Phaselis yalnızca geçmişin sessiz bir kalıntı topluluğu değil; antik dünyanın ticaret ahlakını, denizcilik bilgisini ve kültürel sürekliliğini bugüne taşıyan yaşayan bir mirastır.
Azranur Bülbül, Ceren Törer, Ezgi Uygan & Zeynep Çiftçi
Phaselis, Akdeniz kıyı kuşağında Olympos-Beydağları Milli Parkı sınırları içerisinde yer alan, yüksek biyoçeşitliliğe sahip ve zengin tarihsel kalıntılar barındıran çok katmanlı bir peyzajdır. Ancak bu alan yalnızca geçmişin sessiz bir kalıntı topluluğu değil; antik dünyanın ticaret ahlakını, denizcilik bilgisini ve kültürel sürekliliğini bugüne taşıyan yaşayan bir mirastır.
M.Ö. 7. yüzyılda Lakios önderliğinde temelleri atılan bu kent, daha kuruluş aşamasında bile diğer kolonilerden ayrılan sıra dışı bir başlangıca imza atmıştır. Efsaneye göre bu yarımada, yerel bir çoban olan Kylabros ile yapılan ilginç bir pazarlık sonucunda yalnızca bir miktar “kuru balık” karşılığında takas edilmiştir. Bu mütevazı ama stratejik başlangıç, kentin ilerleyen yüzyıllarda Akdeniz’in en işlek limanlarından birine dönüşeceğinin erken bir işareti olarak okunabilir.
Kentin sembolü olan hızlı ve dayanıklı Phaselos gemileri, yerel bilgi ile denizcilik teknolojisinin birleşimini temsil eden özgün bir tasarım anlayışının ürünüdür. Bugün koruma ve yönetim stratejileriyle geleceğe taşınmaya çalışılan bu alan, kuru balıkla başlayan bir hikâyenin küresel ticaret ağlarına uzanan dönüşümünü simgeleyen benzersiz bir liman kültürünü temsil eder.
Biyolojik çeşitlilik ve ekolojik özellikler
Akdeniz Havzası, dünya üzerindeki en önemli biyolojik çeşitlilik merkezlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Bu bağlamda Phaselis’in milli park sınırları içinde yer alması ve farklı ekosistemleri bir arada barındırması, alanın ekolojik değerini belirgin biçimde artırmaktadır.
Phaselis Antik Kenti florasında 57 familyaya ait toplam 233 takson tespit edilmiştir. Bu çeşitliliğin en dikkat çekici bileşeni, alanın yüksek endemizm oranıdır. Tespit edilen 30 endemik taksonun 10’u Olympos-Beydağları Milli Parkı endemiği, 10’u Antalya endemiği ve 10’u Türkiye endemiğidir.
Bitki örtüsü ağırlıklı olarak Akdeniz maki formasyonu ile karakterizedir. Baskın tür Pinus brutia olup, bunu Quercus coccifera ve Liquidambar orientalis izler. Bu orman sistemleri yalnızca bitki toplulukları değil; toprak stabilizasyonu, erozyon kontrolü, mikroklima düzenlenmesi ve habitat sağlama gibi çoklu ekosistem hizmetleri sunan işlevsel yapılardır.
Maki formasyonunda Laurus nobilis, Ceratonia siliqua ve Olea europaea gibi türler öne çıkar. Endemik türlerden Lathyrus phaselitanus, alanın biyocoğrafik özgünlüğünü temsil eden dikkat çekici bir örnektir. Ayrıca Ophrys phaseliana Türkiye endemiğidir.
Memeli faunası içinde Caracal caracal nadir görülmesine rağmen önemli bir yırtıcıdır. Capra aegagrus ise sahadaki en belirgin memeli türlerinden biridir. Lokal endemik semenderler Lyciasalamandra billae ve Lyciasalamandra antalyana, habitat kaybı ve insan baskısı nedeniyle kritik tehdit altındadır.
Kıyı ekosistemlerinde çipura, levrek, kefal gibi balık türlerinin yanı sıra deniz kestaneleri, midyeler ve çeşitli omurgasızlar bulunur. Caretta caretta bölgenin önemli denizel türlerinden biridir. Ayrıca Monachus monachus, dünya genelinde 700’den az bireyle temsil edilen kritik derecede tehlike altındaki bir tür olarak bölgenin koruma değerini küresel ölçekte artırmaktadır.
Mevcut tehditler ve ekolojik tahribat
Phaselis, hem doğal süreçler hem de insan kaynaklı baskılar nedeniyle çok yönlü ve artan bir tehdit altında bulunmaktadır. Birinci dereceden doğal ve arkeolojik sit alanı olmasına rağmen, mevcut baskılar alanı geri döndürülemez bir eşik noktasına doğru sürüklemektedir.
Turizm baskısı ve taşıma kapasitesi aşımı, yaz aylarında yüzlerce araç ve ziyaretçiyle kendini göstermekte; atık, gürültü ve ışık kirliliği yaban hayatında stres ve habitat terkine yol açmaktadır.
Yapılaşma ve habitat kaybı, çevre düzenleme adı altında yapılan müdahalelerle artmakta; ağaç kesimi, toprak yapısının bozulması ve drenaj değişimleri ekosistemin bütünlüğünü zayıflatmaktadır.
Deniz kirliliği ve tekne faaliyetleri, özellikle koylarda yoğun demirleme nedeniyle deniz tabanı habitatlarını ciddi biçimde tahrip etmektedir. Çapa zincirlerinin etkisiyle Cymodocea nodosa yatakları büyük zarar görmüş; 2008–2015 verilerine göre örtü oranı %65’ten yaklaşık %1’e düşmüştür.
Su kalitesinde inorganik azot, fosfat ve yağ-gres konsantrasyonlarının 9–16 kat artması, ekosistemin kimyasal dengesinin bozulduğunu ve su kalitesinin “zayıf” ile “kötü” seviyelere gerilediğini göstermektedir.
Sonuç olarak bu tehditler, biyoçeşitliliği ve habitat mozaiğini doğrudan parçalamakta; endemik türlerden deniz memelilerine kadar tüm ekosistem bileşenlerini sistematik bir risk altına sokmaktadır.
Koruma statüleri ve yönetim yaklaşımları
Phaselis Antik Kenti, hem kültürel miras hem de doğal miras özellikleri taşıyan, bu nedenle birden fazla koruma mekanizması ve yönetim yaklaşımı gerektiren çok katmanlı bir alandır. Bu nedenle koruma yalnızca “tarihi eser koruma” ile sınırlı değildir; ekolojik, hukuki, yönetsel ve sürdürülebilir turizm ilkeleri birlikte yürütülür.
1. Derece Arkeolojik Sit ve Ören Yeri statüsüne sahip olan Phaselis, Kültür ve Turizm Bakanlığı denetimindedir. Bu kapsamda yapılaşma yasaktır ve her müdahale Koruma Kurulu onayı ve bilimsel rapor gerektirir.
1972 yılından bu yana Olympos-Beydağları Milli Park sınırları içerisinde yer alır ve orman, kıyı ve ekosistem Orman Genel Müdürlüğü tarafından korunur. Endemik alanlara uyarı tabelaları, yürüyüş yolları, ışık kirliliği azaltma ve tekne sınırlamaları uygulanır.
Aynı zamanda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı sorumluluğunda olan Doğal Sit – Nitelikli/Kesin Korunacak Hassas Alan statüsüyle ekosisteme zararlı faaliyet engellenir. Kıyı Kanunu Uygulamaların da geçerli olduğu Phaselis’de yapılan her proje için zorunlu ÇED süreçleri işletilir.
Yasal çerçeve kapsamlı olsa da, birden fazla kurum arasındaki eşgüdüm eksikliği uygulama zayıflığı yaratır.
Phaselis örneği üzerinden koruma yaklaşımlarının değerlendirilmesi
Yasal açıdan bakıldığında, Phaselis’i korumaya yönelik mevzuat oldukça kapsamlıdır. Bu durum, hukuki ve kapsamı açısından önemli bir güç olmasına karşın, yasal korumanın en zayıf yönü uygulama aşamasında görülmektedir. Aynı alana birden fazla kurumun yetkili olması, koruma değil çoğu zaman yetki karmaşasına neden olmaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü ve yerel yönetimler arasında net bir eşgüdüm bulunmaması, “koruma–kullanma dengesi” kavramının esnetilerek yorumlanmasına yol açmıştır.
Öncelikle alan için net, bağlayıcı ve şeffaf bir bütüncül yönetim planı hazırlanmalı; arkeoloji, ekoloji, kıyı dinamikleri ve ziyaretçi baskısı birlikte ele alınmalıdır. Bilimsel çalışmaların sürekliliğini sağlayacak uzun dönemli izleme programları (LTER – Long Term Ecological Research- benzeri yaklaşımlar) desteklenmeli ve bu veriler planlama süreçlerine doğrudan entegre edilmelidir. Ayrıca yerel halk ve sivil toplum örgütleri, yalnızca itiraz eden aktörler olarak değil, karar alma süreçlerinin doğal paydaşları olarak tanımlanmalıdır.
Kaynakça:
Archi, A. & Belli, O. (Eds.). (1991). Phaselis: Akdeniz’de Bir Liman Kenti.
Bean, G. E. (1997). Anadolu Uygarlıkları: Lykia Bölgesi. Arion Yayınevi.
Blackman, D. J. (1973). The Harbours of Phaselis. The International Journal of Nautical Archaeology.
http://dx.doi.org/10.5https://www.turkishmuseums.com/museum/detail/1970- antalya-phaselis-orenyeri/1970/1281/zenodo.7351470
https://antalya.ktb.gov.tr/TR-310911/phaselis.html https://muze.gov.tr/muze-detay?SectionId=PHS01&DistId=PHS
https://emek.org.tr/phaselise-dokunma.html
https://kulturenvanteri.com/yer/phaselis/
https://wwftr.awsassets.panda.org/downloads/phaselis_koruma_calistayi_wwf_ turkiye_gorusu_15_nisan_2023.pdf
https://www.cekulvakfi.org.tr/haber/phaselise-dokunma-hareketi-basin- aciklaması
Scherrer, P. (2001). The City of Phaselis: History, Topography and Organization. Lykia Dergisi.

