için verinin güvenilirliği veri toplama hızından daha önemlidir. Rastlantısal, veritabanından yapılan aramalarla gerçekleştirilen anketlerin gerçeği yansıtmayacağı belliydi. Dijital anketler ve telefon anketleri yöntem hatasından dolayı tahminler ile gerçek sonuçlar arasında büyük fark oluşturdu. Hatta, bu noktada bazı araştırma şirketleri, TV kanallarına çıkıp deprem bölgesinde anketlerin yüz yüze yapılmadığını, katılımcılara daha çok telefonla ulaştıklarını ve bu nedenle de depremin yansımalarının tam olarak anlaşılamadığını kendileri de itiraf etti.

Diğer yandan, öngörülemeyen bazı siyasi hamleler de yaşandı. Mesela, son dakika Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanlığı adaylığından çekilmesi nedeniyle 72 saat içinde oluşabilecek kaymalar anket şirketleri tarafından öngörülemedi.
Tüm bu hatalar aslında önüne geçilebilir hatalardır. Sadece bu alanda çalışan şirketlerde doğru araştırma tekniği kullanımı ve bilimsel anlayışın hâkimiyeti gerekli. Konu uzmanlarınca ele alınmalı ve maddi kaygılar ya da bütçe kısıtları nedeniyle araştırmada hatalara yer bırakılmamalıdır. Araştırma şirketlerinden kaynaklanan hatalar için de tarafsız bir denetleme sistemi olmalı. Bu şirketlerin faaliyetleri şirket dışından kişi ya da kurumlarca denetlenmeli, usulsüzlükler varsa tespit edilmeli ve toplumu yanlış bilgilendirmenin önüne geçilmelidir.
Umarım, gelecekte yürütülecek araştırmalar için bu seçimden gerekli dersleri çıkarırız ve bundan sonraki seçimlerde araştırma şirketlerinden çok daha kaliteli, tutarlı ve güvenilir araştırma sonuçları duyarız.
Kaynak
Mercer, A., Deane, C. & McGeeney K. (2016), Why 2016 election polls missed their mark
Morin C., Renvoise P., Beyindeki İkna Kodu, sf. 116
İlhan, A. O. ve Deniz, E. (2021). “Anket Metodolojisinde Dört Ana Hata Türüne Giriş” Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2021 Sayı 42:Özel sayı 1, Denizli, ss.Ö199-Ö214.

