Eğer siz de etrafınızdaki nesnelerde yüzünü buruşturmuş bir elma, kaşlarını çatmış bir ev ya da şaşırmış bir bowling topu gibi yüzler görmeye eğilimliyseniz yalnız değilsiniz.
Çeviren: Gizem Özkabak
‘Yüz pareidolia’ – günlük kullanılan nesnelerde yüzler görme olgusu- beynimizin nöral ağlarla nasıl örüldüğünü ortaya koyan, tamamen insani bir durumdur. UNSW Sydney’de yapılan bir araştırma, beynin “yalancı/fake” yüzleri işleme için kullandığı görsel mekanizmalar ile “gerçek/real” yüzleri işlemlemek için kullandığı mekanizmaların aynı olduğunu gösterdi.
Psychological Science adlı dergide yayımlanan bir yazıda, Dr. Colin Palmer günlük eşyalarda yüzler görmenin oldukça yaygın olduğunu belirtirken; bu durumun birçok internet sitesinde ve sosyal medyada oluşturulan paylaşımların konusu haline geldiğine dikkat çekti. “Flickr ve Reddit gibi birçok internet sitesi dünyanın birçok ülkesinden gönderilen yalancı yüzlerle dolup taşıyor.”
“Bu objelerin yüze benzemelerinin yanı sıra göze çarpan bir başka özelliği ise neredeyse kişilik ya da sosyal bir anlam iletebiliyor oluşlarıdır. Örneğin, evin camları (size) bir çift gözün sizi izlediği izlenimini verebilir ya da kızgın bir biberin size baktığını düşündürebilir.”

Peki ya yüz pareidoliaya ne sebep oluyor? Dr. Palmer’a göre, bu soruyu yanıtlamamız için yüz algımızı etkileyen, belirleyen ve işleyen süreçlere bakmalıyız. İnsan yüzleri birbirinden biraz farklı görünse de gözlerin ve ağzın uzamsal konumları gibi ortak noktalara sahiptir.

“İnsan yüzünü tanımlayan bu basit özellikler örüntüsü, beynimizin özellikle odaklandığı ve muhtemelen dikkatimizi ‘yüzü olan’ objelere çekmemize sebep olan ana unsurdur.”
Fakat yüz algısı yalnızca bir yüzün varlığını fark etmek demek değildir, aynı zamanda bu yüzün sahibinin kim olduğunu tanımalı ve yüzündeki bilgiyi okumalıyız: Bu kişi bize dikkatini veriyor mu? Mutlu mu? Üzgün mü?

Yukarıda da örneklendirildiği gibi bu süreç, gördüğümüz şeyleri işleyerek bilgi elde etmede özelleşmiş beyin bölgelerinde gerçekleşiyor. Araştırmacılar, önemli sosyal bilgilerin bir başkasının yüzüne bakılarak, ediniminde aktive olan bölgelerin aynı şekilde yüz pareidolia deneyiminde de aktive olup olamadığını “duyusal adaptasyon” yöntemi ile test etti. Duyusal adaptasyon, bir kişinin biraz önce görmüş olduğu şeyle algısının etkilenmesi yani bir çeşit görsel illüzyondur.
Dr. Palmer görsel illüzyonu şu şekilde örneklendiriyor: “Size, eğer tekrar tekrar solunuza doğru bakan yüzlerin olduğu resimleri gösterirsek algınız zamanla değişecek ve size resimler sizin sağınıza bakıyormuş gibi hissettirecek.”
“Bu durum, bakış yönünü algılama aşamasına dâhil olan beyin hücrelerinin, tek bir yöne bakan yüzlere sürekli olarak maruz kaldıklarında duyarlılıklarını değiştirerek bir tür kanıksama süreci geçirdiğini yansıtıyor.”
“Sürekli olarak sola doğru bakan pareidola/yüzü olan nesnelere maruz kalırsanız, direkt olarak size bakan bir insan yüzü gördüğünüzde sağa doğru baktığını düşüneceksiniz. Algıda değişim olarak adlandırılan bu durum önceki çalışmalarda da gözlemlendi.”
“Sürekli olarak belirli bir yöne bakan pareidola/yüzü olan nesnelere maruz kalırsanız (örneğin, sola bakıyor gibi görünen nesneler) insan yüzlerinin nereye baktığı yönündeki algınızı değiştirecektir.”
“Bu durum, yüz pareidoliası deneyimlerken aktive olan nöral mekanizmaların insan yüzlerine bakarken de aktive olan mekanizmalarla aynı olduğunu kanıtlıyor.” Araştırmacılar, buradan çıkarılacak sonucu şu şekilde açıklıyor: “Eğer yüzü olan bir nesnenin size baktığını hissediyor ya da bir duyguyu ilettiğini düşünüyorsanız, bu durum muhtemelen insan yüzündeki bilgileri okumada kullanılan nöral mekanizmaların aktivasyonundan kaynaklanıyor olabilir.”
“Sonuç olarak, yüzü olan nesnelerin bir tür görsel illüzyon olduğunu düşünüyoruz. Nesnenin bir zihni olmadığını hepimiz biliyoruz fakat yine de görmeye devam ediyoruz. Yüzü olan nesneleri gördüğünde aktive olan görsel sistem mekanizmalarımızdan dolayı ‘bakışın yönü’ gibi zihinsel özellikleri olduğunu düşünüyoruz.”
Evrimsel avantaj
Dr. Palmer’a göre, maymunlarda da gözlemlenen bu olgu, bize primatlardan miras kalan bir beyin fonksiyonu ve evrim sürecimizin bir ürünü.
“Beynimiz, sosyal etkileşimimizi kolaylaştırmak için evrimleşti ve bu durum etrafımızdaki dünyayı görme şeklimizi etkiliyor. Yüzleri tespit etmede oldukça iyi ve etkili olmak sosyal hayatımızda olduğu gibi avcıları fark etmemiz için de önemli olan evrimsel bir avantajdır. Yani, eğer yüzleri tespit etmede çok iyi olana kadar evrimleştiyseniz, bu durum yüzü olan nesneler görmeniz gibi yalancı pozitif reaksiyonlar vermenize sebep olabilir. Yine de yüzleri algılamada fazlasıyla duyarlı bir sisteme sahip olmak, yeterince duyarlı olmayan bir sisteme sahip olmaktan çok daha iyidir.”

Bu çalışma, beynimizin yüzleri işlemleme yolunu doğrulamanın yanında yüz algılamaya dayalı bilişsel hastalıklar anlayışımıza yönelik yeni sorular sormamıza sebep olabilir.
“Dr. Palmer’a göre, yüz körlüğü (yüzleri tanıyamama), otizm spektrumu (ruhsal durum gibi yüzdeki bilgiyi okuyamama) gibi durumlar düşünüldüğünde yüz algısını anlamak önemli bir durumdur. Bu tarz bir araştırmanın uzun dönemli hedefi, yüzü algılayabilmedeki zorlukların günlük sosyal fonksiyonlarda ne gibi sorunlar meydana getireceğini anlamaktır.”
Bir sonraki araştırmada, araştırmacılar, bir başkasının yüzünden sosyal bilgiyi okumada kullanılan özel beyin mekanizmalarını ve bu mekanizmaların farklı kişilerde farklı şekillerde çalışıp çalışamayacağını araştırmayı planlıyorlar.

