Yüzyıllardır Anadolu mitolojisinin ve halk şarkılarının kahramanı olagelmiştir, Telli Turna. Sevgiliye duyulan hasretin, telli duvaklı bir gelinin ya da Anadolu’nun zarif bir göçmen kuşunun sembolüdür. Onu görmek, bir masal kahramanıyla tanışmak gibidir. İnsanda heyecan ve merak uyandırır.
Meriç KAYALIK
Bilimsel adı Anthropoides virgo olan Telli Turna, turnagiller (Gruidae) familyasının en küçük üyesidir. Kanat açıklığı 155 ila 180 santimetre, boyu 85 ila 100 santimetre, ağırlığı ise iki ila üç kilogram arasındadır. Tamamen göçmen olan bu tür, Afrika ve Güney Asya’da kışlar ve Orta Asya’dan Karadeniz’e kadar geniş bir alanda ürer. Türkiye’de ise Amasya, Kastamonu, Ankara, Hakkari, Muş, Van, Aksaray ve Mersin gibi illerde gözlemlenebilir. Kış aylarında güneye, ilkbahar ve yaz aylarında ise kuzeye gruplar halinde göç ederler. Kuzeyden güneye göçleri temmuz ayında başlar ve ekim başına kadar sürer. [1][2]
Telli turnalar yaşam boyu tek eşli çift bağları kurarlar. Yuva genellikle çim ve tarım arazilerindeki çakılların üzerine, bir su kaynağına yakın mesafede, bitki örtüsünün az olduğu yerlere yapılır. Kuluçka süresi 28 ila 36 gün arasında değişir. Dişi genellikle başroldedir, ancak her iki ebeveyn de kuluçkaya yatar. Dişiler iki ila dört yumurta bırakır. Yavrular, sekiz ila on ay içinde ebeveynlerinden bağımsız hale gelir. Ortalama ömürleri 27 yıldır. [2]
Omnivor olan Telli Turna’lar böcekler, yumuşakçalar, küçük memeliler, kuşlar, sürüngenler ve kemirgenler gibi hayvanlarla birlikte yapraklar, tohumlar, meyveler, meşe palamudu, kuruyemiş ve atık tahıllarla da beslenirler. [2]
Telli Turna, Anadolu’da haber getiren bir figür, bir iyilik sembolü, güzel bir kızın temsili, gurbetin sesi, sevgiliye özlemin ifadesidir.
Ben küçüklüğümden beri göçmen kuşların her ilkbaharda Anadolu’ya gelişiyle sevinir, sonbaharda ise hüzünlenirim. Onlar, güzel bir tatilin ya da baharın habercisi gibidir. Günümüz teknolojisi sayesinde bu kuşların başka ülkelere gittiğini ilkokul yıllarımızdan itibaren öğreniyoruz. Ancak, yüz yıllar öncesinde ulaşımın ve iletişimin çok kısıtlı olduğu dönemlerde, insanların bu göçlere yüklediği anlamlar çok daha farklıydı: Daha mitolojik, daha hikâyesel, daha derin…
Telli Turna, Anadolu’da haber getiren bir figür, bir iyilik sembolü, güzel bir kızın temsili, gurbetin sesi, sevgiliye özlemin ifadesidir. Bu yüzden pek çok halk türküsünde adı geçer, birçok hikâyede kendisine yer bulur. Sevgiliye ulaşmanın bir yolu olarak görülür, hasret onunla giderilir. Anadolu, Orta Asya ve Hindistan’da ise bu sembolizm daha da derinleşmiş; Telli Turna, ermişlerin ölümünden sonra geçirdiği bir dönüşüm, yani bir tür metamorfoz olarak yorumlanmıştır. Göçleri, ruhların başka bir dünyaya yaptığı yolculuk olarak kabul edilmiş, doğa döngüsünün dinsel bir yansıması hâline gelmiştir. Bu nedenle, bu kuş hem kültürel hem manevi açıdan çok güçlü bir simgeye dönüşmüştür. Yani onu diğer kuşlardan ayıran şey, sadece fiziki güzelliği değil, binlerce yıl boyunca kendisine atfedilen bu anlamlardır.
Ancak günümüzde, doğal alanların tarım arazilerine dönüştürülmesi, sulak alanların kuruması gibi nedenlerle birçok kuş türü gibi Telli Turnalar da yaşam alanlarını kaybetmekte. Bu durum, onların Türkiye’deki üreme sayılarını tehlikeli biçimde azaltıyor. [3]
İşte bu yüzden, Telli Turna’ya Türkiye sınırları içinde tanıklık etmek, onları gözlemlemek ve fotoğraflamak çok özel ve önemli bir deneyim. Temmuz 2025’te, biri Diyarbakır’dan biri İstanbul’dan gelen arkadaşlarımla birlikte Merzifon’da bulunan Fransız Göleti’nde Telli Turna’yı görmek için yola çıktık. Güneşin ilk ışıklarıyla göl alanına vardık ve gözlemimize başladık. Ancak sabah saatlerinde sulak alanda sucul türlere rastlasak da Telli Turna’ya dair bir iz bulamadık.
Günün ilerleyen saatlerinde, İstanbul’dan gelen arkadaşımızı otogardan aldıktan sonra tekrar alana döndüğümüzde, bu kez beklediğimiz çift oradaydı! Onları en az rahatsız edecek şekilde çeşitli açılardan gözlemledik ve fotoğrafladık. O an yaşadığımız sevinç tarif edilemezdi. [4] Çevredeki çiftçilerden bazıları kuşu tanıyor ve daha önce gözlemcilerin geldiğini hatırlıyordu. Bizi görünce durup selam verdiler, sohbet ettik. Bu tanıklık, sadece doğaya değil, kültürün sürekliliğine de bir katkıydı.
Ancak günümüzde, doğal alanların tarım arazilerine dönüştürülmesi, sulak alanların kuruması gibi nedenlerle birçok kuş türü gibi Telli Turnalar da yaşam alanlarını kaybetmekte.
Telli Turna, Anadolu’nun kültürel çeşitliliğinin temellerindendir. Onun kaybı, kültürümüzden renklerimizden bir tanesinin daha erezyonu ve yok oluşu demek. Yalnızca bir türün yok olması değil, bu toprakların hafızasından bir rengin silinmesidir. Kuş gözlemciliği yalniz kuşlara değil tüm doğaya veya belki bir kültüre tanık olmak, gözlerinle o anı yaşamak ve bu hissinin bizlere verdiği bir mutluluktur. Gözlerimizle tanıklık ettiğimiz her an, bizi bu topraklara daha fazla bağlar.
Instagram adres: @merickayalik


Kaynakça:
[1] https://tr.wikipedia.org/wiki/Telli_turna
[2] https://web.archive.org/web/20230416151109/https://www.ornito.org/Bird/Detail/452
[3] https://web.archive.org/web/20150526032506/http://www.mus.gov.tr/telli-turna-mus
Ebird gözlem kaydı:

