GazeteBilim
Destek Ol
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Freud Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Lacan Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nöropsikanaliz Dersleri
  • E-Dergi
  • Biz Kimiz
  • İletişim
Okuyorsun: İnsan bedeni Buzul Çağı’nın soğuğuna nasıl dayandı?
Paylaş
Aa
GazeteBilimGazeteBilim
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Freud Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Lacan Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nöropsikanaliz Dersleri
  • E-Dergi
  • Biz Kimiz
  • İletişim
  • Destek Ol
Bizi Takip Edin
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
Copyright © 2023 Gazete Bilim - Bütün Hakları Saklıdır
GazeteBilim > Blog > Bilim > Biyoloji > İnsan bedeni Buzul Çağı’nın soğuğuna nasıl dayandı?
Biyoloji

İnsan bedeni Buzul Çağı’nın soğuğuna nasıl dayandı?

Yazar: GazeteBilim Yayın Tarihi: 29 Ağustos 2026 6 Dakikalık Okuma
Paylaş
buzul
Jomon halkı, Grönland İnuitlerinde bulunanlara benzer bazı genetik adaptasyon belirtileri göstermektedir. (Alison Wright/Corbis Documentary/Getty Images)

Kıyafetler, ateş ve barınaklar insanı dışarıdaki soğuktan korudu. Ama evrim, milyonlarca yıllık insanlık hikâyesinin çok daha yakın bir bölümünde, bedenimizin içine de küçük bir savunma sistemi yerleştirmiş olabilir

İçindekiler
Sessiz ısıtma sistemiJormonların genetik varyantlarıSıcaklığı korumak için enerjiEvrim bir anda olmuyorYakınsak evrimAyrıntılı bir tabloEvrimin savunma sistemi

Beyza Aydoğdu

Ruhi Çenet’in dünyanın en soğuk şehirlerinden biri olan Yakutsk’a gittiği videoyu izlemiş miydiniz? Termometrenin -70 °C’leri gösterdiği, nefes almanın bile zorlaştığı o görüntülerde insanın aklına ister istemez aynı soru geliyor.

İnsan böyle bir yerde nasıl yaşayabiliyor?

Yakutsk’ta bugün insanlar bu soğukla başa çıkmak için gelişmiş kıyafetlere, yalıtımlı evlere, ısıtma sistemlerine sahip. Peki binlerce yıl önce, dünyanın çok daha soğuk olduğu dönemlerde yaşayan insanlar ne yapıyordu?


Sessiz ısıtma sistemi

Soğukta kaldığımızda vücudumuzun verdiği ilk tepkilerden biri titremektir. Kasların istemsiz şekilde hızla kasılıp gevşemesi, enerji harcayarak ısı üretmemizi sağlar. Ancak insan bedeninin bundan daha sessiz bir ısıtma sistemi daha var. Kahverengi yağ dokusu.

Bildiğimiz beyaz yağ dokusunun aksine kahverengi yağın önemli görevlerinden biri enerji harcayarak ısı üretmektir. Bu süreç, titremeden ısı üretimi ya da bilimsel adıyla non-shivering thermogenesis olarak bilinir. Ve yeni bir araştırma, binlerce yıl önce yaşamış bazı insanların bu sistemi kullanma konusunda genetik açıdan avantajlı olmuş olabileceğini gösteriyor. Araştırmacılar bunun izlerini bulmak için Japonya’nın eski avcı-toplayıcı topluluklarından Jomonların DNA’sına baktı.

Jormonların genetik varyantları

Jomon toplulukları yaklaşık 16.000 ila 3.000 yıl önce Japon takımadalarında yaşamıştı. Araştırmacılar, farklı dönemlerden 42 Jomon bireyine ait genomları inceleyerek bu insanların çok daha eski atalarından miras kalan genetik özellikleri araştırdı. Amaçları, “Jomonların genomunda, soğuk bir çevrede hayatta kalmayı kolaylaştırmış olabilecek genetik izler var mıydı?” diye bakmaktı. Sonuçlar ise, Jomonlarda vücudun titremeden ısı üretmesiyle ilişkili çeşitli genetik varyantların bulunduğu yönündeydi. Bunlardan özellikle dikkat çeken bir varyant, kahverengi yağ dokusunda ısı üretimiyle daha önce deneysel olarak ilişkilendirilmişti. Bu varyantın belirli bir genetik formu Jomonlarda yaklaşık %73 oranında bulunurken, günümüzdeki Doğu Asya popülasyonlarında bu oran yaklaşık %17 düzeyindeydi. Tek başına bu fark, Jomonlar soğuğa dayanıklıydı demek için yeterli değil. Fakat araştırmacıların bulduğu hikâye bununla sınırlı değildi.

Sıcaklığı korumak için enerji

Soğuk yalnızca ısıyı değil, enerjiyi de ilgilendiriyordu. Araştırmada, vücut kütlesi ve kandaki yağların metabolizmasıyla ilişkili genlerde de doğal seçilim izleri bulundu. Bu da aslında oldukça mantıklı, çünkü çok soğuk bir ortamda yaşamak, vücudun sürekli enerji harcaması anlamına geliyor. Vücut sıcaklığını korumak için yalnızca iyi bir yalıtım değil, gerektiğinde hızlıca kullanılabilecek enerji de gerekiyor. Burada yağ dokusu önemli bir rol oynuyor. Vücut yağ depolayabilir; ama aynı zamanda bu enerjiyi kullanarak ısı da üretebilir. Araştırmacılara göre Jomonlarda görülen genetik özelliklerin bir bölümü, enerjiyi depolama ve gerektiğinde kahverengi yağ dokusunda ısı üretmek üzere kullanma konusunda avantaj sağlamış olabilir. Yani soğuk iklim, insan bedenine yalnızca daha fazla ısı üret demiyor, elindeki enerjiyi daha verimli kullan diyordu. Ve tabii ki bu uyum bir gecede ortaya çıkmadı. Buradaki en önemli noktalardan biri ise evrimin nasıl gerçekleştiği.

Evrim bir anda olmuyor

Jomonların soğuğa uyum sağlayan özellikleri bir anda ortaya çıkmış gibi görünmüyor. Araştırmacılar, bazı soğukla ilişkili genetik varyant içerisinde Jomonların daha güneyde yaşayan atalarında zaten bulunduğunu, ancak bazı varyantların zaman içerisinde Jomon soyunda daha yaygın hâle geldiğini düşünüyor. Üstelik genetik veriler, doğal seçilimin son buzul döneminde bu özelliklerden en az biri üzerinde daha güçlü olduğunu gösteriyor. Bu da oldukça güzel bir evrimsel tablo ortaya çıkarıyor. İnsanlar daha soğuk bölgelere ilerledikçe, soğuğa karşı avantaj sağlayan küçük genetik farklılıklar nesiller boyunca birikmiş olabilir. Yani evrim insan bedenine bir anda yeni bir özellik eklemiyor. Çevre değişiyor, bazı bireyler o çevrede biraz daha avantajlı oluyor ve bu küçük avantajlar nesiller boyunca birikiyor.

Yakınsak evrim

Peki jomonlar yalnız miydı? Araştırmanın belki de en ilginç sonuçlarından biri burada ortaya çıkıyor. Bilim insanları yağ asitlerinin işlenmesiyle ilişkili belirli bir genomik bölgede Jomonların, günümüz Doğu Asya popülasyonlarından ziyade Grönland İnuitlerine daha fazla benzerlik gösterdiğini buldu. Bu, Jomonların ve İnuitlerin birbirlerinin doğrudan ataları olduğu anlamına gelmiyor tersine, araştırmacılar burada yakınsak evrim adı verilen bir olasılığa dikkat çekiyor.

Birbirinden bağımsız insan toplulukları, birbirlerinden oldukça uzak coğrafyalarda yaşamalarına rağmen benzer çevresel baskılarla karşılaştıklarında benzer biyolojik çözümler geliştirebilir. Jomonlar soğuk bir çevrede, büyük ölçüde sucul kaynaklardan yararlanan bir beslenme düzenine sahipti. İnuitler de tarih boyunca soğuk çevrelerde yüksek yağ ve protein içeren beslenme biçimleriyle yaşamlarını sürdürdü. Yani farklı insanlar, farklı coğrafyalar olsa da benzer bir problem var: Soğukta hayatta kalmak ve enerjiyi verimli kullanmak. Ve evrim, bu probleme bazı benzer cevaplar üretmiş olabilir.

Ayrıntılı bir tablo

Elbette araştırmacılar bunun kesin bir soğuğa dayanıklılık geni olduğunu söylemiyor. Binlerce yıl önce yaşamış insanların fizyolojisini yalnızca DNA üzerinden eksiksiz biçimde yeniden oluşturmak çok zor. Beslenme, yaşam biçimi ve çevre gibi pek çok faktör de işin içinde. Ama antik DNA sayesinde artık insanın geçmişte değişen çevrelere nasıl tepki verdiğine dair çok daha ayrıntılı bir tablo görebiliyoruz.

Evrimin savunma sistemi

Bugün -70 °C’lerde insanların yaşamını sürdürebildiği Yakutsk gibi yerlere baktığımızda, insanın soğukla mücadelesini yalnızca modern teknoloji üzerinden düşünüyor olabiliriz, oysa bu mücadele çok daha eski. Buzul Çağı insanının hayatta kalabilmek için geliştirdiği en önemli araçlardan biri, belki de yanında taşıdığı bir alet değil, kendi bedeniydi. Kıyafetler, ateş ve barınaklar insanı dışarıdaki soğuktan korudu. Ama evrim, milyonlarca yıllık insanlık hikâyesinin çok daha yakın bir bölümünde, bedenimizin içine de küçük bir savunma sistemi yerleştirmiş olabilir

Soğuk geldiğinde, kendi içimizde ısı üretmek.

Kaynak

  1. https://www.sciencealert.com/ancient-humans-may-have-evolved-a-remarkable-trick-to-survive-the-last-ice-age
  2. https://youtu.be/YfVx_rA_dJQ?si=UekReIaYrI7fUvwT

GazeteBilim 29 Ağustos 2026
Bu Yazıyı Paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp E-Posta Linki Kopyala Yazdır
Önceki Yazı leopar Karahantepe’de leoparın sırtında oturan insan heykeli bulundu!

Popüler Yazılarımız

krematoryum fırını

Türkiye’de ölü yakma (kremasyon): Hukuken var, fiilen yok

BilimEtik
23 Kasım 2023
cehalet
Felsefe

“Cehalet mutluluktur” inancı üzerine

Eşitleştiren, özgürleştiren, mutlu kılan, bilgi midir yoksa cehalet mi? Mutlu kılan, cehalet mutluluktur sözünde ifade edildiği gibi, bilgisizlik ve cehalet…

12 Ağustos 2023
deontolojik etik
Felsefe

Deontolojik etik nedir?

Bir deontolog için hırsızlık her zaman kötü olabilir nitekim çalma eyleminin özünde bu eylemi (daima) kötü yapan bir şey vardır.

15 Ağustos 2024
Güzel şeyler, özgür seçim süreçlerinin en çirkin şekillerde baskı altına alınmasına rağmen varlığını sürdürmeyi dişiler sayesinde başarır.(Görsel: The Belkin)
Flörtöz Hayvanlar

Ördekler, penisleri ve Amerikan ekonomisi

Yanık türkülerin yeşil başlı gövel ördeklerinden esinlenilen romantizm yalnızca bizim hayallerimizde var; gerçek dünyada bu türlerin aşk hayatları çok daha…

5 Kasım 2024

ÖNERİLEN YAZILAR

Antik DNA Medici cinayetinin gizemini çözdü

Döneme ait antik DNA incelendi ve sivrisinek kaynaklı protozoon hastalığının Medici cinayetinin katili olduğunu doğruladı.

BiyolojiKriminoloji
20 Ağustos 2026

Bitkiler işitebilir mi?

Yeni bir araştırmaya göre MIT araştırmacıları, pirinç tohumlarının yağmur sesini işitebildiğini ileri sürdü. MIT bu durumu, "bitki tohumları ve fidelerin…

Biyoloji
16 Temmuz 2026

Nesli tükenen bozayının şaşırtıcı bir diyeti vardı!

Bozayılar; somon balığı, geyik ve diğer avları parçalayan korkutucu etoburlar olabilirler. Fakat, modern türdeşlerinin aksine, Atlas ayıları sıkı vejetaryenlerdi.

Biyoloji
7 Temmuz 2026

Mutfak süngeri: Evimizdeki en başarılı mikrobiyal medeniyet

Mutfak süngerlerini mikroorganizmalar için bu kadar cazip yaşama alanı haline getiren nedenler nelerdir? 

Biyoloji
7 Temmuz 2026
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım İzinleri
  • İletişim
  • Reklam İçin İletişim

Takip Edin: 

GazeteBilim

E-Posta: gazetebilim@gmail.com

Copyright © 2023 GazeteBilim

  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
imunify-bot-check

Removed from reading list

Undo
Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?