Bu tür çalışmalar, insanlık tarihinde iletişim ve hareket kabiliyetinin sınırlarını yeniden tanımlıyor ve düşüncelerimizin doğrudan eyleme dönüşebileceği bir geleceğe bizi bir adım daha yaklaştırıyor.
Elon Musk, Tesla, SpaceX ve X (önceden Twitter olarak bilinen) şirketlerinin kurucusu ve CEO’su, 29 Ocak 2024 tarihinde kendi sosyal medya hesabı üzerinden bir duyuru yaptı. Musk, Neuralink şirketinin geliştirdiği beyin çipi teknolojisinin, bir hastaya başarıyla entegre edildiğini ve hastanın sağlık durumunun olumlu yönde ilerlediğini açıkladı (https://twitter.com/elonmusk/status/1752119586470949056). Bu önemli gelişmeyi, Neuralink’in bu çığır açan ürününe “Telepati” adını verdiğini belirtmesi takip etti. Elon Musk’ın spekülatif açıklamalarıyla tanınması ve daha önce de benzer nitelikte paylaşımlar yapması, bu duyurunun bilim ve teknoloji çevrelerinde büyük bir ilgiyle karşılanmasına neden oldu. Musk’ın bu açıklaması, özellikle Neuralink ve ilgili teknolojiler hakkında şirketin resmî kanallarından herhangi bir bilgi paylaşılmamış olması nedeniyle, bilim dünyasında dikkatle takip edilen bir gelişme olarak değerlendirildi.
Neuralink’in çalışmaları, beyin ile bilgisayar arasında doğrudan bir iletişim kurmayı amaçlayan beyin-bilgisayar arayüzü (BCI) teknolojisi üzerine yoğunlaşıyor. Neuralink, çipin hastanın beyninin hangi kısmına yerleştirildiğini açıklamasa da çipin tam olarak beyinde motor koordinasyondan sorumlu bir bölgeye yerleştirildiği sonucunu çıkarmak mümkün. Neuralink, bu çiplerin beyne yerleştirilmesi sürecinde, son derece hassas bir cerrahi işlem gerektiren ve bu amaçla özel olarak geliştirilmiş bir robot kullanıyor.
Neuralink şirketinin insanlarda beyin implantlarıyla çalışma yapmasına Mayıs 2023’te Amerika Birleşik Devletleri Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) tarafından izin verildi. Bu onayın ardından şirket, özellikle servikal omurilik yaralanmaları veya amyotrofik lateral skleroz (ALS) gibi durumlar nedeniyle felç yaşayan kişileri hedefleyen gönüllü başvurularını kabul etmeye başladı. Bu bireylerin gönüllü olarak davet edilmesinin nedeni, beyinlerine yerleştirilen çip aracılığıyla, bilgisayar ve cep telefonu gibi elektronik aletleri sadece düşünceleri kullanarak kontrol edebilmelerine yardımcı olmaktır. 28 Ocak’ta yerleştirilen çipin bu görevi yerine getirip getirmediğini henüz bilmiyoruz; ancak şirketin bu ilk denemede, implant ve cerrahi işlemi yapan robotun güvenliğini test etmeyi amaçladığı da görülüyor.
Bireylerin gönüllü olarak davet edilmesinin nedeni, beyinlerine yerleştirilen çip aracılığıyla, bilgisayar ve cep telefonu gibi elektronik aletleri sadece düşünceleri kullanarak kontrol edebilmelerine yardımcı olmaktır.
Neuralink nedir?
Neuralink, Elon Musk ve bir grup bilim insanı ile mühendis tarafından 2016 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde kurulmuş bir medikal teknoloji şirketidir.
2019’da şirketin geliştirdiği bir çipin, bir domuzun beynine bağlanarak hayvanın beyin aktivitelerinin iki ay süresince takip edilebildiği açıklandı.
2021’de Neuralink bir deneyde, bir maymunun düşünceleri aracılığıyla video oyunları oynayabilmesini sağlayan bir video yayınladı.
2022’de şirket çipin insanlar üzerinde denemesi için izin talebinde bulundu; ancak güvenlik endişeleri sebebiyle bu talep reddedildi.
Mayıs 2023’te FDA, Neuralink testlerinin insanlarda yapılmasına onay verdi.
Neuralink’in bir insana yerleştirdiği beyin çipi nasıl bir yapıdadır?
Neuralink’in kullandığı elektrotlar son derece küçük; insan saç telinden daha ince ve esnektir. Bu sistem, her biri 16 elektrod içeren 64 adet ince ve esnek tel aracılığıyla, bir madeni paranın büyüklüğündeki alana toplamda 1024 elektrod yerleştirilmesini mümkün kılar. Bu ince ve esnek teller, beyinden gelen sinyalleri yakalayıp çipe ileterek işler.

Beyne bu kadar hassas bir çipin yerleştirilmesi, son derece dikkatli bir cerrahi prosedür gerektirir. Prosedür, cerrahın hastanın kafa derisinde küçük bir kesik açarak kafatasını ortaya çıkarmasıyla başlar. Ardından, elektrotların beyne yerleştirileceği kafatasında küçük bir delik açılır. Bu aşamadan sonrası, insan elinin yapamayacağı kadar küçük ve hassas işlemler gerektirdiğinden, Neuralink tarafından geliştirilen cerrahi robot, elektrotları beyinde doğru derinliğe yerleştirir. Elektrotlar yerleştirildikten sonra, beyinin arkasında bulunan küçük bir cihaza bağlanır. Buradaki amaç, beyindeki bir düşüncenin mekanik bir kol, dış iskelet hareket ettirmek, video oyunu oynamak veya iletişim kurmak gibi somut bir eyleme dönüştürülmesini sağlayacak sinyal iletimini gerçekleştirmektir.
Peki iletişim nasıl oluşuyor?
Hareket eden bir insanın beyni, kasların, eklemlerin ve vücudun diğer bölümlerinin konum ve durumları hakkında sürekli olarak duyusal bilgiler alır. Beyin, bu bilgileri aldıktan sonra, belirli fiziksel hareketleri gerçekleştirebilmek için vücut uzuvlarına elektriksel sinyaller gönderir. Fiziksel hareket kabiliyetini kaybetmiş kişilerde dahi, bu elektriksel uyarılar devam eder, ancak uzuvlar artık beyne geri bildirim gönderemez. Fiziksel olarak felçli bir bireye yerleştirilen çip, bu kişinin beyin dalgalarını sürekli olarak okuma yeteneğine sahiptir. Çip tarafından beyinden alınan ve kişinin kulağının arkasındaki bir cihaza iletilen bu sinyaller, bir uygulama veya arayüz aracılığıyla cep telefonu, bilgisayar gibi cihazlarda komutlara dönüştürülür. Beyin-bilgisayar arayüzü olarak adlandırılan bu sistem, aldığı elektriksel dalgaları yani düşünceleri, yapay zekâ yardımıyla işleyerek komutlara çevirir.
Beyin-bilgisayar ara yüzünün kısa tarihçesi
1950ler: İlk beyin implantı denemesinin José Delgado tarafından başarıyla yapılması.
1970: Amerikan İleri Savunma Araştırmaları Ajansı’nın(DARPA) beyin-bilgisayar ara yüzü araştırmalarını başlatması.
1973: Beyin ve bilgisayar arasında iletişimin mümkün olduğunu gösteren ilk beyin-bilgisayar ara yüzü makalesinin yayımlanması.
1980ler: Makak maymunlarında EEG kaydının gerçekleştirilmesi. Maymunlar üzerinde başarıyla gerçekleştirilen denemeler, bu teknolojinin insan için umut vaat edici olduğunu göstermesi açısından önemliydi.
1998: İnsan beyninin kabuğuna, yüksek kalitede sinyal üretebilen ilk implantın yerleştirilmesi.
1999: Her iki kol ve bacağı felç olmuş kişide ilk defa beyin-bilgisayar ara yüzü kullanımının gerçekleştirilmesi.
2002: Bilgisayar ekranındaki fare imlecinin sadece düşünce gücüyle maymunlar tarafından hareket ettirilebileceğinin gösterilmesi.
2008: Japon bilim adamlarının insan beyninde oluşan gürültüleri çözümleyerek bilgisayara aktarmayı başarması.
2011: Düşünce gücü ile sürülebilen otonom araçların gösteriminin yapılması. Otonom araç projesi, DARPA tarafından 2004 yılında başlatılmış olsa da EEG’nin laboratuvar dışında kullanımına olanak tanıyan cihazlar gelişene kadar zihin kontrollü otonom araç gösterime çıkmamıştı.
2014: FIFA’nın Brezilya’da düzenlediği dünya kupasının açılış vuruşunun göğsünden aşağısı felçli Juliano Pinto tarafından beyin-bilgisayar ara yüzü ile yapılması. Dış iskelet giydirilen ve kafasına EEG takılı olan Pinto, hareket düşüncesinin bilgisayar yardımı ile çözümlenmesi sayesinde dış iskeleti hareket ettirip dünya kupasını başlatacak ilk vuruşu gerçekleştirdi.
Görülebileceği üzere, beyin-bilgisayar arayüzlerinin tarihi yaklaşık 75 yıl öncesine dayanmaktadır. Bilim insanlarının bu alana şüpheci yaklaşmalarının nedeni, bu çalışmaların uzun geçmişi ve benzer teknolojileri kullanarak ciddi sağlık sorunları olan hastaların beyin dalgaları aracılığıyla iletişim kurabilmesine yardımcı olma çabalarıdır. Bu alandaki önemli çalışmalardan biri, Mart 2022’de Stanford Üniversitesi Nöroşirürji Bölümü araştırmacıları tarafından gerçekleştirildi. Araştırmacılar, silikondan yapılmış ve 64 mikroelektrot içeren dört küçük çipi, hastanın serebral korteksinin 1,5 milimetrelik bir bölümüne yerleştirdiler. Bu çipler, beyin tarafından dil işleme için kullanılan bölümlerden gelen elektrik sinyallerini kaydetti. Bu sinyaller, bir dizi kablo aracılığıyla beyinden alınarak, sinyallerin anlamlarını “öğrenmeye” programlanmış bir algoritma tarafından analiz edildi. Bu çalışma hakkında bir basın toplantısı düzenleyen Profesör Frank Willet, gelecekte, dil felci yaşayan kişilerin bu teknoloji sayesinde akıcı bir şekilde konuşabileceklerini umduklarını ifade etti.
Beyin-bilgisayar arayüzlerinin tarihi yaklaşık 75 yıl öncesine dayanmaktadır.
İkinci bir çalışma ise, beyin kanaması nedeniyle felç geçiren bir hastada uygulandı. Edward Chang ve Kaliforniya Üniversitesi’ndeki ekibi, hastanın serebral korteksine yerleştirdikleri elektrotlar ve kafa hareketlerini izleyen bir teknoloji sayesinde, hastanın konuşma kapasitesinin dakikada 14 kelimeye ulaştığını bildirdi. Bu laboratuvarda geliştirilen beyin-cihaz arayüzü, sadece metin tabanlı iletişim sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda yapay bir ses ve hastanın ifade etmeye çalıştığı duyguları yansıtan bir avatar aracılığıyla iletişimi mümkün kılıyordu.
Elon Musk, bu teknolojinin Stephen Hawking gibi isimler için ne kadar faydalı olabileceğini ima etmiş olsa da, Hawking kendi web sitesinde beyin-bilgisayar arayüzü teknolojisini denediğini ancak bu teknolojinin kendisi için mevcut yöntemden daha zor ve yorucu olduğu için kullanmayı bıraktığını belirtmişti. [My computer, Stephan Hawking: http://www.hawking.org.uk/the-computer.html (Son erişim Mart 2018)]

İlerleyen günlerde Neuralink bu konuda bir açıklama yapacak mı bekleyip göreceğiz. Ancak, beyin-bilgisayar arayüzlerinin geleceği şekillendirecek bir teknoloji olduğu açık. Bu tür çalışmalar, insanlık tarihinde iletişim ve hareket kabiliyetinin sınırlarını yeniden tanımlıyor ve düşüncelerimizin doğrudan eyleme dönüşebileceği bir geleceğe bizi bir adım daha yaklaştırıyor.

