Büyük Dük, tahtın varisi olmak isteyen kıskanç küçük kardeşi Ferdinando de Medici tarafından zehirlenmiş miydi?
Çeviren: Emine Öykü Güner
1587 yılının sıcak bir Ekim gününde, Büyük Dük Francesco de Medici yüksek ateş ve şiddetli hastalık belirtileri nedeniyle yaşamını yitirdi. Dönemin hekimleri ölüm nedenini sıtma olarak değerlendirmiş olsa da çok geçmeden farklı bir iddia ortaya atıldı: Acaba Büyük Dük, tahtın varisi olmak isteyen kıskanç küçük kardeşi Ferdinando de Medici tarafından zehirlenmiş miydi? Bugün, yeni kanıtlar kesin olarak asıl suçluyu işaret ederek gizemi çözüyor. iScience’da yayınlanan bir çalışma, döneme ait antik DNA’yı (dükün DNA’sı da dahil olmak üzere) inceliyor ve sivrisinek kaynaklı protozoon hastalığının onun katili olduğunu doğruluyor. Çalışmada analiz edilen ek genomlar, sıtmanın Rönesans dönemi Avrupa’sını nasıl kasıp kavurduğuna ışık tutuyor.
Münih Ludwig Maximilian Üniversitesi’nde paleopatolog olan ve araştırmaya dahil olmayan Albert Zink, “Bu çalışma, zehirlenme gibi öne sürülen diğer ölüm nedenlerine ilişkin tartışmaların sonlanmasına yardımcı olabilir. Aynı zamanda sıtmanın Rönesans dönemi Avrupa’sında yaygın olduğunu ve Güney ile Orta Avrupa’nın büyük bölümünde endemik olarak görüldüğünü doğruluyor.”
İnsanlığın sıtma ile on binlerce yıl öncesine dayanan uzun bir geçmişi vardır. Mevcut veriler, sıtmanın Avrupa’ya MÖ 4. binyıl kadar erken bir dönemde geldiğini ve daha sonra Finlandiya ve Rusya’ya kadar kuzeye yayıldığını göstermektedir. Greko-Romen hekim Galen, 2. yüzyılda Roma İmparatorluğu genelinde sıtmaya benzer ateşlerle karşılaştığını düzenli olarak anlatmıştır. Bölgenin bataklıkları, nehir ovaları ve kıyı sulak alanları, sivrisineklerin ve sıtmaya neden olan parazitlerin çoğalmasına olanak sağlamıştır. 2016 yılında yapılan bir çalışma, sıtma paraziti Plasmodium falciparum’un MS 1. ve 2. yüzyıllar arasında İtalya’da bulunduğuna dair kanıtlar bulmuştur.
Pisa Üniversitesi paleopatoloğu araştırmanın ortak yazarlarından Valentina Giuffra, “Sıtma, Rönesans dönemi İtalya’sında en yaygın bulaşıcı hastalıklardan biriydi” diyor. Giuffra’ya göre hastalık, yalnızca İtalya’da değil, Güney Avrupa’nın birçok bölgesinde de 20. yüzyıla kadar önemli bir halk sağlığı sorunu olarak varlığını sürdürdü. Ancak bataklıkların kurutulması, arazi ıslah çalışmaları ve sivrisineklerle mücadele programlarının uygulanması sayesinde sıtma sonunda bölgeden tamamen ortadan kaldırıldı.
Medici ailesinin sahip olduğu büyük servet ve siyasi güç de onları bu ölümcül hastalıktan koruyamadı. 15. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar İtalya’nın bankacılık ve ticaret yaşamına yön veren Floransa merkezli hanedanın birçok üyesi sıtma nedeniyle yaşamını yitirdi. Bunlardan biri de Francesco’nun ailesiydi. 1562 yılında annesi ile kardeşlerinden ikisinin, aralarında ağabeyi Kardinal Giovanni de Medici’nin de bulunduğu aile üyelerinin, Pisa yakınlarındaki Toskana kıyılarına yaptıkları bir gezi sırasında sıtmaya yakalandıkları düşünülüyor. Geziyi izleyen yaklaşık bir ay içinde üçünün de hayatını kaybetmesi, hastalığın ne denli ölümcül olduğunu ortaya koyuyor.
Sıtmanın Medici ailesi de dahil olmak üzere bölgedeki insanları nasıl etkilediğini daha iyi anlamak için Giuffra ve meslektaşları, Francesco’nun üç kaburga kemiğinden ve Giovanni’nin bir kaburga kemiğinden alınan DNA’ya başvurdular. Ayrıca, Medici ailesini hangi sıtma türünün öldürdüğünü belirlemek amacıyla Avrupa, Asya ve Amerika kıtalarında bulunan kalıntılardan dokuz farklı antik sıtma vakası örneğinden de DNA topladılar.
Yapılan genetik analizler, Francesco de’ Medici’nin kalıntılarında sıtmaya neden olan iki farklı Plasmodium türüne (P. falciparum ve P. malariae) ait mitokondriyal DNA (mtDNA) izlerini ortaya çıkardı. Bu bulgu, Büyük Dük’ün gerçekten sıtma enfeksiyonu geçirdiğini kesin olarak doğruladı. Buna karşılık, ağabeyi Giovanni de Medici’nin kalıntılarında ise P. falciparum’un daha önce tanımlanmamış iki yeni mutasyona sahip bir varyantına ait mtDNA tespit edildi. Böylece araştırmacılar, bu ölümcül parazit türünün daha önce bilinmeyen tarihsel bir soyunu ilk kez ortaya çıkarmış oldu.
Çalışmanın başyazarı ve Yale Üniversitesi evrimsel genetik uzmanı Serena Tucci, elde edilen bulguların kendilerini büyük heyecana sürüklediğini belirterek, “Örneklerde hâlâ korunmuş durumda bulunan Plasmodium falciparum’a ait özgün DNA parçalarını bulmak bizim için inanılmaz heyecan vericiydi.” diyor.
Araştırmaya göre Giovanni’de tespit edilen yeni varyant, geçmişte İtalya, Avusturya, Fransa, İspanya, Tayvan ve Karayipler’de dolaşımda olduğu bilinen P. falciparum soylarıyla yakın akrabalık gösteriyor. Bu durum, söz konusu ölümcül parazit soylarının geçmişte beklenenden çok daha geniş bir coğrafyaya yayıldığını düşündürüyor.
Aradan yüzyıllar geçmiş olmasına rağmen P. falciparum, günümüzde de sıtmaya yol açan en ölümcül tür olmayı sürdürüyor. Tahminlere göre yalnızca 2024 yılında yaklaşık 280 milyon enfeksiyona ve yarım milyondan fazla ölüme neden oldu. Albert Zink’e göre bu araştırma, P. falciparum’un Rönesans İtalya’sındaki varlığını doğrulayarak Floransa ve diğer İtalyan şehir devletlerinin, daha çok soğuk iklimlere uyum sağlamış ve daha hafif seyreden sıtma türlerinin görüldüğü Kuzey Avrupa bölgelerine kıyasla çok daha ağır salgınlar ve daha fazla can kaybı yaşamış olabileceğine işaret ediyor.
Araştırmada yer almayan Tartu Üniversitesi arkeoloğu ve antik DNA uzmanı Antonio de Dios Martinez ise çalışmanın öneminin yalnızca eski sıtma vakalarını genetik olarak doğrulamakla sınırlı olmadığını vurguluyor. Martinez’e göre elde edilen bulgular, yüzyıllardır tartışılan tarihi bir gizemi de çözüyor. Sonuçlar, Medici kardeşlerin doğal nedenlerle öldüğünü ortaya koyarken, Francesco’nun ölümünden sorumlu tutulan kardeşi Ferdinando de Medici’yi de cinayet şüphesinden aklamış oluyor. Martinez, “Bu yaklaşımın başarısı gerçekten dikkat çekici.” değerlendirmesinde bulunuyor.
Çalışmanın başyazarı Serena Tucci ise antik DNA araştırmalarının tarihsel olayları aydınlatmadaki gücünü şu sözlerle özetliyor: “Bazen antik DNA üzerinde çalışmak, tarihin anahtar deliğinden doğrudan içeri bakıyormuşsunuz gibi hissettiriyor.”
Kaynak: https://www.science.org/content/article/ancient-dna-solves-medici-murder-mystery (Son Erişim Tarihi: 17.08.2026)

