Beynimiz bu kadar fazla kötü haberi kaldırmaya uygun değil. Uzmanlara göre bu problemleri göz ardı etmek ise bir çözüm değil.
Ali Jasemi
Çeviri: Çelebi Yıldırım
GazeteBilim Yazı İşleri
Dünya popülasyonunun %40’ı güncel haberlerden kaçınıyor. Bir psikoloğa göre sebebi şu: Çoğu güncel sohbetlerimde insanlar sabahları telefonlarını kontrol etmeyi bıraktığını söyledi. Bunun sebebi hiçbir şey olmaması değil, çok fazla şeyin olması. Bu duyguyu, ardı ardına gelen kötü haberler şelalesinin altında kalmak olarak tanımlıyorlar.
Bu deneyim kesinlikle tekil bir olay değil. Reuters Institute 2025 Dijital Haber Raporuna göre, Kanadalıların %69’u sıklıkla haberleri göz ardı ediyor.
Dünya çapında, popülasyonun %40’ı en azından bazen ya da sıklıkla aynı şekilde davranıyor, bu şimdiye kadar kaydedilen en yüksek rakam. İnsanlar bu durum için; haberlerin onları kötü bir moda sokması, bunalmış ve harekete geçmek için güçsüz hissetmeleri gibi belli başlı sebepler sundular
Sosyal gelişim ve psikolojik iyilik haline odaklı gelişimsel psikoloji alanında çalışan bir araştırmacı olarak haber yorgunluğunun tembellik, güçsüzlük ya da nesilsel bir düşüş olmadığını savunuyorum. Bu, insan beyninin, asla karşılaşmak üzere tasarlanmadığı bir ortamla karşılaşmasının öngörülebilir tepkisidir.
Akıllı telefonlardan hatta baskı makinesinden bile önce, Bilişsel yapımız tek bir sorun tarafından şekillendirildi: tekrar üretecek kadar hayatta kalmak. örneğin, çimenlerin hışırtısını duymayan atalarımızın, durup bakıp dinleyenlere göre daha az torunu oldu. Tehlikelere odaklanan beyin hayatta kalan beyindi.
Bu, psikologların olumsuzluk önyargısı olarak adlandırdığı ve bilişsel bilimde en çok tekrarlanan bulgulardan biri olan şeyin temelidir. On yıllarca süren araştırmalarda, insan zihninin olumsuz bilgileri olumlu bilgilere göre daha fazla önemsediği, bunlara daha hızlı dikkat ettiği ve daha uzun süre hatırladığı gösterilmiştir.
Yakındaki bir yırtıcı hayvan, güzel bir gün batımından daha önemliydi. Gerçek bir tehdidi gözden kaçırmanın bedeli ölümken, aşırı tepki vermenin bedeli birkaç dakika boşa harcanan tetikte olma haliydi. Bu asimetri, bu önyargıyı uyarlanabilir kılıyordu.
İşte problem de şu: İnsan beyni o zamanlardan beri değişmedi. Bizler, bin yıllar öncesinde olduğumuz türün aynıyız. Değişen şey beynin tehditleri taraması gereken dünyanın büyüklüğü.
İnsanlık tarihinin büyük bölümünde, sinir sistemimizin işlediği tehditler yereldi. Komşu bir kabile. Kuraklık. Tanıdığımız bir çocuğun hastalığı. Uzak yerlerden gelen bilgiler neredeyse hiç ulaşmazdı ve ulaşsa bile çoğunlukla alakasızdı.
2026’da aynı sinir sisteminden, öğle yemeğinden önce bir bölgedeki savaşı, başka bir bölgedeki mali şoku, üçüncü bir bölgedeki iklim felaketini ve dördüncü bir bölgedeki şiddet olayını absorbe etmesi isteniyor.
Nature Human Behaviour adlı bilimsel dergide yayınlanan bir çalışma, yaklaşık altı milyon kez görüntülenen 105.000’den fazla gerçek haber başlığını inceledi. Her ek olumsuz kelime tıklama oranlarını artırırken, olumlu kelimelerin tam tersi bir etkisi oldu.
Son çalışmalar Dünya çapındaki insanların negatif haberlere, pozitif haberlere göre büyük ölçüde daha güçlü bir psikolojik yanıt gösterdiğini savunuyor. Vücut, zihin tehdidin önemli olup olmadığına karar vermeden önce tepki veriyor.
Bazı araştırmacılar, bu durumda yaşananları açıklamak için “Sorunlu Haber Tüketimi (PNC)” adı verilen klinik bir çerçeve ortaya koymuştur; bu, haberlerle etkileşimde takıntıya, düzensizliğe ve günlük işlevselliğin bozulmasına yol açan bir durumdur. Araştırmacılar, 2022 yılında yaptıkları çalışmada, Amerikalı yetişkinlerin %17’sinin ciddi düzeyde PNC’ye sahip olduğunu bulmuşlardır. Bu grupta, %61’i kendilerini oldukça sık veya çok sık kötü hissettiklerini bildirirken, bu oran PNC’ye sahip olmayanlarda %6’dır.
Azınlık topluluklar için haber yorgunluğu daha da önemli sonuçlar doğurabilir.
Kendi gruplarımıza yönelik zararlara tekrar tekrar tanık olmak, doğrudan hedef olmasak bile, aynı gruba mensup kişiler üzerinde önemli bir psikolojik etkiye sahip olabilir. Göçmenler gibi ırksallaştırılmış topluluklar için bilişsel yük daha da ağır olabilir ve haberler kendi ülkeleriyle ilgili olduğunda izlemeyi bırakma seçeneğini kullanmak çok daha zordur.
Haber yorgunluğuna çözüm nedir? Cevap, kaçınmak değil. Demokrasi, bilgili vatandaşlara bağlıdır.
Birçok yetişkin, yanıltıcı bilgilerin yayılmasını büyük bir stres kaynağı olarak gösteriyor. Doğru ve güvenilir bilgilerden uzaklaşmak sorunu daha da derinleştirir. Kötü haberlere daha fazla dikkat etmeye programlıyız ve bu tür içerikler bir şekilde bize ulaşacaktır.
Çözüm, tüketimi ve kaynakları yönetmektir.
Haber yorgunluğunu yönetmeye ve ruh sağlığını korumaya yardımcı olabilecek çeşitli yaklaşımlar vardır. Haber tüketimini belirli zaman dilimleriyle sınırlamak, bunalmışlık hissini azaltır. Miktar yerine derinliği tercih etmek de önemlidir: dikkatlice hazırlanmış uzun bir makale, Instagram’daki rastgele, güvenilmez ve duygusal yüklü gönderilerden daha iyi bilgi verecektir.
Bilgi ve eylem arasında ayrım yapmak da önemlidir; algılanan kontrol ve stres üzerine yapılan araştırmalar, farkındalık ve eylem arasındaki farkın psikolojik sıkıntının en güçlü belirleyicilerinden biri olduğunu sürekli olarak göstermektedir. Haberlerde okuduklarınızla ilgili olarak, ne kadar küçük olursa olsun, gerçekten ne yapabileceğinizi belirlemek, bu tepkiyi düzenler.
Son olarak, kasıtlı olarak kışkırtıcı mesajlar veya sosyal medya platformlarında olumsuz tepkiler uyandırarak etkileşimi artırmak için tasarlanmış içerikler olan “rage bait”e karşı dikkatli olun. Bazı içerik oluşturucuların gerçeği yansıtmak yerine kışkırtma amacı güttüğünü fark etmek, faydalı bir bilişsel mesafe yaratır.
Haberler daha az “ağır” hale gelmeyecek. Ancak haberlerle olan ilişkimiz daha bilinçli hale gelebilir. Beyinlerimiz bu ölçekteki girdiye göre tasarlanmamıştır. Ancak, uyum sağlamayı öğrenmek üzere tasarlanmıştır.
Kaynakça:

