Bitkilerden milyonlarcası kesilirken bile tek bir feryat duyulmaz. Peki bu sessizlik onların bilinçsiz olduğunu mu gösterir?
Yazan: Daniel Kolitz
Özetleyen ve Çeviren: Okan Nurettin Okur
Hayvan hakları savunucuları bilinç problemini ön plana çıkarmak için önemli bir çalışma yaptılar. Artık et yiyen hiç kimse yemeğinin bir zamanlar yaşayan, nefes alan ve nihayetinde türdeşlerinin yanında kanlı bir mezbahanede hayatı son bulan bir canlı olduğundan habersiz değildir. Çevrecilerin işiyle fastfood süreçleri mukayese edildiğinde elbette ki çevresel sorunlar daha az trajik görünecektir. Zira bitkilerden milyonlarcası kesilirken bile tek bir feryat duyulmaz. Peki bu sessizlik onların bilinçsiz olduğunu mu gösterir? Peki çam ağaçlarını ya da lahanayı bilinçli kabul etmek antropomorfik (insan biçimci) bir bakışın yansıması mı yoksa gerçekten de içgüdüsel olarak kabul ettiğimiz gibi bitkiler bilinçsiz, duyarsız hücre yığınları mıdır?
Bu soruları bir dizi bilim insanına ve felsefeciye yöneltiyoruz. Bunlar arasında bitki nörobiyolojisi alanında öncü bir profesör de var.
Bitkiler çocukluklarından özlemle bahsedemeyebilir veyahut herhangi bir şeyi duyamayabilir, göremeyebilir. Fakat görünen o ki bilgiyi saklayıp, geçmiş deneyimlere dayanarak kararlar verebiliyorlar. Buradan yola çıkarak bitkilerin bilinçli olup olmadığını söylemek elbette ki bilinç tanımınıza göre değişecektir.
Bitkiler bilinçlidir
Aralarında Plant-Thinking: A Philosophy of Vegetal Life kitabının da yazarı olan felsefe profesörü Michael Marder bu konuda şunları söylüyor:
Bitkiler kesinlikle bilinçlidir fakat bu bilinç insan bilincinden farklıdır. Yaşamak ve ihtiyaç duydukları maddelere erişmek için yer altına ve yer üstüne yayılmaları gerekir. Böylece bir bitki kökü; bakterilerin, kayaların, toprağın, suyun olduğu yeraltı labirentlerinde gezinirken avlanan bir fareden daha az ustalık gerektiren bir iş yapıyor değildir. En temel yaşam aktivitelerini gerçekleştirirken bir yandan da kuraklığın, otçul böcek istilasının farkında olmaları gerekir. Örneğin kendi yaşamlarını tehdit eden böceklere karşı avcı yırtıcıları davet eden biyokimyasallar salgılayıp düşmanlarını yok ederler. Çiçek açmak için en iyi zamanın hesaplanmasında günün uzunluğu, hava sıcaklığı, dengeli çevresel faktörler gibi yirmi kadar değişkenin en az bir ay boyunca karşılaştırılması gerekir. Yani bitkiler çevreleriyle ilgili mümkün olduğunca çok bilgi toplar, değişimlere karşı son derece uygun hareket ederler. Eğer bilinç tanımınız bilgi sahibi olabilmek ise bitkiler tam olarak bu tanıma uyarlar. Elbette ki bilgi almaya yarayan gözlere, kulaklara sahip değillerdir fakat bu yapılara eşdeğer hatta bazen daha fonksiyonel ve üst düzey olan sistemlere sahiptirler. Işığa duyarlı reseptör hücreler gibi. Sürekli değişen dünyaya dair aldıkları bilgi bitkiler için hayati önem taşır. Aslında çevre ve dünya ile uyumlu olarak değişiyorlar, mevsimsel olarak büyüme hızları, kışın yaşamsal fonksiyonlarını minimuma indirgemeleri gibi.
Öyleyse bitkilerin yaşadıkları çevreye karşı son derece duyarlı oldukları, pek çok bilgiyi alıp yaşamsal faaliyetlerini ona göre düzenledikleri söylenebilir. Bütün bu özellikler göz ardı edilmeden bitkilerin ne olduğu üzerine yeniden düşünülmelidir. Bitkiler son derece gevşek bir şekilde bütünün içinde muazzam bir parçayı temsil ederler. Manolya kökünden aldığınız bir parçanın bağımsız olarak hayatta kalıp, büyüyüp yeni bir bitki olabilmesi gibi. Bitkilerde benlik hissinin/duygusunun aynı şekilde dağınık olması muhtemeldir. Zira bitkinin tehlikeye maruz kalan kısmı, durumu diğer kısımlara da iletir. Bitkisel entegrasyon, geri bildirim mekanizmaları ve iletişim bitkilerde özbilince dair ipuçları vermektedir. İşin püf noktası biyolojik yapılara dair zihnimizdeki kalıplaşmış yapıları bir kenara bırakmak ve başka türlü de olabileceğini kabul etmektir. Bunu başarabildiğimizde bitki bilincini de anlayabileceğiz.

Bitkiler bilinçli değildir
Toledo Üniversitesinden bitkilerin otçul böcekleri tanıma ve kimyasal savunma mekanizmaları hakkında araştırmalar yapan Profesör Heidi Appel ise bitkilerde bilinç hakkında şunları söylüyor:
Bitkiler yaşadıkları çevrenin farkında olmalarına rağmen bilinçli değillerdir. Bilinç kavramı çevresel farkındalıkla beraber zihinsel ve kişisel farkındalığı da içermektedir. Çevresel farkındalık ve etkileşim bilinç için yeterli değildir. Bitkiler bu konuda bir istisna değildir, tüm yaşam formlarında çevresel farkındalık becerisi görülmektedir. Bitkiler genellikle hafife alınır. Çünkü omurgalıların sahip olduğu özelleşmiş sistemlerden yoksundurlar. Bazıları ‘bitkiler hafızaya sahiptir dolayısıyla bilinçlidirler’ iddiasında bulunur. Halbuki bilginin saklanması ve genetik olarak aktarımı bütün canlılarda görülen bir özelliktir. Hafızaya dair tanımınız bu olguya bakışınızı belirleyecektir. Her ne kadar hafıza anlayışımız öz farkındalıkla bütünleşmiş olsa da hafıza öz farkındalık gerektirmez.
Bitkiler genellikle hafife alınır. Çünkü omurgalıların sahip olduğu özelleşmiş sistemlerden yoksundurlar.
Temel sorun bilinç tanımımız
Paris Diderot Üniversitesinden bitki biyoloğu Dr. François Bouteau bilinç hakkında şunları söylüyor:
Bu konudaki temel sorun bilinci nasıl tanımladığımızdır. Bilinci psikolojik olarak tanımladığımızda yani duygu, varoluş, öznellik, sezgi gibi yönleriyle ele aldığımızda elbette ki bitkilerde bilinçten bahsetmek son derece zordur. Ancak komadaki hastalarla çalışan araştırmacılar şunu bilmektedir ki bilinç hali ya da koma hali şeklinde ikili bir durum söz konusu değildir. Pek çok bilinç durumundan bahsetmek mümkündür. Genel bir tanımla bilinci kendimizi ve çevremizi algılayabilme yeteneği olarak kabul edersek mesele daha da basitleşir. Birçok araştırma bitkilerin çevreyi algıladığını ve etkileşim halinde olduğunu göstermektedir. Bitkilerde öz farkındalık hakkında kesin bir şey söylenemez fakat türdeşlerini/akrabalarını fark edip tanımalarına dair artan kanıtlar da vardır ki bu durum öz farkındalığın lehinde gelişmelerdir. Konuya bir başka yaklaşımsa operasyonel kanıtlardır. Bir insanın bilincini kaybetmesinin en temel yolu ameliyatlardaki anestezi örneğidir. Bu sayede kişi kendisine ve çevresine dair farkındalığını kaybeder. Algıları kapalı hale gelir. Bu tür anestezik maddeler bitkiler üzerinde kullanıldığında benzer sonuçlar görülmüş, hücresel mekanizmaları inhibe olmuş, normal hareketleri engellenmiştir. Bir diğer iddia ise bitkilerin yaralandığında bir takım anestezik maddeler salgıladığıdır. Sonuç olarak dünyadaki tüm canlılar gibi bitkilerin de bir bilinç haline sahip olması muhtemeldir. Zira bu durum çevreye uyum sağlayıp hayatta kalmayı mümkün kılar.

Bitkilerin hafızaları
Entomoloji ve nematoloji profesörü Richard Karban ise bu konuda şu açıklamayı yapıyor:
Bilince dair soruların temelinde bilincin tanımı yatmaktadır. Tanımların çoğu çevreye dair farkındalıkla ilgilidir. Bu tanımdan yola çıkılırsa bitkilerde bilinçten bahsetmek mümkündür. Diğer tanımlar ise birtakım beyin aktivitelerini gerektirmektedir. Bitkilerde beyin veyahut benzer bir merkez olmadığı düşünüldüğünde bilinç mümkün görünmemektedir. Bitkilerin çevresel farkındalığı bilinen bir gerçektir. Pencere önündeki bitkinin ışığa doğru büyümesi gibi. Bu hareket için ışığın yönünü algılamalıdır. Ayrıca bitkiler kendilerinden olanı ve olmayanı ayırt etme becerisine sahiptirler. Yeşil bir rakibin oluşturduğu gölgeyi bile cansız bir nesneden ayırt edebilir ve daha güçlü tepki verir. Bitkiler sadece ışığı değil pek çok çevresel faktörü algılar. Fakat müziği algıladıklarına ve rock yerine klasik müzik tercih ettikleri dair bir veri söz konusu değildir. Bitkiler toprakta besin arar, uygun topraklarda köklerini zenginleştirir, kendisi için yararlı olan mikroorganizmaların çoğalmasını sağlar, zararlı olanları ise yok etmeye çalışır. Bitkiler kendi dokularından veyahut diğer bitki dokularından yayılan kimyasalları tespit ederek hasar, otçul saldırgan gibi faktörlere dair bilgi edinebilirler. Böcek çiftleşmesi, yumurtlaması, çiğneme sesi, tükürüğü gibi faktörlere karşı son derece duyarlıdırlar. Zarar gören bitkiler bunu hafızalarına kaydeder, bir sonraki karşılaşmada daha hızlı tepki verirler. Bazı örneklerde hafızadaki bu deneyimin birkaç nesil boyunca devam ettiği görülür.
Böcek çiftleşmesi, yumurtlaması, çiğneme sesi, tükürüğü gibi faktörlere karşı son derece duyarlıdırlar. Zarar gören bitkiler bunu hafızalarına kaydeder, bir sonraki karşılaşmada daha hızlı tepki verirler.
Bitkiler çevrelerinin farkında
Tel Aviv Üniversitesinden Danny Chamovitz ise bu konuda şunları söylüyor:
Bitkiler elbette ki görsel ve kokusal olarak çevrelerinin farkındadır. Dokunmayı, aşağıyı, yukarıyı fark edebilirler. Fakat bütün bu özellikler onların bilinçli olduğu anlamına gelmez. Bitkiler çevrelerinin farkındadırlar. Ancak bu özellik hayatta kalabilmek için bütün organizmalarda mevcuttur. Bakteriler bile hayatta kalabilmek için uygun ortamı bulmak zorundadır. Çevresel farkındalık insana özgü bir şey değildir. Bu durum elbette ki zekâ ile de ilgilidir. Bitkiler son derece karmaşık bir yapıya sahiptir. Bu onları zeki yapar mı? Zekânın ne olduğunu tanımlayabilir miyiz peki? İnsanlarda bile zekânın ne olduğu hakkında tam bir fikir birliğine ulaşılamamıştır.
Bitkiler son derece karmaşık bir yapıya sahiptir. Bu onları zeki yapar mı?
Sonuç olarak anlaşılıyor ki bitkiler son iki milyar yıldır hayvanlardan son derece farklı şekilde evrimleşmiş kompleks varlıklardır. Onları antropomorfize ederek anlamaya çalışmak bir hata olur. Bitkilerin ne beyinleri ne de sinir sistemleri vardır fakat kökleri, dalları, çiçekleriyle çevreden gelen sinyalleri alır, ışık, böcek, sıcaklık gibi faktörleri hesap ederler. Bütün bu verileri beyinleri olmadan birleştirerek çevreleriyle son derece uyumlu bir organizma haline gelirler. Bu durum beynin bilinçte ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor. Yani bitkilerinizi suçluluk duymadan yiyebilirsiniz.
Kaynak: https://gizmodo.com/are-plants-conscious-1826365668 (Son erişim tarihi: 02.10.2023)

