GazeteBilim
Destek Ol
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
Okuyorsun: Göksu Deltası
Paylaş
Aa
GazeteBilimGazeteBilim
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
  • Destek Ol
Bizi Takip Edin
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
Copyright © 2023 Gazete Bilim - Bütün Hakları Saklıdır
GazeteBilim > Blog > Bilim > Ekoloji > İklim Değişiminin Biyolojik Etkileri > Göksu Deltası
İklim Değişiminin Biyolojik Etkileri

Göksu Deltası

Yazar: GazeteBilim Yayın Tarihi: 12 Mayıs 2026 13 Dakikalık Okuma
Paylaş
delta
Göksu Deltası, yalnızca bir coğrafi oluşum değil; aynı zamanda Türkiye’nin uluslararası ölçekte korumayı taahhüt ettiği kritik bir ekosistemdir.

Göksu Deltası’nın geleceği doğru su yönetimi, habitat restorasyonu ve sürdürülebilir insan faaliyetlerine bağlıdır.

İçindekiler
BiyoçeşitlilikDeltanın biyoçeşitlilik kriziEkonomik yapıGöksu Deltası’nda güncel sorunlarGöksu Deltası’nın geleceğine dair yaklaşım önerileriKaynaklar

Ayşe Nur Alioğlu, Deniz Baykuş, Göksu Altaş, Güneş Aşan, Öykü Özen, Zeynep Gülten Dağdelen

Mersin’in Silifke ilçesinde yer alan Göksu Deltası, 155 km²’lik alanıyla Akdeniz’in en önemli sulak alan sistemlerinden biridir. Göksu Nehri’nin taşıdığı alüvyonlarla şekillenen bu bölge, yalnızca bir coğrafi oluşum değil; aynı zamanda Türkiye’nin uluslararası ölçekte korumayı taahhüt ettiği kritik bir ekosistemdir.

Delta, bünyesinde barındırdığı 500’den fazla bitki taksonu, nadir kuş türleri ve deniz kaplumbağası üreme alanlarıyla zengin bir biyoçeşitliliğe sahiptir. Ancak bu ekosistemi asıl ayrıcalıklı kılan, yalnızca bu çeşitlilik değil; bu çeşitliliği korumaya yönelik çok katmanlı ve bütüncül koruma statülerinin varlığıdır.

Göksu Deltası, 13 Temmuz 1994 tarihinde Ramsar Sözleşmesi listesine dahil edilerek “Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alan” statüsünü kazanmıştır. Türkiye’deki 14 Ramsar alanından biri olan bölge, bu sözleşme kapsamında su rejiminin korunması, biyoçeşitliliğin güvence altına alınması ve alanın sürdürülebilir kullanımının sağlanması açısından stratejik bir önem taşımaktadır.

Delta, 1990 yılında alınan Bakanlar Kurulu kararı ile “Özel Çevre Koruma Bölgesi” (ÖÇKB) ilan edilmiştir. Bu idari şemsiyenin altında bölge, katmanlı ve işlevsel bir koruma hiyerarşisi ile yönetilmektedir. Buna göre alan 1. Derece ve 2. Derece Doğal Sit Alanlarından oluşmaktadır.

Avrupa Kıyı Koruma Birliği (EUCC), deltanın kumul jeomorfolojisi ve doğa koruma nitelikleri bakımından Doğu Akdeniz’in en önemli sahalarından biri olduğunu vurgulamaktadır. Bu tesciller, Göksu Deltası’nın yalnızca ulusal değil, küresel ölçekte de bir doğa mirası niteliği taşıdığını ortaya koymaktadır.

Biyoçeşitlilik

Göksu Deltası, kumul, lagün ve tuzcul bataklık ekosistemlerinin iç içe geçtiği çok katmanlı bir habitat mozaiği olarak öne çıkar. Bu çeşitlilik, deltayı aynı zamanda Türkiye’nin en önemli kuş alanlarından biri haline getirmektedir. Göksu Deltası’nda bugüne kadar 300’ün üzerinde kuş türü kaydedilmiş; alan, göçmen, kışlayan ve üreyen kuşlar için Doğu Akdeniz üzerindeki en kritik duraklardan biri olmuştur. Bu yönüyle delta, yalnızca bir yaşam alanı değil, kıtalararası göç yollarının düğüm noktalarından biridir.

Saz Horozu (Porphyrio porphyrio) için başlıca üreme alanlarından biri olan delta, flamingolardan Pasbaş Patka’ya, balıkçıllardan yalıçapkınlarına kadar pek çok tür için güvenli bir sığınak işlevi görmektedir. Ancak Göksu Deltası’nın önemi yalnızca kuş çeşitliliğiyle sınırlı değildir; su altından kumul sistemlerine uzanan geniş bir taksonomik zenginlik söz konusudur. Bu durum, deltayı bölgesel ölçekte kritik bir ekolojik düğüm noktası haline getirmektedir.

delta
Saz Horozu (Porphyrio porphyrio) için başlıca üreme alanlarından biri olan delta, flamingolardan Pasbaş Patka’ya, balıkçıllardan yalıçapkınlarına kadar pek çok tür için güvenli bir sığınak işlevi görmektedir. Görseldeki kuş yalıçapkını… (Fotoğraf: Utku Perktaş)

Deltanın kıyı şeridi, ekstrem koşullara uyum sağlamış bitki topluluklarına ev sahipliği yapar. Koruma altındaki Kum Zambakları (Pancratium maritimum) sadece estetik bir görüntü sunmakla kalmaz, derin kök sistemleri sayesinde kumulları stabilize ederek erozyona karşı doğal bir savunma hattı oluşturur. Flora çeşitliliğinin en kıymetli üyelerinden biri ise bölgeye özgü endemik Göksu Tuzculu’dur (Halocnemum yurdakulolii). Bu türler, tuzcul ve kumul ortamlara adaptasyonun uç örneklerini temsil ederek deltanın fitocoğrafik kimliğini şekillendirir.

Deltanın ince kumlu kumsalları, milyonlarca yıldır süregelen bir ekolojik ritme ev sahipliği yapar. Akdeniz’in iki kilit türü olan İribaş Deniz Kaplumbağası (Caretta caretta) ve Yeşil Deniz Kaplumbağası (Chelonia mydas) için bu sahil, hayati bir üreme alanıdır. Yuvaların başarısı; kumun yapısı, sıcaklık ve predasyon baskısı gibi faktörlere bağlıdır. Bu süreç, denizel ve karasal ekosistemler arasındaki kırılgan ama kritik etkileşimin en somut örneklerinden birini oluşturur.

Deltanın iç kısımlarına doğru ilerledikçe, tatlı ve acı su sistemlerinin sunduğu habitat çeşitliliği artar. Lagünlerde güneşlenen yumuşak kabuklu Nil Kaplumbağası (Trionyx triunguis), bu suların kadim sakinlerinden biridir. Su altı dünyasında ise nesli tehlike altındaki Yılan Balığı (Anguilla anguilla) ile birlikte ekonomik değeri yüksek Mavi Yengeç, levrek ve kefal gibi türler bulunur. Bu çeşitlilik, deltayı yalnızca ekolojik değil, aynı zamanda sosyo-ekonomik açıdan da kritik bir sistem haline getirir.

Deltanın sazlık alanları, ekosistemin sağlığını yansıtan gösterge türlere ev sahipliği yapar. Nesli kritik seviyede tehlike altındaki Akdeniz Foku (Monachus monachus) kıyı mağaralarında, Su Samuru (Lutra lutra) ise deltanın kanal sistemlerinde yaşamını sürdürür. Gecenin karanlığında sazlıklar arasında süzülen Saz Kedisi (Felis chaus), besin zincirinin üst basamaklarını temsil eder. Havada süzülen Koyu Kanatlı Yusufçuk (Brachythemis fuscopalliata) ve Turuncu Nehir Kızböceği (Ceriagrion georgireyi) ise sulak alanın ekolojik bütünlüğünü işaret eden hassas biyolojik göstergeler olarak bu dengenin sürekliliğini yansıtır.

Deltanın biyoçeşitlilik krizi

Uydu görüntüleri yardımıyla tespit edilen yeşil alan kaybı ve sulak alanlardaki çekilme, deltanın sadece görsel bütünlüğünü değil, ekosistemin işleyişini ve sürekliliğini tehdit etmektedir. Bu değişim, sucul ekosistemin temelini oluşturan ve başta kuşlar olmak üzere birçok tür için ana besin kaynağı olan omurgasız canlıların yaşam alanlarını doğrudan daraltmaktadır.

Özellikle lagünlerdeki su rejiminin bozulması; kabuklular, yumuşakçalar ve böcek larvaları gibi omurgasız popülasyonlarını azaltarak besin ağının alt basamaklarında başlayan bir zayıflamaya yol açmakta ve bu etki tüm trofik düzeylere yayılmaktadır. Bu durumun en somut etkisi ise küresel göç yolları üzerinde görülmektedir; besin zincirindeki bu kırılma, Göksu Deltası’nı mola noktası olarak kullanan binlerce göçmen kuşun enerji depolayabileceği güvenli bir durak olma işlevini zayıflatmaktadır.

Sonuç olarak, yeşil ve sulak alanlardaki bu kritik daralma yalnızca yerel biyoçeşitliliği değil, kıtalararası göç sistemlerini ve ekosistemin bütüncül işleyişini tehdit etmekte; deltanın en küçük organizmasından en büyük türlerine kadar uzanan tüm canlı ağını geri dönüşü zor bir kırılganlık eşiğine sürüklemektedir.

Ekonomik yapı

Göksu Deltası, tarımdan sanayiye uzanan çok katmanlı yapısıyla bölge ekonomisinin can damarı konumundadır. Ekonominin yaklaşık %80’ini sırtlayan tarım sektörü; Akdeniz Bölgesi’ndeki çilek üretiminin yarısını ve Türkiye’nin limon ihtiyacının %6’sını karşılayarak stratejik bir rol üstlenirken, iklimsel değişimlerle birlikte odak noktası narenciyeden muz gibi tropikal meyvelere kaymaktadır. Bölgenin doğal zenginliği olan Paradeniz ve Akgöl lagünleri, geleneksel “dalyan balıkçılığı” için bir “beşik” görevi görmekte; özellikle ekonomik değeri yüksek olan mavi yengeç, kefal ve levrek gibi türlerle hem iç piyasaya hem de ihracata ciddi bir girdi sağlamaktadır. Bu üretim zinciri, Taşucu Limanı ve gelişmiş soğuk hava depoları gibi lojistik imkânlarla desteklenerek ürünlerin dünya pazarlarına ulaştırılmasını kolaylaştırmaktadır.

Diğer yandan delta ekonomisi, koruma statüleri ile sanayileşme baskısı arasında hassas bir dengede ilerlemektedir. Ramsar ve ÖÇKB koruması altındaki bölge, kuş çeşitliliği ve İncekum gibi özel kumul alanlarıyla ekoturizm ve yazlık konut sektörü için cazibe merkezi oluştururken; 1990’dan bu yana %215 oranında artan sanayi ve yerleşim alanları, bölgedeki endüstriyel istihdamın büyüdüğünü kanıtlamaktadır. Ancak bu hızlı büyüme, şiddetli yağış ve sel gibi iklimsel risklerin maddi hasar potansiyelini artırmakta, azalan su kaynakları ise tarım ve sanayi sektörleri arasında keskin bir ekonomik çatışma riski doğurmaktadır. Bu dinamik yapı, Göksu Deltası’nın gelecekteki ekonomik sürdürülebilirliği için ekolojik denge ile endüstriyel gelişimin entegre edilmesinin şart olduğunu göstermektedir.

Göksu Deltası’nda güncel sorunlar

Göksu Deltası, Uluslararası Ramsar Sözleşmesi, Özel Çevre Koruma (ÖÇK) ve I. Derece Doğal Sit Alanı statüleriyle korunan, Türkiye’nin ekolojik açıdan en kritik sulak alanlarından biridir. Ancak bu yüksek koruma statülerine rağmen bölge, antropojenik faaliyetler ve iklim değişikliği kaynaklı ciddi yapısal bozulmalarla karşı karşıyadır. Deltanın morfolojik bütünlüğünü tehdit eden en temel sorun, nehir üzerindeki Gezende, Ermenek ve Kayraktepe gibi barajların neden olduğu “sediment açlığı”dır. Barajların sediment akışını %80 oranında azaltması neticesinde, deltayı besleyen alüvyon miktarı kritik seviyeye düşmüş ve kıyı çizgisinde yıllık 3-5 metreye varan gerilemeler kaydedilmiştir. Bazı kıyı şeritlerinde 755 metreye varan bu dramatik erozyon, özellikle deniz kaplumbağaları ve kıyı kuşlarının yuvalama habitatlarını doğrudan ortadan kaldırmaktadır.

Biyolojik çeşitlilik üzerindeki baskı, kontrolsüz arazi kullanımı ve yasa dışı faaliyetlerle daha da derinleşmektedir. Deltanın çekirdek bölgesini oluşturan sazlık alanlar, özellikle kuşların üreme dönemlerinde kasıtlı veya ihmal sonucu çıkan yangınlarla tahrip edilmekte; bu durum karbon yutak alanlarının karbon kaynağına dönüşmesine yol açmaktadır. Ek olarak, devam eden kaçak avcılık faaliyetleri sadece doğrudan popülasyon kaybına yol açmakla kalmamakta, lagün tabanına çöken kurşun saçmaların su kuşları tarafından yutulmasıyla “plumbism” (kurşun zehirlenmesi) vakalarını tetikleyerek ekosistemde toksikolojik bir kriz yaratmaktadır.

Hidrojeolojik dengenin bozulması, deltanın tarımsal ve ekolojik geleceğini tehdit eden bir diğer unsurdur. Kuraklık ve kontrolsüz yeraltı suyu pompajı, deniz suyunun tatlı su akiferlerine karıştığı “tuzlu su girişimi” sürecini hızlandırmıştır; ölçümler bu tuzlanmanın kıyıdan 3 km içeriye kadar ilerlediğini saptamıştır. Tarımsal drenaj sularıyla taşınan aşırı nitrat ve fosfat yükü ise lagünlerde ötrofikasyonu tetikleyerek oksijensizleşmeye ve toplu balık ölümlerine neden olmaktadır. Öte yandan, Akdeniz’in ısınmasıyla (tropikalleşme) bölgeye yerleşen Balon ve Aslan balığı gibi istilacı türler, yerli ekonomik balık stoklarında %40’a varan azalmalara yol açarak besin ağını bozmaktadır.

Göksu Deltası’nın geleceğine dair yaklaşım önerileri

Mevcut koruma statüleri harita üzerinde sabit çizgilerle belirlenmiş durumda. Ancak iklim değişikliği ile su seviyeleri ve tuzluluk sınırları değişmektedir. Öneri; Bütünleşik Kıyı Alanları Yönetimi modelidir. Bu modelde, sadece deltanın kendisi değil, onu besleyen su kaynakları da yönetime dahil edilmekte ve koruma sınırları, ekolojik değişimlere göre esnek bir şekilde güncellenmektedir.

Doğa tabanlı çözümler; iklimin etkilerine karşı doğanın kendi mekanizmalarının kullanılmasıdır. Deniz suyunun yükselmesine ve erozyona karşı beton duvarlar yerine, kıyı kumul bitkilerinin ve sazlıkların restore edilmesidir. Bu bitkiler hem doğal bir bariyer görevi görmekte hem de biyoçeşitlilik için habitat sağlamaktadır.

Koruma çalışmalarının başarısı için doğru veriye ihtiyaç duyulur. Bu noktada öneri; Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) kullanılarak deltadaki habitat değişiminin uydudan takip edilmesidir. Ayrıca, iklim değişikliğinin en büyük tehdidi olan tuzlu suyun ne kadar içeri girdiğini belirlemek için düzenli su kalitesi izleme ağları kurulmalıdır.

Son olarak, insan faktörüne değinmek gerekir. Göksu Deltası yoğun olarak tarım yapılan bir bölgedir. Yeraltı sularının aşırı çekimi deltayı kurutmaktadır. Önerimiz, çiftçilerin daha az su tüketen ürünlere yönlendirilmesi ve bölgede kitle turizmi yerine, alanın kapasitesini aşmayacak kontrollü bir eko-turizm modelinin uygulanmasıdır.

Özetle, Göksu Deltası için önerilen model; sadece bugünü kurtaran değil, değişen iklim koşullarına dirençli bir ekosistem yaratmayı hedefleyen bütüncül bir yaklaşımdır. Alanın geleceği; doğru su yönetimi, habitat restorasyonu ve sürdürülebilir insan faaliyetlerine bağlıdır.

Kaynaklar

Ayas, Z., & Akuluş, G. (2008). “A New Species of Salsola (Chenopodiaceae) from South Anatolia, Turkey: Salsola yurdakulii”. Annales Botanici Fennici, 45(4), 308-312.

Kasparek, M. (1992). The Göksu Delta: An Environmental Profile. Heidelberg: Max Kasparek Publications. ISBN: 3-925064-11-2.

T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı. (2021). Göksu Deltası Özel Çevre Koruma Bölgesi Yönetim Planı. Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü, Ankara.

Uğurlu, S., & Polat, N. (2007). “Göksu Deltası (Mersin) Balık Faunası Üzerine Bir Araştırma”. Süleyman Demirel Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi, 11(2), 141-147.

Vural, M., & Adıgüzel, N. (2006). “Flora of the Göksu Delta Special Environmental Protection Area (İçel, Turkey)”. Turkish Journal of Botany, 30, 285-325.

Candan, O. (2018). Impact of nest relocation on the reproductive success of Loggerhead Turtles, Caretta caretta, in the Göksu Delta, Turkey. Zoology in the Middle East, 64(1).

Ergene, S., et al. (2007). Monitoring of nuclear abnormalities in fish species from the Goksu Delta (Turkey). Ecotoxicology, 16(4).

Kazı, H., & Karabulut, M. (2023). Monitoring the shoreline changes of the Göksu Delta (Türkiye). IGGE, 50.

Karabulut, M. (2015). Göksu Deltası göllerinde zamansal değişimlerin incelenmesi. Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 8(37).

Polat, K., & Dellal, İ. (2016). Ramsar Alanlarda İyi Tarım Uygulamaları: Göksu Deltası Örneği. Tarım Ekonomisi Araştırmaları Dergisi, 2(1).

T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı (2010). Göksu Deltası ÖÇKB Habitat ile Tür Koruma ve İzleme Projesi Raporları.

GazeteBilim 12 Mayıs 2026
Bu Yazıyı Paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp E-Posta Linki Kopyala Yazdır
Önceki Yazı sulak Milleyha Sulak Alanı
Sonraki Yazı antik kent Phaselis Antik Kenti

Popüler Yazılarımız

krematoryum fırını

Türkiye’de ölü yakma (kremasyon): Hukuken var, fiilen yok

BilimEtik
23 Kasım 2023
cehalet
Felsefe

“Cehalet mutluluktur” inancı üzerine

Eşitleştiren, özgürleştiren, mutlu kılan, bilgi midir yoksa cehalet mi? Mutlu kılan, cehalet mutluluktur sözünde ifade edildiği gibi, bilgisizlik ve cehalet…

12 Ağustos 2023
deontolojik etik
Felsefe

Deontolojik etik nedir?

Bir deontolog için hırsızlık her zaman kötü olabilir nitekim çalma eyleminin özünde bu eylemi (daima) kötü yapan bir şey vardır.

15 Ağustos 2024
Güzel şeyler, özgür seçim süreçlerinin en çirkin şekillerde baskı altına alınmasına rağmen varlığını sürdürmeyi dişiler sayesinde başarır.(Görsel: The Belkin)
Flörtöz Hayvanlar

Ördekler, penisleri ve Amerikan ekonomisi

Yanık türkülerin yeşil başlı gövel ördeklerinden esinlenilen romantizm yalnızca bizim hayallerimizde var; gerçek dünyada bu türlerin aşk hayatları çok daha…

5 Kasım 2024

ÖNERİLEN YAZILAR

Anadolu’nun kırılgan ekosistemleri

"Bölgesel Bir Bakış" sunan bu yazılar, Türkiye’nin doğal mirasını geleceğe aktarmanın bir tercihten öte, yaşamın ta kendisini savunmak olduğunu hatırlatmayı…

İklim Değişiminin Biyolojik Etkileri
12 Mayıs 2026

Munzur Vadisi

Munzur’u savunmak, milyonlarca yıllık bir evrimsel süreci, özgürce akan bir nehri ve bir toplumun kimliğiyle birleşmiş ekosistem bütünlüğünü geçmişin güzellikleriyle…

İklim Değişiminin Biyolojik Etkileri
12 Mayıs 2026

Phaselis Antik Kenti

Phaselis yalnızca geçmişin sessiz bir kalıntı topluluğu değil; antik dünyanın ticaret ahlakını, denizcilik bilgisini ve kültürel sürekliliğini bugüne taşıyan yaşayan…

İklim Değişiminin Biyolojik Etkileri
12 Mayıs 2026

Milleyha Sulak Alanı

Milleyha Sulak Alanı, Doğu Akdeniz’in en önemli sulak alan ekosistemlerinden biri olmasına rağmen, günümüzde yoğun ve çok yönlü antropojenik baskılar…

İklim Değişiminin Biyolojik Etkileri
12 Mayıs 2026
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım İzinleri
  • İletişim
  • Reklam İçin İletişim

Takip Edin: 

GazeteBilim

E-Posta: gazetebilim@gmail.com

Copyright © 2023 GazeteBilim

  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk

Removed from reading list

Undo
Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?