Alternatif gerçeklerin dünyasında yaşamıyoruz. Kanıtların gösterdiklerine gitmeliyiz. Şu anda Büyük Patlamanın bir efsane olduğunu ileri süren hiçbir şey yok. Sabit bir evren fikri, evrenimizin sonsuza kadar yaşayacağı ve bununla birlikte genişlemeyeceği anlamına gelir.
Yazan: Stav Dimitropoulos
Çeviren: Feryal Şimal Güneş
Bazı araştırmalar Büyük Patlama Teorisi’nin, Doppler Etkisi’ne dayanmasından dolayı bir mit olabileceğini ileri sürüyor. Bu fikir evrenin ne genişlediğini ne de küçüldüğünü iddia ediyor; sabit, başlangıçsız ve sonsuz olduğunu ileri sürüyor. Ancak diğer bilim insanları için bu iddia mantıksal bir sıçramadır ve Büyük Patlama Teorisi evrenin oluşumuna dair mevcut en iyi açıklamadır.
Peki ya evrenimizin nasıl oluştuğuna dair geçerli bir teori olan Büyük Patlama hiç gerçekleşmemişse? Ya evren küçük yoğun bir ateş topundan genişlemiyorsa, bunun yerine 13.8 milyon yıldır başlangıcı ve sonu olmayan sabit bir halde bulunuyorsa? 2022’de Progress in Physics’te yayınlanan ilginç bir analizde Büyük Patlamanın bir fiyasko olabileceği iddia edildi. Çünkü teori Avusturyalı matematikçi ve fizikçi Christian Doppler’in 1842’de öne sürdüğü, fizikte dönüm noktası bir teori olan Doppler etkisi veya Doppler kaymasına dayanıyor.
Doppler etkisi ışığın, sesin ve diğer dalgaların frekansında algılanmış olan artma ve azalmanın, bir kaynağın ve bir nesnenin birbirine doğru nasıl hareket ettiğine bağlı olduğunu açıklar. Uzayda Doppler etkisi gezegensel cisimlerin yaydığı ışığı etkiler. Eğer uzaydaki bir cisim bizden uzağa hareket ediyorsa ışığı dağılır ve kırmızıya kayar. Ancak bize doğru hareket ediyorsa ışık dalgası yoğunlaşır ve maviye kayar. Gökbilimciler için gün gibi açık olan bu durum, uzayda mavinin yakın, kırmızının uzak anlamına gelmesinden dolayıdır. Yıldız ışığı ölçümleri şimdiye kadar tüm galaksilerin kırmızıya kaydığı sonucuna varmıştır. Diğer bir deyişle bu gözlem evrenin devamlı genişlediğini söyleyen Büyük Patlama Teorisi’ni desteklemektedir.
Ancak merak uyandıran çalışmanın yazarı Jack Wilenchik hareketin kırmızıya kayma anlamına gelip gelmediğinden yüksek derecede kuşku duyar. Aslında o, Doppler etkisinin Büyük Patlama Teorisi’ni çürüten zayıf bir nokta olduğuna inanır.
Evrenin Büyük Patlama’yla başlamadığını varsaymak için bir neden mi?
Wilenchik, Popular Mechanics’te “Doppler etkisi kimsenin deneysel kanıtla desteklemediği 180 yıllık bir teoridir” iddiasında bulundu. Avukat ve amatör astronom olan Wilenchik güneş sistemindeki farklı gezegenlere ve uydulara bakmak için İngiliz astronom William Huggins’in ilk olarak 1868’de kullandığı basit bir spektroskopi (tayf ölçüm) testi ödünç aldı. Spektroskopi, yıldız gibi astronomik bir cisimden gelen ışığın yoğunluğunu tanımlayan işaretler, haritalar veya spektrumların ölçülmesidir. Wilenchik ayrıca Hawaii merkezli Keck Gözlemevindeki -çevrimiçi ulaşılabilen- spektrometrelerden gelen verileri kullandı. Çalışmasının sonucunda evren hakkında uyumsuz, farklı bir fikir belirdi: Yorgun Işık Modeli.
İsviçreli Astronom Fritz Zwicky’nin 1929’daki parlak fikri olan Yorgun Işık Hipotezi’nde evrenin kırmızıya kaymasını, ışığı oluşturan elektromanyetik enerjinin küçük paketleri olan fotonların kozmostan geçerken enerji kaybetmesi gerçeğine bağladı. Enerjinin azalması veya artması bir hareketi zorunlu kılmadığından genişleyen evren var olamaz. Bu model gösteriyor ki basitçe ışık zamanla enerji kaybeder ve bu yüzden evrenin sabit olması gerekir.
“Alternatif gerçeklerin dünyasında yaşamıyoruz. Kanıtların gösterdiklerine gitmeliyiz. Şu anda Büyük Patlamanın bir efsane olduğunu ileri süren hiçbir şey yok.”
Wilenchik “Hayır, evren patlayan bir atom veya başka bir şey ile başlamadı.” der. Belçikalı rahip, fizikçi ve astronom Georges Lemaitre ilk olarak 1927’de önerdiği ilkel atom teorisine karşı çıkar ve “Evrenin başlangıcı ve sonu yoktur.” der. (Daha sonra astronom Fred Hoyle, Lamaitre’nin kozmik köken fikri için “Büyük Patlama” terimini icat etti ve bu terim kaldı.)
Ancak özellikle onun galaksileri atomlar ve yıldızları ışık olarak incelemesi ilgi çekicidir (bunun hakkında online kolayca ulaşılabilen bir kitap yazdı.). O “Evren genişlemediği ve daralmadığından gökyüzünde büyük sarmallara ve yıldızlar adı verilen çok tuhaf ve benzersiz şeylere sahibiz.” der.
Burada şunu anlatır: 1800’lerin sonlarında, Lord Kelvin olarak bilinen İskoç-İrlandalı fizikçi William Thomson atomun “eter”deki bir “girdap” olduğunu ileri sürdü. Aynı fikirde olan Wilenchik atomların, galaksilerin, büyük galaksi kümelerinin ve süper galaksilerin çekirdeklerinde spirallere sahip olduğunu söyledi; çünkü aynı girdap yapısı makroskopik seviyeden mikroskopik seviyeye tüm kozmosa nüfuz ediyordu. Ona göre Evren sonsuz büyüklükte aynı zamanda sonsuz küçüklükteydi ve asla sonu yoktu; yıldızlar ışığın tuhaf demetiydi. Ancak herkes aynı fikirde değil.
Wilenchik’in çıkarımlarında Doppler Etkisi Teorisi’ni yeniden değerlendirmeye ihtiyacımız var.

Büyük Patlama Teorisi niçin şu ana kadarki en iyi açıklama?
Fordham Üniversitesi Fizik Bölümünden Asistan Profesör Dr. Stephen Holler, Popular Mechanic’te “Büyük Patlamanın Doppler etkisine dayanmasından dolayı büyük bir fiyasko olduğu kabulü mantıkta büyük bir sıçramadır. Doppler teorisi defalarca test edildi ve desteklendi.” diyor.
Doppler etkisi bugün tümüyle açıklayabildiğimiz bir dalga etkisidir. Ses örneğini ele alalım. Hareket eden bir aracın hareket şekli, özellikle ambulans veya itfaiye gibi hızlı hareket eden bir aracın, kulaklarınızı acıtması ya da araç size yaklaşırken ve uzaklaşırken kaybolması dalganın kısalması veya uzamasına iyi bir örnektir der gözlemci Holler. Doppler velosimetre (kan akışını ve 3D ultrason görüntülerini ölçen bir test) gibi tıbbi uygulamalar da varlıklarını Doppler etkisine borçludur. Wilenchik’in argümanının merkezine, yani kırmızı ve mavi kaymaların gezegenimsi nesnelerin nasıl hareket ettiğine dair tahminlere karşılık gelmediği düşüncesine gelindiğinde Holler, Doppler olmaksızın dünya dışı keşiflere kalkışmamızın uygulamada başarısız olacağını ifade eder.
Holler “Dünya dışında, Doppler Spektroskopisi vasıtasıyla Dünya üzerindeki kimyasallardan gözlemlenen bilinen çizgilerle spektral çizgilerin benzerliğini kaydederek yıldızların ve gezegenlerin kimyasal bileşimini bağdaştırabildik.” diyor. Doğru, Büyük Patlama Teorisi eğer doğruysa asla bilemeyebiliriz ancak evrenin kökeni hakkında şu anda en iyi tanımlama budur diye devam ediyor. Holler “Wilenchik’in mümkün olmayan ilkel atom teorisini belirttiği verileri kendisine analiz etmeleri için diğerlerine güvenen bir orjinalist olduğu açıktır.” diye ekliyor. Ancak teori, bilimin alanına neredeyse çok uzun zaman önce, kanıtlar gelmeye ve yorumlanmış olmaya başladığında girdi veya diğer bir deyişle neyi bilmediğimizi bilmediğimizde: “Alternatif gerçeklerin olduğu bir dünyada yaşamıyoruz. Kanıtların gösterdiklerine gitmeliyiz. Şu anda Büyük Patlamanın bir efsane olduğunu ileri süren hiçbir şey yok.” diyor Holler.
Antik Yunan mitolojisinde, tanrılar gökyüzünü, doğuşun ve yok oluşun hareketlerini yönetir. Wilenchik’e göre bu bir rastlantı değildir. Hâlâ Yunan tanrılarının adını taşıyan gezegenlere sahip olmamız (Romalılar daha sonraki adların çoğunu “Romalılaştırsa” bile) bir tür kozmik sembolizm taşır. Phoenix merkezli avukat, “Eğer ilahi olan şeyleri yaratan ve yok eden biriyse, o zaman galaksiler kendi yollarında ilahi olabilir.” iddiasındadır. Wilenchik, sembolik ve pragmatik arasında olağandışı paralellik olmasa da bunlar arasında bir çekicilik çizerek bu sembolik mirasın teorinin ötesine geçebileceğini ima eder. Bu, evrenin genişlemesini anlamak için çok önemli olan Doppler etkisi gibi kozmolojik teorinin ilkelerinin yeni bir incelemesine ilham olabilir.
Wilenchik “Bizden ne zaman yaklaştığını veya uzaklaştığını ve ne kadar hızlı hareket ettiğini bildiğimiz için Merkür gibi bir gezegenin hareketlerini gözlemleme aracılığıyla Doppler teorisini yeniden inceleyebiliriz.” diyor. Bu yolla, kırmızıya mı maviye mi kayıp kaymadığını uygun bir şekilde görebiliriz.
Wilenchik’in iddia ettiği gibi Büyük Patlama teorisine çok uzun zamandır alışmış bulunuyoruz ve bunun gibi derinlemesine bir inceleme bize evrenin nasıl çalıştığına dair derin bir anlayış sağlayabilir. Bir patlamayla mı başladık yoksa yeni başlangıçları aşırı mı önemsiyoruz?
Kaynak: https://www.popularmechanics.com/space/deep-space/a60454807/big-bang-alternative-theory

