GazeteBilim
Destek Ol
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
Okuyorsun: GazeteBilim yazarı kadınların 8 Mart mesajları
Paylaş
Aa
GazeteBilimGazeteBilim
Ara
  • Anasayfa
  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk
  • Etkinlikler
    • Astronomi Dersleri
    • Çağdaş Epistemoloji Dersleri
    • Davranış Nörolojisi Dersleri
    • Eğitimciler İçin Yapay Zekâ Okur-Yazarlığı Dersleri
    • Epigenetik Dersleri
    • Evren ve Kozmoloji Dersleri
    • Evrim Dersleri
    • Bilim Tarihi Dersleri
    • Hegel Dersleri
    • İnsan Felsefesi Dersleri
    • Kapitalizmin Tarihsel Gelişimi ve İktisadi Düşünce Dersleri
    • Konuşmaktan Korkmuyorum
    • Kuantum Mekaniği ve Yorumları Dersleri
    • Marx Dersleri
    • Nörobilim Dersleri
    • Nörodilbilim Dersleri
    • Nörohukuk
    • Nörofelsefe Dersleri
    • Nöroperspektifler
    • Nöropsikanaliz Dersleri
    • Öğrenilmiş Çaresizlik
    • Teizm, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm Dersleri
    • Teoloji, Bilim ve Felsefe Tartışmaları
    • Zihin Dersleri
  • Biz Kimiz
  • İletişim
  • Destek Ol
Bizi Takip Edin
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
Copyright © 2023 Gazete Bilim - Bütün Hakları Saklıdır
GazeteBilim > Blog > Genel > GazeteBilim yazarı kadınların 8 Mart mesajları
Genel

GazeteBilim yazarı kadınların 8 Mart mesajları

Yazar: GazeteBilim Yayın Tarihi: 8 Mart 2024 25 Dakikalık Okuma
Paylaş
8 mart
Kadınlar hayatın her yerinde...

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde, GazeteBilim’i katkılarıyla var eden Yayın Kurulu Üyesi, yazar ve çevirmen kadınların mesajlarına yer veriyoruz.

İçindekiler
İnadına isyan, inadına isyan, inadına özgürlük…Hep birlikte ve omuz omuza… Din ve dogmaların etkilerinden kurtulmak…Azim ve umutla…Aydınlık bir gelecek için kadın ve bilim“Kadının yeri” kadının olmak istediği yerdir!Kadın yazarların mirasıEn önemli rehberimiz bilimdirKadınlar emek verir…Kazanımlar: Zorlu engellerin aşılması…Varoluş ve mücadele…Doğada ve bilimde kadınların gücüÜretkenlik, çalışkanlık, birey olma…‘Kendimize ait bir odak’ Kadın ve daha fazla emek…  Bilimde cinsiyet eşitliği için…Kadının yeri bilimdirSabiha Sertel gibi…Kadının aklı hür olmalı

İnadına isyan, inadına isyan, inadına özgürlük…

Prof. Dr. Nüket Örnek Büken
HÜTF Tıp Tarihi ve Etiği AD, GazeteBilim Yayın Kurulu Üyesi

Feminizmin sokağa inmesi, dillenmesi, haykırması önemlidir… “Gelsin Baba, Gelsin Koca, Gelsin Devlet, Gelsin Cop, İnadına İsyan, İnadına İsyan, İnadına Özgürlük…”

Kadınların isyanı neye? Öncelikle “eril dile” isyan ediyoruz biz kadınlar. Dilin bağımsız olmadığını, belli bir politikanın ve erkek egemen dünyanın yörüngesinde serpilip geliştiğini biliyoruz. Bu noktada “yanlışın eleştirisi dilin eleştirisi ile başlar” dedik ve dilimizden ataerkil söylemleri, cinsiyetçi ifadeleri kaldırmakla işe başladık.

Sonra toplumsal cinsiyete dayalı şiddete isyan etmeye geldi sıra. Şiddet de bütün söylemler gibi bu dille beslendi. Önce bedenimiz, kalbimiz ve kimliğimiz; babalarımıza, ağabeylerimize, kocalarımıza emanet edildi. Sonra evde, sokakta, okulda… Her yerde ‘görünmez’ olduk. Ardından başta ‘namus’ olmak üzere, türlü bahanelerle şiddete uğradık, katledildik. Yüzyılların öğretilmiş/öğrenilmiş çaresizliğinde ve geleneğinde isyan yoktu, karşı çıkış yoktu.

Kadına yönelik şiddet, kitle medyasında bolca temsil edilmesine rağmen, toplumumuz erkek şiddetinin sonlandırılmasını, erkek tahakkümünün sonlandırılmasıyla ve ataerkinin yok edilmesiyle ilişkilendirmemeye devam etti, bizim de buna isyanımız… 

Biz ‘neden’ diye sormaya başlayınca… Neden? İşte o zaman, dünyadaki bütün dillerin kadınları kimliksizleştirmeye, tabi kılmaya, erkek iktidarı yaşatmaya yeminli olduğunu gördük.

Söyledik, isyan etmek her şeyden önce eril dili tahtından etmektir. ‘Bana kurulan tuzağı gördüm’, ‘oyun bitti’ demektir.

Hiçbir iktidar ortak istemez kendine. Erkek iktidar da kendine ortak istemiyor. Koşulsuz itaat istiyor. Bu noktada isyan etmek, toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığın her türüne karşı çıkmaktır. İsyan etmek, kadın ve erkeklerin biyolojik farklılıklarına dayanarak onların toplumda oynadıkları rolün farklılaşmasının doğal ve kaçınılmaz olduğunu ileri süren eğilimleri, kadın ve erkekleri, erkek ya da kadın yapan özelliklerin önemli bir kısmının toplumsal olarak belirlendiğini ve dolayısıyla değişebileceğini tekrar tekrar haykırmaktır.

Biricik ve birey olmak istiyoruz, bunun kolay şey olmadığını bilerek. Biricik ve birey olmak, donanım, disiplin, eğitim ve direnç gerektiriyor. Gencecik yaşında, yaşam yorgunu kadın yüzleriyle karşılaşıyoruz, gün boyu farklı mekânlarda. 

Feminizm neden var? Toplumsal cinsiyet eşitliğini savunmak için, hayata geçirmek için, anlatmak için, anlamak için. Kadınlar öldürülmesin diye. Çocuk gelinler olmasın diye. Kadın yoksulluğu olmasın diye. Kız çocukları okula gönderilsin diye. Doğurma ve doğurmama hakkını kullanabilsin diye. Rızası dışında cinsel ilişkiye zorlanmasın diye. Aynı işi yaptığı erkeklerle eşit ücret alabilsin diye. Kaldırımlarda bebek arabalarıyla, pazar arabalarıyla, topuklu ayakkabılarıyla rahatlıkla özgürce yürüyebilsinler diye. Kadın olmanın çocuklara, yaşlılara, engellilere, hastalara, eşlere, annelere, babalara bakmak olmadığını anlatalım diye. “Bayan” olmadığımızı “kadın” olduğumuzu ve bunda da utanılacak, bacak aramızla ilgili bir durum olmadığını anlatalım diye. Kimsenin namusu olmadığımızı, erkekliklerini bizim cinsiyetimiz, bedenimiz ve varlığımız üzerinden kurmamaları gerektiğini beyinlerine yazalım diye, insanca, onurluca, eşit, özgür yaşayabilelim ve cinsiyetimizden dolayı uğradığımız tüm ayrımcılıklara, eşitsizliklere, baskılara, zulümlere son verelim diye…

Ataerkinin sefasını yüzyıllardır süren ve sürmeye de devam etmek isteyen erkekler ve ataerkil sistem, feminizmi doğru anladığında, hepimizin “eşit yaratıldığı” ve “her birimizin kendimiz olduğu bir dünyada” yaşamak, herkes için daha kolay ve keyifli olacaktır.

8 Mart dünya kadınlar günümüz kutlu olsun, isyanımız ve mücadele gücümüz artarak sürsün…

Hep birlikte ve omuz omuza…

Prof. Dr. Nurdan İnan
Jeoloji Mühendisi, GazeteBilim Yazarı

Bitmedi sürüyor o kavga

sürecek

Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek

Saltanatlar, saraylar çöker

Bu kan susar

Bu zulüm biter

Kızkardeşlerim, “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” kutlu olsun… Eğitimle, bilimle, emekle ve dayanışmayla kazanacağız. Eşitlik İçin Kadın Platformu, Kadın Koalisyonu, Kadın Dayanışma Vakfı, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Kadın Savunması, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği gibi değerli oluşumlarda hep birlikte ve bağımsız, omuz omuza olacağız.

Hep bir ağızdan bir zafer türküsü söyleyeceğiz,

Kalelerin burcuna çekilirken zaman…

Din ve dogmaların etkilerinden kurtulmak…

Prof. Dr. Erksin Savaş
AÜ DTCF Antropoloji Bölümü Emekli Öğretim Üyesi, GazeteBilim Yayın Kurulu Üyesi

Her sene 8 Mart günü içim burkulur ve Atamıza olan suçluluğum depreşir. Onun olağanüstü birikimini, çok rahat ve güzel bir yaşam potansiyelini bizlere cumhuriyetle taçlandırdığı bu vatanı verebilmek için feda ettiği aklıma gelir.

Eski resimlere baktığımda Cumhuriyet yıllarından başlayarak Atamızın Türk kadınına verdiği önemden kaynaklanan, kadınların modern, sağlıklı ve mutlu görüntüleri hep içimi açar. Ancak o günlerden çok daha ileri bir seviyede olması gereken günümüz toplumundaki kadınların çoğunluğunun eğitim ve refah seviyesi üzüntü kaynaklarımdan birisidir. Bir asker eşi olan annemin ve arkadaşlarının 1950’li yıllarda Çankırı’daki giyiniş şekilleri, arkadaş toplantıları, toplumdaki yerleri maalesef günümüzde ancak hayal edilebilir. Bu aşamada Köy Enstitülerini kapatan ve kapatılmasına vesile olan kişileri nefretle hatırlar ve lanetlerim. 

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü din ve dogmanın etkilerinden kurtulmuş, eğitimli, bilinçli ve mutlu kadınlardan oluşan bir toplumda kutlayabilmek ve Atamıza layık olmak dileğiyle…

Azim ve umutla…

Dr. Elif Yılmaz
Hidrojeoloji Mühendisi, GazeteBilim Yayın Kurulu Üyesi

Evde, atölyede, fabrikada, okulda, üniversitede, arazi çalışmalarında, sporda, sanatta, köyde, şehirde her alanda üretken biz kadınların ürettikçe özgürleşmemiz gerektiğini, bilgi ve kültürle aydınlanıp aydınlattığımızı, cinsiyet ayrımcılıklarına karşı duruşumuzu daha gür bir sesle hatırladığımız 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz kutlu olsun. Haklarımız için her alanda mücadele etme birlikteliğini gösterdiğimiz, emeğimizin ve canımızın kurban edilmediği bir ülkede ve dünyada yaşamak azmi ve umuduyla…

Aydınlık bir gelecek için kadın ve bilim

Sinem Serap
Kopernik Üniversitesi Doktora Öğrencisi, GazeteBilim Yayın Kurulu Üyesi

Dünya tarihindeki pek çok büyük atılım ve yeniliğin ardında, bilimin ve keşfin ışığında yolu aydınlatan, aklını kullanmaktan tüm engellemelere rağmen vazgeçmeyen kadınlar var. Marie Curie’nin radyoaktivite çalışmalarından, Ada Lovelace’in programlamanın temellerini atmasına; Rosalind Franklin’in DNA’nın yapısını keşfetmesinden, Gök bilimci Jocelyn Bell Burnell’in pulsarları bulmasına kadar bilim dünyasındaki kadınların katkıları, sadece kendi alanlarını değil, tüm insanlığın geleceğini şekillendirmiştir.

Bu Kadınlar Günü’nde, sadece geçmişteki başarıları değil, aynı zamanda bugünün ve yarının bilim kadınlarının önündeki zorlukları da hatırlıyoruz. Unutmayalım ki, bilimsel ilerleme ve inovasyon, farklı bakış açılarının ve deneyimlerin bir araya gelmesiyle mümkündür. Kadınlar, bu çok sesliliğin vazgeçilmez bir parçasıdır. Onların katılımı, bilim ve teknolojinin sınırlarını daha da genişletirken, dünyayı daha yaşanabilir ve adil bir yer haline getirme potansiyeline sahiptir.

Bu nedenle, bugün, bilimde kadınların karşılaştığı engelleri aşmaya yönelik çabaları desteklemek, genç kızları STEM alanlarına (Bilim, Teknoloji, Mühendislik, Matematik) teşvik etmek ve her alanda cinsiyet eşitliğini savunmak daha önemli hale gelmiştir. Kadınların bilime katkıları, sadece bugün için değil, daha aydınlık bir gelecek için temel taşları oluşturmaktadır.

Kadınlar Günü’müz kutlu olsun! Bilim ve eşitlik ışığında, birlikte daha parlak bir geleceğe yürümek için daha yükseklere hedef koymaya, daha fazlasını istemeye; bu tutku ve kararlılıkla, sınırları zorlayarak, tüm engelleri aşmaya devam edelim. Atatürk’ün dediği gibi “Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar!”

“Kadının yeri” kadının olmak istediği yerdir!

Meral Akçay
Sanat Yönetmeni-İç Mekân Tasarımcısı, GazeteBilim Yayın Kurulu Üyesi

“Kadının yeri” diye başlayan cümlelerin hepsi erkek gücünün simgelendiği yerde sonlanır ve bu bence dünyanın en acı, en âdil olmayan şeylerinden biridir!

Hâlâ eşleri tarafından öldürülen binlerce kadın varken, hâlâ aileleri, babaları, erkek kardeşleri tarafından psikolojik ve bedensel şiddete maruz kalan kadınların sayısı hiç de az değilken, hâlâ çalıştığı iş yerinde tacize, tecavüze uğrayan, mobing uygulanan kadınlar varken, hâlâ diye başlayıp kadınların mağduriyetlerini sergileyecek binlerce yaşanmışlık mümkünken Kadınlar Gününü kutlamayı son derece hüzünlü buluyorum.

Tek temennim toplumu oluşturan kadınların çoğunun, dünyaya getirdiği erkek çocuklarına şunu öğretmeleridir: “Kadının yeri” kadının olmak istediği yerdir!

Nene Hatun’dan Sabiha Gökçen’e, Refet Angın’dan Afife Jale’ye, ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü yetiştiren Zübeyde Hanım’dan günümüzde yerini kendi istediği şekilde belirleyen tüm kadınlarımızı sevgi ile anıyorum.

Kadınlar gününüz kutlu olsun.

Kadın yazarların mirası

Demet İkinci
Matematik Öğretmeni-Yazar, GazeteBilim Yayın Kurulu Üyesi

Kadın hareketinin miladı sayılan 1908’den bu yana kadınların çalışma hayatında var olma mücadelesi ülkemizde de Remziye Hisar’larla, Afife Jale’lerle, Nüzhet Gökdoğan’larla, Cahide Sonku’larla, Halet Çambel’lerle, Türkan Saylan’larla, Muazzez İlmiye Çığ’larla  yaşatıldı. Kadınların edebiyat dünyasındaki yeri de diğer alanlardan azade değildi. Erkek egemen edebiyat dünyasının kapılarını aralayan ve günümüzde en çok okunan çocuk kitabı yazarları arasında ilk sıralarda yer alan Gülten Dayıoğlu, Aytül Akal, Mavisel Yener, Sevim Ak gibi güçlü kalemleri de burada mutlaka zikretmek gerek. Bu birbirinden değerli kadınların mirası, son yirmi yılda neredeyse hiçe sayılarak kadınların hem çalışma yaşamından hem de sosyal yaşamdan geri çektirilmeleri politikalarını sonuçsuz bırakacaktır. Yaşasın kadın dayanışması!

En önemli rehberimiz bilimdir

Hatice İkinci
Arkeolog, Gazeteci-Yazar, GazeteBilim Yayın Kurulu Üyesi

Karanlığa karşı verilen o büyük kavgada yerini almış ve alacak olan tüm kadınları büyük bir gururla selamlıyorum. Bu kavgada, dün olduğu gibi bugün de en önemli rehberimiz bilimdir ve insanlığın güzel günleri mutlaka gelecektir. Tüm kız kardeşlerim, emekçi kadınlar günümüz kutlu olsun, Yaşasın 8 Mart!

Kadınlar emek verir…

Prof. Dr. Semra Günay Aktaş
Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi, GazeteBilim Yazarı

Kadınlar çalışkandır. Kadınlar emek verir, çocuklarına, kocalarına, yaptıkları işlerine, analarına, babalarına, yuvalarına, bahçelerine, saksıdaki çiçeklerine, kedilerine, köpeklerine…. Sadece emek vermez sevgisini de verir. Çünkü sadece emek verilen şeyler güzel ve özeldir. Kadın sevgi ve emekle her şeyi büyütür, güzelleştirir, yüceltir.

Biz, annelerimiz, kız kardeşlerimiz, kızlarımız ya da torunlarımız… tüm kadınlarımız 365 gün boyunca mutlu olsun.

Kazanımlar: Zorlu engellerin aşılması…

Arş. Gör. Dr. Sevim Coşkun
HÜTF Tıp Tarihi ve Etiği AD, GazeteBilim Yazarı

Henüz akademik hayatın başında olan bir araştırmacı olarak son zamanlarda “kadınlar” üzerine yapılan araştırmaları incelediğimde, yine eşitsizlik, şiddet, ayrımcılık, cinayet, eğitime erişim sorunları, sağlık hizmetlerine erişim sorunları gibi başlıkların öne çıktığını görüyorum. Geçmişten bugüne kadın mücadelesine baktığımızda, tüm kazanımlar, oldukça zorlu engellerin aşılmasıyla elde edilmiştir. Bu mücadelede çok emek, çok gözyaşı ve ne yazık ki kan var; ama büyük bir dayanışma da var. İşte bu dayanışma, bize mücadele gücü ve yarınlara dair umut veriyor. Bu dayanışmada yer alan herkes için ortak bir hayal var: Kadınların haklarına kavuştuğu; daha özgür, daha eşit ve daha âdil bir dünya! 

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında, bu sene de çeşitli etkinlikler düzenlenmekte. Bunlardan biri de HÜKSAM (Hacettepe Üniversitesi Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi) tarafından 6 Mart 2024 tarihinde düzenlenen; Prof. Dr. Gülriz Uygur ve Prof. Dr. F. Umut Beşpınar’ın konuşmacı olarak yer aldıkları bir konferanstı. Bu konferansın dinleyicilerinden biri olarak bazı notlar aldım. Bu notlarımda insan hakları, farlı farklı kadınlıklar ve kesişimsellik ilkesi, krizler çağı ve bunun yükleri, ekonomik istismar ve ekonomik şiddet, finansal okur-yazarlığın gerekliliği, sosyal şiddet, yargısal şiddet, kadınların şikâyet etmesinin önündeki yapısal engeller öne çıktı. Soru-cevap bölümünde ise 6-8 yaşlarındaki bir kız çocuğunun “Kadınlar için mutlu bir dünya mümkün mü?” sorusu üzerine, salondaki herkes gülümsedi, durdu, düşündü ve umut doldu. Konferanstaki değerli Hocalarımız “Evet, hep birlikte çalışırsak, mümkün!” diye yanıtladılar ve konferans sona erdi. Çünkü bu diyaloğun üzerine edilecek başka söz yoktu.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde, kadınlar için arzu ettiğimiz bir dünya elbette mümkün.

Eğer hep birlikte bunun için çabalarsak, mümkün!

Kadınların sözlerini gerçekten duyarsak, karşılaştıkları zorlukları gerçekten görürsek, dertlerini can kulağıyla dinlersek, mücadelelerinin bir parçası olursak ve onlar için çözüm önerileri üretmeye çalışırsak, mümkün!

Kız çocukları, böyle bir dünyanın varlığını sorgulama aşamasından, bu dünyanın varlığına inanma aşamasına geçerlerse, mümkün!

Nereye kadar mücadele edelim diye sorarsanız, kapanışı HÜKSAM Müdürü Prof. Dr. Şevkat Bahar Özvarış’ın şu sözleriyle yapmak istiyorum: “Yaşamın, emeğin ve aşkın yarısı bizim olana kadar!” 

Varoluş ve mücadele…

Dr. Öğr. Üyesi Sema Ekincek
Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi, GazeteBilim Yazarı

Varoluşlarının, mücadelelerinin ve başarılarının gerçek anlamıyla değer bulacağı her gün kadınların günüdür. Bu umutla tüm kadınları yürekten kutluyorum.

Doğada ve bilimde kadınların gücü

Dr. Bahar Patlar
Martin Luther Üniversitesi, GazeteBilim Yazarı

Darwin dönemi ve sonrasında çiftleşme ve üreme başarısını etkileyen özelliklerin evrimini inceleyenler, genellikle kadınları ve onların eş seçme özelliklerini merkeze alan Darwin’in teorilerine rağmen, özellikle erkek merkezli mekanizmalara odaklandılar. Açıkça söylüyorlardı ki kadınlar seçebilecek, detaylı hesap yapabilecek ve hükmedebilecek kabiliyete sahip olamazdı. Onların bu patriarkal anlatıları, sosyal ve aile yaşamında kadınları çocuklarıyla sınırlar içine kapatırken, doğal hayatta dişileri evrimsel dansın pasif katılımcıları olarak konumlandırdı.

Bugün, ana kadrosunun neredeyse hepsi kadınlardan oluşan bölümümüzde, doğada dişilerin eş seçimi üzerine şekillenen canlılar dünyasını inceliyoruz. Almanya’nın Halle kenti, Martin Luther Üniversite’sinde, ben dahil toplamda yedi kişilik bilim grubumuzun hepsi kadınlardan oluşuyor. Dört tane de doktora öğrencimiz arasından yalnızca biri erkek! Kulağa ne kadar adaletsiz geliyor değil mi, 11’de 1 erkek! Oysa biz kadınların akademide temsilleri on yıllardır hep böyle düşük oranda seyretti ve hâlâ pek çok ülkede tam adalet sağlanmış değil. Yine de bugün biz ve bizler gibileri sayesinde, erkek egemen anlatıların artık yıkıldığını, doğanın estetik ve güzelliklerinin kadınların seçici gözünden çıktığı gerçeğinin yıkılamaz şekilde ortaya koyulduğunu açıkça ilan edebilirim!

Dişi cinsel davranışları yalnızca erkeklerin davranışlarına pasif bir tepki değil, doğal ve eşeysel seçilimin karmaşık bir etkileşimidir ve evrimin seyrini ve etrafımızda gördüğümüz tüm biyoçeşitliliği büyük ölçüde şekillendirir. Hayat veren de doğayı bin bir türlü şekilde zenginleştiren de dişilerdir. Bu ortaya çıkan yeni anlayış, yalnızca doğal dünyayı daha iyi anlamamızı sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda daha geniş toplumsal etkileri de beraberinde getirecektir. Hayvanlar âleminde dişilerin önemli rol ve katkılarını tanıyıp kabul ettikçe, insan dişilerinin de kendi kaderlerini şekillendirmeleri ve benzersiz yeteneklerini yaşamın tüm alanlarında kullanabildiklerini görmeleri kaçınılmazdır.

Bu yüzden önyargılı anlatıları ve dogmatik mitleri sorgulayıp, bir sonraki nesil kadınların, her yeni keşifle bilgi sınırlarını zorlayarak, doğal dünyayı keşfetmeleri için tüm cinslerimizle hep birlikte bilimde, siyasette, sokakta, şantiyede, evde çalışmaya devam edelim. Bu Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü’nde hem doğal dünyada hem de kendi topluluklarımızda dişilerin inanılmaz gücünü ve zenginliğini gururla kutlayalım.

Üretkenlik, çalışkanlık, birey olma…

Klinik Psikolog Dr. Esra Savaş
GazeteBilim Yazarı

Kadın olmak deyince pek çok farklı anlamlar oluşur zihnimizde… Doğurganlık, eş rolü, bedensel atıfları gibi… 21. yüzyılın kadını olmak bunlara ek olarak üretkenlik, çalışkanlık ve birey olma mücadelesiyle dik duruştur. 21. yüzyıla geldikçe fiziksel gücün ev ve aile ihtiyaçlarını gerçekleştirip kendine alan açan ve birey olarak kendini gerçekleştiren, hayata gelişinin varoluşunun amacını keşfedip peşinde gidebilen hemcinslerime şahit olmaya başladım. Tıpkı tarihimizdeki modellediğimiz kadınlarımız gibi…. Malala Yousafzai’nin verdiği eğitim hakkı mücadelesi ve Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmesi, Marie Curie’nin Nobel Ödülünü ilk kazanan bilim kadınıdır. Bir Türk Kadını olarak gururlandığım ve model aldıklarımdan bazıları ise: Taaa Osmanlı zamanında kadın haklarını ve eğitimini savunan Fatma Aliye Hanım ve onu takiben Halide Edib Adıvar; ilk kadın avcı pilotumuz Sabiha Gökçen, en az 5 neslin unutamayacağı, ölüme bile asaletle giden Türkan Saylan, ilk kadın doktorlarımızdan Behiye Üsdiken, Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım, Kurtuluş Savaşımızın kahraman kadınları: Kara Fatma, Nene Hatun, Nezihe Muhiddin, Şerife Bacımızı ve daha nice hemcinslerimi bugünün aracılığıyla bir kez daha saygıyla anıyorum. Son olarak da babamı yetiştiren kıymetli Babaannem Didar Savaş’ı, annem Belkıs Savaş, kız kardeşim Dilek Savaş, manevi annem Melda Katırcıoğlu ve kızlarını her şeye rağmen beyinleriyle dünyaya katkıda bulunmayı öğreten ve gizli kahramanlarımız olarak arkamızda duran tüm annelerimizin KADINLAR GÜNÜNÜ KUTLUYORUM. Dipnot: Ne mutlu Türk Kadınıyım diyebilene…  

‘Kendimize ait bir odak’

Yasemin Varlık
Suan Sunandha Rajabhat Üniversitesi, GazeteBilim Yazarı

Bu 8 Mart’a da yıllardır olduğu gibi Türkiye’nin solunda kadınların çoğunluğunun dertlerini ve taleplerini dile getirebilen bir kadın platformunun olmamasının hüznüyle giriyoruz. Türkiye’nin mevcut ortamı, kadınlar ve çocuklar için gündelik yaşamın bir hayatta kalma savaşına dönüştüğü bir cehenneme dönüştü. Üstelik bu savaşın ayrıntılarını bildiğimiz söylenemez. Eğitimden küçük yaşta koparılan kızlar, her geçen gün daha da güçlenen tarikatların insafına terk edilmiş gençler, devlet koruması altındayken fuhuşa sürüklenen kız çocukları, staj adı altında sermayenin ve yasalar karşısında neredeyse dokunulmaz hale gelmiş patronların eline terk edilen çocuklar, bir yandan enflasyon ve yoksulluk, bir yandansa devletin cezasızlık politikası sayesinde sistematik dayak ve cinsel şiddet karşısında çaresiz kalan kadınlar bu hayatta kalma savaşında bir biçimde yenildiklerinde gündemimize giriyor. Nasıl öldürüldüklerini biliyoruz, ancak nasıl yaşadıklarının bilgisine hâkim olduğumuz söylenemez. Buradan da en başa dönüyoruz. Doğru soruları soran, doğru açılardan doğru yerlere bakan bir kadın örgütlenmesine ve bilincine sahip değiliz.

Hepimizin bildiği gibi kadınlar yıllardır çoğumuzun hayatına hiç değmeyen, hiçbir açıklayıcı ya da dönüştürücü yanı olmayan sorunlarla boğuşturuluyor. Hiç durmadan tekrarlanan bu sorunlardan birkaçı şöyle: “Kadınlar farklılıklarıyla nasıl yan yana durup mücadele edebilir?”, “Feminizmin öznesi kimdir?”, “Trans çocuklar var mıdır”, “Seks işçiliği işçilik midir?”. Bu sorunların taşıdığı varsayımlar ve nereden nasıl türediği, gündemimize nasıl girdiği ise sorgulanmıyor. Örneğin ilkini ele alalım; Kadınların farklılıklarının ortaklık ve benzerliklerinden daha önemli ve konuşmaya değer olduğu bilgisi nereden geliyor? Bu farklılıklar ve renkler neden hep etnisite, mezhep, cinsel yönelim gibi kategorilerden oluşuyor? Örneğin herhangi bir işyerinde greve çıkan kadınlar gerçekten kendilerini Kürt, Süryani, Türk, Alevi, vegan, biseksüel, trans annesi ya da yarı zamanlı seks işçisi tanımlarından oluşan ‘kesişimsel’ bir seçmeyle tanımlıyor olabilir mi? Bu dizin içinde neden çocuklu, emekli ya da işsiz olmak gibi hayatımızda çok daha belirleyici olan ‘farklılıklar’ yok? Bu farklılıklar dizgesi nerede, hangi sınıftan kadınlar tarafından, hangi kurumlarla işbirliği içinde üretilip yayılıyor?

Elbette bu sorulara bir çırpıda cevap vermek olanaksız ve her biri en başta feminist örgütlenmelerin ekonomi politiğinin incelenmesini gerektiren başlı başına birer araştırma konusu. Yine de şu kadarını belirtmekte yarar var: Türkiye’de kadın hareketine yön veren akıl, hâlâ ve hâlâ Gezi’de Kabataş yalanı için direnişteki kadınlarla yürüyüş örgütleyen ve dolayısıyla İslamcı neoliberal rejimin kurucu momentlerinden belki de en önemlisinde kadın enerjisini iktidarın konsolidasyonu için kullanmayı tercih eden akıldır. Bu tercih ne bir istisna ne de yanılgıdan ibarettir. Özellikle geleneksel 8 Mart gece yürüyüşünü düzenleyen kadın örgütleri demokratikleştirmeci, yani piyasalaştırmacı uluslararası örgütler, sivil toplumculuk, feminist akademi ve Kürt Milliyetçi Hareketi’nden oluşan devasa bir siyasi ağın parçasıdır. Bu örgütlerin tam da bu nedenle emperyalizmin ve sermayenin dayattığı piyasacılık ilkeleri üzerine bina edilmiş bireyci, kimlikçi, rantçı, projeci, piyasada yer kapmacı sorun ve taleplerin ötesinde kadınlara vaat edebileceği bir şey bulunmaz. Hal böyleyken en âcil meselemizin ‘kendimize ait bir odak’ inşa etmek olduğu ortadadır. Bu ağın cenderesinde sıkışmış halde kaybedilen her dakika bize daha vahşi ve acımasız bir kapitalist patriyarka olarak dönecektir. Bu 8 Mart’a bu mesele üzerine düşünerek giren tüm kadınlara kolaylıklar ve direnme gücü diliyorum.

Kadın ve daha fazla emek…  

Feryal Şimal Güneş
AÜ DTCF Felsefe Bölümü Doktora Öğrencisi, GazeteBilim Çeviri Birimi Üyesi

Bilim, sanat, felsefe, siyaset veya herhangi bir alanda gelen başarıda “kadın veya erkek gücü” ile ilgili bir vurgu yapmak gereksiz ve boşuna bir çabadır, bunlar “insan” faaliyeti ve emeğidir. Ancak içinde bulunduğumuz dünyada kadın biraz daha fazla emek harcamak zorunda bırakılmaktadır. Pes etmeyip çabalayan tüm emekçi kadınların Kadınlar Günü kutlu olsun.

Bilimde cinsiyet eşitliği için…

Beyza Şen
Almanca Öğretmeni, GazeteBilim Çeviri Birimi Üyesi

Dünya, iklim değişikliği ve kıtlığın tehdit ettiği bir geleceğe doğru hızla ilerlerken, küresel bilim camiası kadın bilim insanlarının başarılarını tanımak ve teşvik etmek için kolları bir an önce sıvamalıdır. Ve bilimde gerçek anlamda toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için yapılması gereken daha pek çok şeyin olduğunu da unutmamalıyız. Bu konuda kararlılığımızı sürdürmek ve vizyonumuzu gerçeğe dönüştürme yolunda istikrarlı bir şekilde ilerlemek zorundayız. Hepimiz. Bir gün, kız çocuklarının bilim eğitimi almaya teşvik edildiği, kadınların araştırma ve annelik sorumluluklarını dengelemek için yeterli desteğe sahip olduğu ve bilim insanlarının yalnızca çalışmalarının dünyayı olumlu yönde değiştirme potansiyeline göre değerlendirildiği bir dünyada yaşayacağımızı umuyorum.

Kadının yeri bilimdir

Gizem Özkabak
AÜ DTCF Dilbilim Bölümü Öğrencisi, GazeteBilim Çeviri Birimi Üyesi

Kadının yeri bilimdir! Dönemin bütün olanaksızlıklarına rağmen Genç Cumhuriyet, ilk kadın doktorumuz Safiye Ali’yi, ilk kimyacılarımızdan Remziye Hisar’ı, ilk kadın matematikçilerimizden Fatma Suzan Kahramaner’i, ilk astrofizikçilerimizden Dilhan Eryurt’u yetiştirmiştir. Bilimi rehber edinmek isteyen kadınlara sonsuz olanak ve imkân tanıyan Cumhuriyetimizin gururlu bir ferdi olarak tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutlarım!

Sabiha Sertel gibi…

Ezgi Kardaşlar
Lozan Üniversitesi Siyaset Bilimi Doktora Adayı, GazeteBilim Yürütme Kurulu Üyesi

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününde Sabiha Sertel’i anmak isterim. Sabiha Sertel; tam bağımsız Türkiye için mücadele eden, Türkiye’de kadın sorunları, eşitsizlik ve demokrasi için yazdığı yazılarıyla hâlâ bizlere ışık tutmaya devam etmektedir. İşte bizler de aynı Sabiha Sertel gibi aydınlanma ve cumhuriyet yolunda, kadın hakları için mücadeleyi hiçbir zaman bırakmamalıyız. Ben bir Cumhuriyet kadını olarak, her zaman Atatürk’ün bizlere açtığı bu aydınlanma yolunda yürümekten gurur duyuyorum. 

Kadının aklı hür olmalı

Elif İnceler
İletişimci ve Tasarımcı, GazeteBilim Sosyal Medya Sorumlusu

Kısacık hayatta

Kadın, erkek —herkesin bildiği

Geçmiş, gelecek ve bugünün gerektirdiği

Özünde gerçek, kimisi içinse fani

Bir kural vardır.

Yerinde sözü edilen tüm kurallar gibi bunun da geçerliliği kalıcıdır. Aklın yolunun birliği —düşünce ve ilim hürlüğünün yarattığı bu dünyada yaşama sanatıdır bu kural.

Yine de, gariptir ki

Fanusun içinde yaşayan her balık

Birlikte ölür, ve de tekilce

Öbürlerinin sağduyusuna gerek duymaksızın

Kadının bildiği, bir farklı hayatta

Bir başka evrenin dilinde, olmaksızın.

Kadının aklı hür olmalıdır. Başta bilim, edebiyat ve sanat olmak üzere her alanda fikir özgürlüğüne sahip olmalıdır. Farklılıklarımızdan öte, gelişimimiz buna bağlıdır.

8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz kutlu olsun.

Etiketler: 8 mart, 8 mart dünya emekçi kadınlar günü, emek, feminizm, kadınlar, kapitalizm, patriyarka, sosyalizm
GazeteBilim 8 Mart 2024
Bu Yazıyı Paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp E-Posta Linki Kopyala Yazdır
Önceki Yazı zehra-sayers Zehra Sayers: “Erkeklerin değişmeleri için yol gösterin”
Sonraki Yazı Daniel Dennett Bakterilerden Bach’a ve Ötesine[1]

Popüler Yazılarımız

krematoryum fırını

Türkiye’de ölü yakma (kremasyon): Hukuken var, fiilen yok

BilimEtik
23 Kasım 2023
cehalet
Felsefe

“Cehalet mutluluktur” inancı üzerine

Eşitleştiren, özgürleştiren, mutlu kılan, bilgi midir yoksa cehalet mi? Mutlu kılan, cehalet mutluluktur sözünde ifade edildiği gibi, bilgisizlik ve cehalet…

12 Ağustos 2023
deontolojik etik
Felsefe

Deontolojik etik nedir?

Bir deontolog için hırsızlık her zaman kötü olabilir nitekim çalma eyleminin özünde bu eylemi (daima) kötü yapan bir şey vardır.

15 Ağustos 2024
Güzel şeyler, özgür seçim süreçlerinin en çirkin şekillerde baskı altına alınmasına rağmen varlığını sürdürmeyi dişiler sayesinde başarır.(Görsel: The Belkin)
Flörtöz Hayvanlar

Ördekler, penisleri ve Amerikan ekonomisi

Yanık türkülerin yeşil başlı gövel ördeklerinden esinlenilen romantizm yalnızca bizim hayallerimizde var; gerçek dünyada bu türlerin aşk hayatları çok daha…

5 Kasım 2024

ÖNERİLEN YAZILAR

Kolektif öğrenilmiş çaresizlik

Prof. Dr. Tayfun Uzbay ve Prof. Dr. Barış Erdoğan, psikolojinin kavramlarından “öğrenilmiş çaresizlik” teorisini toplumsal düzeye taşıdı.

Genel
16 Nisan 2026

Yapay zekâ çağında eğitim: Sistemin gerçek amacı artık bilgi değil, bağımlılık

Bugün eğitim kurumları meslek kazandıran yerler değil, borçlandırma ve zihinsel uyum süreçlerinin uygulandığı merkezler hâline geldi. Üniversiteler devasa harçlar talep…

GenelYapay Zekâ
21 Ekim 2025

İktisadın geçmişi ve bugün

İktisat, hiçbir zaman içine ortaya çıktığı iktisadi ve sosyal koşullardan bağımsız değil.

Genel
4 Ağustos 2025

Yapay zeka askeri boyutta da çığır açtı

Yapay zeka, hemen her alanda olduğu gibi savaş alanında da hayatımıza girdi. Pek çok noktada kullanılan yapay zeka, etik açıdan…

GenelYapay Zekâ
10 Temmuz 2025
  • Biz Kimiz
  • Künye
  • Yayın Kurulu
  • Yürütme Kurulu
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım İzinleri
  • İletişim
  • Reklam İçin İletişim

Takip Edin: 

GazeteBilim

E-Posta: gazetebilim@gmail.com

Copyright © 2023 GazeteBilim

  • Bilim
  • Teknoloji
  • Felsefe
  • Kültür-Sanat
  • Gastronomi
  • Çocuk

Removed from reading list

Undo
Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?