Klinik Bir Deney: Beklenmedik Bir Kaynaktan Yapılan Kornealarla 20 Kişi Görme Yeteneğini Geri Kazandı!
Tessa Koumoundouros
Çeviren: Emine Öykü Güner
Heyecan verici pilot klinik bir denemede yapılan domuz derisinden implantlar hastalıklı korneaları olan 20 kişinin görüşünü geri kazandırdı. Biyomühendislik ürünü bu dokunun (implantların) yardımını almadan önce hastaların çoğunluğu kördü.
İnanılmaz bir şekilde, iki yıl sonra bu kör insanların 14’ünün de görüşleri düzeldi. Hatta içlerinden 3’ü artık mükemmel 20/20 görüşe1 sahip.
Linköping Üniversitesi oftalmoloji araştırmacısı Neil Lagali, “Geliştirilen bu implantlar, bağışlanan kornea dokusunun yetersizliği ve göz hastalıkları için diğer tedavilere erişim sorununu çözmemizi sağlıyor” diyor.
Yaklaşık 12,7 milyon kişi kornealarındaki sorunlar nedeniyle görme kaybı yaşıyor. Fakat yalnızca 70 kişiden 1’i, görme yetisini geri kazanmanın tek yolu olan kornea naklini gerçekleştirebiliyor.
Bu nakilleri sağlamanın yolları pahalı olduğu için ve bağışlanan kornealar yetersiz olmasından ötürü dünyadaki çoğu insan etkili tedavilere erişememektedir.
Linköping Üniversitesi Biyomedikal Mühendisi Mehrdad Rafat “Buluşumuzun yalnızca zengin kişilerce değil, herkes tarafından yaygın olarak bulunabilmesini ve uygun fiyatlı olmasını sağlamak için önemli çabalar gösterdik. Bu teknolojinin dünyanın her yerinde kullanılabilmesinin nedeni budur” diyor.
Doktorların implant prosedürünü daha az özel koşullarda ve daha az ekipmanla gerçekleştirebilmesini sağlamak için Rafat ve meslektaşları, dikiş gerektirmeyen yeni bir teknik geliştirdiler.
Sonuçlar, insan implantı olarak kullanılmaya yönelik tüm kriterleri karşılayan, seri üretilebilen ve iki yıla kadar saklanabilen böylelikle görme sorunu olan daha fazla insana ulaşabilen bir biyomateryal geliştirmenin mümkün olduğunu gösteriyor.
Lagali, “Daha az invaziv bir yöntem daha fazla hastanede kullanılabilir. Böylelikle daha fazla insana yardımcı olunabilir. Bizim yöntemimizde cerrahın hastanın kendi dokusunu almasına gerek yok. Bunun yerine küçük bir kesi yapılarak implantın mevcut korneaya yerleştirilmesi sağlanır” diye açıklıyor.
Dahası da var. İmplantı oluşturmak için kullanılan malzeme gıda endüstrisinin yan ürünüdür. Özel olarak geliştirilmiş paketleme ve sterilizasyon işlemleri sayesinde nihai son ürün iki yıla kadar saklanabilmektedir. Buna karşılık, bağışlanan bir insan korneasının iki hafta içinde kullanılması gerekir.
Korneamız (gözümüzün ön kısmında iris ve gözbebeğimizi koruyan şeffaf ekran) çoğunlukla farklı kolajen türlerinden oluşur. Bu yapı zamanla kademeli olarak incelebilir. Dışarı doğru çıkıntı yapmasına ve keratokonus2 adı verilen bir durumda görüşümüzün bozulmasına neden olabilir.
Bu korneanın incelmesinin kesin nedeni bilinmemekle birlikte: genetik, aşırı göz ovuşturma ve saman nezlesi, astım, Down sendromu ve Ehlers-Danlos sendromu (vücutta yer alan bağ dokularının olması gereken daha zayıf hale gelmesine neden olan genetik bir durum) gibi durumlar keratokonus gelişme olasılığını artırabilir.
Böylece araştırmacılar yeni bir kornea tabakası oluşturmak için domuz derisindeki kolajeni saflaştırdı. Genellikle yumuşak olan bu malzemeyi güçlendirmek ve onu daha stabil hale getirebilmek için kimyasal ve fotokimyasal yöntemler kullandılar. Sonuç olarak biyomühendislik ürünü BPCDX adını verdikleri, çift çapraz bağlı bir hidrojel (suyla dolu, suyu emen ve tutan bir polimer malzemedir. Tıp alanında hidrojeller yara iyileşmesini desteklemek, ilaç dağıtmak veya cerrahi operasyonlarda kullanılır.) elde edildi.
Tekniklerini hayvan modellerinde geliştiren araştırmacılar daha sonra BPCDX’i alıcının korneasına yerleştirmek için basit bir yöntem geliştirdiler. Bu sayede yerleştirmek için mevcut dokunun çıkarılması ihtiyacını ortadan kaldırdılar.
Burada implant, korneanın bükülmesini düzleştirir ve kaybedilen kalınlığı sağlayarak gözün odaklanma kapasitesini onarır. Minimal invaziv cerrahi, kornea sinirlerini ve hücre katmanlarını sağlam bırakarak yaranın hızlı bir şekilde iyileşmesini sağlar.
2 milimetrelik bir kesiden yapılan implantasyon işleminin ardından BPCDX başarıyla şeffaf kaldı. Herhangi bir yara izi oluşumu ya da olumsuz reaksiyon görülmedi. Yoğun bir tedaviye ya da ileri bir ameliyata gerek duyulmadı. Sadece bağışıklık sistemini baskılayan göz damlaları ve bandajla sekiz haftalık bir tedavi yeterli oldu.
Bir biyomühendislik ürünü olan kornea tüm güvenlik kriterlerini karşıladı.
İki yıl sonra, İran ve Hindistan’dan gelen katılımcılar, kornea kalınlığında ortalama 200 mikrometreden fazla bir artış ve eğriliğinde bir azalma yaşadılar. Bu durum da görmelerini en az geleneksel kornea nakli kadar geliştirdi.
Ekip, önceki çalışmalarına ve yayınlanmamış verilere dayanarak, göze daha önce yapıpan biyomateryal implantasyon denemelerinin sonunda incelmeyle sonuçlandığını, ancak güçlendirilmiş domuz hücresi kolajeninin sekiz yıl sonra bile güçlü kalarak implantı sabit tuttuğunu bildirdi.
Araştırmacılar makalelerinde, “Bizim bilgimize göre, yeterli kornea kalınlaşması ve düzleşmesiyle veya önemli görme keskinliği kazanımlarıyla ilgili in vivo olarak (tüm ve canlı bir organizma kullanılarak yapılan deneysel yaklaşımları) tam kornea şeffaflığına ulaşan daha önceki hiçbir çalışma olmadı.”
Şu anda daha büyük bir klinik araştırma planlanıyor. Bu pilot çalışma araştırmacılara yeni prosedür için umut verici sonuçlar elde edeceklerine dair bir mesaj veriyor.
Lagali son olarak şunları ekliyor:
“Sonuçlar, insan implantı olarak kullanılmaya yönelik tüm kriterleri karşılayan, seri üretilebilen ve iki yıla kadar saklanabilen böylelikle görme sorunu olan daha fazla insana ulaşabilen bir biyomateryal geliştirmenin mümkün olduğunu gösteriyor.”
Kaynak:
https://www.sciencealert.com/clinical-trial-restored-sight-to-20-people-with-corneas-made-from-an-unlikely-source (son erişim tarihi: 6.08.2024).

