İnsan yani taksonomik adıyla Homo sapiens, günümüzden yaklaşık iki buçuk milyon yıl önce ilk arkaik (antik) atalarının ortaya çıkışıyla, tür olarak evrimini incelemeye başladığımız, bilişsel kapasitesini hiçbir türün yakalayamadığı, popülasyon olarak da bütün dünyaya yayılmış türdür. İki milyon yıllık süreç içinde beyin kapasitesinin, vücut büyüklüğünün, duruş şeklinin, sosyal alışkanlıklarının, kabiliyetlerinin evrimi türümüz ve tarihimiz açısından bize çok şey söylemektedir.
Yazan: Emine Akcaoğlu
İnsan yani taksonomik adıyla Homo sapiens, günümüzden yaklaşık iki buçuk milyon yıl önce ilk arkaik (antik) atalarının ortaya çıkışıyla, tür olarak evrimini incelemeye başladığımız, bilişsel kapasitesini hiçbir türün yakalayamadığı, popülasyon olarak da bütün dünyaya yayılmış türdür. İki milyon yıllık süreç içinde beyin kapasitesinin, vücut büyüklüğünün, duruş şeklinin, sosyal alışkanlıklarının, kabiliyetlerinin evrimi türümüz ve tarihimiz açısından bize çok şey söylemektedir.

Bu faktörlerden belki de en önemlisi alet kullanımını geliştirmemizdir. Alet kullanımı insanı insan yapan üç faktörden biri olmasıyla birlikte (diğer ikisi Homo cinsine ait olmak ve de bipedealizm yani iki ayak üzeri yaşama uyum sağlamaktır) ucu bucağı olmayan teknolojinin evrimine de bir başlangıçtır.
Taş aletleri birbirine vurarak geliştirdiğimiz ilk aletler Oldowan alet kültürünü oluşturur. Bu alet kültürünü ilk tanımlayan bilim insanı Louis Leakey, bu tanıma belgelediği ilk yer olan Afrika’nın Tanzanya kentindeki ünlü Olduvai Gorge Bölgesi’nin adını vermiştir. Oldowan alet yapımının ilk tarihlendirilmeleri 2,5 milyon yıl öncesine dayanır. Bu dönem kimi uzmanlarca türümüzün, Homo habilis ile başlangıcı ve çeşitlenmesiyle tanınabilir. Homo habilis, kelime anlamı olarak becerikli insan demektir fakat güncel bilgilerimizle taş alet yapımının Homo habilisten çok daha eski olduğunu bilmekteyiz. Hâlâ hararetli tartışmları devam eden bir konu olsa da bulgular en eski Oldowan aletlerinin üreticilerinin Australopithecuslara ait olduğunu göstermektedir.
Oldowan taş alet döneminde Homo cinsinin tekniklerinin merkezinde volkanik taşlar ve kuvarsitler gibi parçalanabilir kayalar vardır. Buradan yola çıkılarak yaygın bulunan taşlardan ziyade volkanik taşlara olan bilinçli bir hammadde seçimi gözlemlenmiştir.
Alet yapımı avcılığın önünü açmıştır, o döneme kadar daha çok toplayıcılık ile hayatta kalan Homo cinsi ilk keskin taş aletlerin yapılmasıyla ilkel avcılığa başlamıştır. İlkel avcılık, birbirine vurularak kırılmış ve bu şekilde sivrilmiş taşların ağaç dallarının ucuna iliştirilmesine ve fırlatılmasına dayanır.
Oldowan taş alet dönemi incelendikçe ilk atalarımızın bilişsellikleri hakkında da çarpıcı sonuçlar ortaya çıkmıştır. Oldowan taş alet döneminde Homo cinsinin tekniklerinin merkezinde volkanik taşlar ve kuvarsitler gibi parçalanabilir kayalar vardır. Buradan yola çıkılarak yaygın bulunan taşlardan ziyade volkanik taşlara olan bilinçli bir hammadde seçimi gözlemlenmiştir. Bu hominid tercihi alet üretimi için planlama yeteneğini göstermektedir. 2,5 milyon yıl öncesinin bilişsel kapasitesini düşünecek olursak bu gelişimin ne derece mühim olduğunu daha iyi anlayabiliriz. Bugünün bakış açısından kaba olsa da bu aletler atalarımıza muazzam bir evrimsel avantaj sağladı. Bu evrimsel avantaj ile yeni yiyecek kaynaklarına erişim sağladılar, ahşap ve kemik gibi diğer hammaddeleri işleyebildiler.

Oldowan alet kültürünü takip eden bir sonraki dönem Aşölyen alet yapımı dönemidir. İlk olarak 19. yüzyılda Gabriel de Mortillet tarafından tanımlanan ve adını Fransa’nın Saint-Acheul kasabasındaki saha çalışmalarından alan Aşölyen alet yapımı, iki yüzlü el baltaları şeklinde tasvir edilen aletleri içerir. Bu el baltaları armut biçimli, damla biçimli veya yuvarlak hatlıdır; genellikle 12–20 cm uzunluğundadır ve her bir tarafın yüzeyinin en azından bir kısmı pullanmıştır (bifasiyal). Oldowan alet yapımıyla Aşölyen alet yapımı arasında boyut ve işçilik kalitesi bakımından önemli farklılıklar vardır. Asölyen alet yapımı Homo erectus ile ilişkilendirilmektedir, başlangıcı da günümüzden 1,5 milyon yıl öncesine tarihlendirilmektedir. Aşölyen, insan evrimi tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır çünkü bu daha sofistike taş alet yapım yönteminin, bilişsel yeteneklerde önemli bir ilerlemeyi temsil ettiği düşünülmektedir. Bu tip alet yapımı planlama, öngörü, malzemeyi anlayabilme ve işleyebilme becerisi gerektirir.
Aşölyen, insan evrimi tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır çünkü bu daha sofistike taş alet yapım yönteminin, bilişsel yeteneklerde önemli bir ilerlemeyi temsil ettiği düşünülmektedir. Bu tip alet yapımı planlama, öngörü, malzemeyi anlayabilme ve işleyebilme becerisi gerektirir.
Araştırmalar, alet yapımının beynin belirli alanlarında (özellikle frontal lob ve motor korteks) değişiklikler yarattığını göstermektedir. Bu alanlar, karar verme ve motor kontrol ile ilişkilidir. Aşölyen alet yapımı dönemini izleyen bir sonraki dönem Mousteriyen alet yapımı dönemidir, bu dönem orta ve alt paleotik döneme denk düşer. Yani Neandartallerin kültürlerinin yükselişine ve düşüşüne şahitlik eder. Neandartal egemenliğinden, modern insanın yükselişine bu geçiş, Orta Paleolitik dönemi hem teknolojik hem de kültürel yenilik açısından Hominid evriminde kritik bir dönem olarak karşımıza çıkar.

Mousteriyen dönemi, 300 bin yıl öncesine tarihlenmiş bir dönemdir. Mousteriyen alet yapımı, önceki iki dönemden daha yüksek kognitif beceriler talep eder. Mousteriyen aletleri, Levallois tekniği olarak bilinen gelişmiş bir taş işleme yöntemiyle üretilmiştir. Bu teknik, bir taş çekirdekten özenle şekillendirilmiş pulların çıkarılmasına dayanır ve daha ince, işlevsel aletler üretmeye olanak tanır. Bu aletlerin üretimi ve kullanımı, sosyal öğrenmeyi ve bilgi aktarımını gerektirir, bu da yine ve daha gelişmiş bilişsel yeteneklere işaret eder.
Birbirinden keskin sınırlarla ayrılmayan bu dönemler teknolojik evrimin ilk basamaklarıdır. İlk alet kullanımları insanın doğa üzerindeki hakimiyetinin ilk adımıydı, şimdi ise insanın kendi zekasını araçsallaştırdığına şahitlik ediyoruz. Son teknolojilerimizden yapay zekâ da ilk alet kullanımları gibi bilişsel bir devrim niteliği taşıyor. Hatta yapay zekanın da alet yapımının evriminde bir basamak olduğunu iddia edebiliriz. Bu bağlamda iki gelişim döneminin de insanın kendi evrimine yön vermesi hususunda ortaklığını görmek mümkündür.
Yapay zekâ ve alet kullanımı adaptasyon, inovasyon, bilgi işleme ve öğrenme bakımından benzerlikler taşırlar. İnsanlar doğaya uyum sağlayabilmek için aletleri yaparken yapay zekâ sistemleri de büyük verilerle daha karmaşık durumlara adapte olabilmektedir.
Yapay zekâ ve alet kullanımı adaptasyon, inovasyon, bilgi işleme ve öğrenme bakımından benzerlikler taşırlar. İnsanlar doğaya uyum sağlayabilmek için aletleri yaparken yapay zekâ sistemleri de büyük verilerle daha karmaşık durumlara adapte olabilmektedir. Alet yapımı ve kullanımı insan yaratıcılığının ilk örneklerindendir bu da inovatif çerçeveden incelenebilir. Benzer şekilde yapay zekâ sistemleri yeni sorunlar ya da sorular için farklı ve yeni çözümler üretebilirler. Bilgi ve öğrenme konusuna gelirsek insanlar alet yapımını nesiller boyunca aktardılar ve bir kültür inşa ettiler, öğrendiler ve öğrettiler. Aynı şekilde günümüzde yapay zekâ sistemleri insanlar tarafından oluşturulan ve kaydedilen bilgileri yorumlayarak ve bellekte tutarak farklı veriler üretebilirler.

Evrimsel algoritmaları verileri yorumlamaya optimize eden yapay zekâ programları uzmanlar tarafından geliştirilmeye devam ediyor. Evrimsel algoritmalar doğal seçilim ve diğer evrim dinamiklerini baz alarak geliştirilmiş makine öğrenimi ve yapay zekâ teknikleridir. Bu algoritmalar, genetik gelişmeleri veya hayvan davranışlarını taklit ederek, bilinmeyen problemlerde çözüm bulmayı hedefler. Genellikle nesiller boyunca optimizasyon süreçleri uygularlar. Yani genel yapay zekâ dinamikleri bile evrimsel sürece bu kadar benzerken özel olarak evrim dinamiklerini kullanan yapay zeka programları da vardır. Evrim teorisi yalnızca doğa bilimlerini aydınlatıp yön vermekle kalmayıp diğer birçok bilime yaptığı katkıyı bilgisayar ve veri bilimine de yapmaktadır.
Bütün bunlar ışığında diyebiliriz ki ilk taş alet yapımından yapay zekayı eğitmeye uzanan insanın bilişsel serüveni hızla gelişmeye devam edecektir. Kim bilir bundan sonraki yüzyıllarda bizi daha nice bilişsel devrimler beklemektedir!
Kaynakça
https://www.bradshawfoundation.com/origins/stone_tools.php
https://anthromuseum.missouri.edu/e-exhibits/oldowan-and-acheulean-stone-tools

